Bugun...



Bu Son Kavga / Mike Davis

Ufukta hızla yaklaşan karanlık dönemde insanlık hayatta kalmak için kapitalizmi bir tehdit olarak görecektir. Savcı olarak dört suçlama yöneltecek: Birincisi, bir dünya sistemi olarak insanlığın çoğunluğu için gelir ve sosyal gelecek üretemediğini; ikinci olarak, ekonomiyi karbonsuzlaştıramadığını ya da yoksul toplumları küresel ısınmanın aşırı sonuçlarına dayanacak şekilde örgütlemediğini, ki gezegenin bu hale gelmesinde çok az rol oynamışlardır

facebook-paylas
Güncelleme: 15-05-2020 02:56:38 Tarih: 15-05-2020 02:13

Bu Son Kavga / Mike Davis

Bu Son Kavga

Mike Davis

Dayanışma arayışı

 

Ufukta hızla yaklaşan karanlık dönemde insanlık hayatta kalmak için kapitalizmi bir tehdit olarak görecektir. Savcı olarak dört suçlama yöneltecek: Birincisi, bir dünya sistemi olarak insanlığın çoğunluğu için gelir ve sosyal gelecek üretemediğini; ikinci olarak, ekonomiyi karbonsuzlaştıramadığını ya da yoksul toplumları küresel ısınmanın aşırı sonuçlarına dayanacak şekilde örgütlemediğini, ki gezegenin bu hale gelmesinde çok az rol oynamışlardır; üçüncü olarak, gıda güvenliğini veya sürdürülebilir su kaynaklarını garanti edemediğini; dört, devrimci biyolojik gelişmelerin halk sağlığı için kullanılmasını engellediğini iddia edecektir. Bunlar iç içe girmiş krizlerdir, birbirinden ayrılmaz, ve ayrı bağımsız sorunlar olarak değil, karmaşık bir toplam olarak görülmesi gerekir. Daha klasik bir dille açıklamak gerekirse, bugünün finansal kapitalizmi, türümüzün hayatta kalması için gerekli olan üretici güçlerin gelişimini engelleyen bir pranga haline gelmiştir.

 

Avrupa’nın en saygın ekonomistlerinden Michel Aglietta da benzer şekilde düşünüyor. Yakın zamanda, salgınla ilgili resmi söylemlerin çoğunu üç tehlikeli yanlış yönettiğini yazdı. Birincisi, viral tehdide odaklanmak için iklim değişikliğine ve habitat yıkımına karşı harekete geçmemiz gerektiği fikridir. Bu durum, acil hastalık olgusunun iklim değişikliği, endüstriyel  tarım ve hayvancılıkla bağlantılı olduğu göz ardı edilirken, biyolojik çeşitliliğin, özellikle de tropikal ormanların giderek artan yıkımını göz ardı etmektedir. “Son örnekte hastalık ve iklim zamansallıkları farklı olsa bile benzer dinamikler tarafından tahrik ediliyor. Her ikisi de, bilinmeyen bir kırılma noktasında kontrolden çıkabilecek radikal belirsizliklerin etkisiyle gelişen süreçlerdir.” İkinci hata, 2009 yılından bu yana neredeyse kontrolsüz büyüyen iç ve dış borçların mevcut çöküşü potansiyel olarak hızlandıran faktör olduğu gerçeğinin görülmemesi. “Son on yılın en belirgin özelliği, finansal mantığın küreselleşmesidir” diyor. Salgın sonuçta bir mali panik üretecek – nakit için talebi arttıracak – bu da reel ekonomide yatırımsızlığa yol açacaktır, şimdi büyük aşırı kapasite tarafından engelleniyor. Sanayi üretimin zincir halkaları ve ara mal ticareti özellikle savunmasız olduğunu belirtiyor.

 

Ancak en tehlikelisi, küresel bir buhran, bağımsız ve koordinasyonsuz ulusal tepkilerin basit bir toplamıyla önlenebilir olduğunu ileri süren milliyetçi illüzyondur . “Yeşil Küresel Yeni Anlaşma (YKYA) mümkün olan tek gelecektir… Doğaya olan bağımlılığı inkar eden her şeyi ‘piyasa’ fetişizminin emrine veren neoliberal dünya görüşünü ortadan kaldırmalıyız. Piyasalar, toplumsal üretimi kollektif ortak kötülüklere dönüştürüyor. Yeni Anlaşma’da olduğu gibi, Yeşil Küresel Yeni Anlaşma (YKYA), toplumsal alan özel sektör üzerindeki egemenliğini geri istiyor.” YKYA’nın temel dayanakları, sanayiyi yeşil güce dönüştürmek, düşük karbonlu şehirlere yönelmek, habitatları ve sürdürülebilir tarımı geri getirmek muazzam küresel çaba gerektiriyor. Bunu başarmak için, kamu yatırımlarının finansal piyasaların korsan kısa vadeli mantığından ve ‘ufuk trajedisi’nden kurtulması gerekir. “Üretken ekonominin yapısının dönüşümü stratejik planlama gerektirir.”

 

Aglietta’nın neoliberalizm pandora’nın kutusunu açtı söylemi doğrudur – ve sadece YKYA ölçeğinde ortak işbirliği ile gezegen hayatta kalabilir. Yeni çağa siyasi ekoloji merceğinden bakmamız gerektiği yönündeki ısrarını da alkışlayabiliriz. Ama o sorun etrafında edebikelamla daire çizip duruyor önemli olan: ekonomik gücün demokratikleşmesidir. Mevcut acil durum, anti-tröst yasasında daha sert düzenlemeler yapılırsa veya şirket yönetim kurullarına işçilerin söz sahibi olması garanti edilirse var olan sistemin çok ötesine gidebileceğimizi gösteriyor. “Kamusal ekonominin liderliği” için kaçınılmaz önkoşul stratejik sektörlerin: ilaç üretimi, fosil yakıtlar (işçileri yeniden eğitmek ve madenleri kapatmak için), büyük bankalar ve 21. yüzyıldaki yaşamın bağlı olduğu dijital altyapı (geniş bant sistemleri, bulut, arama motorları ve sosyal medya) sosyal mülkiyete dönüşmesidir. Başka bir deyişle devrimci sosyalist projeye yeniden dönmek.

 

‘Devrimci’ diyorum, çünkü OECD bloğunda bile popüler güçler, gözetim devletleriyle ittifak halindeki otoriter popülizmin anti-demokratik baskıcı siyasetiyle giderek daha fazla karşılaşacaktır.  Dünya çapında çaresizler volkan gibi patlayarak sosyal şiddetin farklı biçimlerinin yaygın hale gelmesi muhtemeldir. Bazı durumlarda – örneğin, aşırı milliyetçi hükümetlerin yabancı güçlere veya Hindistan veya Polonya gibi yerel azınlıklara karşı öfkeyi saptırmada başarılı olabilirler – sağcı rejimler açıkça neo-faşist olabilir. Diğer ülkelerde, Meksika gibi, ilerici hükümetler anahtar vaatleri unuttuğunda, siyasi sonuçlar öngörülemeyen bir yöne çekilebilir. Ama Amerika Birleşik Devletleri’nde, hem de Brezilya’da, rüzgarlar sola doğru sert esiyor. Geriye dönüp bakıldığında, tarihçiler, Tramp’ı değil çokkültürlü bir hareketin nasıl aniden sosyalist olduğunu değerlendirecek diye düşünüyorum. 2020’lerde radikalleşmiş sağlık emekçileri (17 milyon) 1930’lardaki otomobil işçilerinin oynadığı aynı rolü oynayabileceğini tahmin ediyorum.

 

Küresel mücadele alanında, yeni bir sol için fırsatlar ve tehlikeler muhtemelen eşit dağılmış durumda. Ancak şu ya da bu ülkede tekil sosyalist zaferler yeni bir enternasyonalizm yokluğunda YKYA yol açmayacaktır. Uluslararası dayanışmanın erozyonu muhtemelen en çok yeni Amerikan solunda belirgindir; Demokratik partinin başkanlık aday seçimlerinde, örneğin, ne Sanders ne de Warren küresel yoksulluk ya da savaş felaketleri hakkında konuşmadı. Bir ‘Yeşil Yeni Anlaşma’ ilerici hareketin savaş bayrağı olmasına rağmen, nadiren yoksul ülkeler için iklim değişikliği adaptasyon fonları veya Orta Doğu’da ABD’nin bitmeyen savaşları sonucunda yoksullaşmış ve dağılmış ülkeler için bir yardım planı kavramsallaştırılmadı. Solun iç sorunlara odaklanması ‘Önce Amerika’ versiyonuna tehlikeli bir şekilde yaklaşmasına neden oluyor.

 

Ancak, güçlü sürdürülebilir kampayaları başlatabilirsek uluslararası dayanışma için yeni olanaklar açabiliriz. Salgın Afrika ve Güney Asya’da yayılırken, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki sosyalistler, yeşil ve inanç hareketleri aşağıdaki talepleri gerçekleştirmek için dini ve insani gruplarla biraraya gelmeli:

 

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirtilen sağlığın evrensel bir hak olduğu ilkesi yeniden gündeme getirilmeli.

 

Afrika ve diğer yoksul bölgelerde milyonlarca insan hastalık ve açlıktan ölmemesi için büyük bir uluslararası yardım kampanyası açabilmeli.

 

Milyarlarca dolar insan ırkının kullanımına açık aşı üretimine ve stoklanmasına yatırıldı. Tüm ülkeler aşı ve anti-viral ilaçları eşit kullanım haklarına sahip olmalıdır. Zengin ülkeler satışları kontrol etmeye yönelik tehlikli planlar hazırlıyorlar.

 

Risk altındaki dünyada, devrimci bir vizyon, temel hümanist değerleri benimseyen herkesle dostluk kurma arayışından başka bir şey değildir. Şu anda, insani dayanışma çağırılarını aralıksız yapma zamanıdır. Tüm büyük devrimciler – Paine, Danton, Garibaldi, Marx, Luxemburg, Lenin, Troçki  ve Che – görevlerini sadece işçi sınıflarının değil, tüm insanlığın kurtuluşu için tasarladıklarını hatırlamalıyız.

 

-İlerici Enternasyonal vebsitesinden alındı.
 
Not; İlerici Enternasyonal’in teorisyenlerinden Mike Davis’in önemli analizler içeren uzun makalesinden son bölümünü tercüme ettik. Enternasyonal’in politik perspektiflerini açıklamada yardımcı olacağına inanıyoruz.

 




Kaynak: Facebook

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 92 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Çeviri Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI