X 20
Bugun...



Bundan sonra ne olacak?

'Bu kriz dijital kapitalizme karşı son direnişi silip, ve insani temastan yoksun bir toplumun gelişinin kostümlü provasına dönüşebilir' Bundan sonra ne olacak? Dünya, 2008’de olduğu gibi, sadece birkaç zengin için mi kurtarılacak Yapın. Hemen şimdi. Bundan sonra ne olacak? Dünya, 2008’de olduğu gibi, sadece birkaç zengin için mi kurtarılacak; dijitalleşme ve gözetim yeni dünya düzeni haline mi gelecek?

facebook-paylas
Tarih: 16-04-2020 02:46

Bundan sonra ne olacak?

'Bu kriz dijital kapitalizme karşı son direnişi silip, ve insani temastan yoksun bir toplumun gelişinin kostümlü provasına dönüşebilir'

 

Bundan sonra ne olacak? Dünya, 2008’de olduğu gibi, sadece birkaç zengin için mi kurtarılacak

Yapın. Hemen şimdi.

Bundan sonra ne olacak? Dünya, 2008’de olduğu gibi, sadece birkaç zengin için mi kurtarılacak; dijitalleşme ve gözetim yeni dünya düzeni haline mi gelecek?

Bu trajedi sona erdiğinde her şey eskiden olduğu gibi mi olacak? Otuz yıl boyunca her yeni kriz dünyanın sağduyuya geri döneceğine, aklını başına devşireceğine, deliliğe son vereceğine dair mantıksız umutlarını yükseltti. Çıkmazları ve tehlikeleri nihayet anlaşılan bir toplumsal siyasi dinamiğin denetim altına alındığını ve ardından da tersine çevrildiğini hayal ettik (1). 1987’nin Kara Pazartesi borsa çöküşünün, denetimden çıkmış özelleştirmeye son vereceğini ve 1997 ve 2007-08 mali krizlerinin, mutlu küreselleşmeyi durduracağını umut ettik. Ama olmadı.

11 Eylül saldırıları ABD’nin kibrinin eleştirilmesine ve “Neden bizden nefret ediyorlar?” gibi saçma sorulara neden oldu. Bunlar da uzun sürmedi. Tek başına fikirler, doğru yolda ilerlediklerinde bile işlerin hallolması için hiçbir zaman yeterli değildir. Bu iş insanlara gereksinir. Ama zaten bu felaketin sorumlusu olan politikacılara güvenmemek en iyisi; bu piromanlar [kundakçılar], çoğunluğun iyiliği için kurban verme konusunda becerikli olsalar ve, özellikle de kendi yaşamları aynen bizimkisi gibi risk altında iken, değişmiş gibi yapsalar bile.

Birçoğumuz bir savaş, bir askeri darbe ya da sokağa çıkma yasağı deneyimlemedi hiç. Mart’ın sonunda dünyanın dört bir yanında üç milyar insan, birçoğu aşırı zorlayıcı koşullar altında, hapsedilmiş durumda; bunların çoğu, kır evlerinin bahçesindeki kamelyaların çiçeklenmesini izleyen yazarlar değil. Sonraki birkaç haftada ne olursa olsun, Kovid-19 ilk küresel tehdit deneyimimiz olacak – bu, çabucak unutacağınız bir şey değil. Mevcut siyasi liderlerimiz bile bunu hesaba katmak zorunda kalacak.

Kriz, internetsiz var olmanın hala olanaklı olup olmadığını bilmeyi ya çok daha acil ya da tamamen alakasız kılacaktır

Ve hesaba katıyorlar da. Avrupa Birliği bütçe mevzuatını askıya aldı; Fransa Başkanı Emmanuel Macron hastane çalışanlarını cezalandıran emeklilik reformunu erteledi; ABD Kongresi birçok ABD yurttaşına 1200$’lık bir çek gönderilmesini oyladı. Ama 2008’de sonra neoliberaller, iktisadi sistemi kurtarmak için, borçlarda olağanüstü bir artışı, mali canlandırıcı önlemleri, bankaların kamulaştırılmasını, sermaye denetiminin kısmen yeniden devreye sokulmasını onaylamıştı. Ardından kemer sıkma politikaları genel panik sırasında verdikleri her şeyi geri almalarına ve hatta bazı “ilerleme”ler de kaydetmelerine izin verdi: çalışanlar artık, daha istikrarsız koşullar altında, daha fazla ve daha uzun çalışacaktı; “yatırımcılar” ve rantiyeler daha az vergi verecekti. Yunanlar en ağır bedeli ödedi: kaynak ve ilaç sıkıntısı çeken kamu hastaneleri, herkesin ortadan kaldırıldığını düşündüğü hastalıkların geri dönüşüne tanıklık etti.

Bir Şeyler Gömmek için İyi Bir Gün

Topyekûn yeniden düşünmeye sevk edermiş gibi görünen yol aslında bir “şok stratejisi”ne götürebilir. 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen 11 Eylül saldırılarından saatler sonra, bir Britanya bakanlık müşaviri, “gömmek istediğimiz herhangi bir şeyden kurtulmak için çok iyi bir gün” diyen bir notu dolaşıma soktu. Irak’taki savaş ve Anglo-Amerikan girişiminin beraberinde getireceği felaketler bir yana, terörle mücadele adına kamusal özgürlüklere dayatılacak süregiden kısıtlamaları düşünmemiş olabilir. Yirmi yıl sonra, gelmekte olan şok stratejisini hayal etmek için şair ya da kahin olmanız gerekmiyor.

“Evde kalın” ve sosyal mesafelenme talimatlarının dışında, tüm toplumsal etkileşimlerimiz toplumun hızla ilerleyen dijitalleşmesiyle ters-yüz hale gelebilir. Kriz internet olmaksızın var olmanın hala olanaklı olup olmadığını bilmeyi ya çok daha acil ya da tamamen alakasız kılacaktır (2). Fransa’da şimdiden herkes her zaman kimliğini yanında taşımak zorunda; kısa sürede bir cep telefonu, sadece yararlı olmakla kalmayacak, gözetim amaçları için bir gereklilik haline de gelecek. Kağıt ve madeni paralar enfeksiyonun potansiyel bulaştırıcıları olduğundan, kredi ve ATM kartları kamu sağlığının koruyucuları olacak ve her alışverişi listelemeyi, kaydetmeyi ve arşivlemeyi de olanaklı kılacak. Çin’in “toplumsal kredi”sinde ya da gözetim kapitalizminde görüldüğü üzere, vazgeçilmez özerklik hakkının gerilemesi (yasalar çiğnenmeyecekse), bilincimizin ve yaşamlarımızın bir parçası haline geliyor. Tek tepkimiz ise naif bir şaşkınlık.

Kovid-19’dan önce bile, Fransa’da kişisel bilgilerinizi sağlamaksızın bir trene binmeniz olanaksızdı. Çevrimiçi bir banka hesabına ulaşmak için bankanın cep telefonu numaranıza sahip olmasına izin vermeniz gerekiyor. Yürüyüşe çıktıysanız güvenlik kamerasına yakalanacağınızdan emin olun. Sağlık krizi işleri hızlandırdı. Paris’te İHA’lar kamuya kapalı alanları gözetliyor. Güney Kore’de algılayıcılar, biri, kendisini topluluk için bir tehlike kılacak şekilde yüksek ateşli ise, yetkilileri uyarıyor. Polonya’da kendini yalıtan insanlar, telefonlarında evde olduklarını doğrulayan bir uygulamaya sahip olmak ya da önceden bildirilmemiş polis ziyaretlerine katlanmak zorunda (3). Kamu, kriz zamanlarında gözetim önlemlerini yaygın bir biçimde destekler ama önlemler krizlerden daha uzun ömürlüdür.

Bu kriz dijital kapitalizme karşı son direnişi silip atmanın ve insani temastan yoksun bir toplumun gelişinin kostümlü provasına dönüşebilir

Yaklaşan iktisadi kriz özgürlüklerin daha da kısıtlandığı bir dünyaya katkıda bulunabilir. Milyonlarca yiyecek dükkanı, kafe, sinema ve kitapçı, enfeksiyonu engellemek için kapatıldı. Onlar eve teslimat yapamadığı gibi dijital ürünler satacak kadar da şanslı değildir. Kriz sona erdiğinde kaçı yeniden açılacak ve ne durumda olacaklar? Manzara yüzbinlerce teslimat kamyonu sürücüsü ve depo görevlisi tutan Amazon ve 150.000 “ortak” alan Walmart gibi dağıtım devleri için daha iyi görünüyor. Zevklerimizi ve seçimlerimizi kim onlardan daha iyi anlayabilir? Bu kriz dijital kapitalizme karşı son direnişi silip atmanın ve insani temastan yoksun bir toplumun gelişinin kostümlü provasına dönüşebilir (4).

Protestolar, eylemler, siyasi partiler, halklar ve devletler senaryoyu değiştirmezse… Birçokları, doktorların hangi hastaların yaşaması ya da ölmesi gerektiğine karar vermeye zorlayanın siyasi tercihler olduğunu kavrayana dek, “siyaset beni ilgilendirmiyor” der. O gün geldi. Yıllardır sağlıkçıların daha iyi ücret ödenen daha güvenli ülkelere taşındığı Orta Avrupa’da, Balkanlar’da ve Afrika’da durum daha da kötü; oradaki koşullar da siyasi tercihlerin bir sonucudur. Bugün muhtemelen bunu daha iyi anlıyoruz: Evde kalmak durmamıza ve düşünmemize de neden oluyor. Ve eyleme geçmek istememize de… Hemen şimdi.

Herkes Maliyetin Farkında

Macron’un ileri sürdüğünün aksine, bu artık “dünyamızın izlediği kalkınma modelinin yeniden gözden geçirilmesi” değildir. Değiştirilmesi gerektiğini zaten biliyoruz. Hemen şimdi. Ve “korunmamızı başkalarına ihale etmek delilik” olduğundan, sadece “özgür ve engellenmemiş rekabeti” korumak için var olan stratejik bağımlılıklara son verelim. Macron, Fransa’nın mola vermesi gerektiğini söylemişti ama sosyal hayatı/ekonomiyi durdurma tedbirlerine hiçbir zaman izin vermeyecek. Ulusal egemenliği kurban eden ve rekabeti yüce hedef haline getiren Avrupa antlaşmalarını ve serbest ticaret sözleşmelerini geçici olarak askıya almakla kalmayıp tamamen mahkum etmeliyiz. Hemen şimdi.

Şimdi herkes hastanedeki hastaların ve çalışanların, dağıtım ve süpermarket işçilerinin hayatlarının bağlı olduğu milyonlarca yüz maskesi ve ilacın tedarik edilmesinin, dünyanın her yerine uzanan ve tam zamanında üretim esaslı zincirlere ihale edilmesinin maliyetini kavrıyor. Herkes gezegenin ormansızlaştırılmasının, kaynakların offshore hesaplara aktarılmasının, çöplerin yığılmasının ve kitlesel seyahatin maliyetini kavrıyor. Paris yılda 38 milyon turiste, yani nüfusunun 17 katından daha fazlasına ev sahipliği yapıyor ve bununla övünüyor.

Korumacılık, çevrecilik, toplumsal adalet ve halk sağlığı bir araya geldi. Bunlar bir mola programı dayatacak kadar güçlü bir kapitalizm karşıtı siyasi koalisyonun önemli unsurlarıdır. Hemen şimdi.

(1) Bakınız Serge Halimi, “Liberal dogma shipwrecked” ve Frédéric Lordon, “Welcome to the USA”, Le Monde diplomatique, English edition, Ekim 1998 ve Ekim 2008.

(2) Bakınız Julien Brygo, “Peut-on encore vivre sans Internet?” (İnternet olmadan hala var olunabilir mi?), Le Monde diplomatique, Ağustos 2019.

(3) Bakınız Samuel Kahn, “Les Polonais en quarantaine doivent se prendre en selfie pour prouver qu’ils sont chez eux” (Kendini yalıtan Polonyalılar evde olduklarını kanıtlamak için özçekim yapmak zorunda), Le Figaro, Paris, 24 Mart 2020.

(4) Craig Timberg, Drew Harwell, Laura Reiley ve Abha Bhattarai, “The new coronavirus economy: a ‘gigantic experiment’ reshaping how we work and live”, The Washington Post, 22 Mart 2020. Ayrıca bakınız Eric Klinenberg, “Why doesn’t Facebook build a library?” (Facebook vs public spaces), Le Monde diplomatique, Nisan 2019.

Kaynak metin: https://mondediplo.com/2020/04/01edito

Çeviri: S. Erdem Türközü




Kaynak: Dünyadan Çeviri- S. Erdem Türközü

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 155 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Çeviri Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI