X 20
Bugun...



Cinsiyet/toplumsal cinsiyet siyasetinde gerçekten radikal olan nedir?/ Robert Jensen

“Bana kalırsa bütün bu çözümlemeler, çağdaş toplumun bütününü fiilen tanımlayan hiyerarşilere bir meydan okumadan kök almaktadır. Bu tür bir siyaset, kaçınılmaz bir biçimde, adaletsiz ve sürdürülemez bir dünya üreten – hem aile içinde hem de insanlar ve daha geniş canlı dünya arasındaki – hiyerarşiden kaynaklanan tahakküm/tabi kılma dinamiklerini reddeder.”

facebook-paylas
Tarih: 27-07-2020 12:01

Cinsiyet/toplumsal cinsiyet siyasetinde gerçekten radikal olan nedir?/ Robert Jensen

Cinsiyet/toplumsal cinsiyet siyasetinde gerçekten radikal olan nedir?

Robert Jensen

Siyasi solu ve anaakım feminizmin büyük bir kısmını karakterize eden, sistemlerin nasıl çalıştığının ve kurumların seçimlerimizi nasıl biçimlendirdiğinin bir çözümlemesi, kapitalist medyanın eleştirisi ve bilimsel/materyalist bir dünya görüşüne adanmışlıktır. Ama radikal feminizmin etkileyici patriarşi eleştirisiyle yüzleştiğinde, solcular ve birçok feminist mutat bir biçimde bu ilkeleri terk eder. Fuhşun, pornografinin ve trans ideolojisinin radikal feminist eleştirileri sol çözümlemenin tutarlı ve uyumlu bir parçası olmalıdır.

Son otuz yılda, Birleşik Devletler’de zenginliğin bölüşümünü ve iktidarı eleştiren bir dizi siyasi harekete dahil oldum. Siyasi görüşüm radikal feminist, anti-kapitalist/anti-emperyalist, ırkçılık karşıtı ve ekolojiktir – zaman zaman “solcu” terimiyle özetlediğim bir duruş.

Bana kalırsa bütün bu çözümlemeler, çağdaş toplumun bütününü fiilen tanımlayan hiyerarşilere bir meydan okumadan kök almaktadır. Bu tür bir siyaset, kaçınılmaz bir biçimde, adaletsiz ve sürdürülemez bir dünya üreten – hem aile içinde hem de insanlar ve daha geniş canlı dünya arasındaki – hiyerarşiden kaynaklanan tahakküm/tabi kılma dinamiklerini reddeder.

Deneyimlerime göre siyasi solda hiyerarşiye meydan okumaya bu kolektif adanmışlık, radikal feminist konum alış örneklerinde, özellikle erkekler tarafından kadınların cinsel sömürüsüne meydan okunduğunda, rutin bir biçimde reddedildi. Bu radikal feminist konumların, hiyerarşi karşıtı/tahakküm karşıtı siyasetle uyumlu olduğuna inanıyorum ama kendisini solcu olmakla özdeşleştiren birçokları buna, zaman zaman da coşkulu bir biçimde, katılmıyor.

Tezim, çağdaş siyasi tartışmalarda solcuların, liberalleri hiyerarşi/tahakkümün merkezinden sisteme saldırmakta başarısız olmakla, gerçek adaleti yaratmak için zorunlu radikal değişiklikten ziyade sade suya tirit reformlarla tatmin olmakla eleştirdiğidir. Buna rağmen fuhuşpornografi ve trans ideolojisi etrafındaki sorunlarla yüzleşirken birçok solcu liberal haline gelir. Buradaki hedefim bu çatışmaları betimlemek ve onlara deneysel bir açıklama sunmaktır.

Fuhuş

Sol çözümlemenin ayırt edici özelliği, basitçe insanların hiyerarşik bir sistem içinde, belirli bir zaman diliminde yaptığı bireysel seçimlere değil, sistemler ve kurumlar üzerine bir odaklanmadır. Örneğin kapitalizm savunucuları, seçme özgürlüğü üzerine temellenen bir sistemde, gelir dağılımındaki eşitsizliğin, bazı insanların daha fazla yeteneğe sahip olmasının ve/ya da çabasının kaçınılmaz bir biçimde ürünü olduğunu, ve bu eşitsizliğin yenilik ve ilerleme için zorunlu olduğunu ileri sürer. Solcular insanların gerçekten de “seçim” yaptığına işaret eder ama koşullar hayatta kalmak için mücadele edenler için çoğu zaman çok az anlamlı seçenek bırakır ve açgözlülükle özçıkar, yaratıcılığı üreten tek insani motivasyon değildir.

Kapitalistler insanlara, eğitim ve çaba sarf etme aracılığıyla, yaşamlarını iyileştirmelerini tembihler, ama bireyler ne kadar erdemli ve çalışkan olurlarsa olsunlar, bireysel seçimler eşitlik üretmez. Kapitalizm bireysel özgürlüğü korumayı iddia ederken, anlamlı bir özgürlük elde etmeyi birçok insan açısından zorlaştırır.

Liberalizmin ve bireyciliğin eleştirisi, soldaki birçok kişi için, fuhşu – ya da fuhuş savunucularının adlandırmayı sevdikleri tarzda “seks işi”ni – çözümlerken pencereden kaçıp gidermiş gibi görünür. Cinsel sömürü endüstrileri (örneğin, fuhuş, pornografi, striptiz, masaj salonları) patriarşide fiilen nasıl işlediğini kabul etmek yerine, birçok solcu, kadınlar “seks işi”ne girmeyi seçiyorsa, bunu yapmakta özgür olmaları gerektiğini savunur ve bağlamın daha ayrıntılı bir incelemesi görünüşe göre konuyla alakasızdır. Kapitalizmin her şeyi acımasızca metalaştırmasını eleştiren solcular, kadın bedeninin (elbette bazı erkek çocukları ve erkekler de fuhuş yapar ama cinsel sömürü endüstrilerinde kullanılan insanların büyük çoğunluğu kız çocukları ve kadınlardır) erkek hazzı için metalaştırılmasını kabul eder görünür.

Cinsiyetçiliğe son vermek ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet adaletini geliştirmek istediğini ileri sürenlere basit bir soru: bir grup insanın (kadınların) bir başka grubun (erkeklerin) cinsel hazzı için mutat bir biçimde alınıp satıldığı bir toplumun, bu adaleti elde etmesi olası mıdır?

Fuhuş, bir araştırmacının ifadesiyle, “çoklu travma”ya neden olan bir “meslek”tir.(1) Bir feminist filozofun açıkladığı üzere, “mevcut durumda diğer çalışma biçimlerine uygulanan düzenlemeleri seks satılması ve satın alınmasına uygularsak, bu ‘iş’e içkin edimlere izin verilmesi mümkün olamaz; çünkü bu edimler, işçi güvenliği, cinsel taciz kanunları ve medeni haklarla basitçe uyumsuzdurlar.” Bir başka eleştiri ise, “[fuhşu soldan savunan] bu tür savların altında yatan mantığın, hızla bir liberter kapitalizm savunusuna dönüşmesidir.”

Solcu tepki çoğu zaman “seks işi iştir” sloganından öteye gitmez ve bu slogana, gerçek zararı verenin kadınların erkekler tarafından cinsel sömürüsü değil, fuhuşla ilişkili stigmatizasyon ve fuhşun kriminalize edilmesi olduğu savı eşlik eder. Bu iddia, radikal feministlerin uzun zaman önce seks satanların (birincil olarak kadınların) kriminalize edilmesini reddettiği ve sadece seks satın alanlara (birincil olarak erkeklere) yaptırım uygulan “Kuzey Avrupa Modeli”ni savunduğu gerçeğini görmezden gelir. Bu yasalar, odağı olması gereken yere – kadınların seks satarak hayatta kalma seçimleri üzerine değil, erkeklerin kadınları cinsel olarak sömürmeyi seçmesi nedeniyle hesap verebilirliği üzerine – yerleştirir ve kadınların fuhşu terk etmek için gereksindiği hizmetleri mali olarak destekler.

Pornografi

Medya eleştirisi çağdaş sol çözümlemenin bir başka önemli bileşenidir. Örneğin anaakım haber kuruluşlarının sol eleştirisi, gazetecilerin sadece “gerçek”leri sunduğu iddiasının, haberlerin inşa edilmesinde seçimin, bağlamın ve çerçevelemenin önemini görmezden geldiğini ileri sürer. Ed Herman ve Noam Chomsky, ticari haber medyasının, güçlü insanların ve kurumların dünya görüşünü yansıtmaya nasıl eğilimli olduğunu sergileyen ikna edici bir “propaganda model”i sundu.

Nasıl haber medyası hiçbir zaman basitçe bilgilendirmiyorsa, eğlence medyası da eğlendirmekten fazlasını yapar. Filmler ve televizyon şovları sayısız değer yargısı tarafından şekillendirilir ve hiçbir zaman filtrelenmemiş gerçekliği basitçe sunmaz. Örneğin soldan eleştirmenler, medyanın meritokrasi mitini pekiştirdiğine ve tüketici kapitalizmini desteklediğineırkçı betimlemeleri yenilediğine ve cinsiyetçi ve cinsel şiddetle dolu olduğuna işaret etti.(2) Sözde “Realite televizyonu” bile hiçbir zaman realiteyle [gerçeklikle] ilişkili olmadı; “Cops [Aynasızlar]” ve “Live PD [Canlı Polis Karakolu]” gibi şovlar kamuoyunun kolluk hakkındaki algısını çarpıtan “polis-propagandası”nın bir biçimidir.

Tutarlı sol incelemeden kaçan kitle medyasının bir türü, güncel çevrimiçi kültürün adeta boğazına kadar içinde batmış olduğu grafik müstehcen malzeme, yani pornografidir. Sol, pornografi söz konusu olduğunda, eğlence medyasının değerleri nasıl aktardığı ve tutumları biçimlendirmeye nasıl yardım ettiği hakkındaki endişelerini terk edermiş gibi görünür ve aksine pornografinin, ciddiye almamamız gereken basitçe “fanteziler” olduğunu ileri sürer. Pornografide sunulan cinsel fanteziler bulunmaktadır ama kurgusal betimlemelerin endüstrinin bir kısmında (örneğin, Hollywood filmleri ve ağ kanallarında) eleştiri konusu olup, pornografide görmezden gelinmesinin ussal bir nedeni bulunmamaktadır. Gerçekten de erkeklerin pornografiyi mastürbasyon kolaylaştırıcısı olarak mutat kullanımı, imgelerin tutumları nasıl biçimlendirdiği ve davranışları etkilediği konusunda bizi daha endişeli kılmalıdır.

Pornografi, çağdaş kültürde, şüphesiz, en aşikar bir biçimde cinsiyetçi ve ırkçı bir medya türüdür. Kadınlar sadece eril tahakkümü kabul edenler olarak değil aynı zamanda cinsel tatmin elde edebilmek için bunu arayanlar olarak, mutat bir biçimde temsil edilir. Pornografi beyaz kadın peşinde koşan, cinsel olarak saldırgan Afrika kökenli Amerikalı(3) ya da beyaz erkeklere haz vermek için yaşayan, sözde mahcup Asyalı geyşa gibi ırkçılığı aşikar stereotipleri rutin bir biçimde işe koşar, ki bunlar, başka herhangi bir medya türünde, gayet haklı bir solcu öfkeye neden olurlardı.

Radikal feministler 1970’lerde pornografi endüstrisine meydan okumaya başladığında, sol, seçme özgürlüğünün önceliğini temel alan liberal/liberter yaklaşımı onaylayarak, eleştirileri büyük ölçüde görmezden geldi ya da alaya aldı. Pornografi endüstrisinin, daha fazlası için ödeme yapan hakim bir biçimde erkek tüketicileri elde tutmak için, eril tahakkümü ve ırkçılığı erotize ettiği bariz olduğunda bile, solcular kâr motifinin yoğunlaştırılmış cinsiyetçiliğe ve ırkçılığa nasıl neden olduğunu büyük ölçüde görmezden geldi.

Onlarca yıl sonra pornografinin – endüstride kullanılan kadınlara, pornografinin kendisine karşı kullanılan kadınlara ve cinsel gaddarlığın erotize edildiği ve yaygın bir biçimde dolaşıma sokulduğu bir toplumda yaşayan tüm kadınlara karşı – zararlarının radikal feminist eleştirisi(4) her zamankinden daha acildir. Kadınların mutat alçaltılması ve Afrika kökenli Amerikalıların ve diğer renkli insanların ırkçı resmedilmesi devam etmektedir. Sol ise henüz buna yönelik eleştiri getirmemiştir.

Trans ideolojisi

Sol kendisini bilimsel ve materyalist olarak düşünme eğilimindedir. Burada bu terimleri Marxist kuramdaki özgül biçimiyle değil, daha genel anlamda kullanıyorum. Solcular (elbette çok geniş çeşitlilikteki diğer insanların da yaptığı gibi) kanıt ve mantıkla savunulabilecek ussal iddialarda bulunmamız ve dünyanın maddi gerçekliğiyle uyumsuz iddiaların reddedilmesi gerektiğini ileri sürer. Soldaki deneyimime göre, bireyin kişisel inancı ne olursa olsun, herhangi bir türden teolojik iddia kamusal siyasanın temeli olmaz.

Ancak bu yükümlülükler, solcular trans hareketinin ideolojisini desteklediğinde görmezden gelinmektedir. Radikal feministler cinsiyet kategorilerinin (erkek ve kadın) ve biyolojik gerçekliklerin yeniden üretime bağlı olduğunu ve toplumsal cinsiyet kategorilerinin (eril ve dişil) kültürel inşalar olduğunu uzun zamandır savunageldi. Cinsiyet maddi bir gerçekliktir ve toplumsal cinsiyet ise, bir kültürün bu gerçeklik üzerine nasıl anlam dayattığıdır. Trans hareketi bu konuda geniş çeşitlilikte fikirleri olan insanları içerir ama bu harekette sık sık tekrar edilen bir iddia, cinsiyetin kendisinin de bir toplumsal inşa olduğudur. Ama “toplumsal inşa” farklı bir biçimde inşa edilebilecek bir şeyleri ima eder. Örneğin evlilik toplumsal inşadır. Birleşik Devletler’de bir zamanlar sadece heteroseksüel çiftler evlenebiliyordu ama şimdi aynı cinsiyetten olanlar da evlenebiliyor. İnsan çift olarak bağlanma eğilimde olan bir türdür ama “evlilik”in anlamı değişebilir çünkü toplumsal bir kurumdur.

Cinsiyet kategorileri ve insanın yeniden üretimi farklı konulardır. (Beni, transtan oldukça farklı bir sorun olan interseks kategorisine dahil eden herhangi bir özellik olmaksızın) biyolojik olarak erkeğim. Regl olamam, fetüs taşıyamam ya da bir bebeği emziremem. Bu biyolojik gerçekliktir ve kültürel yeniden tanımlamayla değişime tabi değildir. Tüm kadınlar çocuk sahibi olamaz ama sadece kadınlar çocuk sahibi olabilir; kimse beni toplumsal inşayla hamile kılamaz.

Bu önemlidir çünkü patriarşide kızlar ve kadınlar, salt kadın olmaları nedeniyle psikolojik ve bedensel güvenliklerine yönelik özgül muameleyle karşı karşıya kalırlar: bunların en önemlisi erkeklerin tacizi ve şiddetidir. (Giysi deneme odaları ve cezaevleri gibi) tek cinsiyet alanlarının belirli türleri ve (kız ve kadın sporları gibi) kurumlar, kadınlara erkek tahakkümüne karşı bazı koruma önlemleri sağlamak için vardır. Erkeklerin kadın kategorisine ait olduklarını ileri sürmek için hiçbir engel yoksa, bu, söz konusu alanları, trans kimliği üzerindeki muğlaklığı, kadınları sömürmek için kullanabilecek erkeklere açar. Kendilerini kadın olmakla özdeşleştiren ve ardından atletizm alanında kadınlar olarak rekabet eden liseli erkek çocuklar, kadın atletlere yönelik fırsatların altını oyacaktır.

ABD Anayasa Mahkemesi’nin geçenlerde karara bağladığı gibi trans bireyler şiddetten ve ayrımcılıktan korunmaya gereksinim duyar ama tek cinsiyet alanlarına erişmek isteyen ve hukukçu bir akademisyenin ifade ettiği gibi, “kadınların, erkek bedeni rahat olabilsin diye daima ödün vermesi gerektiğini ileri süren bir patriarşiye” teslim olmayı reddeden, kızların ve kadınların mahremiyet ve güvenlik hakları pahasına değil. Cinsiyet farklılıklarını silen bir trans ideolojisi normalleştirilirse, kızların ve kadınların özgürlüğü üzerine daha fazla kısıtlama geleceğini beklemek akla aykırı olmaz.

Trans hareketinin bu kaygılara verdiği yanıt, çoğu zaman önemli sorulara (bu gerçekte ne anlama geliyor, bu ideolojinin içerimleri hakkındaki feminist endişeler neden dikkate alınmıyor ve patriarkal toplumsal cinsiyet normlarına karşı radikal feminizmin uzun zamandan beri var olan meydan okuması neden üretken bir yol görülmüyor?) hiçbir yanıt vermeksizin sık sık basitçe “trans kadınlar kadındır” sloganını tekrar etmek oluyor. Deneyimlerime göre, sol, daha tutarlı bir açıklama ve kızlarla kadınlar için daha fazla güvence talep etmeksizin, trans hareketinin siyasa önerilerini büyük ölçüde kabul etmiştir. Bu ideolojiye meydan okumaya cesaret etmek, kamusal alanda susturulmaya ve sol örgütlerden dışlanmaya neden olabilir, ki bunlar benim için tanıdık deneyimlerdir.

Patriarşinin sonu mu?

Solcular, patriarşiye yönelik radikal feminist eleştirileri ele alırken, kendi merkezi ilkelerini ve uygulamalarını mutat bir biçimde neden terk ediyorlar? Solcular liberal bireyciliği neden bu kadar kolay kucaklıyor ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ve cinsellik konularına girdiklerinde neden muğlak ve/ya da tutarsız savları kabul ediyorlar? Deneysel nitelikteki açıklamam: korku ve hayal gücünden yoksunluk.

Bunu, solcular korkaktır ve yeterince yaratıcı değildir gibi bir hakaret olarak kast etmiyorum. Bu bağlamda “korku,” basitçe, kendimiz ve toplumsal dünya hakkındaki temel savları yeniden düşünmekten korkmayı ifade etmektedir. Bu bağlamda “hayal gücünden yoksunluk,” basitçe, eski varsayımlar ortadan kalktığında, benliğin ve toplumun yeni bir algısının inşa edilmesinin güç olabileceğini ifade etmektedir. Bunu biliyorum çünkü yaşamanın yeni yollarını hayal etmekten sık sık korkuyorum ve bunun için düzenli olarak mücadele ediyorum. Örneğin, pornografinin eleştirisiyle ilk kez karşılaştığımda kendi yaşamım üzerine eleştirel bir biçimde düşünmek yerine eril iktidara meydan okuyan radikal feministleri alaya aldım. Ama bugün radikal feminizmi bir güç kaynağı olarak görüyorum (aşağıdaki TEDx konuşmamı izleyin).

 [Ataerkilliğin Sonu: Erkekler için Radikal Feminizm](5) kitabımı tartışırken, başlığın bir öngörü değil bir ilham niteliğinde olduğu esprisini yaptım. Yaşım göz önünde bulundurulduğunda (1958’de doğdum) kapitalizmin, Batı emperyalizminin ya da beyaz üstünlüğünün sonunu görmeyi beklemiyorum. Ama tahminim, patriarşinin parçalanması çok daha uzun sürecek. Patriarkal tutumlar yaşamlarımızın dokusuna derin bir biçimde işlendi –sistemin bizi nasıl şekillendirdiğini görmek güçtür ve bunu anlamaya başladığımız zaman da ürkütücü gelir.

Güçlü bir sistemle yüzleşme korkusunu ve yeni bir şeyler hayal etmenin güçlüğünü anlayabiliyorum. Ama günümüzde geçerli olan siyasa önerileriyle başlayabiliriz. Fuhuş sorununu ele alan Kuzey Avrupa Modeli birçok ülkede işe yaramaktadır.

Feministler “dijital çağın bu kamu sağlığı krizi”ne müdahale etmek için pornografi eğitim kampanyaları hazırladırlar. Ve patriarşideki cinsiyet farklılıkların maddi gerçekliğini ortadan kaldıran trans siyasalarına da meydan okuyabiliriz.

[S. Erdem Türközü tarafından Dünyadan Çeviri için Culturico’dan çevrilmiştir.]

Kaynaklar:

Farley, M., “Prostitution and Trafficking in 9 Countries: Update on Violence and Posttraumatic Stress Disorder,” Journal of Trauma Practice, 2003.

Haskell, M., From Reverence to Rape: The Treatment of Women in the Movies, University of Chicago Press, 1987.

Dines, G. “King Kong and the White Woman: Hustler Magazine and the Demonization of Black Masculinity,” Violence Against Women, 1998.

MacKinnon, C.A., and Dworkin, A. (Eds.), In Harm’s Way: The Pornography Civil Rights Hearings, Harvard University Press, 1997.

Jensen, R., The End of Patriarchy: Radical Feminism for Men, Spinifex, 2017.

Kaynak metin: https://culturico.com/2020/07/26/what-is-really-radical-in-sex-gender-politics/

 




Kaynak: Dünyadan çeviri-S. Erdem Türközü

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 58 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Çeviri Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI