Bugun...



’Doğanın ve Emeğin Sömürüsüne Son’ şiarıyla ‘Ekoloji Politik Konferans’ ı gerçekleştirildi

’Doğanın ve Emeğin Sömürüsüne Son’ şiarıyla ‘Ekoloji Politik Konferans’ ına gerek ülke gerekse uluslar arasından ekolojik mücadelenin çok önemli öznelerinin katılımıyla gerçekleşti. Doğanın sömürülmesine karşı verilen ekolojik mücadeledeki deneyimlerin aktarıldığı kadar, bundan sonraki mücadelede ülkeler ve uluslar arası düzeyde diyalektik birliğinin mutlaka sağlanması gerektiğine vurgu yapıldı. Bu konuda farklı öneriler dilendirildi.

facebook-paylas
Güncelleme: 12-11-2019 03:22:03 Tarih: 10-11-2019 01:32

’Doğanın ve Emeğin Sömürüsüne Son’ şiarıyla ‘Ekoloji Politik Konferans’ ı gerçekleştirildi

’Doğanın ve Emeğin Sömürüsüne Son’ şiarıyla ‘Ekoloji Politik Konferans’ ı gerçekleştirildi

              

 ’Doğanın ve Emeğin Sömürüsüne Son’ şiarıyla ‘Ekoloji Politik Konferans’ ına gerek ülke gerekse uluslar arasından ekolojik mücadelenin çok önemli öznelerinin katılımıyla gerçekleşti.  Doğanın sömürülmesine karşı verilen ekolojik mücadeledeki deneyimlerin aktarıldığı kadar, bundan sonraki mücadelede ülkeler ve uluslar arası düzeyde diyalektik birliğinin mutlaka sağlanması gerektiğine vurgu yapıldı. Bu konuda farklı öneriler dilendirildi.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) girişimiyle düzenlenen “Ekoloji Politik” konferansla Kapitalizmin, Emeğin ve Doğanın sömürmesi karşındaki mücadelede ileri bir adım daha atıldığının altını çizmeliyiz.

Konferansın ilk oturumu “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam” oturumunda Brezilya’da madene karşı mücadele eden Movimento pela Soberania Mineral an Brasil (MAM) üyesi Camila Mudrek, kolektif bir yaşamın olduğu Longo Mai köyünde yaşayan Bediz Yılmaz, Bursa Çevre Platformu üyesi Murat Demir, Refikler Komünü üyesi Eray İnce ve Yeşilırmak Çevre Platformu üyesi Emrah Yeşilmak konuşmacı olarak katıldı.

‘Başka bir toplumun öznesi olmak ancak bir komünde mümkündür’   

 

Konferansa katılan Refikler Komünü’nden Eray İnce, isyanın yeniden tarif edilmesi gerektiğinin vurgusunu yaparken. ‘Başka bir toplumun öznesi olmak ancak bir komünde mümkündür’  dedi.      Sunumundan; “Kabullerimize yeniden bakmamız gerekiyor. Biz komünüz. Tüketimin ne olduğunu yeniden konuşmak gerekiyor. Tükettiğimizin yarısından fazlasını üretiyoruz” diyen ince, “Eleştirel bir zeminde kendi hayatımızı önemsiyoruz. Başka bir toplumun öznesi olmak ancak bir komünde mümkündür. Bu zemin bir mücadele eşiğidir. Kendimize vadettiğimiz geleceği için mücadele ediyoruz. Bu bir mevzi kazma mücadelesidir. Komün bu anlamda bir başka özne ve toplumsal kurma halinde çok yakın bir yerde durduk. Sadece sınıf eksenli bir yerde bakmak çözücü değil. Bir yerde komünistlikten söz ediyoruz ama diğer taraftan erkekliğimiz sürüyor. Bir yerde örgütlenmeden söz ediyoruz ama diğer taraftan milliyetçiliğimiz sürüyor. Bir taraftan feminizimden söz ediyoruz ama diğer taraftan muhafazakarlığımız sürüyor. İsyanı yeniden tarif etmemiz gerekiyor. Kabullerimize yeniden bakmamız gerekiyor, bunlarla nasıl yüzleşeceğimiz ile ilgili yeni bir tartışma başlaması gerekiyor. Çözüm üretiyor muyuz üretmiyor muyuz diye başlaması gerekiyor bu tartışma. Kapitalizm artık hayatımızın tamamını istiyor. Kapitalizm soluduğumuz havadır. Örgütlenme konusunda eksikliklerimiz var. Tüketimi tartışıyoruz ama üretimi tartışmıyoruz. Üretimin kutlanmasını bırakmalıyız. Mülkçü ideolojiyle hesaplaşmamız gerekiyor” dedi

Brezilya’dan gelen Camila Mudrek, “Madencilik için ülke kalkınacak istihdam olacak diyorlar. Bu dünyanın en büyük yalanı. Medya ise bu yalanın en büyük savunucusudur” dedi.

“Yeni bir yok etme döngüsüyle karşı karşıyayız”

Movimiento por la Soberania Mineral en Brasil’den Camila Mudrek, Latin Amerika ve Brezilya’nın başkanlara, diktatörlere ve neoliberalizme karşı her zaman direnişte olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Yeni bir yok etme döngüsüyle karşı karşıyayız. Politik ve ahlaki olarak yok etmek döngüsü olan yeni bir kapitalizm var. Hayatımızın her alanında direnmemiz gerekiyor. Almanya uranyumu ülkesinden atıyor ve bu şirketleri kapatıyor. Oradakiler bu uranyumu istemiyor ancak Brezilya bu çöpü parayla satın alıyor. Brezilya Almanların istemediğini ve çöpe attıklarını satın alıyor.”

Brezilya’nın inanılmaz bir hasar gördüğünü ifade eden ve diktatörlüğe karşı büyük bir direniş başlattıklarını belirten Mudrek şunları söyledi: “Milyonlara ulaşmamız gerekiyor direniş için. Kentsel nüfusla da bir araya gelmemiz gerekiyor. Ancak sokaktaki insanlar bir şeylerin değişimini başlatır. Bizim korkunç başkanımız, kendisine oy verilmeyen bölgeler için ‘Benim umurumda değil’ diyor. Geniş bir mücadele cephesini geliştiriyoruz. Kızıl olmak, komünist olmak çok zor. Bizler ülkemizin iç mihraklarıyız. Bizi gördüklerinde, ‘Küba’ya dön, defolun buradan’ diyorlar. Kapitalizmin maskesini düşürmemiz gerekiyor.

Madencilik için ülke kalkınacak istihdam olacak diyorlar. Bu dünyanın en büyük yalanı. Medya ise bu yalanın en büyük savunucusu Bu neoliberalizm maskesini düşürmemiz gerekiyor. Geleceğe bakmamız gerekiyor. Düşmanımızın ne yapacağını bilmemiz için geleceğe bakmamız gerekiyor.

 

Biz değişime hayatlarımızı adayarak büyük bir risk aldık. Bütün bu kederlere, huzursuzluklara ve zorluklara rağmen direniyoruz.”

Bursa Çevre Platformu adına Ekolojik Politik Konferansı’na katılan Murat Demir ise Bursa’da 25 tane sanayi bölgesi olduğunu açıkladı ve bunların 15’i ise organize sanayii olduğunun altını çizdi. Demir, “Dünyadaki bütün çevre sorunlarını Bursa yaşadı. Bursa’nın çevre mücadelesi eskiye dayanıyor. Bu mücadele Orhaneli Termik Santrali’ne filtre bacasını takma mücadelesi ile başladı. Bin 200 çevre sorununa müdahil olduk. Bu küçük bir rakam değil. Bursa’da dört termik santrali engelledik. İki çimento fabrikasını engelledik. İki altın madeninin Bursa’da açılmasını engelledik. Çok ciddi kampanya ve süreçler neticesinde oldu” diye konuştu.

 

‘Erkekler kandırılıyor ama kadınlar kanmıyor ve sopayla kovalıyor.’

Demir Türkiye’de GDO’ya hayır platformun kurucusu olduğu söyleyerek şöyle devam etti: “Bazı platformlar da HDP de vardı, MHP de vardı. Hep birlikte çalıştık Bursa’da. Amacımız Bursa çevre mücadelesini bir çatı altında toplamak. Çok ciddi bir şekilde halkında desteklediği bir organizasyon olarak devam ediyor. Bursa’da çok ciddi madencilik sorunu var. Halkın desteği ile 20’ye yakın madencilik faaliyetlerini engelledik. Bursa Barosu çevre komisyonu çok önemli bir komisyon. Hukuksal anlamda da destek veriyorlar. Bilim hukuk ve mücadele bir arada. Düğünlerde bile bir araya gelmeyen kitlelerde şehrin merkezinde bir araya getirerek çok önemli kazanımlar elde ettik. Kadınlar daha gerçekçi. Biz köylere gittiğimiz zaman şirketler de arkamızdan giderek oradakileri bize karşı kışkırtıyor. Erkekler bunlara inanıyor ama kadınlar inanmıyor ve bu şirket çalışanlarına karşı tavır alıyor. Bizim için dış mihrak diyorlar. Erkekler kandırılıyor ama kadınlar kanmıyor ve sopayla kovalıyor.”

 

 

Geleceğin sorusu ‘Sosyalizm mi, barbarizim mi?’

 

Avusturya Sosyalist Sol Partisi’nden Sonja Grusch, Birleşmiş Milletler’in ilk iklim zirvesinin 40 yıl önce gerçekleştiğini ama son 10 yıldır hiç bir çalışmanın yapılmadığını söyledi. Gruch şu ifadeleri kullandı: “Hükümetler petrol şirketleri ile bir araya geliyorlar ve milyar dolarlarca yatırım yaparak topraktan petrol çıkarıyorlar. Diğer taraftan milyonlarca insan artık buna karşı çıkıyor. Bize de bir değişim olanağını sağlıyor. ‘Sosyalizm mi, barbarizim mi?’ bu geleceğin sorusu. Sorunun kaynağı nedir ve çözüm nedir? Çoğu kişi ‘Sorunun kaynağı kapitalizm’ diyor. Kapitalizmin bir mantığı var ve böyle işliyor. İnsanlar kapitalizmden sonra da doğayı sömürüyordu. Her şeyi metalaştırılıyor. Sanki her şey bizim yararımız içinmiş gibi satılıyor. Her bir hükümetin bir rolü var: Kendi sermayecilerinin dünyada rekabeti sağlamalarını istiyorlar. Sistemi değiştir iklimi değiştirmek yerine. İnsanların ihtiyaçlarına dayanan bir sisteme ihtiyaç var. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için hareket edilmesi gerekir. Bütün yaratıcı fikir ve yeteneklere ihtiyacımız var. Doğanın yok edilmesine karşı yüzlerce mücadele yürütülüyor. Doğaya karşı büyük suçlar işlendi. Gideceğimiz çok yol var ama kazanacağımız bir dünya var.”

 

Politik Ekoloji-İklim Krizi yazarı Demetrios Roussopoulos, politik ekoloji ve sosyal ekolojiye dair gerçekleştirdiği sunumda, doğa sömürüsünün modern çağa ait olmadığını söyledi. 1863’te Britanya’da yürürlüğe giren ilk kapsamlı Hava Kirliliği Kanunu’nu anımsatan Roussopoulos, “Kanun aynı zamanda ilk kirlilik kontrol ajanslarını da beraberinde getirdi. Yaklaşık 100 sene sonra 12 kurum oluşturulmuştu. Bugün bu tür kurumlar birçok ulus devlette bulunuyor. 1886’da ilk Uluslararası Çevre Anlaşması imzalandı. 1993’te ilk yaklaşık 250 anlaşma vardı böyle. 1972’den beri Birleşmiş Milletver (BM) Çevre Konferansları Stockholm’de başladı. Çevre koruma programlarını yürürlüğe soktular. Ama şunu biliyoruz, hala bugün çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Dönüm noktasındayız” diye konuştu.

 

Konferansa Rojava’dan mesaj

 

Konferansta, Rojava’dan gönderilen bir mesaj Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olarak okundu. “3 yıl önce Rojava’daki ekolojik zorlukları analiz etmeye yöneldik su kıtlığı, mono kültür, hava kirliliği ve çöp sorunlarına karşı bir alternatif ürettik” ifadeleri yer alan mesajın devamında ise şunlara dikkat çekildi; “Siyah ve gri suyu filtreleme yoluyla yeniden kullanıma açmak, permakültür yoluyla tarıma yönelik yaklaşımları dönüştürmek, yenilenebilir enerji kullanımını artırmak, doğa konusunda eğitimler yapmak. Rojava için insanlık ve doğayla ilişkisi için yeni bir yol var. Biz kendimizi doğanın üstünde görmüyoruz. Biz doğa ile bir denge içerisinde bir hayatı savunuyoruz. Yaşlıların tarım konusundaki bilgilerini korumaya çalıştık. Tüm dünyada insanlar iklim değişimi ve ekolojik sorunlar konusundan çalışıyorlar. Biz burada kendimizi bu işin bir parçası olarak görüyoruz ama aynı zamanda da bütün bu ekolojik zorluklarla uğraşırken bir yandan da bütün dünyada ekolojik krize çözüm bulmanın yolunun kendimizi de dünyadaki toplumlar gibi örgütlenmek sorununa odaklanıyoruz. Rojava’daki feminist-ekolojik taban hareketi, bunun temel örneklerinden biri. Operasyonun başlamasıyla birlikte bir taraftan bu somut projelere ara vermek zorunda kaldık. Öte yandan da ekolojik krizle genel olarak da modernite kriziyle karşı karşıya kaldık. Bu yüzden savaşın doğa ve halklar üzerindeki sonuçları konusunda son derece üzgünüz. Bu konuda uyarılarda bulunuyoruz. Umuyoruz ki dünyanın farklı yerlerindeki deneyimleriyle birlikte adalete ve ekolojik bir dünyaya daha fazla yaklaşacağız.”

 



Kaynak: Ajanslar

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 173 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Ekoloji Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI