Bugun...



İrlanda’nın Büyük İsyanının Bilinmeyen Öyküsü ve Sovyetler Birliği

1920, Haziran başları. Henüz 20’sine basmadan Paskalya Ayaklanması’na katılan Roddy Connolly, bir yük gemisinde Norveç Fiyortlarından geçiyor, cebinde pasaportu yok. Hedef: Sovyet Rusya. Kola Yarımadası’nın kuzey ucuna yaklaştıklarında, bir fırtına gemiyi rotadan çıkarıyor. Kuzey Kutbu’na doğru 250 mil savruluyorlar.

facebook-paylas
Güncelleme: 04-10-2022 12:27:49 Tarih: 15-09-2022 01:57

İrlanda’nın Büyük İsyanının Bilinmeyen Öyküsü ve Sovyetler Birliği

Sovyet arşivlerinde yapılan araştırmalar, tarihin bugüne dek gün yüzüne çıkmamış bir köşesine, yani SSCB’nin İrlanda’daki Paskalya Connolly, bir yük gemisinde Norveç Fiyortlarından geçiyor, cebinde pasaportu yok. Hedef: Sovyet Rusya. Kola Yarımadası’nın kuzey ucuna yaklaştıklarında, bir fırtına gemiyi rotadan çıkarıyor. Kuzey Kutbu’na doğru 250 mil savruluyorlar. Bir süre deniz tutmasıyla boğuştuktan sonra kuşatma altındaki Connolly burada Vladimir Lenin tarafından sıcak bir şekilde karşılanıyor. Lenin ona, babasının İrlanda Tarihinde Emek kitabını okuduğunu, onu Avrupa sosyalist hareketindeki çağdaşlarından “bir baş üstün” gördüğünü söylüyor.[2] 

 

Roddy’nin babası, 1916 Paskalya Ayaklanması’na önderlik eden İskoç-İrlandalı devrimci James Connolly idi. Nispeten az sayıda insanın, az sayıda silahla gerçekleştirdikleri bu ayaklanmanın etkileri, katılımcıların askeri gücü ile ters orantılıydı. Ayaklanma, bağımsız bir İrlanda Cumhuriyeti’nin kuruluşuna varacak bir olaylar silsilesinin işaret fişeği olmuştu. Bu tarihsel dönüm noktasının yüzüncü yılının yaklaştığı şu süreçte, hikâyenin hâlâ pek bilinmeyen bir yanı olduğu belirtilmelidir, yani Sovyetler Birliği’nin bu ayaklanmayı nasıl hatırladığı… 

Komünist Enternasyonal’in İkinci Kongresinde Lenin (ortada) ve Roddy’nin babası, 1916 Paskalya Connolly’e yazdığı bir mektupta Colum ile aynı pansiyonda kalıyordu. Kerzhentsev’in Ayaklanma ile bağı bir ömür sürecekti. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Connolly’nin ordusu Dublin’deki Genel Posta İdaresi’ni basıp İrlanda bayrağını göndere çektiği sırada Lenin, emperyalizm ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı üzerine kuramlarını geliştirmekle meşguldü. İrlanda’da olan bitenin bu yeni bakış açısını teyit ettiğini sezmiş, Ayaklanması’nın Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda belli bir rol oynamış olduğu pekâlâ da söylenebilir. Karşıtları vardı elbette, ancak 1920’lerden itibaren Sovyetler Birliği’nde Paskalya Ayaklanması’na daima bir ilgi duyulagelmişti. 1918-1963 yılları arasında doğrudan Paskalya Sovyetler’de Wells 1920 senesindeKremlin’i ziyaret ettiğinde parti önderlerinden Féinciler

Paskalya Ayaklanması’nın haberinin Avrupa boyunca yayılmasıyla bu olayın Bolşeviklerin imgeleminde yer etmesi bir olmuştu. Leon Troçki, 1936 senesinde Nora Connolly’e yazdığı bir mektupta Ayaklanma’dan nasıl etkilenmiş olduğundan söz edecekti: “Babanızın üzücü kaderinden haberdar olduğumda Paris’teydim. Onun hatırasına daima sadık kalacağım.” Başka Rus devrimciler de benzer şekilde etkilenmişlerdi. 1916 senesinde Bolşeviklerden Platon Kerzhentsev New York’ta, İrlandalı şair ve romancı Padraic Colum ile aynı pansiyonda kalıyordu. Ayaklanma’nın haberi geldiğinde Kerzhentsev, Colum’a İrlanda’ya dönebilsin diye maddi yardım teklifinde bulunmuştu. Kerzhentsev’in Ayaklanma ile bağı bir ömür sürecekti. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Sovyetler’deki başlıca İrlanda tarihi uzmanı oldu, Sovyet okuruna Paskalya Ayaklanması’nı anlatan birtakım broşürler ve monograflar yayımladı. 

Lenin ve Paskalya Ayaklanması 

Paskalya Ayaklanması’nın Lenin üzerindeki etkileri bu saydıklarımızın en bilinenidir. Connolly’nin ordusu Dublin’deki Genel Posta İdaresi’ni basıp İrlanda bayrağını göndere çektiği sırada Lenin, emperyalizm ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı üzerine kuramlarını geliştirmekle meşguldü. İrlanda’da olan bitenin bu yeni bakış açısını teyit ettiğini sezmiş, Ayaklanma’yı “Britanya emperyalizminin gücüne indirilen ağır bir darbe” olarak görüp sahiplenmişti. Hâliyle de Karl Radek gibi kimi Bolşevikler Ayaklanma’yı “küçük burjuva” milliyetçi hayalperestlerin gerçekleştirdikleri bir “darbe” olarak nitelendirip kınadıklarında dehşete düşmüştü. 

Bu, kesinlikle önemsiz bir tartışma değildi. Çünkü Bolşeviklerin karşı karşıya oldukları temel meselelerden biriyle doğrudan bağlantılıydı. Yani sınıfsal ve ulusal meselelerin iç içe geçtiği, Rusya gibi emperyalist bir bağlamda devrimci stratejinin nasıl geliştirilebileceği meselesiyle. Bolşevikler Ekim 1917’de iktidara geldiğinde çokuluslu Sovyet devletinde birliğin nasıl sağlanabileceği sorunu, pratik düzlemin acil sorunlarından biri hâline geldi. İlginçtir ki konuya ilişkin parti içi tartışmalarda Paskalya Ayaklanması sık gündeme getirilir oldu. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunan Bolşevikler tekrar tekrar İrlanda örneğine atıfta bulunuyorlardı. Nihayetinde son gülen Lenin oldu ve 1922 senesinde birtakım yarı-bağımsız Sovyet cumhuriyetleri kuruldu. Dolayısıyla, Paskalya Ayaklanması’nın Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda belli bir rol oynamış olduğu pekâlâ da söylenebilir. 

Karşıtları vardı elbette, ancak 1920’lerden itibaren Sovyetler Birliği’nde Paskalya Ayaklanması’na dair değerlendirmeler büyük ölçüde olumluydu. Ayaklanma’ya dair ilk yayınlar, istisnasız bir şekilde isyancıların “kahramanlığından” ve “cesaretinden” söz ediyordu. Sovyet devletinin ilk yıllarında, bu Ayaklanma Avrupa’da devrim ihtimaline işaret eden bir umut kaynağıydı. 

 

Sömürgeciliğin yıkılış sürecinde Paskalya Ayaklanması 

 

 

 

Ne var ki, Batı’da devrimin gerçekleşmeyeceği anlaşıldığında Bolşevikler dikkatlerini Küresel Güney’deki kurtuluş hareketlerine çevirdiler. İkinci Dünya Savaşı sonrasının bu değişen bağlamında, Sovyetler Birliği’nde Paskalya Ayaklanması’na dair değerlendirmeler de hafif bir dönüşümden geçti. Artık Paskalya Ayaklanması Nijerya, Mısır ya da Hindistan’dakiler gibi bir sömürgecilik karşıtı mücadele olarak görülür olmuş, sömürgeciliğin yıkıldığı bir dünyaya odaklanan Sovyet perspektifi ışığında yeniden şekillenmişti. 

Yine de Paskalya Ayaklanması’na daima bir ilgi duyulagelmişti. 1918-1963 yılları arasında doğrudan Paskalya Ayaklanması’na odaklanan 25 eser yayımlanmıştı. 1966’daki 50. yıldönümü vesilesiyle Paskalya Ayaklanması, 23. Parti Kongresi’nde ve Moskova’daki türlü toplantılarda anılmıştı. İki yıl sonra, James Connolly’nin doğumunun yüzüncü yıldönümü de Sovyet başkentinde benzer şekilde anılmıştı. 1969’da ise Parti yayınevi, Connolly’nin metinlerini Rusça yayımlamıştı. İlginin dirilişiyle birlikte Sovyetler’de Connolly biyografileri basılmış, Moskova üniversitelerinde Paskalya Ayaklanması üzerine doktora tezleri yazılmıştı. 

 

Paskalya Ayaklanması’nı Bolşevik Rusçaya çevirmek 

 


Kaynak: Sendika org-Çeviri Sinan Jabban

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 77 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Çeviri Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI