Bugun...



İşçilerin Referandum Gündemi

►OSTİM’de referandum kararı sorulduğunda, bir işçi, şimdiye kadar hep AKP'ye oy verdiğini belirterek ‘Kellem de kopsa hayır diyeceğim, çünkü açım’ dedi ►Autoliv fabrikasında çalışan işçiler, referandum sürecini 2017 yılı MESS sözleşmeleri ve işten atma söylentilerinin gölgesinde takip diyor. ►Kayseri'den bir metal işçisi, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan işçilerin referandum tartışmalarını yazdı. ►Gözde Tekin, Kocaeli Körfez'deki işçi duraklarından referandum izlenimlerini yazdı.

facebook-paylas
Güncelleme: 24-02-2017 05:39:03 Tarih: 23-02-2017 12:06

İşçilerin Referandum Gündemi

İşçilerin Referandum Gündemi

 

OSTİM’de referandum kararı sorulduğunda, bir işçi, şimdiye kadar hep AKP'ye oy verdiğini belirterek ‘Kellem de kopsa hayır diyeceğim, çünkü açım’ dedi

Autoliv fabrikasında çalışan işçiler, referandum sürecini 2017 yılı MESS sözleşmeleri ve işten atma söylentilerinin gölgesinde takip diyor.

Kayseri'den bir metal işçisi, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan işçilerin referandum tartışmalarını yazdı.

Gözde TekinKocaeli Körfez'deki işçi duraklarından referandum izlenimlerini yazdı.

 

 

Autoliv işçisi tedirgin

Autoliv fabrikasında çalışan işçiler, referandum sürecini 2017 yılı MESS sözleşmeleri ve işten atma söylentilerinin gölgesinde takip diyor.

Gebze’de Taysad Organize Sanayi Bölgesinde (TOSB) bulunan ve Türk Metal’in örgütlü olduğu Autoliv fabrikalarında ana gündem 2017 yılı MESS sözleşmeleri ve fabrikada yaşanan işten atma söylentileri. Türkiye’deki siyasal gelişmeler ve dolardaki artışın yeni iş alınmasına engel olduğunu düşünen işçiler, bu sürecin patronun ve sendikacıların kendilerine sorun çıkardığını düşündüğü işçileri işten atmak için hazırlık yaptığını söyledi. Bir yandan gelirlerinin düştüğünü ve geçinemeyecek duruma geldiklerini anlatan işçiler, sözleşmede geçinebilecekleri bir ücret ve iş güvencesi istiyor. İşçiler referandum sürecini de bu tedirginlikle takip ediyor.

 

ŞUBATTA KIYIM OLABİLİR TEDİRGİNLİĞİ

 

Autoliv’in 3 fabrikasında 2 bin 500 dolayında işçi çalışıyor. 2018 yılı için yeni proje alınmadığı yönünde duyumlar aldıklarını anlatan işçiler, yeni proje alınmamasını ülkede yaşanan siyasal gelişmelere, patlamalara ve dolardaki artışa bağlıyor. Bunun kendilerine yansımaya başladığını ifade eden işçiler, “Normalde bu ay en yoğun ay olurdu. Hem fazla mesai hem de işçilerin en fazla işe alındığı dönem olurdu. 2018 yılı için proje alınmadığı herkesin dilinde. Raporlu olan, işe gelmek istemeyen belirleniyor. Durgunluk hali tedirginlik yaratıyor” dedi. İşçi alımının durduğunu, sözleşmeli işçilerin kapı önüne konduğunu ifade eden işçiler, hat sorumlularından, çalışmasından memnun olunmayan işçilerin isimlerinin istendiğini, şubat ayında toplu çıkış olabileceğinin konuşulduğunu söyledi. İşçiler, yaşananlar nedeniyle tedirginliğin her geçen gün arttığını söyledi. Bir yandan da ücretlerinin alım gücünün düştüğüne dikkat çeken işçiler, “Çarşıda, pazarda alışveriş yaparken 2-3 çeşit sebze, 1 çeşit meyve bile almakta zorlanıyoruz” dedi. Fabrikada yaşananlara karşın MESS sözleşmesinden insanca yaşanacak bir ücret bekleyen işçiler, iş güvencesi de talep ediyor.

 

'EVET' DİYEN DE TAM İKNA DEĞİL

 

İşçiler referandum sürecini bu tedirgin ortamda karşılıyor. Anayasa değişikliğini sorduğumuz işçiler, evet, hayır tartışması bir yana anayasanın içerisindeki maddeleri tam olarak bilmediklerini söylediler. Evet diyeceğini söyleyenlerin neden evet dediklerinin altını dolduramadığını belirten işçiler şunları söyledi: “Serviste, yemekte, çay molalarında ve dinlenme aralarında sürekli sohbet ediyoruz. Eskisi gibi bir hava ile geçmiyor bu süreç. Daha çok bilenme, sitem etme ve tartışma hali oluyor konuşurken. Evet diyecek işçiler mesela kendini çok ifade edemiyor çünkü bizim hayır dememiz için yaşanan o kadar çok haksızlık ve hukuksuzluklar var ki... Bunlar konuşulduğunda evet diyecek arkadaşlar sessiz kalıyor. Aslında evet demeye de tam ikna olmamışlar. Ama aidiyet duygusu ve fişlenme korkusuyla hareket ediyorlar.”

 

BİZE DÜŞEN ANLATMAK

 

MHP’li işçiler içinde ise çok sayıda hayır diyenin olduğunu aktaran işçiler, “Kararsız olan da çok. Ama evet diyecek işçiler azımsanmayacak derecede... Buna rağmen sohbet etmeye başladığımızda zorunlu BES’i söylüyoruz. Ya da kıdem tazminatımız kaldırılsa ne olur diyoruz. Söz konusu ekonomik talepler olunca en koyu AKP’li işçi bile sessiz kalıyor. Bu yasalar kimden yanaysa evet diyecek olan da onlar olmalı. İşçi ve emekçiler lehine tek bir yasa çıkartmayan bu hükümete cevabı ona göre vermeliyiz. Bu süreçte bize düşen bunları konuşmak özellikle kararsız olan işçilere anlatmak” diye konuştu.

 

KADINLARIN HAKLARI KAĞIT ÜZERİNDE

 

Kadın işçiler yaşadıkları sorunları çay molalarında tartışıyor. “Kadın işçiler aslında son çıkan yasa ile birlikte çocuk nedeniyle yarım gün çalışmak istiyor. Sözde yasa var ama bu yasada bile açık var. İşverenin inisiyatifine bırakılmış bu hak” diyen işçiler, fabrika yönetiminin neredeyse süt izni hakkını bile vermeyeceğine dikkat çekti.

İşçiler hâlâ referandumu parti seçimi olarak görüyor

Metal işçisi
Kayseri

Ben, Kayseri OSB’de bulunan büyük bir metal fabrikasında çalışan bir işçisiyim. Yoğun çalışma temposu altında çalışıyoruz. Ülkenin gitgide çöküşe geçtiğini ilk önce biz görüyor, hissediyoruz. Bu durumları hesaba katarak sohbetimizde bir işçi arkadaşımız yazın tatile gideceğini söylediğinde, bir diğer işçi arkadaşımız şöyle dedi: “Nasıl gideceksin? Zaten yıllık izni ocakta kullandırttılar zorunlu şekilde. Sonra senin araba çok yakar artık gaz bile 3 liraya yaklaşıyor nasıl edeceksin? Hayal gücüne hayranım ağabey.”

Tatile gitmek isteyen arkadaşım yeniden söze girerek planını açıkladı: “Zaten yaz geliyor mesailer başlar. Sabah 8’den aksam 9’a çalışsak, doğal gaz masrafı da azalıyor. Okullar kapanır çocuklar da çalışmaya başlarsa eğer bir kaç kuruş kalır elbet. İzin dersen de o işi bir şekilde ayarlarım ben. Sen takma kafana ama gaz dedin beni ikinci kez düşündürdün! TRT’de ülkemiz büyüyor diyorlar ekonomimiz iyiymiş falan bizi kandırıyorlar ama biz hiç görmüyoruz. Asgari ücrete zam geldi dendi ne kadar 100 lira. Şaka gibi bir de bunun 53 lirası zorunlu BES’e kesilecekmiş. Eee ne kaldı? 45 lira. Buna zam diyen şu elektriğe gelen zammı, doğal gazı, meyve sebzeyi hiç görmüyor da mı zam diyorlar! Verdiklerinden fazlasını aldılar zaten nasıl yapacağız bilmiyorum.”

Bir işçi daha söze girdi. Bu sefer konu referandum. “Bir de şu referandum mevzusu var bu karmaşada olacak iş mi!” dedikten sonra, biraz sessizlik oldu. Sonra başka bir işçi lafa atlayıp, “evet” denilmesi gerektiğini söyledi. HDP ve CHP’nin hayır demesi dışında, evet diyeceklerin söylediği pek söz yok. Lafa giren arkadaşım da bu gerekçeyi öne sürdü. Ben de, “Abi bu parti meselesi değil, genel seçim değil referandum. Hem de gelecek meselesi. Senin yaşın geçti çocukların için de düşünmen lazım. Senin çocuklar okula gidiyor yazın ne yapıyorlar? Çalışıyorlar de mi?” diye sordum. O da, “Evet çalışıyorlar ne yapacaklar ben yetişemiyorum tek başıma onlar da destek oluyorlar sağ olsunlar. Ben isterim ki çalışmasınlar zaten okul dönemi çalışma ile geçiyor kafaları kazan gibi oluyor yazın biraz dinlensinler istiyorum ama durum ortada” dedi. 

Bu abimize bir soru daha sordum: “Şimdi sen bu kadar sorundan bahsettin dedin ki tek başıma yetiştiremiyorum ama çocuklar yardım ediyor çalışmalarını da istemiyorum. Peki, sen evet deyince bunların değişmesi için bir adım attığını mı düşünüyorsun? Daha mı iyi olacak? Atıyorum üniversite harçları mı kalkacak? Sen daha iyi bir ücret mi alacaksın? Hangisi olacak?”

Cevabı “Ben hiç birinin olacağını sanmıyorum zaten ama evet diyeceğim” oldu.

Bu sefer bizi dinleyen bir genç işçi arkadaş katıldı sohbete: “Abi ben hayır diyeceğim. Ben okula gidemedim diye buradayım. Okumak istiyordum. Ben liseyi bile şimdi açıktan okuyorum. Babam da senin durumundaydı evde yiyecek yoktu. Kayseri’ye bir umutla geldik. Biz burada okula gidecektim gör ki buradayım. Askere gideceğim birkaç aya cebimde harçlığım yok. Eve destek oluyorum bir ay, bir ay kardeşime veriyorum. Onu okutuyoruz babamla, anca yetiyor. Ben doğduğumdan beri durum bu, bu düzen bizi yıktı geçti. Burada hadi desinler ki ben geçiniyorum rahatım. Biz çalışıyoruz patron kazanıyor. Bunlar patronların yanında zaten. Evet dersek ben ne HDP’liyim ne CHP’li. İşçilerle ilgili tek bir madde yok. Ayrıca neden tek kişi yönetsin ki ülkeyi.” 

İşçiler hâlâ referandumu, parti seçimi olarak görüyor. Anlatmalıyız ki bu parti seçimi değildir. Bu ülkenin kaderidir. Az çok anlattığımızda ikna olanların olduğunu görüyoruz. Çalıştığım fabrika bin kişilik. Yarısına yakını hayır diyordur. Bunun önemli bir kısmı ise MHP’li ve AKP’li işçiler. Hayırın artmasının en iyi yolu anlatmak, nasıl anlatacağımız da önemli. 

Ekmeğini bölüşenleri bölemezsiniz!

 

Gözde TEKİN

Günün ilk ışıklarından önce Körfez’deki işçi duraklarının yolunu tutuyoruz. Referanduma ilişkin Emek Partisinin “Evet mi hayır mı?” başlıklı bildirisini işçilere ulaştırıyoruz, durakta bekleyen ikişerli üçerli işçi gruplarının fikirlerini de soruyoruz. Gebze’de otomotiv yan sanayisinde çalışan 3 işçiden ikisi 'Hayırlısı olsun' diyor. Ben de 'Bu cevaptan hayır diyeceğinizi anlıyorum' diyince gülümsüyorlar. Yanlarındaki arkadaşı ise evetçi olduğunu belirtiyor. 18 yaşındaki gençlere seçilme hakkının verilecek olmasının çok büyük bir yenilik olduğunu belirtiyor ama maddelerden çok Erdoğan’a olan sevgisinden evet diyeceğini söylüyor. Sohbetimiz biraz daha ilerleyince bazı işyerlerinde cemaatlere yakın işçilerin ikiye bölündüğünü görüyoruz. Hayırcılar için terör destekçisi dendiğini bunu bizzat Erdoğan’ın da defalarca dillendirdiğini söyleyince; “Ben bunu doğru bulmuyorum bu arkadaşlarla aynı işyerinde çalışıyorum, onlar hayır diyor ben evet ama onların terör yanlısı olduğunu düşünmüyorum” diyor.

Başka bir işçi grubu ise bizi görünce “Yine Emek Partisi gelmiş, ne oldu yine gündemde ne var?” diye soruyorlar. 7-8 işçinin bulunduğu bu grubun tamamı evetçi, içlerinde beyaz yaka çalışanlar da var, üretimde çalışan işçiler de. En çok hangi maddenin onların dikkatini çektiğini soruyoruz, sorumuz cevapsız kalıyor. Tek tek incelemediklerini ama televizyondan duyduklarını söylüyorlar. İçlerinde maddeleri okuyan bir işçi, ülkeye demokrasi gelmesi için; evet demeliyiz diyor. “Çift başlılığın ülkeyi yavaşlattığını” söylüyor. “Geçmişte türbanlı kardeşlerimiz hiçbir yere giremiyordu” diyor. “Peki başkanlık sistemi gelmezse türbanın yine kısıtlanacağını mı düşünüyorsunuz?” diye sorduğumuzda “Artık o olmaz” diyor. 18 yaşında Meclise girme hakkı burada da gündem oluyor ve Meclise girme yaşının 25 olduğunu ama Meclis ortalamasının 50 yaş olduğunu söylüyoruz. Konu genç işsizliğine geliyor. Gençlerin en büyük sıkıntısının işsizlik olduğunu onlar da kabul ediyor ve kötüye gidiş olduğunu ifade ediyorlar. İşyerlerinde evet-hayır bölünmesi olup olmadığını soruyoruz. Olmadığını ama genelde yaşanan bu bölünmeden rahatsız olduklarını ifade ediyorlar.

Karşılaştığımız pek çok işçi gerçekten de maddeleri okumamış, tartışmaya ne kadar kazanıcı bir dille yaklaşırsak o kadar soru işareti bırakabiliyoruz. 50 günlük bu süre boyunca, iktidarın yapmadığı şeyi yapmalıyız. İşçilere gerekirse madde madde bu değişiklikle nelerin getirilmek istendiğini anlatan işler yapmak ilgi çekecektir. Evet hayır bölünmesi; evetçi işçileri de rahatsız ediyor. Bu da Erdoğan’ın ve pek çok yetkilinin hayırcıları ötekileştiren söylemlerinin, huzursuzluğu arttırdığının bir göstergesi. Bugün durakta, camide, bantta bir arada olan, patrona karşı birlikte örgütlenen işçilerin; kendi geleceklerine ilişkin verilecek bir kararı tartışabilme koşullarını yaratmak yerine, işçiler iktidar eliyle terör yanlısı-vatan sevdalısı diyerek bölünüyor. Bu bölünmeyi hem teşhir etmeli hem de birlik çağrısını güçlendirmeliyiz. İşçilerin kaderi ortaktır, ekmeğini bölüşenleri bölmek zannettikleri kadar kolay olmayacak.

OSTİM ve İvedik Organize Sanayi Bölgeleri neredeyse yüz binleri aşkın işçi ve emekçinin çalıştığı bölgelerdir. Ankara’nın her semtinden gelen işçiler bu bölgede çalışmaktadır. Pursaklar’dan Sincan’a, Keçiören’den Mamak’a, Etimesgut’tan Yenimahalle’ye… Bu “uçsuz bucaksız deryanın” en azından belli bir bölümünde yaklaşık yüz kadar işçinin (daha çok yaşça genç işçilerin), 16 Nisan’da yapılacak olan referanduma dair ne düşündükleriyle ilgili bir nabız yoklaması yaptık. Bize “Denk geldiği kadarıyla”, burada öne çıkan, çarpıcı birkaç eğilimi de izlenim olarak paylaşalım istedik.

 

‘HAYIR’ DİYENLER DAHA ÖZ GÜVENLİ

 

Atölye aralarında, otobüslerde, duraklarda işçiler arasındaki sohbetlerde konu bir şekilde anayasa değişikliği ve referanduma geliyor. Burada, “hayır” oyu kullanacağını beyan edenler daha baskın. Hem sayısal anlamda, hem de söylenilen şeylerin daha öz güvenli bir şekilde ifade edilmesi açısından bir baskınlıktan söz ediyoruz. Kimisiyle tartışmaya kapalı biçimde, köklü bir “hayır” tutumu sergilerken; kimisi gerekçelendiriyor. Anayasa paketinin içeriğini bilmese bile, Cumhurbaşkanına yönelik duyduğu öfkeden dolayı “hayır” vermeyi düşünen de çok sayıda emekçiden söz edebiliriz. Bunun yanı sıra özellikle dış politika ve ekonomik politikalar alanında AKP’yi başarısız bulduğunu ifade eden ve buna tepki göstererek, oyunun “hayır” olacağını söyleyenlerin sayısı da oldukça fazla.

 

“Evet” oyu vereceğini ifade edenler açısından da yine farklı eğilimlerden söz etmek mümkün. “Evet” oyu vermeyi düşünen ama kararsız olduğunu ifade eden işçilerin sayısı hiç azımsanamayacak ölçüde. Sessiz kalan, tartışmayı henüz daha hiç açmadan kapatmaya çalışan, “Ne olursa olsun, sadakatinden taviz veremeyeceği” için yıllardır oy verdiği AKP’den dönmeyeceğini ifade edenler de “evet” oyu vermeyi düşünenler arasında bahsedebileceğimiz bazı eğilimler.

 

BAZI SOMUT ÖRNEKLER

 

İvedik OSB’de bir metal atölyesinde çay molası saatinde gerçekleşen bir tartışmaya dahil oluyoruz. CHP’ye yıllardır oy verdiğini söyleyen bir işçi şunları söylüyor: “İstikrar diye diye, memleketi ne hale getirdiler. Benim oyum net bir şekilde ‘hayır’ olacak. Bugün Kılıçdaroğlu çıkıp da meydanlardan şimdi ‘evet’ veriyoruz dese bile, benim oyum ‘hayır” olacak. Mesele parti meselesi değil, ülke meselesi.” Kendine din adamı diyen kesimlerin, “Hayır diyenler şeytana tapanlardır” gibi açıklamaları olduğunu söyleyen aynı işçi, bu açıklamaların insanları kışkırtmak ve birbirine düşman hale getirmeye çalışmak için yapıldığını söylüyor.

 

AKP’li bir işçi ise şunları ifade ediyor: “Herkesin oyu kendini bağlar. Kimse kimseye baskı kuramaz. Ama bugün ‘evetçiler’ de ‘hayırcılar’ da birbirinin aynısı. Benim oyum ‘evet’ olacak, ama bu sadece beni bağlar. Ama meseleyi çok abartanlar var. Mesela geçenlerde bir haberde adamın biri yeni doğmuş çocuğuna ‘evet’ ismini koymuş. Bu kadar da saçmalanamaz. Ben bunu eleştiririm, bunu eleştirdiğim için geçen gün babamdan çok tepki aldım ama düşüncelerim aynı” diyor.

 

“Hayır” oyu vereceğini söyleyen AKP’li bir işçi “Bu kadar yetkinin, tek bir kişiye verilmesinin sonuçlarının ağır olacağı; Tayyip Erdoğan’dan sonra gelecek kişinin de aynı yetkilerle donatılacağı ve bunu kötüye kullanabileceği” söylendiğinde “Bu konuda haklısınız. Bu kadar yetkinin verilmesi iyi niyetli biri için çok iyi, kötü niyetli biri için çok kötü olur. Burada bizim yapacağımız tek şey hep iyi birilerinin yönetmesi için dua etmek olacak” yanıtını verdi.

 

HAYATIN PAHALILAŞMASININ SORUMLUSU AKP

 

OSTİM tarafında küçük bir hurdalıkta çalışan işçilerle sohbet ettiğimizde aralarından yaşça daha büyük olan bir işçinin söyledikleri çarpıcıydı. 50’li yaşlarında olan işçi, bütün seçimlerde AKP’ye oy verdiğini ama bu sefer “kellesi kopsa” vermeyeceğini söylüyor. Nedenini sorduğumuzda, yanıtı kısa ve net oluyor: “Çünkü açım.” Özellikle asgari ücretin bu ekonomik kriz ortamında böyle düşük olarak ilan edilmesi, hayatın pahalılaşması ve geçim derdinin artmasının sorumlusu olarak AKP’yi gördüğünü söylüyor.

 

Yine OSTİM’de küçük bir çayevine girip oradaki işçilerle tartışmaya oturduğumuzda bir masada yürüttüğümüz tartışmanın, hızla bütün masalar tarafından bir anda izlenmeye başladığına şahit olduk. İçeriğinden haberi olmadığını ve kararsız olduğunu söyleyen bir işçi grubuna bazı maddelerin içeriğini anlattığımızda, etrafımızdakilerin bizi büyük bir dikkatle dinlediğini fark ettik. Yani referanduma sayılı günler kalmasına rağmen çoğunluğun içeriği net olarak bilinmediğini görmüş olduk.

 

PATRONDAN ‘MİLYAR KERE EVET’

 

Dikkatimizi çeken ve yazmayı istediğimiz bir başka örnek, bir atölyenin önünde bir işçi grubuyla tartışırken işyerinin patronunun gelip, “Milyon kere ‘evet’, milyar kere ‘evet’” demesi oldu. Bunu dedikten sonra patron arabasına atlayıp uzaklaşırken, işçiler de tartışmaktan vazgeçip tekrar atölyeye döndüler.

 

Bir başka örnek de AKP’ye yıllardır oy verdiğini söyleyen bir işçinin, 18 maddenin çıktısını alıp işyerine getirdiğini bize göstererek bu maddelerin işçilere nasıl bir faydası olacağını anlamadığından yakınması. Başka bir genç işçi, “Bütün krizlerin bu anayasayla çözüleceği” iddiasına ilişkin “10 senedir ben çalışıyorum, 15 senedir bu adamlar iktidarda. Ben kendi halime bakıyorum, ileri gideceğime hep geri gitmişim. Borçlar almış başını gitmiş. Bu sürede sadece hayat zengine güzel” diyor ve bu iddianın gerçekçi olmadığını ifade ediyor.

 




Kaynak: Evrensel gazetesi

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 452 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Emek Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI