bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...



Kaçış eğilimlerini umuda çevirecek bir muhalefeti büyütmeliyiz Önder İşleyen

Tarih: 30-09-2018 12:06:15 + -


Uzunca zamandır, Türkiye’de özellikle (daha çok Gezi kuşağı olarak tanımlanan) gençlerin Türkiye’yi terk etme eğilimlerinden söz ediliyor. 24 Haziran seçim sonuçlarının bu hareketliliği artırdığı araştırmalarla da ortaya konuluyor.


Kaçış eğilimlerini umuda çevirecek bir muhalefeti büyütmeliyiz  Önder İşleyen

Kaçış eğilimlerini umuda çevirecek bir muhalefeti büyütmeliyiz

Önder İşleyen

Uzunca zamandır, Türkiye’de özellikle (daha çok Gezi kuşağı olarak tanımlanan) gençlerin Türkiye’yi terk etme eğilimlerinden söz ediliyor. 24 Haziran seçim sonuçlarının bu hareketliliği artırdığı araştırmalarla da ortaya konuluyor.

Karanlığı el yazılarıyla yırtanlar

Faşist baskı dönemlerinin bir sonucu olarak gerçekleşen kaçış eğiliminin kaynağında pek çok başka şeyle birlikte umutsuzluğun ve gelecek kaygısının öne çıktığını söyleyebiliriz. İktidarın, toplumsal yaşamın her alanını kuşatma girişimleri, burjuva hukuk anlamındaki eşitliğin yerine kayırmacılığı yerleştirmesi vb nedenler ortada ancak aynı zamanda (belki daha çok) muhalefet hareketleri üzerine düşünmeye ihtiyaç var. 



Gezi kuşağıyla birlikte toplumun tüm katmanlarından AKP iktidarına karşı büyük bir direnme potansiyeli, Gezi’den 24 Haziran’a kadar her önemli eşikte kendisini ortaya koymaya devam etti. Bugün, ekonomik krizin sonuçlarının yaşanmaya başladığı dönemde, toplumdaki tepkilerin daha da büyüyeceği bir döneme de giriliyor. Bu koşulda asıl belirleyici olan ise, muhalefetin şimdiye kadar oluşturamadığı, güveni ve umudu inşa edebileceği, bir alternatif güç oluşturabilmesi olacak. Yoksa yalnızca iç ya da dış göçle kendisine bir ‘kurtuluş alanı’ oluşturmaya yönelik adımlarla; bireysel muhalif yönelimlerin tersine çevrilmesi, (çağın bireyciliğiyle de beslenerek gelişen) yalnızlaşma halinin ortadan kaldırılması, ezilen emekçi halkın içine sürüklendiği çaresizliği aşacak kolektif bir irade ve gücün ortaya çıkarılması mümkün olmayacaktır. 



Muhalefet hareketinin umutsuzluğu derinleştiren en önemli hatası, Gezi ve sonrasındaki direnişlerin bakiyesini, seçimleri merkeze alan (parlamentarist) bir yaklaşıma hapsetmesi oldu. 24 Haziran bu anlamda, öncesinde yeniden parlayan muhalif hareketliliğin dağıldığı bir noktaya dönüştü. Mesele yalnızca 24 Haziran gecesinden itibaren gösterilemeyen inisiyatif olmanın ötesinde, muhalefetin değiştirebilme iradesinden tümüyle yoksun kalmasıdır. Şimdi bir kez daha tartışılmaya başlayan dağınıklığın, toplumsal geri çekilme ve bireysel kurtuluş alanları oluşturma çabalarının yoğunlaşmasının en büyük nedeni bu son durak oldu. Ancak bu durumu kalıcı bir durum olarak görmek gerçekçi olmaz.

Elbette her şeyin önceden nasıl olduysa öyle devam edeceğini düşünmek, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar almayı beklemek de büyük bir yanılgı olur. Bu açıdan şimdi, tüm yaşananlardan hiçbir ders almaksızın, muhalefeti yerel seçimleri merkeze alarak kurmaya çalışmak, yığınağı buraya yapmaya çağırmak; ne 24 Haziran öncesindeki ne de sonrasındaki Türkiye’yi anlamamak demektir.



Bugün faşizm altında gelişen ekonomik krizin belirleyici olduğu bir dönemdeyiz. Seçimlerin erkene alınmasının, AKP-MHP ittifakının seçim sonuçlarını (tüm yöntemleri kullanmayı da göze alarak) tayin etme çabasının en önemli nedeni ekonomik krizin sonuçları ortaya çıkmadan önce iktidarını sağlamlaştırmak, İslamcı faşizmi kuramsallaştıracak bir sıçramayı gerçekleştirmekti. Bugün tam da bu güçle krizi karşılamaya yönelik hamleleri gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Tüm ideolojik araçların tekelci kontrolü ile yaşananları manipüle etme, ekonomik krizi ‘dış mihrakların’ bir oyunu olarak sunma ama onu yaparken aynı zamanda İngiltere’de uluslararası tefecilerden borçlanma, ekonominin denetimini Amerikan McKinsey’e devrederek IMF’siz IMF programını hayata geçirerek emperyalizme güven verme girişimlerini sürdürebiliyor. Bir yandan da 3.Havalimanında çalışan inşaat işçilerinin direnişinde de görüldüğü üzere, her tür toplumsal tepkiyi kuşatmak ve söndürmek için şok operasyonlar gerçekleştiriyor. İktidar, şimdi krizin tepkilerini de yönlendirmeyi (büyük ölçüde) başarabiliyor. Ancak, krizin tedrici olarak derinleşmeye devam ettiği bir noktada bunu sürdürebilmesi hiç de kolay olmayacak. Öyle bir anda tepkilerin kendi ittifak cephesinin dışına doğru arayışlara dönüşmesi ihtimali de ortaya çıkacaktır. Muhalefet hareketi şimdi esas olarak buna odaklanarak mücadele etmenin yollarını bulmalıdır. 



3.Havalimanı işçilerinin direnişi bu koşullarda, muhalefetin; mutlak bir durağanlığa geçişin ötesinde spontan direnişlerde daha fazla sahne alacağını ortaya koyuyor. Bugün, işçilerin farklı yerlerde lokal eylemleriyle bir mayalanma yaşanıyor. İşsizliğin, hayat pahalılığının aynı zamanda faşist baskıların daha fazla yoğunlaşacağı önümüzdeki dönemde toplumun farklı kesimlerinin benzer spontan hareketlerinin iktidarın baskı duvarlarında gedik açmaya başlayacağını aynı zamanda siyasal İslam’ın (özellikle de sosyal yardımlar üzerinden şekillenen) kontrol alanının daralacağını da söyleyebiliriz.

Muhalefet şimdi tam da bu mayalanan muhalefet zemini içine yerleşme, mevzilenme üzerine kafa yorarak, umudu böyle bir uzun süreli mücadele stratejisinin üzerine yeniden inşa etmelidir. 

Bir yandan insanların faşizme ve krize karşı kendisini çaresiz hissetmeyeceği, yalnız kalmayacağı dayanışmacı ilişki zeminlerini çoğaltmak, Meclis fikrini tam da bu biçimde toplumsal hayatın her alanında küçük-büyük toplulukların biraradalığı olarak tasarlamak... Krizin kendiliğinden iktidar cephesinde kırılmalar yaratacağı yanılgısına kapılmadan tam da halkın krizden etkilenmesinin önüne geçecek somut dayanışma ağlarını kurabilmek... Bunları süreklileştirmek ve bunun için de toplum içinde inisiyatif alanlarını çoğaltmak üzere yürütülen bir mücadele ile kaçış eğilimlerinin umut eğilimine dönüşmesini sağlayabiliriz. Böyle bir mücadele ile bugün bireysel kurtuluş-kaçış ve yalnızlık içinde sürüklenen milyonların tepkilerinden yeniden coşkun bir sel misali akmaya devam eden bir halk hareketine doğru yol almak pekela mümkün ve elbet gerekli!




Kaynak: Bir Gün

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 45 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Basından yazılar Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
    AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
  • Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
    Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  • İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
    İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  • 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
    'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  1. AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
  2. Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  3. İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  4. 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  5. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  6. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
VİDEO GALERİ
YUKARI