Bugun...



Kadının Yeri Devrimdir

Rosa Luxemburg, enternasyonal sosyalist harekete yaptığı muazzam katkılarıyla haklı olarak tanınıyor. Fakat diğer birçok kadının Alman Devrimi’ndeki önemli rolleri sıklıkla görmezden geliniyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 02-04-2019 13:24:46 Tarih: 03-03-2019 12:19

Kadının Yeri Devrimdir

Kadının Yeri Devrimdir

 

Rosa Luxemburg, enternasyonal sosyalist harekete yaptığı muazzam katkılarıyla haklı olarak tanınıyor. Fakat diğer birçok kadının Alman Devrimi’ndeki önemli rolleri sıklıkla görmezden geliniyor.

Devrimciyi, silahı elinde ya da yumruğu havada bir erkek kalıbına sokarak hayal etmek çok kolay. Ancak devrimler bundan daha büyük şeylerdir. Bir devrimin sürdürülebilmesi için, bir halk kitlesi ve onu beslemek ve korumak için çoğu zaman gizli bir altyapıya ihtiyaç vardır. Popüler devrimci imajı, devrimin gerçekten gerektirdiği insan ve görev çeşitliliğini maskeliyor.

1918-19 Alman Devrimi’nde de durum farklı değil. Varolan bilgimizin çoğu, çoğu erkek olan lider figürleri üzerinde yoğunlaşıyor. Kadın devrimcilerden karşıt örnek olarak Rosa Luxemburg verilse de, kadınların oynadığı daha büyük rol gölgede gölgede kalıyor. Onların katılımını göz ardı etmek, Alman demokrasisinin dönüm noktasını kavrayışımızı . Ancak bugün, araştırmalar kadınları bu tarihe geri yerleştirmeye çalışıyor.

Katliama Karşı

1914’te savaş başladığında, Almanya’daki kadınlar ve erkekler buna ne tepki verecekleri konusunda kararsızlardı. Ağustos 1914’te savaşın patlak verişinin büyük bir coşkuyla karşılandığı sıkça söylense de, aslında popüler tavırları okumak zordur. 1914 Temmuz’unda, her yerde reklamı yapılan savaş yanlısı yurtsever mitinglere kıyasla daha fazla Alman barış gösterilerinde yürüdümüştü. Seferberlikten önceki hafta, Almanya genelinde kasaba ve şehirlerde düzenlenen otuz iki barış mitingine, yalnızca Berlin’de 100.000 kişi olmak üzere toplamda 750.000 kişi katıldı. Bunlar, Fransa’da ve daha sonra Londra’da benzer kitlesel mitinglerde yankılanarak savaşa katılan ulusların vatandaşların ne kadarının, bu hala mümkünken savaşı önlemenin yollarını bulmak istediğini gösterdi.

Resmiyette, tüm taraflar birlikte çalışmayı kabul ettiği ve sansür, resmi anlatıya karşı koymayı neredeyse imkansız hale getirdiği için siyasi bir ateşkes vardı. Ancak bu görüntünün altında gerilim hala sürüyordu. O dönem Sosyal Demokratlar (SPD)’ın parlamento üyesi olan Karl Liebknecht ve on üç meslektaşı savaş bonoları için çekimser oy kullandı, SPD’nin kendisi de 1917’de ikiye ayrıldı.

Siyasi iktidar yapılarının dışında, gruplar ve önde gelen bireyler savaşa nasıl tepki vereceklerinden emin değillerdi. Savaş öncesinde enternasyonalizme ve barışa olan bağlılıklarına rağmen liberal, orta sınıf kadın hareketi, kaynaklarını yurtsever savaş çabalarını organize etmeye adamaya şimdiden hazırdı. İşçi sınıfı kadınları, liberal hareketin ana şemsiye örgütü olan BDF’li (Alman Kadın Dernekleri Birliği) kadınlarının önderliğindeki ulusal kadın servisinde orta sınıf kadınlarla birlikte savaşa gönüllü oldular. Bu kadınlar yurtsever savaş işleriyle uğraştılar ve enternasyonal bağlantılarını kesip attılar. Ancak, hem liberal hem sosyalist hareketin içinde savaşa karşı çıkan azınlık gruplar vardı. 1915’te Lahey ve 1919’da Zürih’te yaptıkları iki toplantıda, tarafsız ve “düşman” milletlerdeki kız kardeşlerine dayanışma mesajları ile seslendiler ve bir tür enternasyonal feminist pasifizmi formüle ettiler. Feminist ve pasifist Lida Gustava Heymann 1868–1943), avukat ve pasifist Anita Augspurg (1857-1943) ve kadın hakları mücadelecisi Helene Stöcker (1869-1943) bu safhada öne çıktı.

Gazeteci ve sosyalist Clara Zetkin de savaşa karşı çıktı ve ayrıca, 1915’te Bern’de uluslararası bir sosyalist kadınlar toplantısı düzenledi. İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Rusya, İtalya, İsviçre ve Polonyalı bu kadınlar, ülkeden ülkeye seyahat etmek ve sözde ‘’düşman’’ ülkelerin kadınlarıyla buluşmak için büyük bir kişisel riski göze aldı. Delegeler, savaştan dolayı pahalılaşan geçim masraflarını ve Rosa Luxemburg’un eleştiren konuşmalar yaptılar. Savaşa son verilmesi, barış ve sosyalist bir gelecek için tüm ülkelerdeki sosyalist grupların beraber çalışması çağrısında bulundular. Bu konferansın manifestosu savaşan ülkelerde geniş çapta dağıtıldı ve birçok kadın metnin gizlice iletilmesi ve ifade edilen fikirlerin tartışılmasındaki rolleri sayesinde politikleşti.

Savaşa karşı çıkmak tehlikeliydi; savaş karşıtı faaliyetlere katılan birçok kadın tutuklandı. Örneğin Rosa Luxemburg 1916’da hapse atıldı ve Kasım 1918’e kadar tutuklu kaldı. Yazar Claire Goll (1890-1977) gibi diğer kadınlar sürgüne gönderildi. Bazı kadınlar, insanların çilelerinin onları savaşa karşı çıkmaya teşvik edeceğini düşünerek, sosyal yardımlaşma işlerine katılmayı reddetti. Diğerleri, özellikle 1914’ten önce liberal kadın hareketine katılanlar, etrafındakilere yardım etmenin onların görevi olduğunu düşünüyorlardı fakat işçi sınıfı kadınlarını sosyal yardım çalışmalarına, yardımı alanlardan başka bir şey olarak dahil etmekte zorlandılar. Sosyalist kadınlar, sosyalizmi enternasyonal olarak kurmayı, savaşı sonlandırmanın ve gelecekteki savaşları engellemenin tek yolu olarak görüyorlardı, ancak bunun içinde kadınlar için özel bir rol olup olmadığına dair anlaşmazlıklar vardı. Savaşa karşı çıkan kadınların konsolide bir yaklaşıma sahip olmaları zordu.

Savaş karşıtı mesajların dağıtımı da çok zordu. Alman sansürcülüğü, halka açık bilgileri ve fikirleri kısıtlamak için Ağustos 1914’te neredeyse hemen seferber edildi. Ordu yetkilileri sansürün kontrolünü ele alarak, tüm kamuoyu tartışmaları ve kültürel üretimi geniş kapsamlı bir ablukaya aldı. Makalelerin yayınlanmasını yasaklayabilir, boyun eğmeyen gazeteleri kapatabilir, tiyatro oyunlarının, filmlerin ve dans gösterilerinin izinlerini reddedebilir ve savaş çabasını veya Alman maneviyatını baltalayan kişiler veya gruplar hakkında kovuşturma yapabilirlerdi. 1916 Mart’ında, Yeni Anavatan Müdürü Lili Jannasch ihanet suçlamasıyla tutuklandı, on dört hafta boyunca tutuklu kaldı ve savaşın sonuna kadar herhangi bir siyasi faaliyette bulunmama ve anlaşma şartlarını kimseye açıklamama sözü vermesi şartıyla yargılanmadan serbest bırakıldı. Savaş karşıtı fikirleri paylaşmak ve direniş stratejileri geliştirmek zordu ve sonuçları ağırdı.




Kaynak: Çeviri gazetesi-Merve Havalı,Umut Zengin,Sevgi Topal

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 345 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kadın Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI