bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...



Kadınlar, 25 Kasım'da sokağa çağırıyor!

Tarih: 24-11-2017 01:49:06 + -


Kadınlar, 25 Kasım dolayısıyla eylem ve etkinliklerini sürdürüyor. Adana, İzmir ve İstanbul'da kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve cinayetlerin bilançosu açıklanarak, siyasi iktidar tarafından korunup yüceltilen erkekliğe karşı kadınlar sokağa çağrıldı.


Kadınlar, 25 Kasım'da  sokağa çağırıyor!

Kadınlar, 25 Kasım'da  sokağa çağırıyor!

 

Kadınlar, 25 Kasım dolayısıyla eylem ve etkinliklerini sürdürüyor. Adana, İzmir ve İstanbul'da kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve cinayetlerin bilançosu açıklanarak, siyasi iktidar tarafından korunup yüceltilen erkekliğe karşı kadınlar sokağa çağrıldı.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adana Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında şube binasında "Müfredatta şiddet 

 

KESK Ankara Şubeler Platformu üyesi kadınlar, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında müftülük yasasının geri çekilmesini talep ederek, alanlarda olacağını duyurdu. 

 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu üyesi kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısının geri çekilmesini talep ederek konu hakkında Büro Emekçileri Sendikası (BES) Ankara Şube binasında basın toplantısı düzenledi. 

 

AKP iktidarının halk iradesinin yüklediği sorumlulukla yasama faaliyetini toplumun gerçek ihtiyaçları temelinde gerçekleştirmesi gerektiğini belirten BES 1 No’lu Şube Kadın Sekreteri Neslihan Kırmızıgül, bu yetkiyi AKP’nin kendi ideolojisini tahkim etmek amacıyla kullandığını belirtti. İktidarın meclisi işlevsiz hale getirerek yasa çıkardığının altını çizen Kırmızıgül, “Söz konusu kadınlar olunca her türlü anti demokratik süreci işletmekten geri durmayan siyasal iktidar, oluşturmak istediği yeni rejimi kadın emeği, bedeni ve kimliği üzerinden inşa etmeye çalışmaya, bu hedefle yasalar çıkarmaya devam ediyor” dedi.

 

'OHAL KADIN KAZANIMLARINA SALDIRILARI HIZLANDIRDI'

 

“Müftülük Yasası” olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaştığına dikkat çeken Kırmızıgül, kadınların, türlü mücadele ile elde ettiği kazanımların AKP’nin sistematik saldırılarının hedefinde olduğunu kaydetti. Siyasal iktidarın, cinsiyetçiliği her geçen gün derinleştirdiğini vurgulayan Kırmızıgül konuşmasını şöyle sürdürdü: “Birçok alanda olduğu gibi OHAL, kadın kazanımlarına olan hoyrat ve kastî saldırılarının artırmasında ve hızlanmasında fırsat olarak kullanılmaktadır. Bu yasa, kadınlara danışılmadan, kadınların görüşleri alınmadan, kadınların gerçek ihtiyaçları gözetilmeden ve kadınların her türlü itirazına rağmen hazırlanmıştır. Gündeme geldikten sonra kadınların, yasaya karşı geliştirmek istediği itirazlar pek çok yerde polis şiddeti ile engellenmek istenmiş, buna rağmen kadınlar seslerini bulundukları her yerden duyurmaya devam ederek düzenlemenin pek çok kez alt komisyona geri gönderilmesini

sağlamışlardır”

 

'BU YASAYI TANIMIYORUZ'

 

Müftülük Yasa’sının Medeni Kanun ile düzenlenmiş alanlarının, dini bakış açısı ile yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını ve kadınlar ile çocukların kanun tarafından korunan haklarının gasp edildiğini ifade eden Kırmızıgül, “Çocuk hakları sözleşmesine açık bir saldırı niteliğindedir. Bu yasayı tanımıyoruz. Bize sorulmadan hayatlarımız hakkında karar verilmesini kabul etmiyoruz. KESK’li kadınlar olarak; müftülük yasası biz kadınlar açısından hükümsüzdür. Geri çekilsin diyoruz “ şeklinde konuştu.

 

'KADINLARI HAYATLARINA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ'

 

Yasayı geri çekene kadar mücadeleye devam edeceklerini; çocuk istismarını, tacizi, tecavüzü ve kadına yönelik her türlü şiddeti arttıracak bu uygulamayı iptal ettirmek üzere bu yasanın peşine düşeceklerini söyleyen Kırmızıgül, “Tüm kadınları hayatına ve haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

 

Açıklamanın ardından kadınlar 25 Kasım eylemine çağrı yaparak tüm kadınları alanlara davet etti

Ekoloji mücadelesi veren kadınlar, kadın ve ekoloji mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, her ikisine dönük saldırıların aynı zihniyetin ürünü olduğunu söyledi. 

Türkiye ve dünyada kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için sokaklara çıkmaya hazırlanırken, kadına yönelik şiddetin yanı sıra doğaya karşı işlenen suçlarda da mücadele ediyor. Kadınlara karşı işlenen her türlü suçu işleyenlerle doğaya düşman olan zihniyetin aynı olduğunu belirten ekolojist kadınlar, verdikleri mücadeleyi anlattı. 

 

Uzun yıllardır ekoloji mücadelesi içinde yer alan Emine Dayıoğlu, kadınların yaşamın bütün alanlarındaki iktidar ilişkilerine karşı mücadele ettiğini söyledi. Kapitalist patriarkal sistemin savaşlar, nükleer denemeler, enerji santralleri, petrol, köprüler, kentler, sanayi atıkları, sınırsız üretimle doğanın kaynaklarını geri dönülmeyecek biçimde yok ettiğini kaydeden Dayıoğlu, ekoloji mücadelesinde özellikle yerellerdeki kadınların ön saflarda olmasının yaşam mücadelelerinden kaynaklandığını söyledi. 

 

'KADIN VE DOĞA AYNI SÜREÇTE TAHAKKÜM ALTINA ALINDI' 

 

Hidroelektrik Santrallerin (HES) yapılmasına karşı kadınların taşlarla, sopalarla mücadele etiğini dile getiren Dayıoğlu, kadınların “Suyum olmazsa, domatesimi, biberimi yetiştiremedikten sonra, elektriği ne yapacağım” dediğini aktardı. Doğaya müdahale edildiği zaman kadınların hayatlarına da müdahale edildiğinin altını çizen Dayıoğlu, Sur, Hevsel, Artvin, Yuvarlakçay, Yırca'da kadınların ön saflarda olmasının yaşamın kadınlarca dönüştürebileceği umudunu diri tuttuğunu söyledi. Türkiye’de kadına yönelik şiddet vakalarını hatırlatan Dayıoğlu, “İnsanlık tarihi açısından bakıldığında hem doğanın hem de kadının tahakküm altına alınmasına aynı toplumsal süreçlerde rastlandı. Bu nedenle hem kadın hem de ekolojist mücadele içinde yer almak,  kişisel bir tercih olmaktan çok bu iki alanın da arkasındaki tahakküm ilişkisinin ilintili olmasındandır. Kadının doğayla ilişkisi insan merkezli değil, daha eşitlikçi ve barışçıldır” diye konuştu. 

 

Her alanda olduğu gibi kadın mücadelesinin ekoloji perspektifinde de devam ettiğini kaydeden ekolojist Beyza Üstün, toplumun ve doğanın eril yapıdan kurtulmasının kadının güçlü mücadelesiyle  mümkün olduğunu söyledi. Üstün, kadınlar için 25 Kasım’ın bu nedenle aynı zamanda ekoloji mücadelesinin de yükseltileceği gün olduğunu söyledi.

 

‘KADIN VE EKOLOJİ MÜCADELESİ AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ’

 

Doç. Dr. Dilek Hattatoğlu ise, kadın mücadelesinin ekoloji mücadelesinden ayrı bir yerde düşünmediğini söyledi. Türkiye’de yükselen “faşizm dalgası” ile kadınlara dönük saldırıların ağırlaşarak, yoğunlaştığını kaydeden Hattatoğlu, kadına yönelik şiddetle mücadelenin faşizme, kapitalizme ve savaşa karşı mücadelenin tam göbeğinde olması gerektiğini belirtti. 

 

Hattatoğlu, son olarak şunları söyledi: “Akyaka’da Azmak’ı, Akbük ve Şirinköy ormanını yakan zihniyetle, Trabzon Sürmene’de villalık parsel için gerektiği kadar ormanı yakan zihniyet, Diyarbakır’da Sur’u yerle bir eden, Peri Vadisi’ni yok eden, Cizre’de Cudi ve Gabar’da orman yakan zihniyet, aynı zihniyet. Savaşla hem coğrafyamızı hem de çocuklarımızın geleceklerini yok ediyorlar. Tüm bu nedenlerle ekolojik mücadele, günümüzde, yaşadığımız coğrafyada savaşa, kadına yönelik şiddete ve sömürüye karşı mücadeleyle iç içe geçmiş durumdadır" ifadelerini kullandı. 

var" başlığı ile basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve eğitimciler katıldı.  Toplantıda açıklama yapan Eğitim Sen Adana Şubesi Başkanı Seçil Sönmez, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nün öğretmenlere yönelik hak kayıplarının ve itibarsızlaşmanın üzerini örtmek için kullanıldığını belirterek, "Ülkemiz tarihinde eğitim politikaları her dönem laik, bilimsel, demokratik ve anadilinde eğitim anlayışından uzak yapılanmıştır. AKP iktidarı da uyguladığı politikalarla eğitimi herkesin erişebileceği, hoşgörülü, sorgulayan, eleştiren bireylerin yetişmesini sağlayan mekanizma olmaktan daha fazla uzaklaştırmıştır. Bugün eğitim sistemimiz piyasacı, milliyetçi, militarist ve giderek dinsel bir içerik kazanan muhafazakâr egemen ideolojinin denetimi altındadır. Siyasi iktidar, iktidar gücüyle eğitim sistemini kendi ideolojik-siyasal hedeflerine uygun olarak biçimlendiriyor" dedi.

 

Müfredat hazırlanırken evrensel bilimsel ilke ve değerlerin kazandırılmasının amaçlanması gerektiğinin altını çizen Sönmez, "Geleneksel kadınlık rollerini İslami kurallarla meşrulaştırmaya çalışan MEB, eğitimin en önemli unsuru olan ders kitapları ile erkeği kutsayıp kadını yok sayan politikalarla kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıyor" diye konuştu.  

 

'TOPLUMDAKİ ERKEKLİK YÜCELTİLİYOR'

 

Yeni müfredatın ataerkil aile yapısı ve erkek egemen toplumun ailedeki varlığını tam anlamıyla koruyup yücelttiğini vurgulayan Sönmez, şöyle dedi: "Yeni müfredatta erkek egemenliğine dayalı aile yapısını ve patriyarkayı koruyup yücelten pek çok ifade yer almıştır.  Zaten mevcut iktidarın kadın haklarına yaklaşımı göz önünde bulundurulduğunda, eğitim alanında eşitlikçi yaklaşım beklenmesi gerçekçi görünmemektedir. Türkiye'de eğitim alanında son dönemde yapılan değişikliklerin, yakın gelecekte yaratacağı sonuçlarla birlikte, ciddi bir şekilde değerlendirmek,  içinde barındırdığı tehlikeler hakkında toplumu uyarmak ve bütün bu gelişmelere karşı mücadele etmek Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak bizim en önemli görevimizdir. Bilinmelidir ki; Eğitim Sen olarak toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda, herkesin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim görmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz." 

 

ADANA'DA 11 AYDA 19 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ 

 

İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi Kadın Hakları Komisyonu, aynı konusu kapsamında şube binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantı da konuşan İHD Adana Şubesi Kadın Hakları Komisyonu üyesi Deniz Uslu, "Siyasal iktidarın bakanlarının ve yetkililerin söylemleri esas olarak kadın ile erkeğin eşit olamayacağını, tecavüze uğrayan kadının mutlaka doğum yapması gerektiğini, kürtaja karşı olduklarını, kadın için tek kariyerin annelik olduğunu sık sık ifade edip, esasında kadının yerinin sadece aile içi olduğunu ifade etmektedirler. Bu muhafazakâr karakter ve eril dile bir de uygulanan ‘iyi hal’, ‘aşırı sevgi’, ‘saygın tutum’ gibi indirimler eklendikçe kadın cinayetlerinin önüne geçmek daha da zor olmaktadır" dedi. 

 

'KADIN CİNAYETLERİ EN FAZLA ADANA'DA YAŞANIYOR' 

 

Adana'da yaşanan kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve cinayet tablosunun ülke genelinden farksız olmadığını dile getiren Uslu, şöyle dedi: "Adana, Türkiye’de en çok kadın cinayetinin yaşandığı, kadına karşı hak ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı illerdendir. Bu nedenle İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi Kadın Hakları komisyonu olarak, Adana’da kadına yönelik hak ihlallerinin tespiti için gerek özel ve resmi kurumlardan gerekse saha çalışmalarımızdan veri çalışması yapılmış olup, istatistiki veriler tablo olarak raporumuzda belirtik" ifadelerini kullandı. 

 

TALEPLER SIRALANDI

 

Uslu, Adana'da 11 ayda 19 kadının öldürüldüğü, 7 kadının intihara sürüklendiği, 755 kadının eşi tarafından yaralandığı, 1422 kadının yine eşi tarafından hakaret ve yaralanmaya maruz kaldığı, 25 kadının eşi tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve 6 kadının cinsel saldırıya maruz bırakıldığını tespit ettiklerini söyledi. Bu verilerin asgari veriler olduğunu kaydeden Uslu, bunların basına ve adli mercilere yansıyan başvurulardan oluştuğunu ifade etti. 

 

Şiddetle baş edebilmenin yolunun örgütlenme olduğunu aktaran Uslu, şu taleplerde bulundu: 

 

* Başta siyasal partiler olmak üzere örgütlü tüm kurumlarda kadınların erkeklerle eşit temsiliyetini sağlayacak yasal değişiklerinin yapılması,

 

* Yargıdaki cezasızlık kültürünün son bulması için gerekli yasal tedbirlerin ve denetlemenin sağlanması,

 

* Kadın cinayetlerinde ‘indirim’ uygulamalarına son verilmesi,

 

* Kız çocuklarının eğitim süreçlerinin tamamından yararlanmasını sağlayacak etkili eğitim politikaları uygulanması ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması,

 

* Nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı caydırıcı cezai müeyyideler getirilmesi,

 

* Cinsiyet eşitlikçi, demokratik ve bilimsel eğitimi içeren müfredatlar hazırlanması,

 

* Çocuklara ve kadınlara yönelik istismar suçlarında cezai müeyyidelerin arttırılması,

 

* Aile içi şiddet konusunda kapsamlı bir çalışma yapılması ve nedenlerinin ortaya konularak çözümlerin hayata geçirilmesi, 

 

* Şiddet mağduru kadınların sosyo-ekonomik olarak desteklenmesi, 

 

* Yazılı ve görsel medyada cinsiyet eşitsizlik, nefret söylemleri, aşağılayıcı ve onur kırıcı yayınlara karşı etkin ve caydırıcı cezayi müeyyidelerin uygulanması, cinsiyet eşitlikçi yayınlarının yaygınlaştırılması gerekir.

 

İSTANBUL KADIN MECLİSİ'NDEN ÇAĞRI 

 

İstanbul Kadın Meclisi de, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında yarın Kadıköy Süreyya Operası önünde “Hiçbir şiddet karanlıkta kalmayacak” sloganıyla bir araya gelecek. Saat 20.00’da düzenlenecek eyleme ilişkin yazılı açıklama yapan İstanbul Kadın Meclisi Üyesi Ebru Batur, yarınki eyleme katılım çağrısı yaptı.  

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kadınlar olarak her gün karşılaştığımız şiddetle, cinsiyetçilikle, tacizle mücadele etmek, bireysel olarak yaşamasak dahi bunları yaşayan kadınları savunmak, 'Bir kişi daha eksilmeyeceğiz' demek artık bir zorunluluktur. Kadınlar birlikte güçlü. Tüm kadınları, Kadıköy eylemimize davet ediyorum.” 

 

HALKEVCİ KADINLAR: ERKEK YARGI ŞİDDETTİR 

 

İstanbul'da bir diğer eylem de Halkevci Kadınlar tarafından yapıldı. Hakevci Kadınlar, kadına yönelik şiddet ve cinsel istismara ilişkin hazırladıkları raporu Bakırköy Adliyesi önünde açıkladı. "Erkek yargı şiddettir! İtaat yok kadınlar var. 25 Kasım'da Taksim'deyiz" pankartı açan kadınlar, "Hocaya, kocaya, sopaya, tek adama, itaat yok kadınlar var" ve "Erkek adalet değil gerçek adalet" dövizlerini taşıdı. "Erkek adalet değil gerçek adalet", "Kadınlar vardır" ve "İtaat etmiyoruz" sloganları atan kadınlar, 25 Kasım saat 18.00'de Taksim Tünel'de gerçekleştirilecek kadın yürüyüşüne katılım çağrısı yaptı. 

 

'3 YILDA 787 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ'

 

Raporu açıklayan Halkevci Kadınlar Üyesi Fulya Dağlı, Türkiye'de erkeklerin 2015 yılında 284, 2016 yılında 261, 2017 Ekim ayına kadar 242, son 3 yılda ise 787 kadını öldürdüğünü belirterek, son 3 yılda 285 kadının cinsel saldırıya, bin 325 kız çocuğunun ise taciz ve cinsel istismara maruz bırakıldığını kaydetti. Dağlı, son 3 yılda kayıtlara geçen bin 56 kadına da şiddet uygulandığına dikkat çekti. 

 

Kadına yönelik şiddetin hayatın her anına kuralsız biçimde yayıldığını belirten Dağlı, şiddetin önlenemediğini ve etkin bir şekilde cezalandırılmaların olmadığını söyledi. Son 3 yılda öldürülen kadınların yüzde 10'unun daha önce şiddet gördüğü ve şikayetçi olmalarına rağmen korunmaya alınmadıklarını sözlerine ekleyen Dağlı, hukuki mekanizmaların işlememesi sebebiyle kadınların öldürüldüğünü söyledi. Birçok kadın cinayetinde kadınların tehdit aldığı için savcılara şikayette bulunduğunu dile getiren Dağlı, savcıların başvuruları zamana yaydığı için sonuçlanmadığını ve birçok kadının öldürülmesinde de suç ortaklığı yaptığını belirtti. 

 

'İNDİRİMLER ERKEKLERE BOL KESEDEN UYGULANIYOR'

 

2015-2016 yıllarında sonuçlanan kadın cinayeti davalarında 176 sanığın yüzde 29'unun ceza indiriminden yararlandığını aktaran Dağlı, 209 cinsel saldırı davasında sanıkların yüzde 12'sinin beraat ettiğini, yüzde 20,5'inin ise ceza indiriminden yararlandığını kaydetti. Mağdurların yüzde 73'ünün 18 yaşın altında olduğu davalara değinen Dağlı, sanıkların yüzde 11'inin beraat ettiğini, yüzde 4'ünün ise para cezasına çarptırıldığını, yüzde 12'sinin ise ceza indiriminden yararlandığına dikkat çekti. Dağlı, 63 şiddet davasının yüzde 38'inde de ceza indirimi yapıldığını belirtti. Dağlı, "Cinayet, taciz, tecavüz, şiddet davalarında fail erkekler için bol keseden uygulanan ceza indirimleri için mahkemeler neredeyse her türlü gerekçeden yararlanıyor" dedi. 

 

'OHAL'DE ŞİDDET FAİLİNE UZLAŞTIRMA ZIRHI'

 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte 11 kadın derneğinin kapatıldığını hatırlatan Dağlı, "35 kadın belediye eşbaşkanı tutuklandı ve sadece kamuda 20 bin kadın işten çıkarıldı. Kadın cinayetleri iki kat arttı. Çocuk istismar vakaları tırmanmaya başladı. CMK dahil bazı yasalarda yapılan değişiklikler ile 'uzlaştırma' kapsamında sokulan suçlar genişletilerek, tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alındı ve cinsel saldırı, cinsel istismar suçları da 'uzlaştırma' kapsamına alındı. Daha en başından bu yana fail ile uzlaştırmaya teşvik edilerek cezasızlık arttı" dedi. 

 

İktidardan yargıya kadar tüm kurumların kadınları itaat etmeye zorladığının belirten Dağlı, kadınlar olarak karşılaştıkları her türlü baskı ve ihlale karşı mücadele edeceklerini söyledi. Dağlı, tüm kadınları hayatlarını ve haklarını savunmaya çağırdı. 

 

Eylem atılan sloganlar ve 25 Kasım'da Taksim Tünel'de yapılacak yürüyüşe yapılan çağrıyla son buldu.

 

İZMİR'DE YÜRÜYÜŞ 

 

İzmir Karabağlar Kent Konseyi Kadın Meclisi de, 25 Kasım dolayısıyla bir araya gelerek Üçyol'dan Uğur Mumcu Parkı'nda yürüdü. “Şiddet doğuştan gelmez, öğrenme", "Öldüren sevgi istemiyoruz" ve "Nefrete inat yaşasın  hayat" dövizlerini taşıyan kadınlar, sık sık "Kadın yaşam özgürlük", "Kadın cinayetleri politiktir" sloganları attı. Yürüyüş sonunda Kent Konseyi adına açıklama yapan Meclis Başkanı Fahriye Kaşkal, dünyada toplumsal cinsiyet eşitsizlik sıralamasında 167 ülke arasında Türkiye'nin 130'uncu sıradan 145'inci sıraya gerilediğini vurguladı. 

 

Türkiye’deki kadına yönelik şiddet olaylarını hatırlatan Kaşkal, "Giydiğimiz kıyafet yüzünden dahi öldürme tehlikesi yaşamak istemiyoruz. Bizler hayatlarımızı ve haklarımızı savunmak için,  insanca yaşadığı, şiddetsiz, sömürüsüz ve sığınaksız bir dünya için, özgür ve eşit bireyler durumuna gelmesi için mücadele ediyoruz" dedi. 

 

Açıklama alkışlarla son buldu




Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 348 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Kadın Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
    AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
  • Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
    Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  • İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
    İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  • 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
    'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  1. AFP'nin Afrin'den geçtiği görüntüler
  2. Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  3. İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  4. 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  5. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  6. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
VİDEO GALERİ
YUKARI