X 20
Bugun...



Koronavirüsün , kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir mi?

Koronavirüsün nedeniyle, kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir mi? “Her şey bir yana, gözetim, özünde, iktidar sahiplerine ona sahip olmayanları izleme (ve çoğu zaman disipline etme) becerisini vermekle ilgilidir. Ve Google ve Alibaba milyarlarca kullanıcıları üzerindeki panoptik bakışlarıyla, işi üstlenmek için mükemmel konumdadır. Bir alternatif var mı? Demokratik değerlere tecavüz etmeksizin virüsü yavaşlatmanın yolunu arayan bir alternatif?”

facebook-paylas
Güncelleme: 22-04-2020 03:30:32 Tarih: 20-04-2020 03:02

Koronavirüsün , kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir mi?

Teknoloji şirketlerinin bu krizi iktidarlarını genişletmek için kullanmasına izin veremeyiz

JS TAN

 

Koronavirüsün nedeniyle, kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir mi?

“Her şey bir yana, gözetim, özünde, iktidar sahiplerine ona sahip olmayanları izleme (ve çoğu zaman disipline etme) becerisini vermekle ilgilidir. Ve Google ve Alibaba milyarlarca kullanıcıları üzerindeki panoptik bakışlarıyla, işi üstlenmek için mükemmel konumdadır.

Bir alternatif var mı? Demokratik değerlere tecavüz etmeksizin virüsü yavaşlatmanın yolunu arayan bir alternatif?”

İş dünyası, evden çalışan personelinin gerçekten çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için panik halinde gözetim yazılımları satın alıyor.

Amazon’un bulut platformu tarafından desteklenen Palantir, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) kurumuna iz sürme teknolojileri sağlamaya hala devam ediyor. Salgının durduramadığı ICE ajanları, göçmenleri gözaltına alıp, sıhhi olmayan, kapalı alanlarda tutuyor.

Daha fazla iktidarla krizden çıkmasını istediğimiz fail türü bu mu? Hayat kurtarmaktan ziyade kâr elde etmekle daha fazla ilgilendiklerini zaten sergilemiş olanlar mı?

Buna alternatif mümkün oysa. Vuhan’da son derece sofistike yerel işbirliği ağları, salgının daha da yayılmasını önlemede devletten daha başarılı oldu. Vuhan’daki enfeksiyonu başarıyla yavaşlatan sadece tepeden inme önlemler değildi; son derece lokal grupların aşağıdan yukarıya örgütledikleri çabalar da önemli bir rol oynadı. Benzer ağlar Birleşik Devletler’de de belirmeye başladı.

Bu merkezsizleşmiş ağlarda, ethos, cezalandırıcı casusluk değil kolektif güvenlik.

Teknoloji şirketleri, ister Çin’de ister Birleşik Devletler’de olsun, koronavirüs salgınının ortasında gözetimi arttırmak için yönetimlerle işbirliği yapıyor. Bu insan haklarının daha fazla ihlalini ve gözü kârdan başka bir şey görmeyen teknoloji şirketlerine daha fazla iktidarı beraberinde getirmekle tehdit eden kaygan bir zemin.

KOVID-19, Çin’in Vuhan Eyaleti’nde ilk kez patlak verdiğinde, çoktandır gelişmiş gözetim altyapısıyla donanmış Xi Jinping hükümeti hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde karşılık verdi: daha fazla gözetim. Çin yetkilileri kalabalıktaki yüksek ateşlileri tespit eden yüz tanıma sistemini devreye sokmak, akıllı telefon verilerini kullanarak nüfus hareketlerini izlemek ve maske takan insanların kimliğini belirlemek amacıyla yeni yapay zeka modellerini yaratmak için devasa ölçekte veri topladı. Yönetim yurttaşları, komşularını izlemeye ve virüs taşıdıklarından şüphelendiklerini ihbar etmeye teşvik etti.

Şaşırtıcı olmayan biçimde, Soğuk Savaş çatışmalarını yeniden canlandırmakta hızlı olan Batılı yönetimler ve onların müttefikleri de, aynı şekilde, Pekin’in saldırgan yanıtını Çin devletine karşı puan kazanmak için fırsat olarak gördü. Dijital mahremiyet bilgeleri, Xi’nin, salgını casusluk aygıtını desteklemek için kullandığı konusunda uyardı ve Çin yönetimini distopyacı bir gözetim devleti işletmekle itham etti. Gerçekten de Çin’in Sincan’daki Uygur nüfusunu bastırması, interneti sansürleme programı ve yakın geçmişte devreye sokulan “toplumsal kredi sistemi”yle bu eleştirilerin büyük bir kısmının haklılığı kanıtlanmıştı.

Ama şimdi Çin’in gözetim önlemlerine işe yarar önlemlermiş gibi bakılmaya başlıyor. Vuhan’daki salgın, yönetimin hiçbir yeni yerel olgu bildirmemesi ile birlikte, büyük ölçüde denetim altına alınmış gibi görünüyor. Ve Çin yönetimi KOVID-19 hakkında bilgi sızdıranlara karşı aşırı önlemler almakla suçlansa da, virüsün bulaştığı insanları bulmak ve karantina altına almak için devasa veri kullanımı, dünyanın geri kalanı için bir model olarak övüldü.

Tam da bu sıralarda Birleşik Devletler, 500.000’den fazla vakayla salgının yeni merkezi olarak belirdi ve ufukta bir değişiklik görünmüyor. Birçok devlet “yaşanılan mekânda korunma” emirleri verirken, yetkililerin, insan etkinliklerini izleme araçları olmaksızın tavsiyelerinin dikkate alınacağına dair hiçbir garantileri yoktur. Çin modelinin daha üstün olduğunu kanıtlamasından endişe eden ABD’li seçkinler, rahatsız edici bir ikilemin olasılığını gündeme getiriyor: ya Pekin’in zalim gözetim önlemlerini benimsemek ya da virüsün amok koşusuna izin vermek.

Bununla beraber gözetimin benzersiz bir biçimde Çinli olduğu inancı en iyi durumda nahif en kötü durumda Sinofobiktir. “Gözetim” sözcüğü Batılı liberal demokrasilerde çok uzun zaman önce ortadan kaldırılmış distopyacı imgeleri çağrıştırırken, dünyanın dört bir yanındaki yönetimler, ülke içi izlemeyi arttırmak için kâr amacı güden şirketlerle işbirliği etmeye isteklidir. Ve şirketler de işçilerin izini sürmedeki iştahlarını sergilemiştir.

Gözetim Altyapısı

Mart ayının ortalarında, Washington Post, ABD yönetiminin, akıllı telefonlardan derlenen coğrafi konumlama bilgisinin, KOVID-19’un yayılma haritasının çıkartılmasında ve insanların kendilerini karantinaya alıp almadığının belirlenmesinde nasıl kullanılabileceği konusunda Facebook, Google ve diğer Silikon Vadisi şirketleriyle görüşmekte olduğunu bildirdi.

Elbette kâr amacı güden teknoloji şirketlerine yaslanmak, bizi mahremiyet erozyonunun kaygan zemininde daha da aşağılara sürükleyebilir. Ama tehdit altında olan sadece doğrudan insan haklarımız değil. Silikon Vadisi, bir salgının ortasında kendisini kamu görevlisi olarak konumlandırarak, krizi, dijital yaşam alanlarımız üzerindeki denetimlerini ve yetkilerini salgın krizinden sonrasına genişletmek için kullanabilir. Gelecekte, kamusal denetimi tetikte (ya da daha fazlası) tutmak için hizmetlerine işaret edebilirler: “Bize düzenleme getirme konusunda ısrar ederseniz, dünya yurttaşlarını koruyamayabiliriz.”

Sonuç, yönetime terörizmin önlenmesi kisvesi altında verilerimiz üzerinde neredeyse eksiksiz bir denetim veren ve ticari şirketlerle devleti sinsi bir evliliğe sokan, 11 Eylül sonrası inşa edilen gözetim altyapısının daha da genişlemesi olabilir. Edward Snowden’ın 2013’teki meşhur ifşasında olduğu gibi, özel şirketler tarafından toplanan verilere dayanan programlar kolayca istismar edilir ve çoğu zaman da, NSA Telefon Programı örneğinde olduğu gibi, amaçlarını gerçekleştirmek konusunda tamamen etkisizdirler.

Tam da bu sıra da, KOVID-19 dünya çapında tırmanışa geçmişken, şirketler iç gözetim aygıtlarından yararlanmaktadır. Amazon, şirketin teslimat hizmetine yönelik devasa talepten yararlanmak amacıyla, acımasız koşullarda çabalayan depo işçilerini izlemeye devam etmektedir. Kısa bir süre önce Bloomberg, iş dünyasının evden çalışan çalışanlarının gerçekten çalışmasını güvence altına almak için gözetim yazılımlarını panik halinde satın aldığını bildirdi.

Muhtemelen en rahatsız edici olanı, Amazon’un bulut platformu tarafından desteklenen Palantir’in, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) kurumuna iz sürme teknolojileri sağlamaya hala devam etmesidir. Salgının durduramadığı ICE ajanları göçmenleri gözaltına alıp, sıhhi olmayan, kapalı alanlarda tutmaktadır.

Daha fazla iktidarla krizden çıkmasını istediğimiz fail türü bu mu? Hayat kurtarmaktan ziyade kâr elde etmekle daha fazla ilgilendiklerini zaten sergilemiş olanlar mı?

Çin teknoloji şirketleri de farklı hareket etmemektedir. Koronavirüs salgını ülkeyi karantinaya soktuğunda, zaten uzun saatler boyunca çalışan teknoloji çalışanlarından evde daha fazla çalışmaları beklendi. ABD’deki benzerleri gibi, Çinli işverenler de, işçileri izlemek ve onları “gevşemek”ten alıkoymak için her türlü üretkenlik izleme araçlarını kullandı. İş ve yaşam arasında herhangi bir ayrım olmaksızın Çin’in kötü şöhretli “996” çalışma tarifesi (sabah 9’dan akşam 9’a, haftanın 6 günü) 7 gün 24 saat hazırda beklemeye dönüştü.

Günümüz Soğuk Savaş cengaverlerinin ateş püskürmesine rağmen, hem Çin’deki hem de Birleşik Devletler’deki teknoloji şirketleri, devletlerin gözetimine yardım etmekte ya da şirket içi izlemeyi arttırmakta vicdan azabı sergilemedi. Aslında birçokları kamu sağlığı adına gözetimi genişletme fırsatını yakaladı. Ve dikkatli olmazsak bu saldırgan önlemler salgının kendisinden daha uzun ömürlü olabilir.

Bir Alternatif

Koronavirüsün şiddeti göz önünde bulundurulduğunda, kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir. Ve günümüz dünyasında, teknolojik altyapımızın büyük bir kısmı özel şirketlerin elinde olduğundan, Google gibi şirketlerin salgının yavaşlatılmasına yardım edebileceği de muhtemelen doğrudur. Ancak kitlesel gözetimle devam etmeden önce, bu önlemlerin sadece iktidar dengesini zaten onu kullananlara doğru ittiğini hatırlamalıyız.

Her şey bir yana, gözetim, özünde, iktidar sahiplerine ona sahip olmayanları izleme (ve çoğu zaman disipline etme) becerisini vermekle ilgilidir. Ve Google ve Alibaba milyarlarca kullanıcıları üzerindeki panoptik bakışlarıyla, işi üstlenmek için mükemmel konumdadır.

Bir alternatif var mı? Demokratik değerlere tecavüz etmeksizin virüsü yavaşlatmanın yolunu arayan bir alternatif?

Sayısız haber Çin’in yukarıdan aşağıya gözetim programlarının verimliliğine odaklanırken, salgının doruğunda Vuhan sakinlerinin salgınla nasıl baş ettiğini araştırmak için Çin’in resmi makamlarını atlatan bir Buzzfeed muhabiri, “yerel işbirliğinin aşırı derecede sofistike edilmiş ağları”nın devletin emrettiği önlemler kadar hayati olduğunu saptadı. “Vuhan’daki enfeksiyonu başarıyla yavaşlatan sadece yukarıdan aşağıya önlemler değildi; aşırı yerel grupların, aşağıdan yukarıya, belirmekte olan dinamik örgütlenmesi de [önemli rol oynadı]”. Benzer ağlar Birleşik Devletler’de de belirmeye başladı.

Bu merkezsizleşmiş ağlarda veri hayati bir rol oynar. Ama panoptik gözetim önlemlerinin aksine, veri dağıtılır ve saydamlık teşvik edilir. Katılımcılar, verilerinin nasıl yönetileceğinin kurallarını kolektif olarak belirleyerek insanların birbirlerini güvenle kontrol etmesine izin veren, elektronik tablolar ve diğer çevrimiçi araçlar üzerinden yeni sistemler icat eder. Cezalandırıcı casusluk değil kolektif güvenlik ethos’tur.

Teknolojik olarak teşvik edilen bu girişimlerin krizin bu uğrağından daha uzun ömürlü olması ve karşılıklı desteğin uzun ömürlü bir mekânı, yani sadece işçiler olarak her gün deneyimlediğimiz yabancılaşmanın üstesinden gelmemize yardım edebilecek bir mekân değil aynı zamanda teknolojiyi inşa etmek için radikal bir biçimde farklı bir yaklaşımın temeli olarak da hizmet edecek bir mekân haline gelmesi olanaklıdır.

Verilerin bireysel olarak sahip olunduğu ve demokratik olarak yönetildiği farklı bir dünyada, teknoloji kriz zamanında, izleme ve denetlemek için değil en temel birbirimizi destekleme dürtülerimizi zenginleştirmek için destek sağlayabilir. Ve bu da, ister Pekin’de ister Washington’da isterse Silikon Vadisi’nde olsun, her yerdeki otokratları tehdit eden gelecektir.

Kaynak: https://jacobinmag.com/2020/04/covid-19-coronavirus-surveillance-technology

Çeviri: S. Erdem Türközü




Kaynak: Dünyadan Çeviri-S. Erdem Türközü

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 186 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Dünya Basınından Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI