Bugun...



Kürt kadın gazeteciler: Gurbetelli Ersöz’den günümüze hakikat arayışını sürdürüyoruz

Bu ülkede, bir gazetenin ilk yayın yönetmenliğini yapan Kadın gazeteci Gurbetelli Ersöz ,karanlıklara bir ışık olmaya söz vermiş bu uğurda emek vermiş basın emekçisiydi. Mücadelesini her alanda aynı ahenk ve şevkle devam ettirenlerdir. Kürt kadın gazeteciler; ” Gurbetelli Ersöz’den günümüze hakikat arayışını sürdürüyoruz”dedler. 7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü'ne ilişkin konuşan kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersöz’ün mirasının devamcısı olduklarını söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 07-10-2019 01:25

Kürt kadın gazeteciler: Gurbetelli Ersöz’den günümüze hakikat arayışını sürdürüyoruz

Kürt kadın gazeteciler: Gurbetelli Ersöz’den günümüze hakikat arayışını sürdürüyoruz

 

Türkiye basın tarihinin ilk kadın genel yayın yönetmeni: Gurbetelli Ersöz

Karanlıkları aydınlatma yolunda kendine ve halkına söz vermiş bir kadın. Basın ve devrim emekçisi inadıyla neden ve niçinlerine yanıt veren Gurbetelli. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta Özgür Gündem’deki göreviyle Türkiye’nin ilk kadın genel yayın yönetmeni unvanını alan, ardından soluksuz mücadelesini dağlara taşıyan Gurbetelli Ersöz var.

Gurbetelli Ersöz, 11 Temmuz 1965 günü Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Akbulut köyünde dünyaya gelir.

Gurbetelli’nin isminin hikayesi, hayatı boyunca yaşayacağı ‘gurbette yaşama’ durumunun da ilk nüvesi gibidir. Doğumunda babası Almanya’da işçi olarak çalışmaktadır ve işte Gurbetelli’nin ismi bundan esinlenerek konulur.

İlkokul üçüncü sınıfa giderken, çevresindeki insanlarla arasında bir fark olduğunu anlar: ‘Dil.’

Gurbetelli, konuşmasının arasına serpiştirdiği Kürtçe kelimelerin arkadaş ve öğretmenleri tarafından anlaşılmamasına şaşırır. Ve neden, niçinler yavaş yavaş oluşmaya başlar kafasında. Bunu aşmak için durmaksızın okumaya başlar:

“Durmadan okumaya başladım, okudum, okudum, okudum, yoruldukça radyo dinledim. lyı Türkçe okumayı, yazmayı, konuşmayı öğrendim sonunda.”

Çocukluğundan beri inatçılığıyla bilinen Gurbetelli, henüz ilkokulda Kuran’ı hatim eder ancak ortaokula geldiğinde “Okuduklarımı anlamıyorum” diyerek bırakır.

Öğrenim hayatı boyunca sosyal dersleri daha çok sevdiğini ancak hep fen bilgisi dallarında eğitim aldığını söyleyen Gurbetelli’nin bu durumu üniversitede de devam eder.

Basın-yayın, hukuk ya da siyasal okumayı isterken kendini Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nde bulur.

Gurbetelli ‘Neden’ ve ‘Niçin’lerine yanıt bulmaya başlar

Lisans eğitiminin ardından Çukurova Fen Bilimleri Enstitüsü’nde ‘Çevre ve Enerji’ üzerine yüksek lisans yapmaya başlar. Lakin Gurbetelli kimyayı, maddelerin birleşip bir araya getirdiği bütünü ve buna en iyi tanık ettiği laboratuvarı çok sever. Onun bu sevgisinin farkında olan kürsü başkanı bir gün, Gurbetelli’nin aklından hiç çıkmayan şu sözleri söyler:

“Senin laboratuvarı bu kadar sevmen bilim insanı olmak için ilk koşul. Ancak unutmamalısın ki öğrendiklerini başkaları ile paylaşmadıktan sonra hiçbir anlamı olmaz.

Gurbetelli bu sözleri hafızasına not edip, mücadelesine katık eder. Dersler, amfiler içindekileri tam olarak ifade etmesine yetmez. Bildiklerini paylaşmayı, başkaları için de mücadele etmeyi seçer Gurbetelli.

Hayatının dönüm noktasının Çernobil ve Halepçe Katliamı olduğunu söyleyen Gurbetelli, kafasındaki sorulara yanıt bulmaya da başlar artık: “Çernobil ve Halepçe ile en çok ilgilenmesi gereken kimyacılar beni çok şaşırttı, kendime sık sık ‘ben neyim’, ‘ne yapacağım’ diye sormaya başladım.”

Yüksek lisans yaptığı sırada bir yandan da 3 yıl boyunca kimya bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan Gurbetelli’nin mücadeleyle tanışması ilkin ‘Hedef’ dergisi çevresinde olur.

Çocukluğu doğduğu köyde değil Adana’da geçen Gurbetelli, devrimciliğe ve mücadeleye gençlik döneminde adım atar.

Metinin tamamı içinnin 

Bu ülkede, bir gazetenin ilk yayın yönetmenliğini yapan Kadın gazeteci   Gurbetelli  Ersöz ,karanlıklara  bir ışık olmaya söz vermiş bu uğurda emek vermiş basın emekçisiydi. Mücadelesini her alanda aynı ahenk ve şevkle devam ettirenlerdir.

Kürt kadın gazeteciler; ” Gurbetelli  Ersöz’den  günümüze hakikat arayışını sürdürüyoruz”dedler.

  7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü'ne ilişkin konuşan kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersöz’ün mirasının devamcısı olduklarını söyledi.

MA / Erdoğan Alayumat haberi şöyle:

Gazetecilerin sokak ortalarında öldürüldüğü 1990'lı yılların çatışma ve kaos ortamında Özgür Gündem gazetesinin yayın yönetmenliği yapan Gurbetelli Ersöz, aynı zamanda Türkiye'nin ilk kadın genel yayın yönetmeni unvanına sahip oldu. Dönemin tüm zorluklara rağmen yaptığı gazetecilik ile hakikatleri ortaya seren Ersöz, aynı zamanda erkek medyanın hakim diline karşı kadın odaklı haberciliğin de öncüsü oldu. Ersöz'ün, Özgür Basın geleneğine bıraktığı bu miras günümüzde en çok Kürt kadın gazeteciler tarafından sürdürülüyor.

 

7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü'ne ilişkin konuşan kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersöz’ün mirasının devamcısı olduklarını söyledi.

 

‘HAKİKATİ YAZMAK MİRASIMIZDIR’

 

Türkiye’de gazeteciliğin zor bir meslek olduğunu ancak kadın gazeteci olmanın çok daha zor olduğunu dile getiren Yeni Yaşam Gazetesi Editörü Hicran Ürün, hakikatleri yazmanın Kürt gazeteciler için bir miras olduğunu ve bu mirasın da Musa Anter (Apê Musa) ve Gurbtelli Ersöz’leden kaldığını ifade etti. Zor şartlarda gazetecilik yapmanın cesaret işi olduğuna dikkati çeken Ürün, “Kürt hakikatini ortaya çıkarmak ateşten bir gömlek giymek gibi bir şeydir. Bir de erkeklerin yarattığı bir dünyada kadın olarak var olmak zorken, bir de ötekilerin kadın gazetecisi olmak çok daha zor. 90’lı yıllarda Kürt kadın gazetecilere de bir yol açıldı. Basın geleneğinde,  dünyanın farklı yerlerindeki özgür basın geleneğinde çok az rastlanan bir yol. Bizim kadın geleneğimizden gelen güçlü kadın modellerimiz bize örnek olabilecek Gurbetelli Ersöz gibi isimler vardı. Bugün yine bu yolda devam eden çok cesur kadın arkadaşlarımız var. Onların bize gösterdiği yolda ilerlemeye çalışıyoruz. Elbette zorlukları var ama gururu da çok büyük. Dünyanın herhangi bir yerinde kadın gazeteciğinden bahsedeceksek mutlaka Kürt gazeteciliğini yanına koymak gerekir” diye konuştu. 

 

‘KADINLARIN VARLIĞINI HİSSEDECEKSİNİZ’

 

Kadınların sadece cinsiyetinden dolayı ezilen bir topluluk olduğunu belirten Ürün, şöyle devam etti: “Bir de ezilen ulusun kadınları olduğunuzda ezilenin ezileni olmuş oluyorsunuz. İki kere maruz kaldığınız bu haksızlığa ve zulme iki kere daha fazla mücadele etmek durumunda kalıyorsunuz. Bunun bilincindeyiz zaten. Baskılarla, göz altılarla, kapatılmalarla bunu yaşıyoruz.  Böyle bir durum var fakat böyle bir durum karşısında Kürt kadınlarının devraldığı bir mirastan gelen bir gücü var. Bugün kendilerine ait kocaman bir kadın ajansları var, kendi gazetelerinde kendileri için ayırdıkları kadın sayfaları var. Kürt basınında en fazla kadınlar var. Bugün Kürt televizyonları, Kürt haber ajansları ya da Kürtlerin çalıştığı haber ajansları, özgür basın geleneğinden gelen, gazeteler, dergiler hangi alana bakarsanız bakın kadınların varlığını mutlaka hissedeceksiniz. Kadınların sözü ve kimliği olduğu gazeteyi açtığınız zaman o gazetenin sayfalarını okurken bile bu farkı görebiliyorsunuz.”

 

‘HAKİKAT ARAYIŞI HİÇ BİTMEDİ’

 

Ersöz’den sonra kadın gazeteciliği anlamında çok şeyin değiştiğini vurgulayan Jinnews muhabiri Safiye Alağaş da 90’lı yıllardan bu günlere kadar Kürt kadın gazetecilerin çok yol kat ettiğini ve başarı üstüne başarı adım üstüne adım attığını ifade etti. Tüm bu başarılara karşı değişmeyen tek şeyin devlet baskısı olduğunu hatırlatan Alağaş, kadın gazetecilere dönük baskıların hiç durmadığını ancak bu baskılara karşı kadın gazetecilerin hakikat arayışının da hiç bitmediğini söyledi. Kürt kadın gazetecilerin 90’lı yıllarda gözaltında kaybetmeler, sokak ortasında infazlar gibi baskılar ile karşılaşırken, bugün ise gözaltı ve tutuklamalarla bu baskıların devam ettiğini sözlerine ekleyen Alağaş, “Değişen şu ki Türkiye’de ki Kürt kadını bir uyanış içerisinde Gurbetelli Ersöz ile birlikte onun yolunda giden bir Türkiye’de bir Kürt kadını var” diye konuştu. 

 

‘KÜRT KADINI ÖNCÜLÜK EDİYOR’

 

Özgür Basın geleneğinin 90’lı yıllardan bu yana Türkiye ve dünya gazetecilik tarihine hep yeni soluklar eklediğini sözlerine ekleyen Alağaş, şunları söyledi: “Kürt kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersöz’ün izinden, yolundan gidiyor. Gurbetelli Ersöz’ün kalemini yerde bırakmama adına 2013 yılında kadın ajansını kurdu. Kadınlara dönük bu kadar baskının olduğu bir dönemde kadın ajansının kurulması en büyük cevap oldu. Kadın gazeteciliğinin günümüzde alabildiği kadar her alanda yayılıyor ve bunda Kürt kadını öncülük ediyor.”

 

‘HER YER GAZETECİYE AÇIK OLMALI’

 

Türkiye’de gazetecilik yapmak iki pencereden bakmayı gerektirdiğini ifade eden Alağaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir Türkiye’nin batısında, bir de Kürdistan’dan bakmak gerekiyor. Kürdistan sokaklarında yürüdüğünde fotoğraf makineni saklamak zorundasın. Özellikle Kürt basınındaysan eğer bunu daha fazla yapmak zorunda kalıyordun. Kaynağına gidene kadar seni her an durdurup kimlik kontrolü yapabilirler. Zaten fişlemek için büyük bir fırsat arıyorlar.  Sahada kamuoyuna haberi ulaştırmak için büyük bir özveriyle çalışman gerekiyor. Mesele gözaltına alınma meselesi değil mesele haberi kamuoyuna ulaştırma meselesi. Tutuklandığından bir nebze de olsa bu sahadan uzaklaştırılıyorsun. Oysa gazeteci için her yer açık olmalı. Çünkü gazeteciliğin kamuoyuna haber oluşturmak gibi kutsal bir görevi var. Bu kutsal görevde biz Kürt gazetecilere Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat, Nujiyan Erhan ilham kaynağı oluyor.”

 

‘CİDDİ ATILIMLAR OLDU’

 

Demokratik Modernite dergisi çalışanı Saliha Aras da, Kürt kadın tarihinden önce Kürt kadınını ele alınması gerektiğini belirtti. Egemen devletlerin ilk olarak toplumu parçalamadan önce kadını parçaladığını anlatan Aras, toplumu köleleştire bilmek için ilk olarak kadın bedeni üzerinden ve daha sonrada kadın zihniyeti üzerinden katliam gerçekleştirildiğini, bu katliama karşı kadınlar var olma mücadelesi verdiğini ifade etti.  Kadınların kendilerine yapılan baskıya karşı toplumsal alanda mücadele verdiğini kaydeden Aras, “Bu mücadelenin bir aracı olarak gazetecilik alanında ciddi atılımlar yapmışlardır. Gurbetelli Ersöz Kürt kadın gazeteciliği adına bir devrim yapmıştır. Bunun devamında birçok kadın gazeteciye örnek olmuştur” ifadelerini kullandı.

 

‘GERÇEKLER KARANLIKTA KALMASIN’

 

Kürt gazeteciliği var olduğundan bu yana ciddi baskılarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Gazeteci Nezehat Doğan da şunları dile getirdi: “Katletmeler, gözaltında kayıplar, işkenceler tutuklamalar, yaşanan, zulümler karşısında duran kadın gazeteciler toplumun ve kadınların umudu oldu. Gerçeklerin ve hakikatlerin görünmesi, özgür basın geleneğini yaratmada Özgür Gündem gazetesi genel yayın yönetmeni Gurbetelli Ersöz ile ivme kazandı. 7 Ekim Kürt kadın gazeteciler günü olabilir ama en önemlisi, ‘gerçekler karanlıkta kalmasın’ diyerek kalemini, aklını, mücadelesini bu uğurda vicdanla yapan bir mirasın günüdür.  Bu mirasın soluksuz kalemlerin yere düşmeden kadınların meşaleyi alarak,  ezilenlerin, hakikatin ve gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen umudun günüdür.”

 

‘KADINLAR KUŞATIYOR’

 

Gazeteciliğin baskılandığı, yargılandığı bir dönemden geçtiklerini ifade eden Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bu baskılara karşı, kadın gazetecilerin kazanımları artarak devam ediyor. Kadınlar sadece sahada haber takip etmiyor aynı zamanda medyanın her alanında yer alıyor.  Kurulan kadın kanalı ve ajanslar var. JİN TV, bunun en büyük göstergesidir. Kamera, kurgu, teknik ekip, erilliğin hegemonyasındaki bütün alanları kadınlar kuşatıyor. Tüm baskılara ve yasaklamalara rağmen Jinnews kadın ajansı var. Kadın sorunları ve gerçekleri haberleştiriyor. Şiddetin toplumsal alanda en çok kadınları ve çocukları etkilediği yerde kadınların sesi oluyor. Yeterlimi elbette ki değil! Ama bunlar bu zorlu dönmelerde büyük kazanımlardır. Gurbetelli Ersöz’ün ‘bilgi paylaşıldıkça anlam kazanır, paylaşmadığın bilginin hiçbir değeri yoktur’ sözleri kadınların her alanda daha etkili ve yetkin olması ve kalemlerin daha da güçlenmesinin anlamıdır.”

 

‘O KALEM CESARETLE DEVRALINDI’

 

Bugün toplumsal sorunların demokratik ve barışçıl çözümü yönünde mücadele eden ve çaba gösteren herkes hedef haline geldiğini sözlerine ekleyen Doğan, şöyle dedi: “Kürt kadın gazeteciler gerçeğin ve hakikatin sesi oldukları için bu yolda yaşamlarını yitirdiler. Gurbetelli Ersöz’ün inancı ve mücadelesidir kadın gazetecileri bugüne getiren. Ersöz kadınların erilliğe karşı mücadelesini her alanda kalemiyle anlattı. İşte o kalem sorumlulukla, inançla cesaretle devralındı.”




Kaynak: Mezopotamya Ajansi.

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 109 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Basından Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI