Bugun...



Onur Bakır yazdı:Emeklilikte hak kaybına ‘Turkuvaz’ ambalaj

Tarih: 02-11-2017 11:54:12 + -


Turkuvaz Grubuna ait gazete ve televizyonların övgüler düzdüğü emeklilikteki olumsuzlukları ve hak kayıplarını Sendika Uzmanı Onur Bakır yazdı.


Onur Bakır yazdı:Emeklilikte hak kaybına ‘Turkuvaz’ ambalaj

Emeklilikte hak kaybına ‘Turkuvaz’ ambalaj

 

Onur BAKIR
Sendika Uzmanı

 

25 Ekim’de Turkuvaz Grubuna ait Yeni Asır gazetesinde Faruk Erdem’in “Emeklilikte 12.5 yıl fırsatı” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Bu yazı, şu cümle ile başlıyordu: “1999 sonrası iş hayatına atılan gençler emeklilik için yıl şartından kurtuluyor.” Turkuvaz Grubuna ait Sabah gazetesi ise bu yazıyı 26 Ekim’de internet sitesine “O tarihten sonra sigortalı olanlar yıl şartından kurtuluyor” başlığı ile taşıdı. 

AKP’ye kayıtsız şartsız destek sunan Turkuvaz Grubuna ait gazete ve televizyonlar, her gün çalışanlara ve emeklilere bir müjde veriyor. Özellikle Takvim gazetesi, sosyal medyada da alay konusu olduğu üzere, her gün ilk sayfasından emeklilere ayrı bir müjde muştuluyor.  

25 Ekim’de Yeni Asır gazetesinde yayımlanan yazı ve bu yazıya dayanarak 26 Ekim’de Sabah gazetesinin internet sitesinde yayınlanan haber, yandaş medyanın “müjde” haberciliğinin geldiği noktayı göstermesi bakımından incelenmeye değer. Turkuvaz grubu diyor ki, 1999 sonrası işe girenler emekli olmak bakımından yıl şartından kurtuldu. Oysa işin aslı bambaşka!  

1999 ÖNCESİ VE SONRASI  

DSP-MHP-ANAP koalisyonu, 1999 yılında “sosyal güvenlik reformu” adı altında çıkardığı yasa ile emeklilik hakkına ağır bir darbe vurdu. Bu yasadan (9 Eylül 1999’dan) önce emeklilikte yaş şartı aranmıyordu. Kadınlar 20 yıl sigortalılık süresi ve 5 bin gün primle, erkekler ise 25 yıl sigortalılık süresi ve yine 5 bin gün primle emekli olabiliyordu. Sigortalılık süresi, ilk sigorta girişinin yapıldığı tarihten itibaren belli bir sürenin (kadınlarda 20 yıl, erkeklerde 25 yıl) geçmesi anlamına geliyordu. Ancak bu süre boyunca prim yatması şartı aranmıyor, çalışılmayan ve prim yatmayan süreler de sigortalılık süresine dahil ediliyordu. 

Örneğin 18 yaşında ilk kez sigortalı olan bir kadın, 5 bin prim gününü doldurduğu takdirde, ilk kez sigortalı olduğu tarihten itibaren 20 yıl geçtikten sonra, yani 38 yaşında emekli olabiliyordu. 18 yaşında sigorta girişi yapılan bir erkek ise 25 yıl sonra yani 43 yaşında 5 bin prim gününü doldurmuşsa emekliliğe ayrılabiliyordu. Ancak 1999 yılında yapılan değişiklik ile emeklilik koşulları baştan aşağı değiştirildi. Prim şartı hem erkekler, hem kadınlar için 5 bin günden 7 bin güne çıkarıldı. Ayrıca daha önce olmayan emeklilik yaşı şartı getirildi. Kadınlar için emeklilik yaşı 58, erkekler için ise 60 oldu. Bir yandan prim gün sayısı yükselttirilirken bir yandan da sigortalılık süresi şartının yerini, emekliliği çok daha zorlaştıran yaş şartı aldı.  

AKP’nin 2006’da çıkardığı yasa ile emeklilik koşulları daha da ağırlaştırıldı. Prim gün sayısı 7 bin 200’e yükselttirilirken, emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e çıkarıldı.  

2, 1’DEN BÜYÜKTÜR!  

1999 yılında yapılan değişiklik ile sigortalılık süresinin (yıl şartının) kaldırıldığı doğru. Ancak bu şartın yerini çok daha ağır bir koşul olan emeklilik yaşı aldı. Yıl şartı kağıt üzerinde kaldırılırken, fiilen emeklilik yaşı koşuluna ve 5 binden 7 bine çıkarılan prim gün sayısına giydirildi. Zaten kadınlarda 58 yaş, erkeklerde 60 yaş koşulu getirildiği için, sigortalılık süresi koşuluna ihtiyaç kalmamıştı. Emeklilikte 58-60 yaş şart koşulduğu için, sigortalılık süresi şartı anlam ve işlevini kaybetmişti. Matematik diliyle söyleyecek olursak 2, 1’den büyük olduğu için 1’e gerek yoktu. 

Somut bir örnek üzerinden gidelim. 9 Eylül 1999 öncesinde 25 yaşında ilk kez sigortalı olan bir kadın, 20 yıl geçtikten sonra (5 bin günü doldurmuşsa) 45 yaşında emekli olabiliyordu. Ancak 9 Eylül 1999’dan sonra (ve 1 Mayıs 2008’den önce) 25 yaşında ilk kez sigortalı olan bir kadının emekli olabilmesi için hem 7 bin prim gününü hem de 58 yaşını doldurması gerekiyor. Evet, 20 yıl şartı aranmıyor. Ancak zaten 7 bin günü doldurmak için fiilen en az 19 yıl 5 ay 10 gün sigortalı çalışmak gerekiyor. Dolayısıyla 20 yıl şartı kadınlar için prim gün sayısının içinde zaten yer alıyor. Kaldı ki 25 yaşında ilk kez sigortalı olan bir kadın için 20 yıl sigortalılık süresi aransa bile bu 45 yaşa denk geliyor. Oysa emeklilik yaşı zaten 58’e çıkarılmış durumda. Dolayısıyla 25 yaşında sigortalı olan bir kadın için bırakalım 20 yıl sigortalılığı, 33 yıl sigortalılık gerekiyor. 

Biraz karmaşık gibi görünebilir ancak işin özü temel aritmetik. 7 bin gün prim şartı zaten hemen hemen 20 yıla denk geliyor. Bunun yanı sıra 58 yaş koşulu arandığı için “20 yıl sigortalılık süresine” zaten ihtiyaç kalmıyor. Erkekler için de benzer bir durum söz konusu. 1999’dan sonra ilk kez sigortalı olan erkekler arasında, 35 yaş ve öncesinde sigorta girişi yapılanlar için “25 yıl sigortalılık süresinin” kaldırılması hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü erkeklerin de her koşulda 60 yaşını beklemesi ve dolayısıyla ilk sigorta girişinden bu yana en az 25 yılın geçmesi zaten gerekiyor.*  

Sonuç olarak 20/25 yıl sigortalılık süresine rahmet okutacak çok daha ağır koşullar söz konusu. 1’in yerine 2 getiriliyor. Ancak yandaş basın bunu “Müjdeler olsun, 1’den kurtulduk” diye duyuruyor. Dolayısıyla bir kurtuluş söz konusu değil. Tam tersine daha büyük bir esaret var. Tam da bu yüzden Türkiye’de “Emeklilikte yaşa takılanların” sayısı her geçen gün artıyor. 7 bin gününü doldurduğu ve 20-25 yıldan çok uzun sürelerdir sigortalı olduğu halde yaşını doldurmadığı için emekli olamayan milyonlarca yurttaş, yaşı bekliyor!   

ALTI KAVAL, ÜSTÜ ŞİŞHANE 

Yukarıda yer verdiğimiz gerçekler aslında söz konusu yazı ve haberde de büyük ölçüde yer alıyor. Prim gün sayısının 5 binden 7 bine çıkarıldığı da belirtiliyor, daha önce olmayan 58/60 yaş koşulunun getirildiğinden de bahsediliyor. Hatta “Bu noktadan baktığımızda yani yaş ve prim günü şartları açısından 9 Eylül 1999 ve öncesinde ilk kez sigortalı olanlar daha şanslı” bile deniyor yazının içinde. Ancak bu olumsuzlukları ve hak kayıplarını gizlemek için yazının ve haberin başlığı ile spotunda “Yıl şartının kaldırılması” öne çıkarılıyor ve “kurtuluş” nidaları eşliğinde haber ve yazı servis ediliyor.  

Temel matematik bilgisine, asgari bir vicdan ve meslek etiğine sahip bir gazetecinin bu gerçeklerden müjde çıkarabilmesi olanaklı değil. Ancak söz konusu yandaşlık olunca, gazetecilik teferruat oluyor. Akıl, mantık, etik devre dışı kalıyor. Yazının/haberin başlık ve spotu başka şey söylüyor; içeriği başka. Tam bir “altı kaval, üstü şişhane” durumu söz konusu. Milyonlarca yurttaşla alay ediliyor adeta. 1999’da emeklilik yaşı 58/60’a çıkmış, prim gün sayısı 5 binden 7 bine yükselmiş. 2006’da yapılan değişiklik ile prim gün sayısı 7 bin 200 güne, emeklilik yaşı ise 65’e varmış. Emekli olmak çok daha zor hale gelmiş ama olsun. Yandaş basın istiyor ki, milyonlarca emekçi bu hak gasplarını görmesin, pratikte hiçbir anlam ifade etmeyen “Yıl şartının kaldırılmasına” sevinsin!  

AMBALAJ GAZETECİLİĞİNE MAHKUM DEĞİLİZ 

Ancak milyonlarca yurttaş, gerçekleri alt üst eden, hak kayıplarını “müjde” ambalajları ile gizlemeye çalışan sermaye dostu, emek düşmanı yandaş “gazeteciliğe” mahkum değil. Sayıları az da olsa gerçekleri söyleyen, milyonerlerin değil milyonların hak ve çıkarlarını gözeten basın kuruluşları var. Örneğin yandaş gazeteciliğin yalan ve manipülasyonlarını deşifre etmemize olanak sağlayan, “emek evrenseldir” diyen 23 yaşında bir çınar var…  

*1999’da yapılan değişiklik ile sigortalılık süresi şartının (yıl şartının) kaldırılmasının nispeten avantaj sağladığı tek grup ilk kez 35 yaşından sonra sigortalı olan erkekler. Çünkü 25 yıl sigortalılık süresi şartı aranmaya devam etseydi, 35 yaşından sonra ilk kez sigortalı olan erkekler, prim günlerini ve 60 yaşını doldursalar bile 25 yıl sigortalılık süresinin dolmasını beklemek zorunda kalacak ya da 55 yaşına geldiklerinde 15 yıl, 3 bin 600 günleri varsa kısmi emekli aylığına hak kazabilecekti. Ancak 1999 sonrasında ilk kez sigortalı olan erkekler arasında 35 yaşından sonra ilk kez sigortalı olanların sayısı ve oranı son derece az olduğu gibi söz konusu yazı ve haberde bu detaya da yer verilmiyor. 




Kaynak: Evrensel

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 30 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Basından yazılar Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  • SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
    SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  • Referandumda hayır de!
    Referandumda hayır de!
  • Darbe mi? Oyun mu?
    Darbe mi? Oyun mu?
  • ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
    ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
  1. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  2. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  3. SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  4. Referandumda hayır de!
  5. Darbe mi? Oyun mu?
  6. ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
VİDEO GALERİ
YUKARI