Bugun...

Anadolu’nun Otokton Halkı Rumların Hâli

VE İTİRAZ!

 

Evet, “Nefes alamıyorum!”, sadece George Floyd’un değil, tüm Amerikan toplumunun, hatta dünya nüfusunun yüzde 99’unun feryadı, itirazı, isyanı!

Irkçılık sorunu tarihsel olarak aşılamadı ve kapitalizm koşullarında da aşılabilecek gibi değil…

Bu nedenle “No justice, no peace/ Adalet yoksa barış yok” diye haykıran ötekileştirilenler; “ABD’de sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen isyan eden insanlar artık kanunu dinlemiyor. Çünkü kanuna ve kanunu uygulayanlara güvenlerini yitirdiler.”[90]

“ABD’nin Gezi İsyanı”[91] olarak da betimlenen eylemler ne Zülal Kalkandelen gibi, “ABD’de sosyalizme ilgi artıyor diye yaygara koparılsa da, aslında orada kastedilenin sosyalizm değil, sosyal demokrasidir”;[92] ne de ‘Demokrat Sosyalistler’den, parlamentonun en genç üyesi Alexandria Ocasio Cortez gibi, “Trump korkuyor. Sonun yaklaşmakta olduğunu görüyor,”[93] demek mümkün değil…

Orta yerde ABD’nin en az 15 eyaletine Ulusal Muhafız güçleri konuşlandığı ve gözaltına alınanların sayısının 4 bini geçtiğinin aktarıldığı;[94] ayrıca ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), 1600 askeri tedbir amaçlı Washington eyaletinde konuşlandırdığını duyurduğu;[95] ve protesto gösterilerinin Detroit, New York, Seattle, Los Angeles, Washington olmak üzere otuzdan fazla kenti etkisi altına aldığı; Polisle, cop, biber gazı ve plastik mermiyle saldırdığı;[96] bir polis karakolu, çok sayıda polis aracı yandığı; binaların camlarının kırıldığı, kimi dükkânların yağmalandığı ve yoldan geçen bir arabadan açılan ateşle bir göstericinin öldüğü; nihayet Beyaz Saray adeta kuşatma altında olduğu[97] bir hareket varken; ne olacağı mücadelece belirlenecek…

Aslına bunlar siyahî itiraz hareketi açısından yeni bir şey de değilken;[98] ABD’de kısa sürede tüm ülkeye yayılıp; köleci[99] ve ırkçıların heykellerinin yıkıldığı[100] eylemlerin en önemli sloganı, aynı zamanda toplumsal bir hareket de olan ‘Siyah Canlar Önemlidir/ Black Lives Matter’ hareketinin aslî amacı, “beyaz ırkın üstünlük söylemi” ile siyah topluluklara uygulanan şiddete karşı mücadele etmek.

Söz konusu güzergâhta Amerika’nın Siyah Sosyalistleri’nin web sitelerinde “Temel İlke ve Amaçlar” adı altında yayımladıkları bildiri; mücadele hattını şöyle tarif ediyor:

 “• Kapitalizmin, özgürlük ve adalete karşıt bir sosyal ve ekonomik sistem olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, uluslararası bir sosyalist hareketin, demokrasi ve özgürlüğün erdemlerini yansıtan eşitlikçi bir topluma ulaşmanın en güçlü umudu olduğunu düşünüyoruz.

• ‘Sosyalizm’ derken yine kapitalizm bünyesinde kapsamlı bir sosyal refah devleti ya da kamulaştırılmış hizmetlerden bahsetmiyoruz. ‘Sosyalizm’ ifadesiyle politik, ekonomik ve kültürel sistemin sağlam demokrasi ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılmasını kastediyoruz.

• Biz siyah bir Amerikan örgütüyüz. Sosyalist siyaseti çevreleyen ilkelerin siyah Amerikalılar arasında yeterince temsil edilmediğini görüyoruz. Siyah Amerikalıların daha fazla özgürlük ve eşitlik için sosyalizme ihtiyaçları var.

• Örgütün amacı, siyah solcuların uluslararası sosyalist hareket içerisinde sağlam bir şekilde temsilini sağlamaktır.

• Siyahî milliyetçiliği cepheden reddediyoruz. Bir insan olarak başarımız, en üstte olanların başarılarıyla değil en altta olanların mutluluğuyla değerlendirilir.”[101]

Böylesi bir düşüncenin (tartışmaya açık) pratiği, kimilerince “Black Lives Matter/ Siyahların Hayatı Değerlidir hareketi tarafından Seattle’da kurulan özerk bölge, 1871 Paris Komünü’nün ruhunu yaşatıyor,”[102] yorumu ile sunulan Seattle’da “özerlik” ilanı oldu.[103]

Ve nihayet Noam Chomsky’nin, “ABD’de temelde tek bir parti var: Patronlar partisi. Bunun Demokratlar ve Cumhuriyetçiler denilen ve kimi bakımlardan farklı olsalar da aynı politikaları sürdüren iki fraksiyonu var. Ben genel hatlarıyla bu politikalara karşıyım. Nüfusun çoğu da öyle,” notunu düştüğü ABD’de de aslolan, ırkçılığın hangi zeminde hayat bulabildiğini, ırkçılığın hangi sınıfın elinde ve hangi amaçlar için öldürücü bir silah olarak kullanıldığını açığa çıkarmak, hedefleri doğru belirlemek ve mücadeleyi doğru zeminlere oturtmaktır. Irkçılığın sınıfsal dayanağını hedeflemeyen her lanetleme girişimi, sonuç olarak riyakârlığın ötesine geçemez.

1862’de “Köle olmayacağım, efendi de olmayacağım. İşte benim demokrasi anlayışım” diyen Lincoln tarafından ilan edilen ‘Özgürlük Bildirgesi’nden 100 yıl sonra, 1960’larda insan hakları mücadelesi vermek zorunda kalan Afro-Amerikalılar, 2020’de de hâlâ aynı sorunlarla boğuşuyorlar. Klasik kölelik rejimi kapitalist gelişmenin önünde engeldi. “Kendi içinde bölünen bir ev ayakta kalamaz. Bu hükümetin sürekli olarak yarı köleci, yarı özgür olmayı” kaldıramayacağı (Lincoln) için tasfiye edildi.[104] Oysa ırkçılık ve milliyetçilik kapitalist sistemin gelişmesinde burjuvazinin elindeki en önemli ideolojik silahtır ve o bu silahtan asla vazgeçmeyecektir.

O yüzdendir ki, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı verilen savaş kapitalist özel mülkiyet sistemine karşı savaşla birleştirilmezse hiçbir kalıcı başarı sağlanamaz.[105]

 

9 Ağustos 2020 16:39:23, Çeşme Köyü.

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç,  No:230, Eylül 2020…

[1] Cahit Külebi, “Amerika”.

[2] Tevfik Dalgıç, “ABD Diken Üstünde”, Cumhuriyet Pazar, 7 Haziran 2020, s.17.

[3] Amerika’nın önde gelen üç beş üniversitesinden birisi olan Princeton Üniversitesi’nin rektörü ana yerleşkede Amerika’nın eski cumhurbaşkanlarından birinin ismini taşıyan bir binanın adının değiştirileceğini ilan etti.

Üniversitenin fahrî rektörlüğünü de yapmış olan eski başkan, Woodrow Wilson. Birleşmiş Milletler’in öncülünün kuruluşuna önayak olmuş, Wilson Prensipleri’ne adını vermiş, 1913-1921 yıllarının cumhurbaşkanı. Yani üçüncü dereceden, önemsiz bir eski devlet görevlisi veya üniversite hocası değil ismi silinecek olan.

Niye silinecek peki? Wilson ırkçı olduğu için. Siyahlarla beyazların yaşam alanlarını ayırmak gerektiğine inandığı ve bunu bir dizi hükümet kurumunda uyguladığı için. Fahrî rektörlüğü döneminde Princeton’a siyah öğrenci alınmasını engellediği ve KKK hakkında olumlu sözler ettiği için. (Roni Margulies, “Irkçılığa Yer Yok”, 4 Temmuz 2020… https://marksist.org/icerik/Yazar/14211/Irkciliga-yer-yok)

[4] Mustafa K. Erdemol, “Wilson: Adı Silinesice Bir Irkçı”, Cumhuriyet, 29 Haziran 2020, s.2.

[5] Yaman Törüner, “I. Dünya Savaşı Sonrası Amerika”, Milliyet, 26 Ocak 2015, s.9.

[6] Yaman Törüner, “Savaş Şirketler İçin Bulunmaz Fırsattı”, Milliyet, 19 Ocak 2015, s.12.

[7] XX. yüzyıla girerken, Florida sahillerine 200 km’den daha az uzaklıktaki Küba’ya, İspanyollar hâkimdi. İspanyollar, halkın önemli bir bölümünü çalışma kamplarında tutuyordu. Bunlardan 95 bini, salgın hastalıklar nedeniyle ölmüştü. Küba’da, Amerikan iş adamlarının da büyük yatırımları vardı. Bu yatırımları korumak üzere Havana limanına gönderilen USS Maine harp gemisi, İspanyollar’ın sabotajı sonucu batıp, 254 denizci ölünce; Amerika, İspanya’ya savaş açtı ve 3 ay içinde, savaşı kazanıp; ülke yönetimini değiştirdi. United Fruit Company, Küba’daki şeker üretiminin hemen hemen hepsini ele geçirdi. Bethlehem Steel başta olmak üzere, Amerikan şirketleri Küba madenleri ve doğal kaynaklarının yüzde 80’ine sahip oldular. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyanın yeni hâkimi, emperyalist Amerika idi. 1959’da Küba Devrimi ile Amerika, Küba mallarına ambargo koydu. BM Genel Kurulu’nda “ambargo”nun hâlâ sürdürülmesine 186 ülke karşı olsa da, Amerika ve İsrail taraftardı.

[8] Hanedan ana tarafından büyük büyük dede George H. Walker ile başlamıştır. The Wall Street merkezli W.A. Harriman & Co.’nun başkanıydı bu Walker. Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa’nın silahlanmasına meşhur Morgan House’la para karşılığı tabii, yardım ederek yaptı büyük servetini. 1920’lerde Bakû petrol sahalarının yeniden inşasını da üstelendi ki, ne para kazandırmıştır bu iş ona.

Ölen Bush’un diğer büyük büyük babası olan Samuel Bush da yine Birinci Dünya Savaşı sırasında servetini küçük silahlar için malzemeler üreterek yaptı. Bir de Pescoot Bush vardır ki hanedanda, yaptığı onca karanlık işin arasında en bilineni Hitler Almanyası’na yaptığı mali destektir. Bu adamın atom bombasının üretilmesinde de payı var derler. Son derece “hümanist” aile belli ki. Walker’la, Bush’ların evlilik yoluyla kurdukları bir hanedandır bu.

İşte bu ölen Bush böyle bir ailede doğdu. Özel okulllarda okudu tama ticarette asıl voleyi her zaman ilişkili olduğu petrol sanayiinden kazandı. Kesmedi tabii. Siyasette de olması lazımdı. Reagan’ın Yardımcılığı’na gelmeden önce girdiği bir çok seçimi kaybetmişti. O dönemlerde hatırlanan siyasi faaliyeti(!) Kongre’deki oturumlarda, tartışmalarda partisine (Cumhuriyetçi Parti, tabii ki) bağış yapanlara notlar yazmasıydı.

[9] Mustafa Kemal Erdemol, “Ahbap-Çavuş Kapitalizminin Başkan Yaptığı Adam: Baba Bush”, Cumhuriyet, 2 Aralık 2018, s.10.

[10] Türkkaya Ataöv, “Amerikan Başkanları”, Cumhuriyet, 2 Mart 2019, s.2.

[11] Ömür Şahin Keyif, “ABD Kongresi Trump’tan Ne İstiyor?”, Birgün, 18 Ocak 2018, s.15.

[12] Stephen Wertheim, “… ‘Kesintisiz Savaş’ı Sonlandırmanın Tek Yolu”, Cumhuriyet, 20 Eylül 2019, s.2.

[13] “ABD’nin Silah Pazarı Ortadoğu”, Birgün, 10 Mart 2020, s.4.

[14] Orhan Bursalı, “Dünya Daha İyi Olacaksa Bu Silah Yarışı Neden?”, Cumhuriyet, 12 Mayıs 2020, s.6.

[15] Gürsel Köksal, “Silah ve Silahlanma Harcamaları Artıyor”, Birgün, 16 Şubat 2020, s.5.

[16] Eric Hobsbawn, aktaran: Kaan Kutlu Ataç, “Barış Çağının Umudu Uzakta”, Cumhuriyet, 16 Ocak 2020, s.2.

[17] İbrahim Varlı, “Jeopolitik Güç Kaymaları”, Birgün, 18 Şubat 2020, s.4.

[18] A. Engin Yılmaz, “Hegemonya Mücadelesi Olarak ‘Ticaret Savaşları’…”, Kızıl Bayrak, No:2019/32, 6 Eylül 2019, s.16-17.

[19] Verda Özer, “Soğuk Savaş 2 mi?”, Milliyet, 19 Ocak 2019, s.9.

[20] Deniz Adalı, “ABD-Çin Savaşı Değil, Paylaşım Savaşı”, Kaldıraç, No: 227, Haziran 2020, s.32-34.

[21] Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Canavarların Zamanı-II’ ve Türkiye”, Cumhuriyet, 4 Kasım 2019, s.11.

[22] Orhan Özkaya, “ABD, Liberalizm Garantörlüğünü Kaybediyor”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2019, s.2.

[23] Ergin Yıldızoğlu, “NATO’nun Geleceği Karanlık”, Cumhuriyet, 9 Aralık 2019, s.11.

[24] “Amerika’nın Dünya Liderliği Dönemi Sona Erdi”, 2 Temmuz 2020… http://intizar.web.tr/alintilar/haber/8821/amerikanin-dunya-liderligi-donemi-sona-erdi

[25] Mehmet Ali Güller, “Sinatra Doktrini”, Cumhuriyet, 27 Haziran 2020, s.12.

[26] Barış Doster, “ABD, Çin ve Rusya: Rekabetin Boyutları”, Cumhuriyet, 8 Temmuz 2020, s.12.

[27] Bercan Tutar, “Amerikan Gramofonları”, Sabah, 3 Mayıs 2020, s.8.

[28] Ergin Yıldızoğlu, “Dinozorun Kuyruğu”, Cumhuriyet, 14 Mayıs 2019, s.11.

[29] Mehmet Ali Güller, “Amerikan Devletinde Çözülme İşaretleri”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2020, s.9.

[30] Ömür Şahin Keyif, “Protestolardan Çıkan Hareket: Polisin Bütçesini Kes”, Birgün, 15 Haziran 2020, s.4.

[31] Orhan Bursalı, “Bir Emperyalist Gücün Sürdürülemez Toplumu ve İflası”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2020, s.5.

[32] Hayri Kozanoğlu, “Zenginlerin İşi Tıkırında”, Birgün, 10 Mart 2020, s.11.

[33] Al Gore, The Future, Second Edition, WH Allen, (London, 2014), s.10.

[34] Conrad Black, America’s Slide From Greatness, National Review, (Nov 21, 2012).

[35] Jonah Goldberg: Obama Needs A Family Plan, National Review, (Nov 21, 2012).

[36] Stephen Lendman, US Unemployment to Exceed 40yüzde by End of April? CRG, (April 03, 2020).

[37] Jim O’Neill, “Trump Ekonomisi”, Birgün, 27 Ağustos 2019, s.5.

[38] Joseph E. Stiglitz, “Trump Ekonomisinin Tartışmasız Gerçekleri”, Birgün, 27 Ocak 2020, s.5.

[39] Deniz Yıldırım, “George Floyd ve Amerika’nın Çakışan Krizleri”, Cumhuriyet, 3 Haziran 2020, s.4.

[40] “Amerika’da İç Savaş Sesleri Yükselmeye Başladı”, 23 Temmuz 2020… http://intizar.web.tr/alintilar/haber/8839/amerikada-ic-savas-sesleri-yukselmeye-basladi

[41] ABD’de yayımlanan bir araştırmaya göre 2019’de 41 katliam yaşandı, bu rakam ülke kayıtlarına geçen en yüksek katliam sayısı oldu. Associated Press) haber ajansı, USA Today gazetesi ve ABD Kuzeydoğu Üniversitesi’nin ortak hazırladığı rapora göre, 2019’un Mayıs’ında Virginia Beach’te 12 kişi, Ağustos’unda El Paso’da 22 kişinin hayatını kaybettiği saldırılar başta olmak üzere bir yılda 41 katliam yaşandı. Söz konusu dönemde bireysel silahlı saldırılar sonucu ise 211 kişi hayatını kaybetti.

Raporda, 2019’daki katliamların 33’ünde ateşli silah kullanıldığı kaydedildi. En yoğun saldırıların ve ölümlerin yaşandığı eyalet ise bir yılda sekiz saldırının olduğu Kaliforniya eyaleti olarak açıklandı. ABD’de katliama neden olan saldırıların 2019’dan sonra en çok yaşandığı yıl ise 2006 oldu. O yıl yaşanan katliam sayısı 38 olarak belirlendi.

Rapora göre, şiddete gerekçe olarak aile içi tartışmalar, uyuşturucu satışı veya çete kavgaları gösterilirken birçok olayda polise ihbar yapılmadığına da dikkat çekildi. ABD’de 2017’de Las Vegas’taki bir festivalde düzenlenen saldırıda 59 kişinin silahla öldürüldüğü katliam da raporda hatırlatıldı. (“ABD’de Bir Yılda 41 Toplu Katliam”, Birgün, 30 Aralık 2019, s.4.)

[42] Ergin Yıldızoğlu, “Rüyadan Kâbusa Amerika”, Cumhuriyet, Cumhuriyet, 22 Haziran 2020, s.11.

[43] Ergin Yıldızoğlu, “Kasım’da Trump Kazanırsa Liberal Demokrasiye Dönüşü Unutun”, Cumhuriyet, 18 Haziran 2020, s.11.

[44] Mustafa K. Erdemol, “Fosseptik Deyip Geçme”, Birgün, 13 Ocak 2018, s.4.

[45] Ergin Yıldızoğlu, “Amerika’da Faşizm”, Cumhuriyet, 13 Şubat 2020, s.11.

[46] Trump’ın, daha önce kendisine yakın isimleri soruşturan New York Güney Bölge Başsavcısı Geoffrey Berman’ı görevinden aldığı belirtildi. ABD Eski Ulusal Güvenlik Direktörü John Bolton’ın kaleme aldığı kitapta, Mayıs 2018’de Trump’ın, Erdoğan’a Halkbank savcısını görevden alma sözü verdiğini iddia etmişti. (U “Trump Sözünü Tuttu Halkbank Savcısını Görevden Aldı”, Cumhuriyet, 21 Haziran 2020, s.7.)

[47] Ergin Yıldızoğlu, “Önce Yavaş Yavaş, Sonra Aniden”, Cumhuriyet, 23 Temmuz 2020, s.11.

[48] Nilgün Cerrahoğlu, “Trump’ın ‘Tahakküm Demokrasisi’ Modeli”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2020, s.17.

[49] “Trump: ABD Aşırı Solcu Faşizmin Kuşatması Altında”, 4 Temmuz 2020… https://halktv.com.tr/dunya/trump-abd-asiri-solcu-fasizmin-kusatmasi-altinda-428758h

[50] Erol Ertuğrul, “Zulüm Varsa İsyan Haktır”, Cumhuriyet, 20 Haziran 2020, s.2.

[51] ABD Başkanı Donald Trump hakkında, 2020 başkanlık seçimlerindeki olası rakibi Joe Biden’ın oğlunun soruşturulması için Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e baskı yaptığı iddiasıyla başlatılan azil sürecine ilişkin olarak Trump ile Zelenskiy arasında 2019 Temmuz’un da yapılan görüşmeyi şikâyet eden istihbarat görevlisinin ihbar mektubu ortaya çıktı. (“… ‘İhbar’ Ortaya Saçıldı”, Cumhuriyet, 27 Eylül 2019, s.7.)

28 Şubat’ta ABD Kongresi Reform Komisyonu özel toplantısında konuşan Başkan E. Cummings ile Trump’ın eski danışmanı M. Cohen, Trump’ı çok ağır biçimde suçlayan uzun ve belgelere dayalı konuşmalar yaptılar. Trump’ın saygınlığı sıfırlandı sayılır. Halka yalan söyleyen ve danışmanlarını da yalana teşvik eden Trump için “bundan sonra hiç kimse onu artık savunamayacaktır” dediler.

Trump’ın koltuğuna yakışmadığı sık yineleniyor. Kafasına takıp diline doladıkları “Böyle başkan mı olur?” dedirtiyor. Ancak, yadırgayanlar önceki başkanları biliyorlar mı? Ötekiler ya bir şey yapmadılar, ya da zırvalayıp durdular. (Türkkaya Ataöv, “Amerikan Başkanları”, Cumhuriyet, 2 Mart 2019, s.2.)

[52] Trump’ı azletmeye yönelik süreç, kapitalist demokrasi üzerine önemli dersler içeren “atanmışlar- seçilmişler” çatışmasını gündeme getirdi… Kapitalist demokrasi, totaliter/faşist projelere karşı kendini, anayasa ve hukuk düzeni ile korur. Devletin günlük olağan işleyişini yönetenlerin, siyasi partilerden bağımsız atanmışlardan oluşması bu düzenin korunması açısından kritik öneme sahiptir. Atanmışlar, seçilmiş hükümetlerin, anayasanın ve düzenin sınırları içinde kalmalarını sağlamakla yükümlüdürler.

Bu nedenle, seçimlerle hükümete gelen “Yeni Faşist” eğilimli liderler, hareketler ilk önce, devraldıkları atanmışları, yandaşlarıyla değiştirmeye, anayasayı işlemez kılmaya, giderek yeniden yazmaya koyulurlar. “Yeni Faşizm”e uygun, yeni devlet, atanmışların bağımsızlığı yok edilerek kurulur. (Ergin Yıldızoğlu, “ABD’den ‘Demokrasi’ Dersleri”, Cumhuriyet, 28 Ekim 2019, s.11.)

[53] ABD Başkanı Donald Trump, İran Afganistan, Kuzey Kore, Venezüella’ya yönelik sertlik yanlısı Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ı görevden aldığını açıkladı. (“Bolton’la Yollar Ayrıldı”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2019, s.7.)

[54] Nilgün Cerrahoğlu, “Dünyanın En Tehlikeli Adamı”, Cumhuriyet, 25 Haziran 2020, s.7.

[55] Nilgün Cerrahoğlu, “ABD Muz Cumhuriyeti mi Oluyor?”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2020, s.6.

[56] Ergin Yıldızoğlu, “Trump Ateşle Oynuyor”, Cumhuriyet, 4 Mayıs 2020, s.11.

[57] Ergin Yıldızoğlu, “Ya Trump Gitmezse?”, Cumhuriyet, 20 Temmuz 2020, s.11.

[58] Michael Löwy, “Aşırı Sağın Küresel Yükselişi ve Anti Faşist Mücadele”, 10 Ocak 2019… https://akilfikir.net/asiri-sagin-kuresel-yukselisi-ve-anti-fasist-mucadele/

[59] Ergin Yıldızoğlu, “Trump ve Boris Neyin Semptomu?”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2019, s.11.

[60] Ergin Yıldızoğlu, “Küreselleşmenin Merkezinden ‘Yeni-Faşizm’in Merkezine”, Cumhuriyet, 24 Şubat 2020, s.11.

[61] NSA küresel çapta elektronik izleme faaliyetleri hiçbir sınır tanımıyor. ‘The Washington Post’, “NSA en az bir yabancı ülkenin tüm telefon görüşmelerini dinleyen ve bir ay boyunca kayıtlı tutan ‘Mystic’ sistemini kurdu. Sistemin çalıştığı ülke sayısı 6’ya çıkmış olabilir,” dedi! (“ABD Bir Ülkeyi Hep Dinlemiş”, Taraf, 20 Mart 2014, s.2.)

[62] Ergin Yıldızoğlu, “Küreselleşmeden Devlet Kapitalizmine”, Cumhuriyet, 23 Ocak 2020, s.8.

[63] Zafer Arapkirli, “Demokrasi Üzerine”, Cumhuriyet, 25 Mart 2019, s.8.

[64] Ergin Yıldızoğlu, “Önce Yavaş Yavaş, Sonra Aniden”, Cumhuriyet, 23 Temmuz 2020, s.11.

[65] Ergin Yıldızoğlu, “Yanardağın Kenarında”, Cumhuriyet, 2 Ocak 2020, s.11.

[66] The Financial Times, 19 Nisan 2020.

[67] Ergin Yıldızoğlu, “Weimar Cumhuriyeti Olarak Amerika”, Cumhuriyet, 7 Mayıs 2020, s.12.

[68] Henry Gioux, “Post Gerçeklik Çağında Faşizmin Hayaleti”, Birgün Pazar, Yıl:15, No:628, 24 Mart 2019, s.6-7.

[69] Ergin Yıldızoğlu, “Amerika Yanıyor”, Cumhuriyet, 1 Haziran 2020, s.7.

[70] Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Yeni Faşizm’den Manzaralar”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2020, s.11.

[71] Özlem Yüzak, “Nefes Alamıyoruz... 1968’den Bugüne...”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2020, s.11.

[72] Howard Zinn, Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi, çev: Sevinç Sayan Özer, İmge Kitabevi, 2005.

[73] Suat Gezgin, “Amerikan Rüyasının Çöküşü: Diallo ve Floyd Cinayetleri”, Cumhuriyet, 6 Haziran 2020, s.2.

[74] “Minneapolis’teki Polis Departmanı Kapatılacak”, Cumhuriyet, 9 Haziran 2020, s.7.

[75] “Floyd’un Katillerinden Biri Daha Kefaletle Tahliye Edildi”, 6 Temmuz 2020… https://www.kizilbayrak45.net/ana-sayfa/haber/dunya/floydun-katillerinden-biri-daha-kefaletle-tahliye-edildi

[76] “George Clooney: ABD’nin Pandemisi Irkçılık, 400 Yıldır Hâlâ Aşı Bulunamadı”, 3 Haziran 2020… https://www.demokrathaber.org/guncel/george-clooney-abd-nin-pandemisi-irkcilik-400-yildir-hala-h129520.html

[77] “ABD’de Aşırı Sağın Terörizmi Yükseliyor”, 28 Haziran 2020… https://marksist.org/icerik/Dunya/14179/ABDde-asiri-sagin-terorizmi-yukseliyor

[78] Nick Robins-Early, “Eylemlerde Büyüyen Gerçek Tehdit”, Birgün, 15 Haziran 2020, s.5.

[79] “Ku Klux Klan Hortladı”, Cumhuriyet, 10 Haziran 2020, s.7.

[80] Ezgi Kardeş, “Dr. Kölemen: ABD’de Irkçılık Kurumların Özünde”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2020, s.7.

[81] “ABD Teksas’ta Irkçı Katliam: Yaralı Göçmenler Gözaltı Korkusuyla Hastaneye Gidemedi”, Evrensel, 5 Ağustos 2019, s.9.

[82] Orhan Bursalı, “James Watson’ın Irkçı Söylemi, Yükselişi ve Düşüşü”, Cumhuriyet, 27 Ocak 2019, s.6.

[83] Jorge Majfud, “Hitler’in İdeologları: Mein Kampf’ta Meyve Veren ABD Irkçılığı”, 7 Temmuz 2020… https://simurg-news.org/hitlerin-ideologlari-mein-kampfta-meyve-veren-abd-irkciligi-jorge-majfud

[84] “ABD’de Irkçı Propaganda Artıyor”, Birgün, 14 Şubat 2020, s.4.

[85] Yıldız Önen, “Irkçılığın Olmadığı Kapitalizm Olmaz”, 3 Haziran 2020… https://marksist.org/icerik/Yazar/14057/

[86] Erinç Yeldan, “Amerika’da İsyan Ateşleri”, Cumhuriyet, 3 Haziran 2020, s.11.

[87] Selim Çakmaklı, “ABD: Liberal Rüyanın Sonu ve Irkçı Şiddet”, 18 Haziran 2020… http://siyasihaber4.org/abd-liberal-ruyanin-sonu-ve-irkci-siddet

[88] Fehim Taştekin, “Direnen İnsanlık ve Bizim Siyahlarımız”, 4 Haziran 2020… http://direnisteyiz27.org/direnen-insanlik-ve-bizim-siyahlarimiz-fehim-tastekin/

[89] Roni Margulies, “George Floyd ve Covid-19”, 3 Haziran 2020… https://marksist.org/icerik/Yazar/14059/

[90] Nalan Yazgan, “Hukuk Devletine Güven Yitince...”, Cumhuriyet, 3 Haziran 2020, s.7.

[91] “Irkçılık ve Polis Şiddetinin Tetiklediği ABD’nin Gezi İsyanı”, Özgür Gelecek, No:214, 16-29 Haziran 2020, s.14.

[92] Zülal Kalkandelen, “ABD, Komünizm, Karpuz, İnek, Hamburger...”, Cumhuriyet, 3 Mart 2019, s.11.

[93] “Trump: Sosyalizm Korkusu”, Birgün, 7 Şubat 2019, s.5.

[94] “Adalet Yoksa Barış Yok!”, Cumhuriyet, 2 Haziran 2020, s.7.

[95] “ABD’de Eylemciler Meydanı Boş Bırakmadı”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2020, s.7.

[96] ABD’nin Oregon Eyaleti Başsavcısı, göstericilerin yasadışı bir şekilde gözaltına alındığı gerekçesiyle, federal hükümete karşı dava açtı. Federal güvenlik güçleri, protestocuları gözaltına alıp, üzerinde hiçbir işaret bulunmayan araçlarla götürmekle suçlanıyor. Başsavcı ayrıca, “Federal yönetim, eyalet sakinlerinin polis şiddetini protesto etmeyi ve Siyahların Yaşamı Önemlidir hareketine destek vermelerini engellemek adına korku taktiklerini kullanmak için Portland’ı seçti. Her Amerikalı bunu gördüklerinde reddetmelidir. Burada, Portland’da olabiliyorsa, her yerde olabilir” dedi. (“ABD: Oregon Eyaleti Federal Yönetime Dava Açtı”, Cumhuriyet, 21 Temmuz 2020, s.7.)

[97] Ergin Yıldızoğlu, “Amerika Yanıyor”, Cumhuriyet, 1 Haziran 2020, s.7.

[98] 22 Temmuz 1963 günü Beyaz Saray’da Başkan John F. Kennedy ile Amerikan Siyah hareketin liderleri arasında ilginç bir toplantı gerçekleşir. Philip Randolph, Bayard Rustin ve Martin Luther King, başkent Washington’a ülkenin her yanından bir siyah yürüyüş ve miting planlamaktadırlar. Başkan Kennedy’ye göre ABD müesses nizamı köleliği 1862 yılında ilga etmiş ve yasalar nezdinde eşitsizlik ortadan kalkmıştır. Yasaların uygulanması için ayrı bir yasal düzenlemeye gerek yoktur. Siyah hareket önderleri ise, formel özgürlük ve eşitliğin yüz yıldır pratiğe geçirilemediğini, bu nedenle yeni yasal düzenlemelere ve tedbirlere gerek olduğunu savunmaktadır.

Bunun üzerine Kennedy, ülkenin kritik bir dönemeçte olduğunu belirterek, provokasyon ve şiddet potansiyeli taşıyan bu eylem için ‘yanlış zamanlama’ tespitinde bulunur. Martin Luther King, “Doğruyu söylemek gerekirse Sayın Başkan, bugüne kadar yanlış zamanda olduğu söylenmeyen hiçbir doğrudan eylem hareketi içinde bulunmadım” yanıtını verir. King’in sözünü ettiği, özellikle güney eyaletlerde ayrımcılığa karşı on yıllardır yükselmekte olan sivil itaatsizlik hareketleridir. Beyazlarla aynı okullarda eğitim görme, aynı otobüste yolculuk etme ya da aynı lokantada yemek yeme gibi temel haklar için süregelen ve bedeli bazen insan hayatı ile ödenen bir mücadele…

Sonunda 28 Ağustos 1963 günü ABD başkenti, çoğunluğu siyah 250 bin gösterici tarafından adeta işgal edilir. İş ve Özgürlük İçin Washington’a Yürüyüş olarak tarihe geçecek olan bu eylem, hafızalara Martin Luther King’in ünlü ‘Bir Rüyam Var’ söylevi ile kazınacaktır: ‘Bir rüyam var. Gün gelecek benim çocuklarım, derilerinin rengine göre değil yeteneklerine ve karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşıyor olacaklar.’ Washington’a Yürüyüş eyleminin somut sonucu, 2 Temmuz 1964’te yürürlüğe giren Sivil Haklar Yasası’dır. (Zafer Yörük, “HDP Yürüyüşü: Özgürlüğün Bedeli”, Yeni Yaşam, 22 Haziran 2020, s.3.)

[99] Köle taciri Edward Colston’un Bristol’daki heykelinin devrilmesi, internette Atlantik köle ticareti ve bu ticaretin nasıl sonlandığına dair birçok tartışma yarattı. Tartışmanın konusu, geçmişte yaşanmış ve değiştirilmesi mümkün olmayan hadiseler olsa da, işaret ettikleri yoğun bir biçimde siyasaldır. Yorumda bulunanlardan bazıları hatalı bir biçimde, köleliği kaldıran ilk ülkenin Britanya olduğunu iddia ediyor. Köleliğin ilgası ile köle ticaretinin ilgasını birbirine karıştıranlar da var. Pek çok kişi bu ikisi arasındaki ayrımdan ve Britanya hükümetinin köleliği ancak 1838’de, köle ticaretinin kaldırıldığı 1807’de üstünden bir kuşaktan fazla zaman geçtikten sonra tamamıyla kaldırdığından habersizmiş gibi görünüyor.

Kölelik ilk defa Britanya’da değil, Fransız kolonisi Saint Domingue’de (şimdiki Haiti) 1793’de ilga edilmişti. Kolonideki köleleştirilmiş halkın Ağustos 1791’de başlattığı ve Fransız kuvvetlerinin bastırmayı başaramadığı devasa ayaklanmayla birlikte gelen köleliğin de facto olarak ilgası, 1793’teki kararnamelerle de tanındı. Paris’teki devrimci Jakoben hükümeti bu kurtuluşu, Fransız kolonilerinin hepsinde köleliği kaldıran bir kararname yayınlayarak 1794’de tasdik etti. Bu kararla birlikte Fransız Atlantik köle ticareti de fiilen nihayete ermiş oldu. Köle ticaretini yasal olarak ilk kaldıran ülke Danimarka olsa da (1792), bu yasa 1803’e kadar yürürlüğe girmeyecekti. (Diana Paton, “Doğru Araçlar: Kölelik Nasıl Kaldırılır?”, Yeni Yaşam, 20 Haziran 2020, s.10.)

[100] ABD’de ırkçı isimlerin heykellerini yıkma eylemleri, Beyaz Saray’ın önüne ulaştı. Thomas Jefferson, Ulysses Grant’tan sonra sıra Andrew Jackson ve Theodore Roosevelt’e geldi… ABD’de George Floyd’un polis tarafından katledilmesinin ardından başlayan ırkçılık karşıtı protestolar ırkçı dönemin isimlerinin heykellerinin indirilmesiyle devam ediyor. Heykelleri yıkma eylemleri Beyaz Saray önüne kadar geldi. Beyaz Saray’ın önünde yer alan Lafayette Park’ın sembolü sayılan VII. ABD Başkanı Jackson’ın heykelini iplerle bağlayan yüzlerce gösterici, heykeli devirmeye çalıştı. Jackson aleyhinde sloganlar da atan göstericiler, heykeli yıkma girişimlerine devam ederken park polisi ve Gizli Servis polisi sert müdahale etti. Polis, göstericileri göz yaşartıcı gaz da kullanarak olay yerinden uzaklaştırdı ve heykeli korumaya aldı. Jackson, çok sayıda yerlinin ölümüne neden olan Kızılderili Tehcir Yasası’nın mimarı ve çok sayıda kölesi olan bir başkan olarak biliniyor. Protestoya Twitter hesabından tepki gösteren ABD Başkanı Donald Trump, “Lafayette Park’ın içindeki muhteşem Andrew Jackson heykeline yönelik utanç verici vandalizmde birçok kişi tutuklandı” ifadesini kullandı. Trump, 10 yıl hapis cezası ile tehdit etti. (“Kölecilere Yer Yok!”, Yeni Yaşam, 24 Haziran 2020, s.7.)

[101] Dünya’nın birçok ülkesinde halkların, oligarşi ve kapitalist sermayeye yani yüzde 1’e karşı örgütlenirken; örneğin, ABD’de yaşayan sosyalist Latin Amerikalılar da “Latin x Socialistas de América” adı altında bir araya geliyor. Bu grupların adlarındaki etnik ifadelere takılmayın sadece grup sinerjisi için düşünülmüş bir uygulama. Örneğin, “neden Latino değil de Latinx” diye sorulduğunda grup yöneticileri, “Biz sosyalistiz, ırkçı değiliz. ‘x’ var orada çünkü bu harf bizim bir ırka değil tüm dünyaya ait olduğumuzu gösteriyor” şeklinde yanıt veriyor. (Özgür Çoban, “Amerika’nın Siyah Sosyalistleri”, Birgün, 26 Ocak 2020, s.5.)

[102] “Paris Komünü’nün Devrimci İdealleri Seattle’da Yaşıyor”, 20 Haziran 2020… http://direnisteyiz27.org/paris-komununun-devrimci-idealleri-seattleda-yasiyor/

[103] “Seattle’da ‘Özerlik’ İlanı”, Devrimci Duruş, No:89, Temmuz-Ağustos 2020, s.10.

[104] N. V. Yeliseyeva, Yakın Çağlar Tarihi, Yordam Kitap, çev: Özdemir İnce, 2014, s.170.

[105] S. Taylan, “Kapitalizmin Silahı Olarak Irkçılık ve Irkçı Şiddet”, 26 Haziran 2020… https://www.kizilbayrak45.net/ana-sayfa/kizil-bayrak-yazilari/dunya/kapitalizmin-silahi-olarak-irkcilik-ve-irkci-siddet

 

ı



YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI