Bugun...

Fransa’da öfke sokağa taştı, hükümet sarsıldı

Fransa’da öfke sokağa taştı, hükümet sarsıldı

Fransa halkı, 'Sarı yelekliler' isyanına nasıl geldi? Gençler için asgari ücret yasası, el Khomri yasası, zamlar...
Yıldız EREN-Paris
 Evrensel-10 Aralık 2018

Fransa halkının isyancı ve beklenmedik bir anda sokaklara dökülmesi geleneği başka halklara hep örnek olmuştur. Bu kez de ‘Sarı Yelekliler’in eylemi bir kez daha bu geleneğin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

 

Yakın dönemde gençler için asgari ücret yasası, kısa bir süre önce ise el Khomri yasası diye adlandırılan çalışma yasasının yeniden düzenlenmesi, ardından devlet demir yolu işçilerinin özelleştirme karşıtı eylemleri ile bütün saldırı paketlerinin karşısında milyonlar sokağa inmiş ve Fransa aylarca süren genel eylemlerle sarsılmıştı. Ama iktidar çoğunlukla bunlar karşısında geri adım atmama yolunu seçti. Devlet, ayağını sağlam yere basmak istiyordu.

 

BANKACI MACRON DÖNEMİ

Sermayeyi temsilen değişim sloganıyla bir buçuk sene önce yönetime gelen bankacı Macron’un ekibi, başından beri “Bizi dize getiremezsiniz ne kadar isyan ederseniz edin talepleriniz karşılanmayacak” yanıtını verdi ve bunun kendilerinin yol haritası olduğunu söyleyip durdu.

 

Klasik burjuva partilerinin bazılarının dağılması, halkın gözünde itibar kaybetmesi nedeniyle yeni siyasal oluşumlar gündeme geldi. Macron ekibinin kurduğu “Republique en marche/İlerleyen Cumhuriyet” oluşumu, aslında eski partilerden arta kalanlar ile bir miktar yeni kuşak liberalin bir toplamıydı. Bunlar, eski partilere tepki ve aşırı sağ tehdidi dolayısıyla aldıkları seçmen desteğini, kendi liberal politikalarına destek olarak algılayıp kısa sürede pervasızlaştılar. Üst üste karşı reformlar yapmakla başarılı bile oldular denebilir. Ama alttan alta bir öfke de uzun bir süreden beri birikmekteydi.

 

VE YELEKLER GİYİLDİ...

Hükümetin akaryakıt zammı ve ek vergiler projesine, hemen ilk etapta bir tepki gelişti. Bir sosyal ağ oluştu, teknoloji ve iletişim imkanları değerlendirildi ve insanlar tepkilerini eyleme dönüştürmek için tek tek şehirlerde barikatlar kurdular. 17 Kasım’da ilk tepki sokağa yansıdı. Hükümetin iktidarda olduğu ilk günden beri aldığı aşağılayıcı ve hatta yok sayan tutumu, tepkiyi daha da büyüttü. Talepleri ortak olanlar bir araya gelip kolektifler oluşturdular. Yolları kesip akaryakıtın dağıtımını engellediler, “ölmeyecek kadar” bir maaşla geçinmek zorunda olan emekliler, işsizler, yarım günlük güvencesiz işlerde çalışanlar, gençler barikatların başına geçtiler.

 

Genellikle küçük işletme sahibi olan ve işyerine gidebilmek için arabasını kullanmak, yani akaryakıt satınalmak zorunda olan kesimler, satın alma güçlerinin her gün düşmesine ve ara sınıftan aşağıya doğru kaymalarına sessiz kalmayacaklarını belirterek, yeleklerini sırtlarına giydiler.

 

ZAMLARDAN MACRON İSTİFAYA...

Günler haftaları izledikçe sosyal direniş ağı genişledi, halkın önemli bir bölümünün desteğini arkasına alanlar, “Başkenti işgal” sloganıyla hükümetin karargâhında ve dünyanın en ünlü caddesinde güçlerini gösterdiler. Kenar mahallelerin yoksullarıyla birleşen bu isyancılar, barikatları yara yara Saray’a yürümeye kalkışınca, ortada ne demokrasi ne de insan hakkı iki yüzlülüğü kaldı. Gerekirse diktatörlük rejimlerinde uygulanan yöntemlere başvurarak bunların önünü kesmek gerekiyordu! Eş zamanlı olarak bazı politik partileri ve sendikaları arabulucu olarak tayin edip, hareketin önünü kesme yolları denendi.

 

Cumhurbaşkanı Macron apar topar Arjantin’den döndüğünde ateş bacayı sarmıştı. Çevre Konferansını devreye koyup gündemi değiştirme çabası boşuna çıktı. Karnımız açken çevreyle ilgilenecek takatimiz yok dediler. “Çevreyi kirleten, dünyamızı karartan tekellerinizden niye vergi almıyorsunuz” diyen sarı yelekli isyancılar, her gösteri ve barikatta daha da öfkeli idiler. Aslında bu, son yılların biriken öfkesinin dışa vurmasıydı. Talepleri kabul edilmeyen, hiçe sayılmaktan bıkan kesimlerin bir bütünü, bu karşı duruşun saflarında yer aldı.

 

 

 

Talepleri sadece akaryakıt zammının geri alınmasıyla sınırlı değildi. Zaten hükümetin, “Tasarıyı geri çektik” lafına inanmadılar, ikna olmadılar. Satın alma güçlerinin arttırılmasını, emekli maaşlarının yükseltilmesini, gaz ve elektriğe yapılan zamların iptal edilmesini ve hatta “Zenginlerin cumhurbaşkanı”nın istifasını talep ettiler.

 

GERÇEK YÜZLER DAHA FAZLA GÖRÜNÜR OLDU

Hükümet ise, on binlerce kişi ülkenin her kentinden tek ses olarak “Bu sefer dize gelmeyeceğiz” dedikçe, daha da saldırgan yöntemlere başvuruyor. Fransa’nın yakın tarihinde görülmedik bir devlet terörü estirerek, yürüyüş ve miting hakkını ortadan kaldırmaya yelteleniyor.

 

2015’teki olağanüstü hal döneminden daha yoğun güvenlik önlemleriyle ve günlerce, “Çatışma olacak, her tarafı kırıp yıkacaklar” propagandasıyla, halkın haklı taleplerini terör ve baskıyla ezmeye çalışıyorlar.

Hükümetin politikası bu. Hareketin belirli bir liderlikten yoksun olmasını ve taşkınlıklara açık yanını değerlendirip, halkın gözünde itibarsızlaştırmak ve giderek söndürmek istiyor. Ama halkın her kesiminden yoğun da bir tepki var. Birikmiş öfkenin hepsini dışa vurma eğilimi var. Geçmiş mücadele tecrübeleri bir dayanak oluşturuyor. Fransa daha bir süre dikkatlerin üzerinde toplandığı bir yer olmaya devam edecek.



YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


GAZETEMİZ

HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI