Bugun...



TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılın da…

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılında yaramızı kanatan Kapitalizmin azgınca daha çok kazanmak için her tür çirkefliği yapabilmesi değil, TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarından Meryem yoldaşın Sosyalizm idealeri için ben varım diyenlerce unutulmasıdır.

facebook-paylas
Tarih: 29-01-2022 04:16

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılın da…

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılın da…

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılın da…

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilişinin 101 yılında   yaramızı kanatan  Kapitalizmin azgınca  daha çok kazanmak için her tür çirkefliği yapabilmesi değil, TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşlarından  Meryem yoldaşın Sosyalizm idealeri   için ben varım diyenlerce unutulmasıdır.

TKP’ nin kurucularından Mustafa Suphi ve yoldaşları;  bu coğrafyada ki insanlığın umudu onun mutlu geleceği olan Sosyalizm idealinin yeşerebilmesi için ilk tohumlarım atılmasında görev alan, sorumluluk duyanlardan  çok az kişilerden sadece birkaç kişisiydiler.

Bugün, Sosyalizm idealinin gerçekleşmesi için görev ve sorumluluk duyan birçok örgüt, daha da ötesinde ”Reel Sosyalizm” in çözülmesi sonrasında yeniden Sosyalist kuruluş iddiasında olanlar katledilen Mustafa Suphi ve yoldaşlarının adını, geçmişin devamı gibi algılanacakları kaygısıyla   anmaktan  uzak duruyorlar.

Bu coğrafyada ki Sosyalizm mücadelesinde bedenin her bir parçası  şerefsiz çapulculara peşkeş çekilen Türkiye Komünist Partisi (TKP)  kayıtlarında adı "Meryem" olarak geçen Maria. Yoldaşın adını unutmak mı? Adını anmaktan kaçınmak mı?

15'lerin katliamı kahrediciydi.

Ama ben, bu olaydaki asıl trajediyi (ya da bana trajik geleni) çok sonradan, Emrah Cilasun'un, Belge Yayınlarından çıkan "Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını Kim Öldürdü" kitabını okuduğumda öğrendim. Ve orada yazılanlardan yararlandım.

Ah Maria!

Türkiye Komünist Partisi (TKP)  kayıtlarında adı "Meryem" olarak geçen Maria.

M.Suphi'nin Rus uyruklu eşi, yoldaşı.

Maria'nın adı TKP kayıtlarında neden Meryem olarak geçiyor ki?

Bakü'den Ankara'ya gitmek isteyen TKP'li grubun içerisinde o da var.

Trabzon'da takaya o da bindiriliyor. Tıpkı Salhaneye götürülen hayvanlar gibi ve hemen herkes, bunların Kaptan'ın adamlarınca kesileceğini biliyor.

Diğer herkes öldürülürken, Maria, sağ olarak geri getiriliyor.

Yahya Kaptan, Maria'yı kapatıyor. Bir süre sonra Maria'yı, Nemlizade Ragıp Bey'e veriyor.

Daha sonra o yüce vatansever çete reisi Yahya Kaptan, Maria'yı Rizeli kabadayılara "hediye" ediyor.

Maria orada öldürülüyor!

Mustafa Suphi ve arkadaşları bir kez ölürken Maria, yüzlerce kez ölüyor!

Kimdi bu kadın, nasıl biriydi?

Günlerce düşündüm Maria'yı. Çeşit, çeşit kurguladım kafamda.

İdeallerinin uğruna mı, sevdiğinin uğruna mı düşmüştü sonu belirsiz ve tehlikeli yollara. Yoksa her ikisi de mi sarmıştı Maria'nın yüreğini?

Nasıl bir kadındı Maria?

Sevdiğinin ve yoldaşlarının kıyımına tanıklık ederken, içine düştüğü çaresizliğin yıkılmaz duvarlarını yıkmak, özgürlüğe uçmak için kim bilir nice kanatlar vurdu, kıyasıya ve kanatasıya?

Ölüm korkusunu belki müthiş haykırışlarla kusmaya, belki de korkuların en büyüğü olan ölümü, müthiş sessizliğinin içine bastırarak gömmeye çalıştı.

Demek Karadeniz'de ölüm bir başkaydı; gri ve hırçın!

Ölmek!

Maria'yı öldürmediler, ama ona daha beterini yaptılar!

Bir kere ölmek, bin kere ölmeye yeğ midir?

Eşinin ve yoldaşlarının katilinin tecavüzüne maruz kalmak, başkalarına satılmak ve kadınlığının onurunun paramparça edilişi...

Bir hayat, bir hayat ki insanlığın geleceğine dair taşınan umut ve mücadele iradesinin çapulcular elinde yok edilişi: Trajik olan ölüm değil, ölümün biçimi!

Günlerce düşündüm Maria'yı. Çeşit, çeşit kurguladım kafamda.

Her defasında bir serçe geldi gözümün önüne; ürkek, pır pır bir yürek!

Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümünden daha çok acı duydum Maria'nın ölümüne.

Bakın hele çetecilerin raconuna.

Feodal eşkıyanın raconunda kadına ilişmek yokken, İttihatçı "vatansever" çeteci Yahya Kâhya, katillik rütbesine bir de tecavüzcü rütbesini ekliyor.

Soygunculuktan aldığı rütbeleri söylemeye bile gerek yok. Bütün bu olanların İttihatçılığın namına uygun olduğunun binlerce örneği var. Künyesini 1915 Ermeni katliamıyla yazan İttihatçıların rütbelerinin parlaklığı, suçlarının ağırlığıyla yarışıyor.

Bir de Moskova ile Ankara'nın, Lenin ile ve Mustafa Kemal'in ilişkilerini düşündüm. Bu katliam üzerine Moskova'nın hiçbir ciddi tepkisi yok ve ilişkiler aynı minval üzerine yürüyor.

Sovyetlerin Trabzon Konsolosu'nun bir iki cılız protestosu ki, tümüyle formaliteden ibaret.

Ankara bu cesareti nereden buldu? Evet, konjonktür Ankara'nın lehine ama Ankara'nın da içinde bulunduğu bir yığın sorun varken, Suphi'lerin katline nasıl cesaret ettiler?  Sovyetler ile Ankara Hükümeti arasındaki ilişkilerde bu cinayet ile Enver Paşa'nın Bakü'deki Doğu Halkları Kurultayı'na katılmasına da hep bir mim koydum.

İnsan dediğin ne ki, devlete kurban olsun! Varsa tarihin bir kanalizasyonu, işte orada akan bu anlayıştır. Demeyin bana taktikti, stratejiydi falan. İnsan dediğin ne ki...

Mariaların trajedisinde iktidarların hançeri saplıdır. "

----------------------------------------------------------------------------------------------

* Üsküdar Ahmet Çelebi mahallesinden Ethem Nejat (İzmir Maarif Sadr-ı Sabıkı), Erzincanlı Aşçıoğlu Bahaeddin (Muallim), Uşak'ın Hacı Hüseyin Mahallesinden Kasım Hulusi, Sürmene'nin Asu Kariyesinden Kıralioğlu Maksut,  Cihangirli Hilmioğlu İsmail Hakkı (Doktor), Van Ercişten Ahmetoğlu Hayrettin (Nefer), Bandırma Manyas Nahiyesinden Hakkı Bin Ahmet Ali (Topçu Yüzbaşı), İstanbullu Emin Şefik (Mühendis), Kadıköylü Tevfik Bin Ahmet (Tayyare Yüzbaşısı), Manisalı Kazım Bin Ali (İhtiyat Zabiti), Erzincan'ın Akdağ Kariyesinden Hatipoğlu Mehmet, İzmir Tilkilikten Hacı Nustafaoğlu Mehmet, Kandıralı Cemil Nazmi Bin İbrahimMaria (Mustafa Suphi'nin eşi)

KAYNAK: Bianet/ Hüseyin Şengül

 




Kaynak: yeniden ATILIM

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 253 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Unutamadıklarımız Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI