Bugun...



Ya direniş ya direniş – Aktüel Gündem

Tarih: 21-09-2016 17:55:27 Güncelleme: 22-09-2016 03:22:27 + -


FETÖ “out” AKP “in” dönemine girdik. Sanki hükümeti, başbakanı, cumhurbaşkanını, adalet bakanlarını FETÖ belirliyordu ve AKP de masum bir sivil toplum kuruluşu idi. Oysa FETÖ’nün işlediği tüm suçlardan, ona bu olanağı bilerek ve isteyerek sağlayan, yasadışı yollarla iktidara ortak eden AKP sorumludur. FETÖ paralel değil


Ya direniş ya direniş – Aktüel Gündem

Ya direniş ya direniş – Aktüel Gündem

FETÖ “out” AKP “in” dönemine girdik. Sanki hükümeti, başbakanı, cumhurbaşkanını, adalet bakanlarını FETÖ belirliyordu ve AKP de masum bir sivil toplum kuruluşu idi. Oysa FETÖ’nün işlediği tüm suçlardan, ona bu olanağı bilerek ve isteyerek sağlayan, yasadışı yollarla iktidara ortak eden AKP sorumludur. FETÖ paralel değil, derin devlettir; derin devlete transfer edilmiştir, yerleştirilmiştir, yani kontrgerilla cihazının bir parçasıdır. Kontrgerillanın eylemleri arasında Hrant Dink suikastı da var, 10 Ekim bombalaması da; bodrumlarda silahsız insanların yakılması da. Bugün ise Erdoğan, tüm suçları Fethullah’ın üzerine atarak yırtmak istiyor (suç organizasyonlarında sıkça karşılaşılan tipik bir davranış). Fethullah ile Erdoğan’ın yöntemleri farklı olabilir ama programatik hedefleri aynıdır. İkisi de devleti İslamileştiren, okulları imam hatipleştiren; kadınları ikinci sınıf gören, Alevileri, Kürtleri baskı altında tutan, emeği, kentleri, doğayı yağmalayan bir vizyona sahiptir. Kavga iktidarın paylaşımına dairdir.

Bugün bu vizyon Fethullah çetesi devre dışı bırakılarak hayata geçirilmeye çalışılıyor. Devre dışı bırakılan sadece Fethullah ekibi değil. TBMM de devre dışı bırakılıp ülke KHK’lerle yönetilmeye başlandı. Dere geçilmiş at değiştirilmiştir (Dere nedir, at kimdir, binici kimdir varın siz karar verin). Bundan sonra yola “milli mutabakat”la değil, (uzatılacağı sinyalleri şimdiden verilen) OHAL ile devam edilecektir.

Artık Türkiye’nin başında demeçlerle/talimatlarla, KHK’lerle yöneten bir kayyum var. Hukuk, yasalar, seçimler formalite; her şeyi baş kayyum belirliyor. AKP’nin başına kim getirilecek, kim bakanlıktan istifa edecek, kim belediye başkanlığına atanacak, hangi şirketin başına kim atanacak ve hangi KHK çıkartılacak, hangi ihale kime verilecek, hangi yargıçlar hangi görevlere getirilecek. AKP, ülkeyi taşeron cumhuriyetine, tarikatlar cumhuriyetine dönüştürdü, şimdi de kayyum cumhuriyetine dönüştürüyor ve daha ne cumhuriyetlere dönüştürecek? Bir tek demokratik cumhuriyete dönüştürmeye niyeti yok.

Saray/AKP iktidarı Türkiye tarihinin en kara düzen yönetimine imza atmış bulunuyor. Bu kara düzeni yoğunlaştırılmış baskı ve şiddetle götürebiliyorlar. Hiçbir hukuki, demokratik, ahlaki, insani norm onlar için geçerli değil.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, tarikatlara “Siyaset yapmayın”“Ticarette, futbolda, şikede görmeyeyim”diyecekmiş. Sözünü dinlemezlerse ne yapacak acaba? Çok öykündükleri Osmanlı, müritleri kalabalıklaşan ve güçlenen tarikat liderlerini asıyordu. Zaten tarikatların “siyasette, ticarette, şikede” bulunması, haydi geçtik ahlak dışı olmasını yasa dışı değil mi? Eğer tarikatlar eğitim hizmeti yapacaklar ise MEB ne iş yapacak, yok sağlık işi yapacaklar ise Sağlık Bakanlığı ne iş yapacak? O da değil din işi yapacaklarsa Mehmet Görmez’in başında bulunduğu Diyanet İşleri ne yapacak? İslamcı, mezhepçi AKP’ye yaranmak için tarikatlara özgürlük isteyen “özgürlükçü laikler” dikkat etsin AKP tarikatlarla papaz olmak üzere; ya Erdoğan’ın koşulsuz emri altına girip AKP için siyaset yapacaklar ya da sorun yaşayacaklar.

Ahbap çavuş kapitalizminin hayasız akını sürüyor. Enişte bakan yapılıyor, firmasına (adı da “Bayraktar TB2”, sonraki seriyi “RTE” olarak yaparlar herhalde) İHA yaptırılıyor, maliyet gizleniyor. Cerattepe’nin halk düşmanı Cengiz’e peşkeş çekilmesi için devlet tüm hatlarıyla devreye girmiş durumda. Bilirkişiye müdahale, mahkemeye müdahale, halkın mahkemeyi izlemesine müdahale, faşistlerden mahkemeye katılacaklara tehdit, Valiliklerden şehre giriş yasakları, toplantı ve protesto yasakları… Enerji yağması kolaylaştırılıyor, lüks konut sayılan 150 metrekare üzeri konutlar müteahhitlerin elinde kalınca KDV yüzde sekize düşürülüyor. EPDK, yağma projeleri için “Tüm izinleri biz alıp yatırımcıya öyle vereceğiz” demiş. Daha hızlı talan daha fazla talan!

***

15 Temmuz darbe girişimi AKP’nin “ufkunu açmış” görünüyor. Giremediği Suriye’ye Türkiye’de besleyip silahlandırdığı ÖSO çeteleriyle giriverdi, anahtar teslimi Cerablus’u alıverdi, gözünü El Bab’a dikmiş. Aylardır ABD’nin, Rusya’nın havadan, SDG’nin, Suriye’nin karadan yapamadığını Türkiye destekli ÖSO’cuların başarması dünyada hayranlık uyandırmadı! Türkiye dış politika alanında girdiği bataklığa şimdi de askeri alanda dalmış durumda. Rusya neden onay verdi, Esad neden kısık sesle itiraz ediyor, çok geçmeden göreceğiz. Türkiye, Suriye’de yine kolay yoldan zafer peşinde koşuyor. Ateşkesle birlikte BM depolarından insani yardım yükü alıp Halep’e ulaştırmaya çalışan Türk TIR’ları Şam yönetimi tarafından engellendi. BM ise kendilerinin böyle bir yardım göndermediğini açıkladı. Suriye Savunma Bakanı, Türk uçaklarının hava sahalarını sıkça ihlal ettiğini tekrarında izin almayan Türk uçaklarını vuracaklarını açıklamış. Kısaca Suriye’ye sefer kolay oldu ama zafer zor olacak görünüyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Fırat Kalkanı operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada “TSK ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir başka ülkenin toprağında gözü yoktur. Sadece meşru müdafaa hakkımızı kullanarak, güvenliğimizi sağlamak istiyoruz” demeciyle belli ki bir krize işaret ediyor; bu krizin iç ve dış kaynaklarını kısa sürede göreceğiz.

Diğer yandan, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri Deyrizor’da IŞİD kuşatmasıyla savaşan Suriye ordusunu havadan vurarak, IŞİD’e bayram hediyesi vermiş oldu. Rusya ve İran ABD’yi suçladı ve Rusya BMGK’yı acil toplantıya çağırdı; adı geçen bombalamaya katılan koalisyon bileşenlerinden Danimarka ve Avustralya pişmanlık açıklaması yaptılar. Halep’e gönderilen BM’nin yardım TIR’ları dönüşte (Halkın Sesi yayına hazırlandığı sırada) “faili meçhul” bir saldırıya uğradı. Suriye’de anlaşmalar ittifaklar yeniden bozuluyor. ABD öncülüğündeki koalisyon ciddi bir krizle karşı karşıya ve bu kriz Rusya’nın Suriye’de tayin edici güç haline gelmesine yol açabilir. Bu da Erdoğan’ı, Suriye politikası kendi içinde kriz yaşayan ABD nezdinde yeniden kıymetli hale getirebilir, Erdoğan’ın çok sevdiği Esad’sız formüllerin yeniden konuşulmasını sağlayabilir. ABD ile Rusya’nın giderek gerilen ilişkileri Türkiye’yi bir yandan gererken diğer yandan yeni harekat sahası da açabilir. Elbette barış ve dışında bütün seçeneklerin bedeli ağır olacak!

***

AKP faşizminin saldırıları hayatın her alanında sürüyor.Büyük çoğunluğu Eğitim Sen üyesi 11 binden fazla öğretmen barış istediği için görevden alındı ve daha devamı gelecek, sağlıkçılarda ve diğer kamu sektörlerinde on binlerle ifade edilen açığa almalar/işten atmalar sırada. Antep’te yakalanan IŞİD’linin üzerinden cemevi fotoğrafları çıkıyor; kısa şort giydiği gerekçesiyle bir kadın, kendisini taciz eden bir gericiyi reddettiği için başka bir kadın saldırıya uğruyor; havaalanı inşaatında çalışan Kürt işçi hunharca yakılıyor; Sinop’ta asimile olmuş, artık MHP ve AKP’ye oy veren Kürtler’e karşı linç saldırıları başlatılıyor… Bunların hiçbiri AKP’nin gerici siyasetinden, faşist propagandasından, bağımsız değil. İç düşman yaratmaya dayalı siyasetinden ilham alan Erdoğan’ın mezhepçi, ırkçı, gerici, cinsiyetçi, faşist “kokteyl” taraftarlarından herkes “dişine göre” bir düşman bulup saldırıyor. Faşizmin diğer ayakları işten atmalar, tutuklamalar, polisiye ve adliye baskıları.

Faşizm, direnişleri de beraberinde getiriyor. Kürt belediyelerine kayyum atanmasına karşı direnişler başladı ve yayılacak gibi görünüyor. İşten atılan akademisyenler duruşlarından taviz vermeyip, meydan okumaya devam ediyorlar. Kadınlara saldıran gericiler hesap sormakta ısrarlı olan kadın dayanışmasının elinden kurtulamıyorlar; Dersim’de öğretmen ve velilerin ortak direnişiyle, öğretmenlerin çoğu görevlerine iade ediliyorlar; Hopa’da, Varto’da, Urfa’da eğitimciler ve halk omuz omuza mücadele ediyor, Hatay’da bayram boyunca süren öğretmen ve veli ortak direnişi kitlesel kent direnişine doğru gidiyor; okul açılışlarında Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi bildiri dağıtımıyla velileri karşılıyor, Genç Umutçu liseliler AKP propagandası yapan 15 Temmuz kitapçıklarını sıralardan toplayıp okul dışına atıyorlar, Akçakoca’da okulları ellerinden alınıp kız imama hatibe çevrilen liseliler sınıflara barikatlar kuruyorlar; Artvin halkı tüm engellemelere karşı Cerattepe için mücadeleye devam ediyor… Devrimciler, uç veren bu direniş eğilimlerini örgütlü ve programlı bir hatta kavuşturmak üzere kolları sıvamalıdırlar. İşten el çektirilen her kamu çalışanı işyerini direniş odağına çevirebilir; okullar öğretmenlerin gerici-faşist tasfiyeye karşı direniş alanına dönüşebilir; Eğitim Hakkı Meclisi’nin de inisiyatif almasıyla bilimsel, laik, kamusal eğitim için ortak bir mücadele programı, başta velilerle öğretmenleri buluşturarak toplumun en geniş kesimlerini kapsayacak şekilde  hayata geçirilebilir, eşitlik ve özgürlük için mücadele eden kadınlar Tayyipgillere bu memleketi dar edebilir.

Erdoğan’ın dere geçerken yaptığı değişiklikle İçişleri Bakanlığı’na atadığı Süleyman Soylu, yağmacılar, sömürücüler, gericiler, faşistler adına meydan okudu: Ya herro ya merro!* Bu meydan okuma Cengiz adınadır, bu meydan okuma sermaye adınadır, cihatçılar adına, Kürt düşmanları, Alevi düşmanları, kadın düşmanları, işçi düşmanları adınadır. Biz devrimciler, sosyalistler de ülkeyi uçuruma, halklarımızı felakete sürükleyen, bu servet ve iktidar düşkünlerine, emek adına, eşitlik adına, özgürlük, barış, demokrasi ve laiklik adına meydan okuyoruz: Direneceğiz ve kazanacağız!

* Söz Kürtçe kökenlidir; karşılığı “Ya git ya gitme”, Kürdün inatlaşmasına alaycı bir göndermedir ve meydan okuma anlamında kullanılır.


 




Kaynak: Sendika.Org

Bu haber 202 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER G.yorum Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
    Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  • İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
    İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  • 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
    'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  • SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
    SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  1. Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  2. İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  3. 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  4. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  5. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  6. SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
VİDEO GALERİ
YUKARI