Bugun...


Ali Uğur

facebook-paylas
Kapitalizm Yaşadığımız ‘Korona Pandemisi’ni Fırsata Çeviriyor
Tarih: 26-04-2020 17:40:00 Güncelleme: 26-04-2020 23:36:00


 

                    Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de Korona virüs (Covid-19) virüsüyle boğuşuyoruz. Korona virüs pandemisi insan yaşamını çok ciddi anlamda tehdit eden bir felaket olduğu aşikârdır. Ancak kapitalizm, bu felaketide, tüm dünyada yaşanmış olan felaketlerde olduğu gibi, en çok mağdur olan bedel ödeyen işçiler-emekçiler aleyhine kendisi için fırsata çevirebiliyor. Bu gün yaşadığımız covid-19 virüsü pandemisinde de insan yaşamını önemsiyormuş kisvesi adı altında fırsata çevirmede yol aldığını görmeliyiz.

Bugün egemen üretim tarzı olan kapitalizmin, insan yaşamında var olmaya başladığı tarihten günümüze kadar geçen zaman sürecinde kimi istisnalar( Paris komünü, Ekim devrimi…) hariç yaşanmış olan tüm ekonomik doğal krizleri fırsata dönüştürüp bedelini emeğiyle geçinen insanlığın sırtına yüklediği bir gerçek.

                     Yaklaşık iki aydır insan yaşamını felç eden korona virüs pandemisi sonucu yüz binlece insan yaşamını yitirmiştir. Ölüm rakamlarının birinci, ikinci paylaşım savaşının da yitirilen insanlar sayına ulaşacağı tahmin ediliyor. Yaşama veda eden insanların sınıfsal tasnifini yaptığımızda karşımıza emeğiyle geçinen insanlar olduğunu göreceğiz.

Bu gün yaşadığımız salgından ( korona virüs) en çok etkilenen, sağlık emekçileridir. Her gün TV ekranlarından “Evde Kalın” çağrıları yapıla dursa da, kapitalistlerin azgın kâr hırsları için dünyanın her bir yerinde EMEKÇİLER çalıştırılmaya devam ediyor.

Binlerce Emekçi esnafın “kepenkleri indirtilmiş, ancak o işyerlerin de kiralar, elektrik, vergi faturalandırılmaya devam ediyor. Sözde “Destek kredisi” adı altında insanların bir kısmı bankalara (ödeme imkânı olanlar )borçlandırılıyor.

Her şeyden daha bir önemlisi, insanı insan yapan değerlerden olan sosyal ilişkilere “Sosyal Güvenlik” kisvesi adı altında sosyal ilişkileri felç etmeye çalışıyorlar.

“Evde Kal”

‘Aileni ve kendi sağlığını düşünüyorsan “Evde Kal” çağrıları’ yapılıyor, sokağa çıkmak yasaklanıyor, çıkanlara para cezası kesilerek korkuyla devlete itaat ettirmeye çalışıyorlar. Yaşanılan pandemi karşısın da insanın önemsenmesi değil, tamamen insanı toplumsal bir varlık olduğu hiçe sayılarak tecrit yaşam tarzının dayatılmasıdır. İnsanın sosyal yanını kontrol altına alma girişimidir.

Tüm dünyada insan yaşamını tehtid eden Korona virüs karşısında İnsanların can derdine düştüğü günümüzde ülke yönetimleri “Evde kal” çağrılarıyla sosyal izolasyonu hakim kılarak, normal koşullarda yapamayacağı icraatlarını gerçekleştirmeye çalışıyor. “Korunan Alanlar”la ilgili bir yönetmelik değişikliği yapılarak, sermayeye yeni rant kapıları açılıyor, en olumsuz koşullarda bile halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanları görevden alınmaya devam ediliyor. Toplumsal tepki gören “Kanal İstanbul” la ilgili ilk ihaleyi yapıyor.

Koronavirüsün cezaevlerini tehdit ettiği gerçeğini istismar ederek tacizcileri, tecavüzcüleri, kadına şiddet suçlularını, uyuşturucu kaçakçılarını ve mafya mensuplarını “af” kapsamına alırken, siyasi tutukluları, gazetecileri, aydınları, demokratları ceza evlerinde tutan bir infaz düzenlemesi alelacele yasalaştırıldı.

Bu gün dünden daha çok ihtiyaç duyulan sosyal dayanışma girişimleri yasaklanıyor. İşte tüm bunlar insanları tecrit tarzı yaşamın hakim kılındığı bu günlerde gerçekleştiriliyor. İktidarın normal kosullarda gerçekleştirmesi kolay olmayacak icraatlarını korona virüs pandemisini fırsata çeviriyor.

Kapitalist üretim tarzının korona virüslü günleri, geleceği için fırsata çevirerek, emeği ile geçinen ve yaşam mücadelesi veren tüm emekçileri çalışmaya devam ettiriyor.

“Korona virüs nedeniyle, kişisel mahremiyete mal olan aşırı önlemlerin uygulanmasının makul olduğu ileri sürülebilir mi? “

Her şey bir yana gözetim, özünde iktidar sahiplerine, ona sahip olmayanları izleme (ve çoğu zaman disipline etme) becerisini vermekle ilgilidir. Ve Google ve Alibaba milyarlarca kullanıcıları üzerindeki panoptik bakışlarıyla, işi üstlenmek için mükemmel konumdadır.” (1)

Korona virüsün ilk belirtilerinin çıktığı Çin, bu günkü geldiği nokta da; geleceği yaşıyor ve çok yakın zamanda Çin’in deneyimleri tüm dünyaya yayılacak. Devletin birey üzerinde kontrolünün arttığı ve her anımızın gözetlendiği dijital diktatörlük çağı ile karşı karşıyayız.

“Çin, uzun bir süredir vatandaşlarının davranışlarını “sosyal güven” başlığı altında sıralayarak büyük bir puanlama sistemi kurmuş durumda. Sistem şahıslara sahip oldukları puanlara göre ödül veya ceza veriyor. Devletin belirlediği kurallara uyanlar ödüllendirilecek, kurallara uymayanlar cezalandırılıp teşhir edilecekti.

Sistem bireylerin puanlarını belirlerken; harcama alışkanları, sosyal medya kullanımı, arkadaş çevresi gibi son derece kapsamlı unsurların dahil olduğu bir algoritmayı kullanıyor. Basitçe anlatmak gerekirse; bankaların kara listesi olduğu gibi artık devletlerin de kara listeleri olacak. Kara listeye girenler birçok özgürlükten faydalanamayacak. Seyahat ve sağlık hakları dahi kısıtlanabilecek. Kırmızı ışıkta geçmek, kapalı alanda sigara içmek bile notunuzu düşürebilecek. Çin bu yılın sonuna kadar tüm

vatandaşlarını puanlamayı amaçlıyor. Yapay zekâ ile bütünleşmiş kameralar ile anlık bir şekilde insanlara puan verecek ve bu puanlar sayesinde, Çin vatandaşları ya iyi vatandaş ya da kötü vatandaş olarak sınıflandırılacak.

Şöyle bir şey hayal edin, sokağa çıktığınız andan itibaren milyonlarca kamera her anınızı gözetliyor. Yaptığınız her şey hazırlanan algoritmalarla çözümleniyor ve sizlere puan veriliyor. Üstelik sistemin yakın gelecekte tüm dünyada uygulanmaya başlaması kesin gibi. Bu sistemin en önemli yardımcısı ise tüm ülkeyi sarmalayan yapay zekâ destekli 200 milyondan fazla kamera.

Yapay Zekâsı Olan Kameralar

Çin’de yüz tanıma sistemine sahip kameralar her yerde. Yapay zekânın da dâhil olduğu sistem korkutucudur. Bilim kurgu gibi gelse de her şey gerçek. Sistem aynı anda yüzlerce kişiyi analiz ediyor. En önemli kısım sistemin psikolojik analizler yapabilmesi. Kamera görüş alanında bulunan bütün insanları tanımlıyor. Sakin mi sinirli mi olduğunu, yüzündeki mutluluk oranını, üstünde nasıl bir elbise olduğunu, saç rengini, cinsiyetini, adını soyadını hatta ırkını bile anında tespit edebiliyor. Sistem herkesi izliyor, tanıştıkları diğer kişileri belirliyor ve iki hafta boyunca takipte kalabiliyor. Üstelik sistem sadece yüzünü gördüğü kişileri değil, arkası dönük ve çok uzakta bulunan kişileri de tanımlayabiliyor. Bunu da şahsın hareketlerinden anlıyor.Herkesin yürüme şekli, kol ve bacak koordinasyonunun farklı olduğu bilgisi üzerinden hareket eden sistem, gün içerisinde herkesten topladığı bilgileri bir havuzda topluyor. Daha sonra sadece arkadan görülen bir şahıs tespit edilmek istendiğinde, hedef kişi havuzda bulunan örneklerle karşılaştırılıyor ve eşleştirme başlıyor.

Şu an Çin’de kullanılan bu teknoloji de çok yakın zamanda tüm dünyaya yayılacak. Zira bu teknoloji, güneydoğu Asya ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerine ihraç edilmeye hazır halde. Ve görüşmeler başlamış durumda.” (2)

Kısaca korona virüs sonrası dünya için

'Bu kriz dijital kapitalizme karşı son direnişi silip ve insani temastan yoksun bir toplumun gelişinin kostümlü provasına dönüşebilir' (3)2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen 11 Eylül saldırılarından saatler sonra, bir Britanya bakanlık müşaviri, “gömmek istediğimiz herhangi bir şeyden kurtulmak için çok iyi bir gün” diyen bir notu hatırlayalım.

Tüm insanlığın yaşamını tehdit eden korona virüs pandemisi koşullarında; demokrasi, insan hakları, kadına şiddet, ekolojinin kendi yaşamsallığından koparılarak talan edilmesi, özgürlük talepleri… Kısaca Kapitalizme karşı çıkan herkes susturulacak, yaşam kaygısıyla sarmalanan insanlık buna inandırılacaktır.

George Orwell’in kült romanında 1984’de geçen bir pasajla son vermek istiyorum: "Biz, zorla boyun eğilmesinden hoşlanmayız. Bize kendi isteğinle uymalısın. Biz bize başkaldıranları yok etmeyiz. Akıllarını ele geçirip değiştirir, yeniden

biçimlendiririz. Ondaki tüm kötülüğü yok eder, onu yalnız görünüşte değil, tüm gönlü ve tüm ruhuyla kendi tarafımıza çeker, sonra öldürürüz.”

              Kapitalizmin korona virüs pandemisini fırsata çevirmeye çalıştığının altını çizelim. Ancak gerek ekonomik krizler, gerekse sosyal felaketler, kapitalist üretim tarzı, tarihin çöplüğüne taşınmadığı sürece her seferinde bir öncekinden daha ‘yıkıcı bir krizin’(4) yaşanacak olmasıdır.

           

            Bir sonraki yazım da kapitalizm sosyal felaketi fırsata çevirmeye çalışırken, biz bu durumu kendi fırsatımıza dönüştürmek için neler yapabileceğimiz konusunda sesli düşüneceğim.

 

  1. http://yenidenatilim.com/koronavirusun-kisisel-mahremiyete-mal-olan-asiri-onlemlerin-uygulanmasinin-makul-oldugu-ileri-surulebilir-mi/4038/
  2. http://yenidenatilim.com/dijital-diktatorluk-cagina-giriyoruz/4019/
  3. http://yenidenatilim.com/bundan-sonra-ne-olacak/4037/
  4. SYKP Güncel durum değerlendirilmesinden

 



Bu yazı 825 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI