Bugun...


Arif Ali CANGI

facebook-paylas
1 Kasım'da neyi seçeceğiz?
Tarih: 28-10-2015 10:12:00 Güncelleme: 28-10-2015 10:12:00


 

Dört ay sonra yine seçime gidiyoruz. 7 Haziran 2015 günü yapılan seçimin sonunda on üç yıldır tek başına iktidarda olan AKP tek başına iktidar olamadı, koalisyon da kurmadı, seçim öncesi ille de 400 milletvekili isterim diye tutturan, "başkan" olmayı kafasına koyan Cumhurbaşkanı, Anayasa'daki yetkisini kullanarak seçimlerin yenilenmesine karar verdi. 

Bu arada ülke içinde ve dışında çok şey değişti, Suriye'de Türkiye'nin tüm tezleri çöktü, artık Esad'lı çözümler konuşulmaya başladı, PKK'nin yeniden silahlı eylemlere başlaması, sıradanlaşan sokağa çıkma yasakları, savaş alanına dönen kentler, soruşturulmayan sivil ölümler, Suruç'ta ve Ankara'daki kitlesel ölüme yol açan canlı bomba eylemleri, Türkiye'yi tipik bir Ortadoğu ülkesi haline getirdi. Tüm bu yaşananlara rağmen özellikle Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın seçim konuşmaları gerilimi artırıyor; umudu değil, umutsuzluğu besliyor. "AKP iktidar olmazsa Beyaz Toroslar dolaşırmış". Demek ki 13 yıllık tek başına iktidarınızda devlet içindeki çeteleşmeyi temizlememiş, her an uyanmaya hazır vaziyette uyutmakla yetinmişsiniz. 

Şiddet hayatımızın her alanını sardı, "teröre lanet" görüntüsü altında sırf Kürt olduğu için insanlar linç edilmek isteniyor, iş yerleri tahrip ediliyor, kırk yıllık komşular birbirlerine düşman oldu. Genel eş başkanı "amasız, fakatsız silahları susturun" diye sürekli çığlık atan Halkların Demokratik Partisi (HDP), iktidar ve yandaşı medyanın yarattığı algı sonucu PKK'nin şiddet eylemlerinden sorumlu tutulup hedef tahtası haline getirildi. 10 Ekim Ankara katliamında ölenlerin siyasi kimlikleri bakımından en çok üye kaybeden parti olduğu halde, sanki bu katliamın sorumlusu HDP'ymiş gibi kara propaganda yapılıyor. Bunun sonucu parti genel merkezi, il ve ilçe binaları saldırıya uğradı, yakıldı. Her yerde nefret söylemi var, gazete köşelerinin sıradan dili bu olmuş durumda.

Bu arada doğanın sömürüsü, yaşam alanlarına dönük saldırılar görünmez oldu, 1 Kasım'a kadar yangından mal kaçırırcasına yeni izinler çıkartılmaya çalışılıyor. Söz gelimi; İzmir'in su havzasını kanser yapıcı ağır metallerle kirlettiği mahkemece tespit edilen ve izni iptal edilen Efemçukuru Altın Madeni'nde oynanan kirli oyun.
( http://www.haberekspres.com.tr/efemcukurundaki-kirli-oyuna-dikkat-makale,3872.html )

Bu koşullarda hafta sonu seçime gidiyoruz. 1 Kasım'da neyi seçeceğiz?
* Savaşı ya da barışı,
* Kürt meselesinin çözümünde "kökünü kazıyacağız" şeklindeki ölüm ve düşmanlıktan başka bir sonuç vermeyen silahlı seçeneği ya da şiddetsiz demokratik hak ve özgürlüklerle çözüm bulmak için müzakerede ısrar seçeneğini,
* Tek tipçi, zorba yönetim anlayışının devamını ya da herkesin farklılığını koruyarak eşit yurttaşların yaşadığı bir ülkeyi inşa etmeyi,
* Eşitsizliğin anası olan, kadını ikinci sınıf haline getiren erkek egemen düzenin temsilcilerini ya da insanlığın bu kadim esişsizliğini ortadan kaldırmayı toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alanları,
* Doğayı sermayenin kaynak deposu olarak gören, yaşam alanlarını geri dönüşü olmayacak şekilde kirleten, doğal varlıkları sömüren, yaşamın devamını tehlikeye atan neoliberal politikaları ya da insanın diğer canlılarla birlikte doğanın eşit bir parçası olduğunu gören, ne pahasına olursa olsun kalkınma değil, öncelikle yaşamın korunması ve sürdürülmesini esas alan, gelecek kuşaklara eşit, özgür, çok renkli, çok sesli yaşanabilir bir ülke, bir dünya bırakmaya yönelik politikaları.

Bu tabloyu uzatabiliriz, seçimimizin kriterlerini belirleme açısından bu kadar yeter. 

Türkiye sosyalist hareketini meclise taşıyan, usta gazeteci ve yazar Çetin Altan da "Anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan" diyerek göçtü gitti. Evet ülkemize demokrasi bir türlü gelemedi ama Çetin Altan'ın da dediği gibi "enseyi karartmamak", mücadeleye devam etmek lazım.
 
Yazının özü; 1 Kasım'da sandığa gidin ve  kısa vadeli çıkarlar için değil, barış için, demokrasi için, çocuklarımızın ve dünyanın geleceği için seçim yapın. 

Sizi bilmem ama benim oyum, "Savaşa ve saraya karşı inadına barış, adalet, eşitlik, demokrasi ve özgürlük" diyen HDP'ye olacak. 



Bu yazı 1075 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI