Bugun...


Arif Ali CANGI


Facebookta Paylaş









İzmir Adliyesi'ne saldırı ve KHK hukuksuzluğu
Tarih: 11-01-2017 00:29:00 Güncelleme: 11-01-2017 00:29:00


İzmir'de de oldu işte. 'İzmir'de neden patlama olmuyor' gerzekliklerini önemsediğimden değil, hiçbirimizin katliamların, acıların dışında olamayacağımızı anlatmak için böyle bir giriş yaptım. Geçen Perşembe günü İzmir Adliyesi'ne terör saldırı girişimi ile bir kez daha çok üzüldük, kaygılarımız ve korkularımız arttı, bir kez daha çok öfkelendik, bir kez daha lanet ettik.

Saldırının, adaletin sağlanması gereken yere yapılmış olması da dikkat çekici. İzmir Adliyesi; orada çalışan hakimlerin, savcıların, katiplerin, mübaşirlerin, güvenlik görevlilerinin ve diğer emekçilerin, biz avukatların mesleğimizi yürüttüğümüz yaşam alanımız. Adliyeler aynı zamanda adalet arayanların başvurduğu mekanlar. O yüzden saldırı adalet arayanlara, herkese yapılmıştır.

Bu kabustan kurtulabilmemiz için öncelikle şiddetin her türlüsüne, failine, kime yöneldiğine bakmadan tüm saldırılara karşı çıkmak gerek, bir de herkes için eşitlik, herkes için özgürlük, herkes için demokrasi, herkes için adalet. Adalet sisteminin tüm sorunlarına rağmen siz siz olun adalet arayışından vazgeçmeyin.

Saldırıyı önlemek için kendi canını feda eden Adliye'de mesai yapan herkesin tanıdığı, trafik polisi Fethi Sekin'i, yine tanıdığımız mesai arkadaşımız adliye emekçisi Musa Can'ı saygıyla anıyorum, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum, yaralananlara acil şifalar diliyorum.

***

Şiddet ve terörün yarattığı kabusun yanında, adaletsiz hukuksuz Kanun Hükmünde Kararname (KHK)ler kabusunda boğuluyoruz. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) rejimi olağan hale geldi, ülke KHK'ler ile yönetiliyor. İlki 23 Temmuz'da yayımlanan[1] KHK'lerin sayısı 6 Ocak gecesi yayımlananlarla birlikte 14'e ulaştı. Geldiğimiz aşamada 'OHAL'in darbe girişimi nedeniyle ilan edildiği'nin hiçbir inandırıcılığı kalmadı.

Son yayımlanan 3 KHK'nin her biri için, her bir düzenlemesi için söyleyecek çok şey var, bu kararnamelerle sorgusuz sualsiz 8 bin 399 kamu görevlisinin ihraç edilmiş olması, bu kadar çok kişinin issiz, aileleriyle açlığa mahkum edilmiş olması başlı başına dert edilmesi gereken bir konudur. Türkiye'yi darbe girişimine bu insanlar mı getirdi ya da darbeye kalkışan bu insanlar mıydı?

Bu yazıda KHK'lerin bir tanesinin sonuçlarını, özellikle İzmirli okurlarımla paylaşmak istiyorum. 679 Sayılı KHK'nin ekindeki listeleri tek tek incelemeye fırsat bulamadım, İzmir'den tanıdığım ihraç edilen 10 kişiden söz etmek istiyorum. Diğerleri beni bağışlasınlar, bahsedeceğim kişilere yapılan haksızlık KHK'lerin yarattığı sonuçları anlatmaya yetiyor.

679 Sayılı KHK'nin ihraç ettiği kamu görevlilerinden birisi İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nda Eğitim Merkezinde şef olarak çalışan Hüseyin Çağlar. Hakkında hiçbir soruşturma olmadan 'ihracın ayak sesi gibi' daha önce açığa alınmıştı. Hüseyin, KHK'nin yayımlanmasının ardından Facebook hesabında önce Gülten Akın'ın 'Beni Sorarsan' adlı şiirini paylaşmış, ardından "İhraç edildiğimiz KHK'lar bile gece yarısı yayınlanıyor. Bu darbe değil de nedir" diye sormuş. Sosyal güvenlik ve çalışma hayatına ilişkin yapılan değişikliklerden sonra kendisinin bilgisine başvurulan bu konuda seminerler veren Hüseyin'e ihraç nedeni olarak gösterilen suçlamaları sürseniz bulaşmaz, onun meslekten çıkartılması Sosyal Güvenlik Kurumu ve ondan hizmet bekleyenler için çok büyük kayıp.

KHK'nin Ek-1 listesinin akademisyenler listesinin Ege Üniversitesi bölümüne baktığımız zaman akademik unvanları ve uzmanlıkları farklı 9 kişinin ismine rastlıyoruz; Melek Göregenli, Nilgün Toker, Feride Bilgehan Aksu Tanık, Hediye Aslı Davas, Zerrin Şahin, Lülüfer Körükmez Kaya, Cansu Akbaş Demirel, Hanifi Kurt ve Ali Serdar Tekin. Ben bu akademisyenlerin hepsini tanıyorum, alanlarında çok başarılı, kimileri uluslararası akademi camiasında referans verilen biliminsanlarıdır. Yapılan çok büyük bir haksızlıktır. Bununla da kalmıyor, böylesi akademisyenleri üniversiteden uzaklaştırarak, en büyük zarar, onların öğrencilerine, üniversiteye, topluma veriliyor.

Diğer yandan saydığım 10 kişinin hiçbirisinin; ihraç nedeni olarak gösterilen "terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı" olamaz. Mesleklerini yapış biçimleri ve hayatta duruşları ile hep barışı, hep demokrasiyi savunmuşlardır. Kamu görevinden ihraç nedenleri bu yüzden olmasın? Adını andığım hocaların tamamı geçen yılın başında "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı metni imzalayanlar arasında. Devletin en tepesinden başlayarak hainlikle suçlanmışlar, ağır hakaretlere uğramışlar, YÖK ve savcılar göreve çağrılmıştı. Onlara yönelik adeta linç kampanyası yürütülmüştü.[2] Bu baskılarla savcılar, üniversiteler soruşturmalar başlattı, ama bugüne kadar haklarında bir dava açılmadı, Ege Üniversitesi'nden bir disiplin kararı çıkmadı. Adli ve idari soruşturma ile elde edilemeyen sonuca şimdi KHK ile gidiliyor. Masumiyet karinesini, hak arama özgürlüğünü yok sayan hukuksuz bir işlemle.

Sözüm, benim de çok hoşuma giden 'demokrat'lık iddiasındaki İzmir'e, İzmirlilere; kentimizde yaşanan bu hukuksuzluğa sessiz mi kalacağız, değerli insanların kamudan çıkartılmasını sorgulamayacak mıyız?
Örneğin Ege Üniversitesi Rektörünün, aynı zamanda iktidara yakınlığı ile bilinen Birlik Vakfı İzmir Şubesi başkanı[3] olmasını, kapatılan Şifa Üniversitesi'ni kuran Türkiye Tabipler Vakfı'nın kurucuları arasında[4] yer almasını, bu ilişkilerin ihraç kararlarına etkisinin olup olmadığını sorgulamayacak mıyız? Sıradanlaşan hukuksuz uygulamalarla, demokrasiden iyice uzaklaşarak, darbeler, şiddet, terör önlenemez, bir an önce demokrasiye dönmeli, hukuk güvenliği sağlanmalı, İzmir buna örnek olabilir.

[1] http://www.haberekspres.com.tr/ohalli-gunler-makale,4793.html
[2] http://www.haberekspres.com.tr/akademisyenler-hain-ve-alcak-mi-makale,4297.html
[3] http://haber.sol.org.tr/toplum/erdogan-kurucusu-oldugu-vakfin-izmir-sube-baskanini-rektor-atadi-166351


[4] http://www.egedesonsoz.com/yazar/rektorlerin-feto-ile-imtihani/10235/



Bu yazı 176 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  • SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
    SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  • Referandumda hayır de!
    Referandumda hayır de!
  • Darbe mi? Oyun mu?
    Darbe mi? Oyun mu?
  • ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
    ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
  1. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  2. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  3. SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  4. Referandumda hayır de!
  5. Darbe mi? Oyun mu?
  6. ‘Hayır’lı kampanyalar büyüyor, şimdi de ‘Hayırlı dakikalar’
VİDEO GALERİ
YUKARI