Bugun...


Mahmut BALPETEK

facebook-paylas
Bir Buçuk Milyon hayatan Biri, Gomidas Vartebe
Tarih: 08-08-2019 01:54:00 Güncelleme: 08-08-2019 03:07:00


 

          Yolculuk,  imgesinin, insanda yaratığı duygu, kısa ya da uzun bir yol kat ederek bir yerden, bir başka yere ulaşmaktır. Onun içindir ki, yol ile varmak arasında dolaysız bir ilişki kurarız. Hiç kuşku yok ki, yolculuklar her zaman kendi irademizle belirlediğimiz zamanda belirlediğimiz mekan ya da mekanlara gitmek biçiminde olmayabiliyor, zorunlu yolculuklar vardır. Sürgün, zorunlu yolculuklardan biridir. Ama kimi zaman, sürgün yolu, insanı,  bir yere vardırmadığı gibi, insanın tüketeni olabiliyor. Yolculuk denilen imge toplu tüketmenin, imha etmenin ,aracına dönüşebiliyor.

 

        Adına sürgün, tehcir her ne dersek diyelim, 1915 bir yere varmadan, yola çıkarılarak, tüketilenlerin anlatısıdır.  Dolayısıyla, Ermeniler için yolun ne anlama geldiğini, merak etmekten kendini alamıyor insan. Yol, sürgün gibi imgeler, hafızalarında hangi şimşeklerin parıldamasına neden olmaktadır? Benliklerinde ne tür duygu yaratmaktadır? Bu ve benzer soruların yanıtları bizim için muamma olabilir. Ancak berrak olan, ”yol”  kavramının onları sürgün kararı veren muktedirden, farklı manalar dünyasında gezintiye çıkarttığıdır. Ermeniler için yol çoğu zaman varmadan tükenmenin sarih ifadesi gibidir. Her sürgün ölüm, her ölüm, sürgünün bir durağında bekleyen son gibidir.

 

           Ne kadar çok sürgüne gönderildi,  ne kadar çok öldü insanlık. Ölüm tanrılarının gitmelerini buyurduğu sürgünler, ölüm yoluna dizilirken, giden kim, kalan kim tam bir bilinmeze dönerek uzay boşluğunda kayıp olup gitti. Geriye kimileri için, bir Buçuk milyon rakamı, kimileri için de bir buçuk milyon can, bir buçuk milyon hayat, bir buçuk milyon sevilen insan, bir buçuk milyon kez ölen insanlık ve kültürü.

 

        Bir buçuk milyondan biri: 1915, 24 Nisan günü tutuklanan 250 ermeni,  doktor, yazar, edebiyatçı, politikacı, tiyatrocu, sanatçılardan biriydi Gomidas Vartebet.

 

  Asıl adı Soğomon Soğomonyan olan rahip Gomidas Vartebet 1869 yılında Kütahya’da doğdu. Besteci, koro şefi, şarkıcı, etnomüzikolog , Ermeni klasik müziğinin kurucuları arasında sayılmaktadır.

 

       Müzikle iç içe bir çocukluk geçiren Gomidas, 1881 yılında Erivan yakınlarında Vagharshabad kentinde bulunan Ermeni Kilise’sinin merkezi konumunda Etchmiadzin manastırına sesi güzel olduğu için götürüldü. Tüm adayları geride bırakarak, Ermenistan’daki Etchmiadzin Ruhban okuluna girmeyi başaran Gomidas burada müzik yeteneği ile dikkatleri üstünde toplamayı başardı.1893’te Etchmiadzin’de ki okuldan mezun oldu. Kilise geleneğine göre yeni atanan rahiplere yeni isim verilmesi gerekiyordu. Bu geleneğe uygun olarak, Gomidas Vartebet adını aldı Soğomon Soğomonyan. Okulda müzik alanında kendini epeyce geliştirmiş, ilk eserlerini burada bestelemiştir. Kendini geliştirmek için Berlin’e konservatuara gönderilmiştir. Müzik eğitimini prof. Richard Schimdtin gözetiminde alan Gomidas aynı zamanda kilise korusu kurarak, koro şefliğini üstlendi. Ardından Kaiser Friedrich Wilhelm Üniversitesi öğretimine devam etti. Berlin’de çeşitli panellere katılmış, Ermeni müziği üzerinde anlatımlarda bulunmuş, Kürt müziği üzerine tez yazarak, müzikoloji alanında doktora ünvanı almıştır. Ekonomik nedenlerden dolayı 1899’da Etchmiadzin’e geri döner. Orada çok sesli erkek korosu kurup yönetir. Gomidas’ın Ermeni müziğine en büyük katkısı Etnomüzikoloji alanında oldu. Ermeni halk şarkılarını derlemek için Ermeni halkının yaşadığı geniş alanlarda gezilere çıkan Gomidas,4000 yakın Ermenice, Kürtçe, Türkçe ve Arapça halk şarkısını notaya alarak, günümüze ulaşmasını sağlamış oldu.

 

  Gomidas,

 

1892 yılında ermeni kiliselerinde düzenlenen ayinlerde okunan Badarak isimli çok sesli yapıtını tamamladı. Gomidas’ın eseri Ermeni Kilisesi tarafından kabul edilen on Badaraktan biridir.

 

  1910 tarihinde kendini geliştirmek amacıyla İstanbul’a yerleşen Gomidas burada 300 kişiden oluşan “ Gusan – Kusan” adlı bir koro kurdu. İstanbul’da yeni besteler yapar, yeni müzisyenlerle tanışır. Ermeni Patrikhanesinin baskılarına rağmen “ Gusan” korosu ile birlikte Anadolu’da konserler verir.

 

    İttihatçılarla yakın ilişkileri nedeniyle, en son konserini Nisan 1915’te Türk Ocağında verir. İttihatçıların ileri gelenleri ve Talat Paşa’nın katıldığı bu konserde, Hamdullah Suphi şu cümlelerle “ Anadolu’nun çocuğu bu Ermeni papaz, uzun çalışmalar sonucunda Ermeni Müziğini kanatlandırmıştır. Rahatından vazgeçip bütün zamanını köyleri tek tek gezerek eserleri toplamaya harcamıştır. Ermeni ulusunun mirasını sergilemiştir. Bizim din adamlarımızda aynı şeyi yapmalıdır. Türk ulusunun gelişmesi ve hazinesinin keşfi için yürekleriyle çalışmalıdırlar. Şu bir gerçektir ki, Ermeni kültürü bizim kültürümüz karşısında gelişmektedir. Anadolu’nun hangi yerine giderseniz gidin Ermeni yaratıcılığını aklını göreceksiniz. Eserleriyle ürettikleriyle “Ben buradayım” ı size anlatacaktır. Saraya giderseniz göreceksiniz, mimarın Ermeni olduğunu, Ermeni ustaların dünyaca ünlü yüzüklerini göreceksiniz Van’dan geliştirdikleri Tıp okulları ve yazarlarının yazdığı kitaplar ve bilim alanındaki kitapları hepsi Ermenilerin. Bunlar asırlardır birlikte yaşadığımız insanlardır.” Bu konuşmadan sonra Gomidas piyanosunun başına geçer ve sonunda ayakta alkışlanır. Genç Türkler ve ittihatçılar tarafından. Salonda ise şu cümle yankılanır. “Tanrı şeytanın gözlerinden korusun Gomidas”ı

 

        Üretken ve yaratıcı olması, toplumsal kültüre katkı yapması, hatta ittihatçılara yakın durması ve bizatihi,  övgülerine, dualarına mazhar olması, Ermeni bir ailede doğmuş olma gerçeğini ortadan kaldırmaya yetmemiş olacak ki, bu” büyük suçun” bedelini ödemekten kurtulamamış Gomidas.

 

   Bu konserden hemen on gün sonra Gomidas tutuklanır. Ardından 250 Ermeni insanla birlikte Çankırı’ya sürgün gönderilir. Çankırı’ya vardıklarında gelen bir telgrafla, Gomidas’ın da içinde olduğu 8 kişi için dönüş izini verildiği yazıyordu. Gomidas’a dönüş izinin nasıl çıktığı konusunda kesin bir bilgi olmasa da yakın ilişkileri olduğu bilinen Halide Edip ya da Mehmet Emin gibi isimlerin aracılık yaptığı iddia ediliyor. Yine kendisini defalarca saraya davet etmiş olan Şehzade Abdülmecid Efendi’nin bu kararda rol oynamış olma ihtimalinin yanı sıra ABD’nin Osmanlı İmparatorluğu büyükelçisi Henry Morgenthu girişimiyle geri gönderildiği de iddiaları arasında. Morgenthu, daha sonra anılarında isimlerini vermeden 7 Ermeni’yi tehcirden kurtardığını anlatmaktadır.

 

   Gomidas bu telgraf vesilesi ile 15 Mayıs’ta İstanbul’a döner. Fakat 15 günlük sürgünlük yaşamı, Gomidas’ın hayatını derinden etkilemiş olmanın ötesinde, Düşünsel hayatının sonlanmasıyla sonuçlanmıştır.

 

   İstanbul’a döndükten sonra, korku ve tedirginliğe dayalı davranış değişikliklerine yenik düşen Gomidas,  Ekim sonunda Lape (La Paix) hastanesinde tedavi görmeye başlar. 1919’da ise daha iyi bir tedavi göreceği umuduyla Paris’e götürülür.

 

    Gomidas 15 günlük sürgün hayatının sonunda, bir daha müzikle uğraşamamış, kimse ile konuşmamış, kısacası,  düşünsel hayatının ölümü gerçekleşmiştir. 18 yıl sonra Paris’te, düşünsel ölümüne, biyolojik ölümü eklenerek hayata veda etti.

 

             Sürgünde ne türden vahşetle, hangi insanlık dışı muameleye maruz kaldı da ”kurtulsun “ diye geri çağrılan Gomidas’ın düşünsel ölümü için 15 gün yeterli oldu. Neler yaşanmıştı da, muktedirin “hatırşinaslığı “ onu hayata döndürmeye yetmemişti.

 

         Muktedir, Gomidas için kayıtlara tehcirden kurtuldu diye yazmayı da ihmal etmedi.

 

        Anlatılan , bir Buçuk milyonun  içinde en “şanslı” olan Gomidas’ın  ol hikaye …..



Bu yazı 376 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI