Bugun...


Mahmut BALPETEK

facebook-paylas
Empati yada İşin Fıtratında Var
Tarih: 04-03-2015 01:42:00 Güncelleme: 09-08-2015 03:53:00


Siyasal hayata liberaller tarafından monte edilen Empati kavramı  son dönemde toplumsal sorunları çözmek için her derde deva gibi sunulmaktadır.Zaman zaman kimi,sol sosyalistlerinde dikkat etmeden kullandığı dillere pelesenk olan bu kavramın toplumsal mücadelede karşılığı nedir? Sorusunu irdelemek bu eksende bir tartışma yapmak kaçınılmaz gibi görünmektedir.
Sözcük anlamı açısından empati (Eşduyum) kavramının genel geçer tanımı bulunmamaktadır. Kaynaklar empatinin tam olarak ne ifade ettiği ile ilgili değişik bilgiler sunmaktadır.Fakat kısaca özetlemek gerekirse: Empati bir kişinin kendisini duygu ve düşüncelerinden soyutlayarak bir başkasının inançlarını, arzularını ve özellikle duygularının farkına vara bilme ve anlaya bilmek yeteneğidir. Bir başka ifade ile ,kendini karşındaki ile özdeşleştirmektir.
     Kavram esas olarak iki insan arasında geçebilecek bir ilişkiden söz etmektedir. Ancak İki insan arasında bile böylesine bir iletişimin gerçekleşeceği var sayımının mutlak doğru olduğu tartışmalıdır. Zira bir erkeğin hamile bir kadının karnında bebek olmaya namzet ceninle kurduğu duygusal bağı nasıl kurabilir? Ya da hamile kadının doğum sancılarının acısını nasıl his edebilir. Hiç tanımadığı duyguları ve acıları yaşayan kişi ile empati kurmak onu olduğu gibi his etmek mümkün gibi görünmemektedir.
     Geriye kalan seçenek ise, empati kuracak kişinin tanıdığı duygu ve acılar içinde olan kişi ile eşduyum  kurabilme olsasılığıdır. Onunda sorun çözmek için bir anlam ifade edeceğini idea etmek istisnaları dışarıda tutarak kabul etmek adeta imkansızdır. Etki alanı kendinden menkul ve  belirsiz olan bu kavaramı ,liberal anlayış sahipleri,  bütün toplumsal çelişkilerin çözümünde kullanılması mümkün bir yöntem olarak ileri sürmektedir. Yani bütün sorunların kilidini açan bir maymuncuk işlevi yüklemektedirler.
     Kavramı  baz alarak konuya yaklaşacak olursak, toplumsal çelişkileri çözmede insan merkezli bir yaklaşımın ötesinde muktedirin mazlumun duygusuna girmesi ve onu anlaması gibi faşizan bir anlayışın olduğunu görmek mümkündür. Zira mazlumun muktedir ile duygudaşlık kurması ne gerekli ne de anlamlıdır, hata böylesi bir duygudaşlık kurma isteği bile verili sistemin bu günü ve geleceği açısından son derece sakıncalıdır demek mümkündür.
     Kavram aynı zamanda toplumsal mücadelenin inkarını içkin kılmaktadır. Çünkü, empeti yeteneğine sahip olan ezen muktedirlerin,ezilenler ile kurdukları duygudaşlık ile onları anlama ve onlar için en iyisine karar vermeye  yetisine sahiptir, şeklinde bir ideolojik yaklaşımı içkin kılmaktadır.
                         Sınıf Mücadelesi Yerine Emapti
  İnsanlık tarihi sınıfların mücadele tarihidir. Sınıfların kendi arasında sürdürdükleri çıkar mücadelesi insanlık tarihinin biçimlenmesin de tayın edici role sahiptir. Empati sınıf savaşlarını ustaca sinsilikle  bir tarafa atarak onun yerine Duygudaşlığı ikame etmektedir.Bir an için  bunun sosyolojik karşılığı yoktur demek mümkündür? Ancak Neo Liberal ekonomik politikaların egemen olduğu dünyamızda etki alanının yok olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir. Bu etki alanının azaltmak giderek yok etmek için bu kavramları deşifre etmek kaçınılmaz gibi görünmektedir.
     Şimdi yakın tarihimizden birkaç örnekle kavramı  irdelemeye devam edelim Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan madden cinayetinde iki taraf vardı,Birinci taraf madende hayatını kayıp eden emekçiler , ikinci taraf maden sahibi ve onun siyasal temsilcisi konumunki iktidar. Kısaca cinayet sonrası yaşananlara göz atarsak yaşananları şöyle özetlemek mümkündür. Maden sahibi bütün “güvenlik önlemlerini aldığını buna karşın kazanın vuku bulduğunu , kendisinin de yaşananlardan çok zarar etiğini” anlatı.
      Siyasi temsilcisi bugün Cumhurbaşkanı, o tarihlerde başbakan olan Erdoğan “ölüm madencinin fıtratın da var” diyerek sorunun abartılacak bir yanının olmadığı altını çizmiştir.
     Cinayete kurban giden emekçiler ise “aç kalmamak için yaşam odası dahil hiç bir güvenlik tedbirinin olmadığı koşullarda çalışmak zorunda olduklarını” anlatılar.
     Antagonist karşıtlık gösteren bu iki yaklaşım orta yerde duruyor iken, hiç açlık duygusu ,mecburiyet kavramını  tanımamış, tanısa da sınıf atlayarak ondan kurtulmuş birinin  iş cinayetine kurban gitmiş emekçi ile empati kurması beklenmez. Zira o cinayetlere neden olan güvenliksiz ortam maden sahibi için az masraf çok kar anlamındadır. Bir başka ifade ile sermaye sınıfının temel yaklaşımı çok kardır. Çok kar içinde emekçinin kanıda vardı var olacaktır bu işin doğasına aykırılık içermiyor.  Diğer taraftan, sermayenin siyasal temsilcisi iktidarın “işin fıtratında vardır” demesi kimden oy aldığının değil kimin temsilcisi olduğunun tescilidir. Zaten kapitalist sistem de iktidarın görevi bütün devletin aparatları ile sermayenin çıkar ve karını korumakta  n başka bir şey değildir.
    Gerek sermaye sahibi, gerekse onun siyasal temsilcisi iktidarın kendi sistemin bekası için ezilenlerle kurdukları ve/veya kuracakları ilişki “ben zarar ettim” ve” ölüm işim fıtratında var” yollu rasyonel alakadarlığın ötesine gidemez. Empatileri de eşduyumlarıda bundan ileriye gitmez.Geride bize Liberallerin hikayeleri kalır.
 
 
  Devamı
Havar, Ey Hawar, Hawara Şengal - 27/08/2014
Havar, Ey Hawar, Hawara Şengal - 27/08/2014
Cumhur Başkanlığı Seçimleri ve Bir Başarı Öyküsü - 15/08/2014
Kemalist Paradigmaya Karşı Esirlikten Cumhurbaşkanlığı Adaylığına - 20/07/2014
IŞİD’ın Musul'u Ele Geçirmesi ve Kürdistan Realitesi - 28/06/2014
Kongreye Giderken HDP Üzerine Düşünmek - 26/06/2014
Tanıklıklarım Lice, Musul ve Bayrak - 17/06/2014
Muhalif Bir Dinamik Olarak Göçmenlik 27/05/2014
Rojava’da Yeni İttifaklar ve IŞİD - 30/04/2014
Dağlarında Bahar, Şehirleri Hazan, Başura Kürdistan-2 - 20/04/2014
Dağlarında Bahar, Şehirleri Hazan, Başura Kürdistan-1 - 20/04/2014
Filler ve Çimenler - 03/04/2014
Otoriterleşen Türkiye’de Kürtler Özgürleşebilir mi? - 03/03/2014
Rojava'ya bakmak - 03/03/2014
“Onursuz yaşamaktansa onurlu ölmeyi tercih ederim” - 03/03/2014
Gezi’nin İzinde Değirmenlere Saldıran Donkişotlar! - 02/12/2013
TKDP’nin Kurulması Ya da Kürt Siyasalının Evrimi! - 02/12/2013
BÜYÜK İZDİVACIN GİRDİLERİ - 20/11/2013
AKP ile KDP’nin siyasal izdivacı mı? - 15/11/2013
Emperyalist Egemenlik Savaşının Hedefindeki Ülke! - 12/10/2013
Rojava’da İnsanlık Kazanacak! - 22/09/2013
AKP’nin Rojava’da Yeni Stratejisi - 16/09/2013
Başlamadan, Tıkanan Barış Süreci - 11/09/2013
Barış yada Kırmak istenilen El, Susturulmak istenen Dil - 26/08/2013
Darbe, Mısır , Rojava, Gezi - 19/08/2013
Gladyo'yu Aklayan Dava - 14/08/2013
Rojava Kürdistanı’nında Malumun İlanı - 06/08/2013
Kürtlerde, Brakuji (Kardeşin Kardeşi Öldürmesi) - 06/08/2013
Özerk Rojava (Batı) Kürdistan - 28/07/2013
Gezi; Başkaldırıyı Yeni Bir Tarzla Gerçekleştirmenin Adıdır - 20/07/2013
Sallanan tren gidiyor mu? - 15/07/2013
Kürtlerin Talebi; Demokratik ülke, Özgür Halklardır. - 01/04/2013
EFSANEDEN GERÇEĞE NEWROZ - 25/03/2013
Kapitalizm, Sömürü ve Barbarlıktır! - 13/03/2013
Irkçı Söylemin Esareti - 10/02/2013
Jı Bo Te Buradayız Ahparig* - 22/01/2013
Barış Gidecek Yol - 22/01/2013
‘‘Antep, Paris Fay hattı’’ - 22/01/2013
Enternasyonalizm ve Ulus - 09/12/2012
Lütfen, Bir Daha Tutsi Olmayacağım! - 01/12/2012
Ölüm Orucuna Karşı İzlenen Hacı Yatmaz Siyaseti - 10/11/2012
El Değiştiren Vesayetin Dış Politikasında Kürt Gerçeğinin Tayin Edici Etkisi - 25/09/2012
El Değiştiren Vesayetin Dış Politikasında Kürt Gerçeğinin Tayin Edici Etkisi - 25/09/2012
Sosyalizm Mücadelesi, Olimpiyatlar, Engelli Koşu ve Halimiz! - 23/08/2012
Ezilenlerin Özgürleşmesi, Kendi Mücadelelerinin Eseri Olacaktır! - 11/08/2012
Türkiye’nin En Uzun Sınır Komşusu Özerk Kürdisanlar! - 11/08/2012
Esaretin ve Direnişin Başkenti ( Paytextı) Diyarbakır (Amed) - 11/08/2012
Tek Parti Tek Cephe - 11/08/2012
Dövüşenler Ölenlerin Tutmaz Yasını - 11/08/2012
Sol İçi Şiddet - 25/05/2012
1 Mayıs 77 Ve Bir Kanguru Hikayesi - 17/05/2012
1 Mayıs’ın (Yek Gülan) göstterdikleri 12/05/2012
Bakırköy’ü Kızıla Boyadılar - 29/04/2012
Resmi Tarih ve Avcı Hikayesi - 29/04/2012
AKP’nin Yeni Kürt Stratejisi ve Newroz - 11/04/2012
Kürt Sorununda Barış Olanakları Ve Dinamikleri - 11/04/2012
Kürt Gerçeğinin Bölgesel Boyutu, Sosyalist Sol ve Kola Turka Liberalizmi…3 - 06/03/2012
Hileli/İleri Demokraside İnsan Manzaraları! - 06/03/2012
Ben Devletim Suç İşlerim! - 22/02/2012
Kürt Gerçeğinin Bölgesel Boyutu, Sosyalist Sol ve Kola Turka Liberalizmi…Sosyalist Sol - 07/02/2012
Irkçılığa İnat, Kardeşimsin Hırant - 26/01/2012
Kürt Gerçeğinin Bölgesel Boyutu, Sosyalist Sol ve Kola Turka Liberalizmi… - 11/01/2012
Kolcu, Kaçakçı 11/01/2012
İleri Değil, Hileli Demokrasi - 03/12/2011
SavaşSeviciliğine İnat Barış Hemen Şimdi - 28/10/2011
Düzenin Güneşi Batıkça Yalanların Gölgesi Uzamakta - 21/10/2011
Kürtlerin Son Tangosu AKP İle… - 15/08/2011
İzlediğimiz Filimler, Okuduğumuz Romanlar - 26/07/2011
Ulus Devlet ve Yıkıcı Yaratıcılık 20/06/2011
Ulus Devlet Ve Sürekli Yeniden İskân 20/06/2011
Rengi Hewalan Ketiyı Lü Has Bahçı Has Bahçe’ye Arkadaşların Renkleri Düştü 06/06/2011
Yönümüzü Tayın Ederken, Değişeni Anlamak 22/05/2011
Kürt Sorunu Kısa Tarihi ve Çözüm yolları-9 - 14/04/2011
Kürt Sorunu Ve Çözün Yolları-8 - 21/02/2011
Türkiye’nin Demokratikleşmesi, Kürtlerin Özgürleşmesi ile Mükündür. 01/02/2011
Unutmak Yok Olmanın Adıdır. Anlıyor musun? 24/01/2011
12 Eylül’ün karanlık tüneline giren Türkiye - 14/01/2011
Tankların Paletlerinde Filizlenen Kardelenler 14/01/2011
Sizinle Devrim Yapabilir miyiz? - 14/01/2011
Kürt Halkı: Küllerinden Dirilen Bir Ulus 14/01/2011
Cumhuriyet Dönemi Kürt İsyanları 07/01/2011
Kürt Sorununun Tarihi ve Çözüm Yolları (I) 06/01/2011

 



Bu yazı 963 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI