Bugun...


Mahmut BALPETEK

facebook-paylas
Suriye’de Savaş Nereye Kadar ?
Tarih: 06-09-2019 01:31:00 Güncelleme: 06-09-2019 01:31:00


 2019 yılının ilk günlerinde, birden çok mecrada Ankara ile PYD/SDG arasında yoğun  görüşmelerin yaşandığına dair    gayri resmi bilgiler dolaşıma girdi. Ancak,  Ankara’ya hakim olan hamaset  siyasetinin tozlu bulutlarının yanına, koalisyon ortağı MHP faktörü de eklenince, dolaşımdaki  gayri resmi bilgiler,  kamuoyu tarafından, çokta inandırıcı  görünmedi.

      İlerleyen zamana mukabil  yüksek sesle dile getirilen bu iddia , kendi çevresinde genişçe bir  merak halesi yarattı. Bu dolayım ile harekete geçen  gazeteciler , hakikate ulaşabilmemize yardımcı oldular.   

     SDG komutanı Mazlum Kobani, “Türkiye ile dolaylı görüşmeler yaptıklarını” deklere etmesinin  ardından , PYD sözcüsü Salih Müslim, “Türkiye ile doğrudan görüşmenin olmadığını ancak ABD’nin Suriye temsilcisi James Jeffreyn’nin aracılığı ile  dolaylı görüşmeler   yaptıklarını” beyan ederek duruma açıklık getirdiler.

       Öte yandan,8 yıl aradan sonra 2 Mayıs 2019 tarihinde Avukatlarının, Öcalan ile görüşmesine izin verilmesi, AKP ile yeni bir açılım süreci başladığını, Kürtlerin İstanbul seçimlerinde AKP’yi destekleyeceğine dair, bir dizi spekülasyon ve iddiayı da beraberinde aktive etti

     Birbirinden kopuk gibi görünen bu gelişmelerin iç bağını kurmamıza yardımcı nitelikteki nokta ise,  Öcalan’ın Avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamanın  dikkat çekici  bölümünün  Suriye ile ilgili olmasıydı.

      Öcalan, açıklamasında Türkiye’nin hassasiyetlerine duyarlılık çağrısı yaparak : “ İnanıyoruz ki SDG kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durarak ; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine duyarlı olunmalıdır.”  Mesajın içeriğinden Ankara’nın güvenlikli bölge diye nitelediği meselenin İmralı’da görüşüldüğü, Öcalan’ında Ankara’nın bu hassasiyetine kayıtsız kalmadığı anlaşılmaktadır.

      Mesajın içeriği gibi, dili de dikkat çekiciydi. Mesaja hakim olan savaşın değil, barışın dili  olmasıydı. Dolayısıyla mesajın muhatabı savaşılan yada savaşılacak olan değil, barış içinde birlikte  yaşanılacak olandı. Bu bağlamda mesajın bugünün ötesine,  geleceğe  gönderme niteliği taşıdığının söylemek mümkün.

   Temmuz ayında Partili Cumhurbaşkanı, ardından, içişleri bakanı ve Milli savunma bakanı, Suriye’de  “güvenli bölge “ oluşturmak üzere Fırat’ın doğusunu hedef alacak yeni bir operasyon başlatmaya karalı olduklarını açıkladılar. Bu açıklamalara Suriye sınırına askeri yığınak eşlik etti.  SDG’den yanıt gecikmedi. SDG komutanlarından Mazlum Kobani’nin “bir noktadan müdahale olursa  600 kilometrelik sınırın tamamının cephe hattına dönüştüreceğiz.”  Şeklinde sert yanıt verirken, ABD müdahaleyi kabul edilemez olarak gördüğünü açıkladı. Bu salvolar içinde Milli Savunma Bakanı Akar,   “güvenlikli bölge”  konusunda ortak hareket etmek için  ABD Savunma Bakanıyla görüşmek için Amerika’ya ziyareti gerçekleştirdi. İstediği sonucu elde etmemiş olduğu için, “ bir gece ansızın gelebiliriz” ezgisi yeniden aktive edildi.

                    

Aynı günlerde,  ABD’nin Suriye temsilcisi James Jeffrey’in Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu gezide amiyane tabirle jet hızıyla üç maddeden müteeşekil  aşağıda ki  anlaşma yapıldı.  

1-Türkiye’nin güvenlik kaygıları giderilecek. İlk aşamada alınacak tedbirlerin bir an önce uygulanması.

 2-Bu çerçevede, güvenlikli bölge tesisinin ABD ile birlikte koordine ve yönetimi için Türkiye’ de müşterek hareket merkezinin en kısa zamanda kurulması.

  3-Müteakiben, “güvenlikli bölge’nin bir barış koridoru olması ve yerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine dönmeleri için her türlü ilave tedbirin alınması.

  Anlaşmayı, anlaşılmaz kılan müphem durumu birkaç örnekle açılayalım.

1-      Ankara 35-40 km. SDG  5, kimi bölgelerde ise 15 km derinlikte bir koridordan söz ediyor.

2-      Ankara, yerinden edilmiş Suriye vatandaşlarını bu koridora yerleştirmeyi öngörüyor iken, SDG bu durumun üzerinde anlaşılmış bir plan dahilinde olmaması durumunda bölgenin demografik yapısına müdahale olacağı  için kabul edilemez görüyor.

3-      Ankara koridoru, ABD ile birlikte koordine etmeyi tasarlıyor, SDG çok uluslu olması gerektiğini savunuyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün, ancak  bu üç örnek bile anlaşmazlıkların derinliğini anlamak için yeterli ip ucunu vermektedir.

Anlaşma tipik bir Suriye klasiği niteliğinde yaşanmakta olanla  rabıtası kurulamayan isteyenin istediği gibi, anlamlandırdığı, bir birine değmeyen kavramlar karmaşası veya toplamı gibi görünmektedir. Belli ki,  zaman her şeyin ilacıdır, ya da günü kurtarma anlayışı anlaşmanın ruhuna sinmiştir.

                    Ankara Bu Anlaşmayı  Neden İmzaladı ?

 Bunun birincil nedeni,  Ankara, Suriye’de oyun kurucu olmadığından, oyun kurucu ABD veya Rusya’nın olurunu almadan Suriye’ye giremez olmasıdır. Girmesi halinde,  oyun kuruculardan biri ile açık çatışma riski ile karşı karşıya kalabilirdi.Ankara bunu göze alamazdı. Kaldı ki,  Yüksek Askeri Şuranın Ağustos 2019’da emekliye ayırdığı Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanı Tuğgeneral Erdal Şaner’in  Suriye’deki duruma dair yaptığı  açıklamam askeri açıdan vahim bir tabloya işaret etmektedir .

  Şener  “Rusya bizi işgalci görüyor, Mönbiç devriyesi ise dostlar alışverişte görsün, ben Mönbiç’i görmedim bile. Türkiye Suriye’de bataklığa saplanmış durumdadır. Bundan kurtulması zor”. Suriye Operasyonunu yöneten üst düzey komutanın anlattıklarından Ankara’nın anlaşma yaparak zevahiri kurtarmaya çalışmış ancak Rusya, İran ve Suriye’nin bu anlaşmaya tepkisinin ne yönde olacağı ve ne gibi sonuçlara yol açacağı bilinmezliğini korumaya devam etmektedir. Yani, yapılan anlaşma  ile,  bir tarafla karşı karşıya gelmekten kurtulurken diğeri ile çatışma riski içeren bir kulvara girmiş oldu.

    Ankara’nın her iki oyun kurucunun hem lehinde, hem alehinde anlaşmaların altına imza atması, çift kale oynanan oyunun, her iki tarafında oyuncu bulundurmaya benzemektedir. Ankara’nın daha fazla iki oyun kurucu ABD ve Rusya’ya  aynı anda yancı olma konumunu sürdürmesi mümkün görünmemektedir. Başka bir ifade Ankara’nın Suriye politikası içinden çıkılamaz bir boyutta bataklığa saplanmış gibi durmaktadır. Ankara’nın Suriye macerasının her bir merhalesi, bilinmezliklerin toplamı olarak vuku bulmaktadır.

                                     Suriye’de Savaş Neden Bitmiyor ?

   Suriye’de vekalet savaşı biçiminde süren “ iç savaş” çoktan bitmiş ancak, çatırdamakta olan tek kutuplu dünya düzeninin, yerini alacak olan yeni düzenin Ortadoğu , özelikle de Suriye üzerinden şekillendirme çabaları savaşın sürmesine neden olmaktadır. Yani, Suriye’de savaş baronları, savaşın devamından yana oldukları için, barış gecikmektedir.

    Doğanın talanı, insanın yaşamı pahasına sürdürülen savaşın, korkunç sonuçları, hamaset bulutları dağılıp yerini güneşe terk etiğinde daha iyi görülecektir. Kaldı ki, bu savaşın sonuçlarından sadece Suriye değil bütün insanlık olumsuz etkilenecek. Yani kimsenin korunaklı adacıkları olmadığı gibi, sonuçları kendi lehine flitre etme kapasitesi de yoktur. Zira her savaş gibi bu da kapitalizmin krizinin sonucudur.  Dolayısı ile Kapitalist dünya ve köle olarak prangaladığı insanlık savaşın sonuçlarından bire bir etkilenmesi kaçınılmazdır. Hatırlatmakta için,  “Kapitalizm doğanın en büyük düşmanıdır. Kapitalizmde insan sevgisi, hayvan sevgisi yoktur. İnsanı mekanik bir böcek gibi görür. Kapitalizm vatan sevgisi, barış istemez. Ahlak erdem istemez. Yozlaşmış, çıkarcı,cahil,beynine tecavüz edilmiş uysal köleler ister”

     İnsanlık uysal köle rolüne baş kaldırmadıkça dünya’da savaşlar bitmez, her birimiz tanığı olduğumuz savaş denilen vahşeti durduramadığımız için ortağı olmaktan kurtulamayacağız.



Bu yazı 520 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI