Bugun...


Sibel Özbudun

facebook-paylas
Ölümsüz ABbi(miz)Oktay Etiman
Tarih: 22-11-2018 23:00:00 Güncelleme: 22-11-2018 23:00:00


ÖLÜMSÜZ ABİ(MİZ) OKTAY ETİMAN [1]
 

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

“Hiç kimsenin geçmediği
yoldan adımlarını,
hiç kimsenin düşünmediği
konudan zihnini sakınma.” [2]

 
Fernando Pessoa’nun, “Hayatta kalabilmek için nefret ettiğiniz işler yapacaksınız ve çalıştığınız her gün
içinizdeki nefret biraz daha artacak. Gitgide sadece yaptığınız işten değil kendinizden de nefret edeceksiniz.
Ama bir taraftan da nefret ettiğiniz kendinizin varlığını sürdürebilmek için daha da hayvanca çalışmak zorunda
kalacaksınız. Ve pek çoğunuz bu boktan varoluşunuzu sonlandıracak cesarete sahip olamayacağınız için, bu
lanet paradoksun dişlileri arasında öğütüleceksiniz,” [3]  uyarısında betimlenen bir felaketin ortasında; bu
felaketten kurtulmak; onu aşıp yeniyi yaratmak için yeniden cüretkâr rol modellerine ihtiyacımız var.
Mesela Oktay (Etiman) Abi(miz) gibi…

* * * * *

Geçmişe dair devrimci değerler birer birer yok edilmeye çalışılır, toplumsal bellekle birlikte kişisel
belleklerimiz de egemenlerce yeniden formatlanmak istense de; geçmiş asla kaybolmuyor, kaybedilemiyor.
Tam tersine yeniden keşfedilmeyi bekliyor; Tıpkı Marcel Proust’un, “Aklın, bize geçmiş diye sunduğu şey
aslında geçmiş değildir. Hayatımızın her saati, tıpkı kimi halk efsanelerindeki ölülerin ruhları gibi, ölür ölmez
somut bir nesnenin içine gizlenerek onda vücut bulur. Oraya hapsolur ve biz o nesneye rastlamazsak, temelli
olarak orada hapis kalır. Biz nesne aracılığıyla onu tanır, çağırırız, o zaman kurtulur,” saptamasındaki gibi…
Geçmiş(imiz), değerler(imiz), rol modeller(imiz) yok edildiğinde, tiranların dayattığı belleksizlik
kaplıyor dört yanımızı; bu böyle olunca da geleceksiz bir çaresizlikle kuşatılıyoruz.
Godot’yu beklemeye başlıyor ve Godot’nun gelecekten geleceğini düşünüyoruz. Oysa gelecek
dediğimiz geçmiş(imiz)in, değerler(imiz)in, rol modeller(imiz)in uzantısıdır.
Godot aslında geçmiş(imiz)de, değerler(imiz)de, rol modeller(imiz)de saklıdır ve bugünde
umudu(muzu) bunlar büyütür.
Kaldı ki bugünden geleceğe insan(lık), umuduyla vardır. Günler acının, hüznün kıskacında olsa da umut
her dem yanı başımızdaysa tüm soru(n)lar, tüm zorluklar bize vız gelir…
Umut zor zamanların çıkışıdır. Yollar kapanmış, yöntemler çuvallamış olsa da tam o zamanlarda
karşımıza dikilir, elimizden tutar umut. Bir anda dağıtır kara bulutları. Çünkü o bir kızıl karanfildir.
Tıpkı Edip Cansever’in, “Sen o karanfile eğilimlisin/ Alıp sana veriyorum işte/ Sen de bir başkasına
veriyorsun daha güzel./ O başkası yok mu bir yanındakine veriyor/ Derken karanfil elden ele,” dizelerindeki
gibi…
Ve nihayet “Umut” “delilik” ise eğer; “Bir deli birçok deli yaratır, birçok deli ise deliliği” diyen
Roman atasözündeki “bir çok deli yaratan,” müthiş ve örnek alınacak umutlu, ısrarlı bir deliliktir…

* * * * *

Hayır buraya, Onu övmeye geldik; ne Onun buna ihtiyacı var; ne de bizim buna niyetimiz…
Görünen köy kılavuz istemez! Bir insanın yaşam eyleminin yol gösterip, hatırlanması o devrimciyi
ölümsüz kılarken; O yaşayan bir devrim, yaşatan bir devrimciydi; Oktay (Etiman) Abi(miz) idi…
Ondan söz ederken; sadece ve sadece gerçekler yetecek de artacaktır; yeter ki, biz(ler) Ona ait
gerçekleri, eğip bükmeden telaffuz edebilecek kadar yürekli ve dürüst olalım…
Oktay (Etiman) Abi(miz)den mi sözedeceksiniz; o hâlde Onun, “Kendimi, bugün de o zaman da
THKP’nin militanı olarak görürürüm,” [4]  saptamasını ve Mahir Çayan’ın silah arkadaşı olduğunu unutup,
unutturamazsınız!
Bu kadar da değil; Onun ser verip, sır vermeyen ilklerden olduğunun da bilgisine vakıf olmalısınız;
Ragıp Zarakolu’nun aktardığı üzere:
“O sıralarda, bir ekip de özel sorgulama teknikleri için Amerika’ya gitmişti. (İkinci Dünya Savaşı
sırasında Gestapo’dan teknik öğrenip tabutlukları kurmaları gibi). Bunun ilk uygulamalarından birini Oktay
Etiman üzerinde yapacaklardı. Oktay Etiman bu sınavdan onuruyla çıkmayı başaracaktı. Saflarda yılgınlık
yaratmamak için bunu Dev Genç içinde anlatmamayı tercih edecekti. Ama daha beterini 1972 Şubatında
MİT’in Ziverbey’deki özel işkence merkezinde ve daha sonra ünlü Harbiye hücrelerinde yaşayacaktı.

2

Bileklerini kesecek, hastaneye zor yetiştirilecekti Harbiye’de. Onu o hâlde hücreden çıkarken gören başka bir
hücredeki kadın arkadaşımız ise aklını yitirecekti.” [5]
Tekrarlamakta fayda var: “Söylemek istediğim çok basit ve yalın; Oktay Etiman bizim tarihimizin
önemli bir parçası. Bu tarihe sahip çıkmak Oktay’a da sahip çıkmak anlamını taşıyor.” [6]
Çünkü, “Konuşurken ‘68 gençleri’nin hırçın ve ödünsüz yüz ifadesini takınırdı,” [7]  diye tasvir edilen O;
“Hangi konumda bulunursak bulunalım, özveriyle eşitsizliklere, haksızlıklara, dünyada ya da Türkiye’de
uygulanan her türlü baskıya karşı çıkma fikriyle davrandığımız için” vurgusuyla şunları diyendi:
“Bizim tanıdığımız Deniz enternasyonalisttir. Bizim tanıdığımız Deniz her türlü haksızlığa karşıdır.
Evet, çok fazla yazıp çizmez ama çok güzel ifade eder. Çünkü Deniz, adında da ifadesini bulduğu gibi
gerçekten engin yüreği olan, akıllı, duygulu bir arkadaşımızdır. Arkadaşımızdır. Ben ‘-dı’ diyemiyorum bir
türlü. Diyemiyorum. Şimdi pekâlâ Deniz... bizim hareketimiz... bizim diyorum…
68’li olmanın içeriği kerte kerte boşaltılmaya çalışılıyor… 68 eğer taa Spartaküs’lerden başlayıp
Silezyalı dokumacıların, ya da Lena altın madenindeki grevci işçilerinin devamcıları ise ki bence Spartaküs de
68’liydi ya da biz 68’liler onlardandık... Silezyalı dokumacılar da 68’liydi, insanlığı ileriye götüren, götürmeye
çalışan herkes 68’lidir ve biz onlardanız. 68’li aynı zamanda da yaşadığı yılın insanıdır...” [8]

* * * * *

Evet, evet “Devrimciler gerçek hayatta yaşayan eylemcilerdir. Bundan dolayı devrimcilerin bir efsane
gibi değil, kendileri hayatta iken de hayattan ayrıldıktan sonra da hakikât içinde, hakikâtlerin arasında yaşamış
insanlar olarak algılanmalarını doğru bulurum. Ama elbette ki insanlar devrim mücadelesine en çok emek
vermiş insanları bir şekilde tanımlarlar. Hatta onlardan biri de ‘efsane’ olmaktır ama tabii bunu bir sevgi saygı
ifadesi olarak alırım ben. Bir devrimci her zaman kendisinin hayatla hesaplaşması, nasıl yaptığının bilinmesi ve
buna değer verilmesi bakımından hayatının anlamlandırılmasını düşünür,” [9]  diyen Oktay (Etiman) Abi(miz)den
söz etmek zordur…
“Nasıl” mı?
“Türkiye’de yerleşmiş olan şovenist ve milliyetçi ve Kürt hareketine karşı önyargılı tavırların biraz
olsun değiştirilmesinde katkıda bulanabilmek”ten [10]  söz eden O; Kürt Meselesi’nde yalpalanarak anlatılamaz!
“Nasıl” mı?
“Tekrar söylüyorum, hiçbir halk ya da öğrenci hareketi, kitlesel direniş insanların mecburiyetine bağlı
olarak ortaya çıkmaz. Sadece baskı sonrasında ortaya çıkar. Ekim Devrimi’nde de böyledir, 48 devrimlerinde
de. Yaşadığımız dünyanın maddi koşullarına bağlı olarak ortaya çıkar ayaklanmalar. Üç beş kişinin bir araya
gelip diğerlerini zorlaması mümkün değildir,” [11]  diyen O; devrimci mücadeleyi her şeyin merkezine koyar!
 “Nasıl” mı?
“Yetmez ama evetçilerin biraz doğru tahlil yapmadıklarını düşünüyorum. Herhâlde AKP’nin
özgürlükçülüğü konusunda gereğinden fazla iyimser bir tercihti bu. Ben AKP’nin özgürlükçülüğü konusunda
hiçbir zaman iyimser olamadım… Nitekim en azından Tekel İşçilerinin hareketinden itibaren AKP’nin pek de
öyle olmadığı ortaya çıktı. Yanlış bir bel bağlamaktı. Yetmez ama evetçiler de 12 Eylül darbecilerinin
gerçekten yargılanabileceğini düşünmüşlerse de o politik yetersizliklerinden kaynaklanmıştır,” [12]  gerçeğinin
altını çizen O; hiçbir liberal hezeyana prim vermez!
O hâlde “Politik mücadele yöntemlerinin en üst düzeyine şiddet politikası diyoruz,” [13]  vurgulu mücadele
geleneğinin bir parçası olup; liberalizme “Hayır” diyen devrimcilerden olmadan, UKTH’na sırt dönen
ulusalcılar ile bağları kopartmadan Oktay (Etiman) Abi(miz) anılıp, anlatılamaz!

* * * * *

Bu (ve fazlası) özellikleriyle -olasıdır ki hiç kimse- Onun kadar olumlanmadı…
Mesela Onun için Metin Çulhaoğlu, “Aynı kuşaktan olsun olmasın, belirli bir gelenekten gelsin
gelmesin, kendisini az da olsa tanıyan herkesin saygısını kazanmış bir insandı. 14 yıl hapis yattı, ‘dağıtmadı.’
1980 sonrası esen rüzgârlarla savrulmadı”; [14]  Gün Zileli, “Oktay Etiman, kararlı, bir o kadar da kariyerizmden
uzak bir devrimciydi. Her zaman sade ve mütevazı devrimciliğin timsali olarak hatırlanacaktır,” [15]  notunu
düşerlerdi…
“Birlikte hapis yattık, birlikte aranıyor afişimiz basıldı” dediği mücadele arkadaşı Ertuğrul Kürkçü,
“Daha derin bir muhasebe ihtiyacı istedi”; “Oktay doğruluğu ve cesaret ile temayüz etmiş bir arkadaşımız ve
hep öyle yaşadı. Cezaevi sonrası siyasi sorumluluk üstlenmemesi siyasete bigane olduğu anlamına gelmedi. Ne
zaman yeni bir adım atılsa orada yanı başımızda gördük”; “Çok onurlu bir insan olarak mücadele etti, yaşadı ve
aramızdan ayrıldı. Örnek bir yaşam. Onu anlatmak da geride kalanlara düşecek” saptamalarıyla
betimlerken; [16]  Akın Evren de ekliyordu:

3

“Devrimcilik, bir yaşam biçimi, bakış açısı ve ahlâktır. Düzenin sunduğu pek çok olanağa sırt çevirerek
bir itirazı ve başkaldırıyı yaşam boyu sürdürebilmektir. Oktay Etiman, bunu en iyi becerebilen insanlardan
birisiydi.” [17]
Ve nihayet Oktay Etiman’ı anlatırken Fatoş Güney’in, “Benim için gerçekten çok özel bir yeri vardı. 14
yıldır hapishanede kalmış olmasının etkileri ve acılarını içinde taşırken dışında süzülen hüzünlü buğularını
hissetmemek mümkün değildi. Sert kabuğunun içinde inci yapan bir istiridyeydi,” [18]  diye tarif ettiği O; Paulo
Freire’nin, “Dünya, aç oldukları için uyuyamayanlarla, açlardan korktukları için uyuyamayanlar arasında
bölünmüş durumdadır,” diye tarif ettiği kamplaşmada açların yanında ölümüne saf bağlayan ölümsüzlerdendi;
örnek mücadelesiyle, tüm baskılara ve karanlığa rağmen, kapitalist gelecek(sizlik) dayatmasını
kabullenmeyerek; aç, açık kalmak pahasına dünyadan, coğrafyamızdan ve gelecekten umudunu
kesmeyenlerdendi…
Bu konuda sadece şu kadarını bilin yeter: “Oktay Ağabey hapisaneden çıktıktan sonra zaman zaman çok
ekonomik sıkıntılar çekti. Sokaklarda fotoğraf çekti ve zaman zaman parklarda yattı. Tüm bunlara rağmen hiç
bir yardım teklifini kabul etmedi, hemen elinin tersi ile iterdi… Kendisinden övgü ile yüzüne karşı
bahsedilmesinden hiç hoşlanmazdı. İçinde bulunduğu sıkıntısını anlatmayı sevmez ama karşısındakinin içinde
bulunduğu ruh durumunu kavrar ve dolayısıyla rahatlatmaya çalışırdı. Tüm inceliğini, kalın bir kabuk içinde
saklamayı yeğlerdi.” [19]

* * * * *

Toparlarsak: O, mahzun gülümseyişiyle; bir hayat bilgisi dersi veya rol modeldir “olması gereken”
yolunda devrimciler için.
Abartmıyoruz; üzerine bir durup düşünülmesi gereken; her zaman var, var olacak ve var olması gereken
rol modeldi.
Davranışları, kişisel özellikleriyle örnek alınan, varlığıyla bizi etkileyen yönelişti; benzemek, Onun gibi
olmak istenen kişiydi Oktay (Etiman) Abi(miz). 
Öncelikle, “Vakur” biriydi. Onurlu, haysiyetli, kadir kıymet bilendi. Ciddi ve olgun duruşuyla herkesi
etkilerdi. Yapay, yapmacık değildi; bu tür davrananlara benzemezdi ve özellikle de benzemedi. Onun için
Oktay Etiman (abimiz) oldu.
Bunlarla bağıntılı olarak da; değerini olduğundan aşağı gösteren, abartmayan ve başkalarını küçük
görmeyen, büyüklenmeyen mütevazı bir insandı; alçak gönüllü bilgelikti.
Yani yükseldikçe kökleri derinleşenlerden ve asla utandırmayanlardandı... 
Meziyetlerinin abartılmasından, hatta bahsinin bile geçmesinden hiç hazzetmeyen dervişane tevazusu,
aklımızda bir mıh gibi çakılı.
Gösterişsiz, kalender, sade, yalın, kibirsiz, kendi hâlindeydi; tevazu gösteren değil, tevazu sahibi kişiydi.
Yani “mütevazı” sıfatının hakkını sonuna dek verebilenlerdendi.
Kendi hâlinde sessiz, sitemsiz sükûnetten malûldü; Ahmet Telli’nin, “belki yine gelirim, sesime ses
veren olursa birgün” dizelerindeki üzere…
O üretken, sakin, kararlı, güçlü, vizyon sahibi, sade hayatıyla; ayak direyip, akıntıya karşı
direnenlerdendi.
Sonuna kadar vazgeçmeyenlerdendi;, verdiği sözlerden caymayan, kararını değiştirmeyen
kesinliklerdendi.
Ayrıca özgüven sorunu olanlardan değildi; kendinin farkındaydı; ama tribünlere oynayıp, pazarlamazdı
da!
Kendinden emindi, kendine güvenebilmenin diyetini ödemişti üstelik.
Kifayetsiz muhterislere inat; dik duranlardandı; rahatlıkla “Hayır” diyebilenlerdendi
Yani yaptığı olanlardandı. Açık ve net konuşurdu. İlgi ve alkış beklemezdi. Az konuşur, çok dinlerdi.
Risk alıp, geri adım atmazdı. Yanılmaktan korkmazdı.
Kolay mı? O; Oktay (Etiman) Abi(miz) idi…
“Devrimci, başkalarına ‘görev’ buyurmayan, düşündüğü gibi konuşan, konuştuğu gibi davranan ve
yaşarken popülarite merakı olmayan, bireysel varlığını toplumsal direnişin organik bir parçası olarak
algılayan insandır,” diyen O; iyi ki yaşadı ve ölümsüz Abi(miz) oldu…
 
29 Eylül 2018 11:21:40

4

N O T L A R
[1]  4 Ekim 2018 tarihinde Ankara Mülkiyeliler Birliği’ndeki “Oktay Etiman Anması’nda yapılan konuşma.
[2]  Mayıs ‘68, Odeon Tiyatrosu Duvarları’ndaki bir slogan.
[3]  Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, Çev:  Saadet Özen ,  Can Yay.,  2006.
[4]  Murat Bjeduğ, “Siyasal’lı, DEV-GENÇ’li, THKP’li, 68’li Oktay Etiman’a Veda Ederken…”, 10 Ekim 2017…
http://t24.com.tr/yazarlar/murat-bjedug/siyasalli-dev-gencli-thkpli-68li-oktay-etimana-veda-ederken,18264
[5]  Ragıp Zarakolu, “Soluk Alışları Bile Dinlenenler”, 9 Ekim 2017… http://www.agos.com.tr/tr/yazi/19469/soluk-alislari-
bile-dinlenenler
[6]  Hakkı Zabcı, “Bizim Oktay”, 18 Ekim, 2017… http://www.anafikir.gen.tr/bizim-oktay/
[7]  Ahmet Say, “Oktay Etiman”, 10 Ekim 2017… https://www.evrensel.net/yazi/80036/oktay-etiman
[8]  Oktay Etiman, “6 Mayıs 1972’den Bu Güne: 68’liler Dayanışma Derneği Tarafından 6 Mayıs 2008 Tarihinde Ankara’da
IMO Salonunda Düzenlenen Panel”… http://www.68liler.org/yazar68_panel2008.htm
[9]  “Oktay Etiman: Devrimciler Gerçek Hayatta Yaşayan Eylemcilerdir”, 5 Ekim 2017… http://gazetehayir.com/oktay-
etiman-demokrasi-uzlasma-imkanini-saglayan-bir-rejimdir/
[10]  “Oktay Etiman Anlatıyor: “Bir İnsan Elinden Geldiğince Mücadeleye Katkıda Bulunuyorsa Kavganın
İçindedir Demektir”… https://yalansz.wordpress.com/2017/10/05/oktay-etiman-anlatiyor-bir-insan-elinden-geldigince-mucadeleye-
katkida-bulunuyorsa-kavganin-icindedir-demektir/
[11]  “Askerlere Güvenmemesi Gerektiğini Mahir’e Söylemiştim”, 7 Nisan 2014… http://halkinkurtulusu.net/?p=3040
[12]  “Oktay Etiman Anlatıyor: “Bir İnsan Elinden Geldiğince Mücadeleye Katkıda Bulunuyorsa Kavganın
İçindedir Demektir”… https://yalansz.wordpress.com/2017/10/05/oktay-etiman-anlatiyor-bir-insan-elinden-geldigince-mucadeleye-
katkida-bulunuyorsa-kavganin-icindedir-demektir/
[13]  Hüseyin İnan, Türkiye Devriminin Yolu, Mart 1972.
[14]  Metin Çulhaoğlu, “Etiman’ın Ardından ya da Devrimci Romantizm”, 10 Ekim 2017…
https://ilerihaber.org/yazar/etimanin-ardindan-ya-da-devrimci-romantizm-77309.html
[15]  Gün Zileli, “Oktay Etiman’ı Kaybettik”…
http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:sBuPtKY4WN0J:www.gunzileli.com/2017/10/05/oktay-etimani-
kaybettik/+&cd=40&hl=tr&ct=clnk&gl=tr
[16]  “THKP-C’nin Kurucularından Oktay Etiman Yaşamını Yitirdi”, Duvar, 5 Ekim 2017…
https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/10/05/oktay-etiman-yasamini-yitirdi/
[17]  Akın Evren, “Oktay Etiman, ‘Güle Güle Git Arkadaş’…”, 11 Ekim 2017… https://m.bianet.org/bianet/yasam/190505-
oktay-etiman-gule-gule-git-arkadas
[18]  “Fatoş Güney: Oktay Etiman’ı Yılmaz Saklamıştı”… https://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2017/10/07/fatos-guney-
oktay-etimani-yilmaz-saklamisti/
[19]  Muazzez Uslu Avcı, “Bir Devrimci, Bir İnsan Oktay Etiman”, 5 Ekim 2017…
http://www.realitehaber.com/2017/10/05/bir-devrimci-bir-insan-oktay-etiman/



Bu yazı 2885 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI