Bugun...


Sibel Özbudun

facebook-paylas
“Devrim” Ve “Kültür” Üzerine Çerçeve Düşünceler
Tarih: 03-10-2022 15:59:00 Güncelleme: 03-10-2022 15:59:00


“Devrim” Ve “Kültür” Üzerine Çerçeve Düşünceler [*]

“Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? 

Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. 

Artık kalkalım!” [1] 

  

  

Değişimsizliğin sosyologu Talcott Parsons, bir makalesinde, Amerikan toplumunu bütünleştiren en 

yüksek değerlerin (enstrümantal aktivizm, Weber’in münzevî Protestanlığı), yani Amerikan kültürünün 

Amerikan tarihi boyunca hiç değişmediğini yazabilmişti… (akt. Applebaum 1970: 71) 

Benzer bir iddiayı İngiltere için, farklı bir bağlamda Britanyalı tarihçi Macfarlane (1993: 178-189) de 

dile getirmekte, İngiliz toplumsal/hukuksal hatta siyasal kurumlarının (hükümet biçimi, hukuk sistemi, sosyal 

sınıflar, toprak rejimi, akrabalık, evlilik, aile yapısı…) en azından 13. yüzyıldan bu yana temelde aynı kaldığını 

söylemektedir. 

İki yazar arasında yaklaşık 30 yıl, belki biraz daha fazlası olmalı. Tüm bir sosyal bilimler camiasının 

“(toplumsal/kültürel) değişim” üzerinde kafa yormakla geçirdiği 30 yılın ardından, sosyal (ve kültür) 

bilimler(in)de sarkacın yeniden “değişimsizlik” ve “istikrar”a doğru salındığını görmek, düşündürücüdür. 

Gerçekten de Macfarlane, sosyal bilimleri (tarihsel) süreklilik ve (toplumsal-kültürel) istikrar üzerinde 

yeniden düşünmeye çağıran tek sosyal bilimci değil. En azından kültür üzerine düşünen-yazan kalemler, 

1960’ların “devrimci” rüzgârlarının ardından, 1980’lerde kültürü değişmesi (olanaksız değilse) zor aklî 

dizilimlerle bağlantılı olarak tanımlamaya yönelmiş, kültürler arası erişimsizliği vurgulayan göreci yaklaşımlar 

daha çok rağbet görür olmuşlardır. 

Bu “regresyon”un kuşkusuz iktisadî-siyasal, tarihsel ve ideolojik bir dizi nedeni var: Batılı 

Akademia”yı da etkisi altına alan ’68 dalgasının Batı’nın iktisadî-siyasal çerçevelerinde köklü dönüşümlere 

yol açamadan geri çekilmesi, sosyalist sistemin dağılması, neo-liberal versiyonuyla birlikte kapitalizmi tek ve 

ebedî gerçeklik ilan eden ideolojik hegemonyanın tesisi (“Bilimsel-Teknolojik Devrim”, “Elveda Proletarya”, 

“Tarihin Sonu” söylenceleri), kültürel muhafazakârlığın yükselişi, kimlikleri sabit, geçirimsiz kültürel 

kendilikler olarak algılayan “kimlik” söylemlerinin “sınıf” ve “sınıf mücadeleleri”ne dayanan argümanları 

ikame edişi…) 

Neyse ki, sol/muhalif çevreleri de pıtrak gibi biten “post-” söyleme teslim eden bu ataletin sonuna 

Bu yazı 2959 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI