Bugun...


Temel Demirer

facebook-paylas
Yerkürede Ve Coğrafyamızda Göç İle Göçmenlik-1
Tarih: 15-03-2020 17:58:00 Güncelleme: 15-03-2020 17:58:00


IV.2) SOMUT DURUM

 

Suriyeli göçmenlerin durumunun net biçimde anlaşılması için somut verilere müracaat etmekte yarar var! Şöyle ki…

• Göç İdaresi’nin verilerine göre, 2008-2017 kesitinde 1021 sığınmacı, cinsel istismar mağduru oldu. Cinsel tacizle de karşı karşıya kaldığı tespit edilen sığınmacı sayısı 2011’de 80 iken 2017’de bu sayı iki buçuk kat artarak 186 oldu…[97]

• El Muhammed ailesi, Suriye’de yaşayan orta sınıf bir Kürt ailesiydi. Savaşla her şey değişti. Suriye’de sokak olaylarında yitirdikleri oğullarının cenazesini bile bulamadılar. İkiz bebeklerinden biri sığındıkları Türkiye’de soğuktan öldü…[98]

• Halep’teki iç savaştan kaçan Neddeh Haddad’ın (24) G. Antep’te dünyaya getirdiği 26 günlük kız bebeği yatağında ölü bulundu. Bebek bakımsızlık nedeniyle öldü…[99]

• İç savaştan kaçıp yürüyerek Hatay’a gelen, oradan da İstanbul’a gitmek üzere Adana otogarında otobüs bekleyen 33 yaşındaki Nesrin Berdoş’un 1 yaşındaki bebeği Garam, 9 Şubat 2016’da besin yetersizliği ve soğuğa bağlı olarak yaşamını yitirdi. Adli Tıp Kurumu’na götürülen Garam bebeğin cenazesi otopsi işlemlerinin ardından anne Nesrin Berduş’a verilmek istendi. Ancak anne Berduş’un, bebeğinin cenazesini almadan otobüsle Ankara’daki yakınlarının yanına gittiği ortaya çıktı…[100]

• İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin ‘18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü’ dolayısıyla hazırladığı rapor, Türkiye’de göçmenler/mültecilerin yalnızca Ege sularında değil, çalışırken de yaşamını yitirdiğini ortaya koyuyor. Örneğin 2018’de en az 108 göçmen/ mülteci işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğine dikkat çekilip, “Ölümlerin hiçbiri basına ve sosyal medyaya yansımıyor. Yani bildiğimizin çok çok üstünde göçmen/mülteci işçi cinayetleri yaşanıyor,” dendi. Yine rapora göre, göçmen/mülteci iş cinayetlerinde artış yaşanıyorken; 2013’de 22 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirmişti. Bu sayı 2014’te 53’e, 2015’te 67’ye, 2016’da 96’ya yükseldi. 2017’de 88’e düşen göçmen iş cinayeti sayısı, 2018’de ise 108’e çıktı…[101]

• 7 çocuğu ile birlikte yaşam mücadelesi veren Suriyeli Nidê Eshad, çocuklarıyla birlikte Van’da yaşama tutunmaya çalışıyor. Kendilerine iş verilmediğini ve yaşamak için dilenmek zorunda kaldığını anlatan Nidê, savaştan kaçarak sığındığı Türkiye’de farklı bir savaş verdiğini söylüyor…[102]

• Suriyeli Feddan al-Ali, “Sığırların olduğu bir yerde hiç çalışmadım. Ülkemdeyken hukuk okuyordum ve sığırları uzaktan görmüştüm. Şimdi hayvan bakımının tüm boyutlarını öğrendim,” diyor...

• Samira Suriye’nin Deir ez-Zor bölgesinden geldi. Şehri bombalandı, oğlu öldürüldü. Kalan sekiz çocuğunu, eşini, annesini ve torunlarını beraberinde getirdi. Bir çadır kentte yaşıyor…[103]

• Suriye’den Türkiye’ye göç etmek zorunda kalıp, Şerif ailesi 3 odalı evde 9 kişi kalıyor. 5 kişi çalışmalarına rağmen geçinemediklerini ifade ediyor. Haftalık 300 TL’ye Seyhan’da bulunan Büyüksaat ayakkabıcılar sitesinde sayacılık yaptığını belirten Ömer Şerif, baba mesleği olan sayacılığı 10 yaşından beri yaptığını söylüyor. Şerif, ailesinden 5 kişinin çalıştığı hâlde kazandıkları paranın kendilerine yetmediğini belirterek, “Suriye’de 4 ay çalışarak bir yıl geçimimi sağlayabiliyordum. Türkiye’de ise sabahtan akşama kadar çalışmamıza rağmen geçimimizi sağlayamıyoruz,” diyor.

Türkiye’ye ilk geldikleri zaman çeşitli işlerde çalıştığını aktaran Şerif, Türkiyeli işçilere verilen yevmiyenin çok altında bir ücretle çalıştırıldıklarını ve birçok patronun da paralarını vermediğini belirtiyor. Şerif, “Türkiye’de geçim çok zor. Devletin verdiği gıda yardımına rağmen zar zor ayı tamamlıyoruz. Vatan özlemi çekiyoruz. Bir an önce savaşın bitmesini istiyoruz ve bizler de bu mülteci hayattan bir an önce kurtulmak istiyoruz,” diye ekliyor…[104]

• Suriyeli olan M.E.İ 4 yıldır Türkiye’de, ailesi ile birlikte Adana’da devletin mülteciler için yaptığı bir konaklama merkezinde kalmaktaymış. Sanık, yaşı kimlik tespitinde 63 olarak geçse de, nüfusa küçük yazılmasından veya zorlu yaşam koşullarından olsa gerek, en az 10 yaş daha büyük gösteriyordu.

M.E.İ 23 Ocak 2018’de kamp alanı içinde bulunan ve Suriyeli mültecilerin tek alışveriş yapma yeri olan BİM markete gidiyor. Devletin kendisine vermiş olduğu kartla birtakım gıda ihtiyaçlarını alan M.E.İ, karttaki kredisi yeterli gelmeyince toplam değeri 15 TL olan 1 kilo mercimek ve 450 gram peyniri elbisesinin içine saklayıp ailesine götürmek istiyor. Durumu fark eden market görevlileri tarafından durdurulan M.E.İ polise teslim ediliyor.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı M.E.İ’yi “Bina içinde muhafaza altında olan eşya hakkında hırsızlık” suçundan tutuklama talebi ile sulh ceza hâkimliğine sevk ediyor ve talep doğrultusunda M.E.İ’nin tutuklanmasına karar veriliyor. Ailesinin en temel beslenme ihtiyacına, çalarak ulaşmak durumunda kalan yaşlı adamın davası, Suriyeli mültecilerin kamplarda ne denli zorlu bir hayat yaşadığı konusunda hepimize fikir vermeli…[105]

• Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde inşaatı devam eden Feqiyê Teyran Camisi, Afganistan, İran, Pakistan, Bangladeş ve Suriye’den gelen 100’ü aşkın mültecinin yaşam alanı oldu. Kalacak yerleri olmadığı için inşaat hâlindeki camide kalan çoğu 18 yaşından küçük mülteciler, cami avlusuna serdikleri battaniyelerin üzerinde yatıyor. Bazı mülteciler ise, Otogar içinde bulunan ve terk edilmiş konteynırda yaşıyor. Bazı günler aç ve susuz kalan mültecilerin yemek ihtiyaçları, zaman zaman Kızılay ve Otogar esnafı tarafından karşılanıyor…[106]

• Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, Adana’da 150 bin 108 Suriyeli mülteci yaşarken, bu mültecilerin birçoğu tarım, tekstil, inşaat ve geri dönüşüm sektöründe çalışıyor. Mülteciler, çadır kentlerde ya da kiraladıkları sağlıksız evlerde yaşamaya çalışıyorlar. Derme çatma çadırlarda kalan tarım işçileri, hijyenden yoksun koşullarında bir yaşam sürdürüyor. 5 yıl önce Rakka’dan Adana’nın Karataş ilçesine bağlı Karagöçer köyüne sığınan Dexfak ailesi, çadırda yaşıyor.

Dexfak ailesi, bundan 30 yıl önce yoksulluktan dolayı Habeşistan’dan Suriye’nin Rakka kentine göç ettiklerini, Suriye’den de savaştan dolayı göç etmek zorunda kaldıklarını söylüyor. 8 kişilik ailenin, 3 ferdi sabahtan akşama kadar 48 TL yevmiyeyle çalıştıklarını belirtiyor. Yazın toz, toprak ve sıcaktan kışın ise yağmur, çamur ve soğuktan korunmaya çalışan Dexfak ailesi zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Devletten hiçbir şekilde destek görmediklerini ifade eden aile bireyleri, günde en az 12 saat çalıştırıldıklarını belirtip, “Devletten bir yardım görmedik. Kendi imkânlarımızla hayat mücadelesi veriyoruz,” diyor…[107]

• Suriye’de binlerce kişi savaşta, binlercesi de savaştan kaçarken öldü. Başka ülkelere göç etmeyi ve sığınmayı başarabilenler ise bir yandan yaşam mücadelesi verirken öte yandan ırkçı, milliyetçi saldırıların, düşmanca tavırların muhatabı oldu. Savaştan kurtulup ayakta kalanlardan Davud, “Suriyeliler devlet desteği alıyor” söyleminin “koca bir yalan” olduğunu söylüyor. Haftada en az 60 saat sigortasız çalışmak zorunda olarak asgari bir yaşam kuran O, “Suriyeliler ülkelerine dönsün, savaşsın... Suriyeliler geldi işsizlik arttı... Suriyeler geldi kiralar arttı...” diyenlere, “Bir an için her şeyinizi kaybettiğinizi hayal edin,” diyor…[108]

• Mültecileri siyasi malzeme olarak kullanan hükümetin, İstanbul’daki kimi mültecileri kentten çıkaracağını açıklaması üzerine mülteci avı başlatıldı. Esenyurt’ta sıklaştırılan kontroller yüzünden mülteciler eve hapsolmuş durumda…[109]

• İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Mehmet Akif Mahallesi’nde 29 Haziran Cumartesi günü bir çocuğun cinsel istismara uğradığı iddiasıyla Suriyeli yurttaşların ev ve iş yerleri hedef gösterildi. Mahalledeki gerginlik devam ederken, Suriyeliler, mahallede tek başına gezemiyor ve tedirginlik içinde yaşıyorlar.

2011’de Suriye’nin Halep kentinden Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Abdurrahman Gabaş, yaşanan olaya dair “Ne olup bittiğine dair hiçbir bilgimiz yoktu. Alâkâmız olmadığı hâlde dükkânımıza bir an da yüzlerce kişi saldırmaya başladı. Biz burada sadece ekmeğimizin peşindeyiz, burada kimseyle kavga etme niyetimiz yok. Çocuğum var, evime bakmak zorundayım,” dedi.

Mahallede lokanta işleten Ammar Kakhe de, kendilerine saldıranların mahalleden olmadığını, farklı mahallelerden geldiğini belirterek, “Biz o gün çalışıyorduk. Yakın dükkânlardan birine saldırı olduğunu öğrendik. Sonra bize telefon geldi arkadaşlarımızdan ‘Dükkânlarınızı kapatın’ diye. Ben de bu yüzden dükkânımı kapattım. Kapattıktan kısa bir süre sonra yaklaşık 200 kişilik bir grubun dükkânıma saldırdığını gördüm,” diye belirtti.

İbrahim Halil Hüseyin isimli Suriyeli de, Türkiye’de ekonomik sorunlar başta olmak üzere yaşanan her sorunda kendilerinin gerekçe gösterildiğini dile getirerek, “Burada işsizlik var, ‘Suriyeliler yüzünden’ diyorlar. Burada, bir çocuğun burnu kanasa ‘Suriyeliler yapmıştır’ diyorlar. Ülkede ne olsa bizden biliyorlar. Yağmur yağsa, cam kırılsa bile bizden biliyorlar, biz bunları kabul etmiyoruz. Ülkemizde savaş olmasaydı biz buraya gelmek istemezdik” diye konuştu.

Küçükçekmece’de usta olarak çalıştığı tekstil atölyesi saldırıya uğrayan Talat Kahya da, savaştan kaynaklı kaçmak zorunda kaldıklarını ifade ederek, şunları söyledi: “Sürekli yanımıza gelip ‘Sizin buralarda ne işiniz var? Siz neden buradasınız? Gidip ülkenize savaşın’ diyorlar. Biz savaşmak isteseydik zaten orada kalırdık, savaşa karşı olduğumuz için buradayız. Orada kalsak kiminle savaşacaktık? Kendi kardeşlerimizle, kendi kardeşlerimizin canını yakmak için savaşacaktık. Bunları reddettiğimiz için buradayız”...[110]

• Ziya 27 yaşında Suriyeli bir mülteci. 5 yıl önce, 22 yaşındayken savaştan kaçarak Türkiye’ye gelmiş. Yaşamını sürdürebilmek için Ankara Siteler’de bir mobilya atölyesinde çalışmaya başlamış. Geldikten iki yıl sonra kendi gibi Halepli olan eşiyle evlenmiş. Şimdi bir buçuk yaşında bir de çocukları var. Ziya’nın ailesinden bir tek babası hayatta ve O da Suriye’de yaşıyor. Ailesinin ve 70 yaşlarındaki babasının geçimini, 550 liralık haftalığıyla Ziya karşılamaya çalışıyor…[111]

• MEB’in onayıyla Suriyeli çocuklara Kur’an dersi… Türkiye’de okul çağında 976 bin 200 Suriyeli çocuk olduğunu ancak Türkiye’de bu çocuklardan sadece 605 bin 443’üne eğitim imkânı sağlandığına dikkat çekti…[112]

• Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Suriyeli sayısı 2012’de 2018 sonuna kadar yüzde 252 arttı. Resmi verilere göre, 2019 itibarıyla sayıları 3 milyon 603 bin 888’e ulaşan Suriyelilerin yüzde 30’unu okul çağındaki nüfus oluşturdu. 2017-2018 eğitim öğretim yılında yüzde 62.52 olan Suriyeli öğrencilerin okullaşma oranı, 2018-2019 eğitim öğretim yılında yalnızca yüzde 0.01 arttı…[113]

• “Suriyeli öğrencilerin yaşadıkları sorunların başında ekonomik sorunlar ve istismar geliyor”…[114]

• Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nin verdiği bilgiye göre, 15 Mart 2017-26 Mayıs 2019 kesitinde Kepez Devlet Hastanesi’nde doğum yapan 274 çocuğun 115’i Türkiye, 159’u ise Suriye ve Afganistan başta olmak üzere yabancı ülke vatandaşlarından oluşuyor…[115]

• İçişleri Bakanlığı’nın yayımladığı rapora göre, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den itibaren mülteci istismarı da katlandı. 2011 yılında kayıtlara geçen istismar vakası 80 iken, 2016’ya gelindiğinde cinsel istismar vakası sayısı 143’e, 2017’de de katlanarak 186’ya yükseldi. Raporda “işgücü istismarı” başlığı altında mağdur edilen insanların sayısındaki artış da dikkat çekti. 2013’te sıfır olarak kaydedilen işgücü istismarı vakası 2017’de 52’ye tırmandı. 2009-2014 kesitinde kayıtlara geçmeyen “dilencilik” başlığı altındaki mağdur sayısı 2015’te 1, 2016’da 8, 2017’de ise 65 olarak tespit edildi. Raporda, 9 yılda istismara uğrayan toplam mağdur sayısı 1080 olarak yer aldı.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2017’de insan ticareti mağduru olan 5 binin üzerindeki göçmenle ‘mağdur mülakatı’ gerçekleştirdiğini açıkladı. Bakanlık bu kapsamda sadece 303 kişinin insan ticareti mağduru destek hizmetlerine yönlendirildiğine, 193 yabancı uyruklu insan ticareti mağduruna gönüllü ve güvenli geri dönüş programı sunularak mağdurların ülkesine veya üçüncü ülkeye güvenli bir şekilde dönüşlerinin sağlandığına, 151 insan ticareti mağduruna ise mağdur destek hizmeti sunulduğuna raporda yer verdi…[116]

• Türkiye’de yaşayan ancak İngiltere tarafından yeniden yerleştirme programına kabul edilen 15 Suriyeli LGBT mülteci, İngiliz hükümetine dava açacaklarını açıkladı. Mülteciler, İngiltere’ye götürülmeyerek hayati tehlike altında bırakıldıklarını söylüyor. ‘The Guardian’daki habere göre, 15 mültecinin dava başvurularında aralarındaki erkek eşcinseller ve kadın trans bireylerin özellikle tehlike altında olduğunu belirttikleri kaydedildi. Bir eşcinsel mülteci, “Bu ülkede artık daha fazla yaşayamıyorum. Her an ailem beni bulabilir ve öldürebilir korkusu içindeyim. Eşcinselim ve eşcinsel olduğumu söyleyemiyorum. Sokakta erkeklerle göz göze bile gelemiyorum. Çok tehlikeli” dedi. Aynı kişi iki arkadaşının bıçaklı saldırıya uğradığını söyledi...[117]• 2009 yılında, 158 farklı uyruktan 1880 tutuklu ve hükümlünün bulunduğu cezaevlerinde, 2017 Haziran ayı itibarıyla 2 bin 398’i hükümlü, 2 bin 870’i tutuklu olmak üzere 6 bin 31 mahkûm vardı. Türkiye’de 8 yılda yabancı mahkûm sayısı yüzde 220 oranında arttı. Yabancı mahkûmlar, cezaevi nüfusunun yüzde 2.7’sini oluşturuyordu...[118]

• Afganistan’daki savaştan İran’a giden ancak İran’daki kötü koşullardan kaçarak Türkiye’ye gelen yaklaşık bin Afgan sığınmacı, 10 gündür Ankara’da ‘Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin önünde bekliyor. Maddi imkânları olmadığı için genellikle aç kalıyorlar. Geceleri soğuk olması nedeniyle çocukların birçoğu hastalanıyor. Sığınmacılar başvuruları kabul edilene kadar parkta yaşayacaklarını söylüyor…[119]

• Türkiye’ye sığınan ve buradan dünyanın farklı ülkelerine gitmeye çalışan Afgan mülteciler, büyük zorluklar içinde yaşam mücadelesi veriyor. 2018’de uluslararası koruma başvurusunda bulunan 37 bin 854 Afgan mülteci, burada ne çalışma ne de ikamet hakkı alabiliyor…[120]

• İzmir’de, sabahın erken saatlerinden itibaren çok sayıda Suriyeli göçmen, geçici koruma kimlik belgesi almak için İl Göç İdaresi Müdürlüğü önünde toplanınca izdiham yaşandı. Bazı bebekler ezilme tehlikesi geçirdi…[121]

• İçişleri Bakanlığı 6 barınma merkezini tasarruf gerekçesiyle kapattı, 101 bin mülteci nakit yardımlarla evlere yerleşti. Kamplarda kalan Suriyeli sayısının da her geçen gün azaldığı gözlerden kaçmadı. Daha önce 10 ilde 19 barınma merkezinde 291 bin 307 kişi kalıyordu…[122]

• Mülteciler için dışarıda övünen Türkiye, içeride ilaç parasını ödemiyor. Ödenmeyen reçete sayısı 3 milyona ulaşırken, durumdan göçmenler de eczacılar da mağdur… İllerinde en çok mülteci bulunan G. Antep, K. Maraş, Hatay ve Mersin’de aralarında bulunduğu toplam 12 eczacıları odası başkanları Ankara’da bir araya geldi. Mültecilere verilen ilaç hizmetlerinin bedelinin 6 aydır ödenmediğini söyleyen başkanlar, ödenmeyen reçete sayısının 3 milyona ulaştığını kaydetti…[123]

• 2019’un sekiz ayında deniz yolu ile yurtdışına çıkmak isterken alıkonulan göçmen sayısı 2018’e göre yüzde 34 oranında arttı. 2019’da 44 bin 625 göçmen denizlerde alıkonuldu, göç vakalarında ise yüzde 91 oranında artış söz konusu. 28 göçmenin de yurtdışına çıkmak isterken denizlerde hayatını kaybettiği bildirildi…[124]

• Ayvalık açıklarında göçmenlerin içinde bulunduğu tekne battı. Teknedeki 9 kişi yaşamını yitirirken, 5 kişi kurtarıldı, 1’i organizatör 3 kişiyi arama çalışmaları sürüyor…[125]

• Aydın’ın Kuşadası ilçesi açıklarında, Yunan adalarına gitmeye çalışan göçmenlerin bulunduğu botun batması sonucu 7’si çocuk 9 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de kurtarıldı. Botun batmasıyla eşi ve 3 çocuğunu kaybeden Soner Rad, lastik bota binmek istemediklerini, bunun üzerine silah gösterilerek, tehdit edilip, bota zorla bindirildiklerini söyleyip; eşi ile diğer çocuklarının cansız bedenlerinin konulduğu cenaze aracını göstererek, “Her şey bitti,” dedi…[126]

• Yunanistan’a geçmek isterken alıkonulan yüzlerce Suriyeli mülteci elleri kelepçeli şekilde Ş. Urfa’daki mülteci kampına gönderildi. Mülteciler “Saatlerdir otobüsteyiz. Bize suçlu gibi davranıyorlar. Genç yaşlı demeden herkesi kelepçelediler. Otobüslere koltuk sayısının üzerinde insan aldılar. Çocuklarımız yerlerde ya da kucağımızda yatıyor. Ne ekmek veriyorlar, ne su... Ne aşağıya indiriyorlar ne de tuvalete gitmemize izin veriyorlar. Bize, sınır dışı edebileceklerini söylediler. Biz tekrardan Suriye’ye dönmek istemiyoruz. Orada bir yaşam kalmadı bize. Elimizde ne varsa sattık Avrupa’ya geçebilmek için,” dediler...[127]

• Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye’de geçici koruma altındaki 660 bin 272 Suriyeli ve yabancı uyruklu öğrencinin 36 bin 323 resmi okulda ve 21 ildeki 338 geçici eğitim merkezinde eğitim gördüğünü açıkladı.[128] MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül de, lise çağındaki Suriyeli sığınmacılardan okula devam edebilenlerin oranının yüzde 26 olduğunu ifade etti.[129] Bu durumda Türkiye’deki 1 milyondan fazla Suriyeli çocuktan sadece 641 bini öğrenim görüyor. Okula gitmeyen çocukların bir bölümü dilendiriliyor, bir bölümü uygun olmayan koşullarda çalışmaya zorlanıyor.[130] Türkiye’de okul çağındaki kayıtlı yüz binlerce mülteci çocuktan 2016-2017 öğretim yılında sadece yarısı eğitime ulaşabildi. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, eğitim görebilen 480 bin çocuğun birinci sınıf düzeyinde yüzde 90’ı bulan okullaşma oranı, liseye gelindiğinde ise yüzde 14’e kadar düştü. Mülteci konumundaki çocukların “özellikle imam hatip ortaokullarına” yönlendirilmesi kararı alındığını açıkladı…[131]

• Sayıştay’ın, ‘Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Denetim Raporu’na göre, Türkiye’de yakalanan ve AB ülkelerinden dönen düzensiz göçmenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için kuruma 60 milyon avro hibe edildi. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, kendisine verilen paranın 39.7 milyon avro’sunu harcadı. Türkiye’de geçici koruma kapsamında bulunan yabancıların kişisel verilerinin doğrulanması amacıyla yapılan proje için de müdürlüğe 18.6 milyon TL aktarıldı. UNHCR’ tarafından müdürlüğe aktarılan paradan geriye 37 TL kaldı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, AB ve başka uluslararası kaynaklardan alınarak harcanan ve TL karşılığı 194 milyon TL olan tutarı muhasebeleştirmedi. Projeler için kuruma hibe edilen paradan yapılan harcamaların ve kalan paranın kayıt altına alınmadığını saptadı…[132]

• Suriyeli Mahmoud T.’nin Esenyurt’taki işyerine kucağında çocuklu Suriyeli bir kadın geldi. Kalacak yeri olmadığını söyleyerek yardım isteyen kadına ev bulmak için iş yerinden ayrılan Mahmoud T., yanlarına yanaşan bir otomobile bindirilerek kaçırıldı. Mahmoud T.’yi Esenyurt’ta bir binanın bodrum katına götüren fidyeciler hortumla ve kırbaçla işkence yaptı. Vücuduna elektrik verdiler. Dehşet anlarını kameraya kaydeden fidyeciler görüntüleri Mahmout T.’nin oğlunun telefonuna göndererek 15 bin lira vermemesi hâlinde babasının cesedini bile bulamayacağını söylediler…[133]

 

V. AYRIM: HÂL-İ PÜR MELÂL(LERİ)

 

Göçmenlerin coğrafyamızdaki hâl-i pür melâli içler acısı trajedilerle bezelidir.

 

V.1) BASKI(LAR)

 

İlk veri sınırsız, koşulsuz baskıdır; hatta “Mültecilerin Zincirlenmesine” kadar![134]

Mesela 19 Ağustos 2017’de Suriyeli küçük bir çocuğun İstanbul’da güvenlik görevlisinin şiddetine maruz kalması gibi... Üsküdar-Eminönü şehir hatları vapurunda mendil sattığı için 12 yaşındaki Besil B., güvenlik görevlisi tarafından darp edilerek hastanelik edildi. Daha önce de İstanbul Nişantaşı’nda müşterileri rahatsız ettiği gerekçesiyle bir restoran çalışanı 6 yaşındaki P.K isimli çocuğun üzerine sıcak su dökerek darp etmişti. İzmir ve Ankara metrosunda da Suriyeli çocuklara yönelik benzer görüntüler yaşanmıştı![135]

Veya İstanbul Sultangazi’de maaşını isteyen Suriyeli işçinin, diğer işçilerin gözü önünde patronları tarafından feci şekilde dövülmesi gibi… Olay, Sultangazi Cebeci Mahallesi’nde meydana geldi. Suriye uyruklu bir kişi, Çanakkale Şehitleri Caddesi’nde bir iş merkezinde bulunan tekstil atölyesine geldi. Daha önce çalıştığı tekstil atölyesi sahibi iki kişiden alamadığı 1 aylık maaşını istedi. Ardından da patronlar tarafından dövüldü![136]

Ya da muhtelif cezaevlerindeki 22 Suriyeli tutuklunun ailelerinin kimliklerinin olmamasından dolayı görüşe çıkamaması gibi… Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1993’ten beri tutuklu Zeki Kayar, hak ihlâllerine ilişkin İHD Mersin Şubesi’ne gönderdiği mektupta, Suriyeli tutukluların ailelerinin kimlikleri olmadığı için görüşemediği bilgisini paylaştı![137]

Sonra Şırnak’ta araç sürücüleri, taşıdıkları her Suriyeli göçmen için 1000 TL idari para cezasına çarptırılıyor. Duruma tepki gösteren yolcu minibüsü şoförleri, aylık kazançlarını bu cezalara verdiklerini söyleyerek duruma tepki göstermiyorlar… Şırnak ve ilçelerindeki polis kontrol noktalarında, ikametgâh adresleri farklı merkezlerde görünen Suriyeli göçmenleri taşıyan araç sahiplerine, 694 sayılı KHK 171’inci (Geçerli belgesi olmayan yabancıların seyahat etmesine imkân sağlamak) maddesi gereği cezai işlem uygulanıyor. Yaklaşık 1 aydır kentin tüm arama noktalarında uygulamaya konulan maddeden dolayı çok sayıda araç sürücüsüne Kabahatler Kanunu’na aykırı davrandıkları için her Suriyeli göçmen için 1000 TL ceza kesildi![138]

 

V.2) EMEK YAĞMASI

 

2019’DA ÇALIŞIRKEN HAYATINI KAYBEDEN 10 ÜLKEDEN GÖÇMEN İŞÇİLER

1

Afganistanlı Abbas

Zonguldak’taki ruhsatsız maden ocağında 80 metreden düştü.

2

İranlı Abdulreza Mayahı

İstanbul’da bodrum kattaki ruhsatsız mobilya atölyesinde çıkan yangından ağır yaralı çıkarıldı, hastanede öldü.

3

Özbekistanlı Zokır Vakhıdov

Çorlu’daki atölyede taşlama makinesinin patlaması sonucu can verdi.

4

Azerbaycanlı Rufat Fahradov

İstanbul’da 5 katlı iş merkezine fiber optik kablo döşerken elektrik akımına kapıldı.

5

Suriyeli Muhammed Elali

İzmir, Torbalı’da çalıştığı mermer fabrikasında, üzerine mermer bloğu devrildi.

6

İtalyalı Roberto Montegurdia

İzmir’de PETKİM tesislerine yanaşmış olan İtalyan bayraklı LPG tankerinde patlama neticesinde öldü.

7

Ukraynalı Yuri Bostnik

İzmir Karabağlar’da 53 saat süren yangın söndürmede aralıksız çalıştı, dinlenme esnasında kriz geçirdi.

8

Bulgar Lozko Georgiev

TIR şoförüydü, Samsun’dan Giresun’a giderken kargo kamyonuna çarparak öldü.

9

Gürcistanlı Guram Sharadze

Sinop-Kastamonu yolunda çalıştığı tır devrildi.

10

Kolombiyalı Angeliqe Suarez

Antalya’da bir eğlence merkezinde, akrobat gösterisi hazırlığı yaparken 12 metreden düştü.

Türkiye’de mülteci/ göçmen işçi sayısı 1.5 ile 2 milyon arasında. Kayıt dışı çalıştırıldıkları için tam sayı belli değil.

Örneğin atık kâğıt işçilerini ele alalım: İstanbul’da 100 bin, Türkiye’de 500 bin atık kâğıt işçisi var. Aileleriyle birlikte 2 milyon insan bu işten ekmek yiyor. Çöp konteyneri karıştıranların içinde çocuklar hayli fazla. Son dönem kadınları da görür olduk. Göçten sonra ‘çekçek’leri daha çok mülteciler çeker oldu: Özellikle de Afganlar, Suriyeliler. Geri dönüşüm emekçilerinin sigortası, sosyal güvencesi yok. Eğer mültecilerse hak talep edebilecekleri kimlikleri de yok! Günlük kazançları 60-80 lira: Aya vursan asgari ücret bile değil! Meslek hastalığına bağlı ölümler, ağır hastalıklar da cabası…[139]

Milyonları aşkın Suriyelinin yalnızca 27 bini kayıtlı olarak çalışıyorken;[140] Londra merkezli ‘İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi’ne (BHRRC) göre, Türkiye’nin giyim sektöründe çalışan çoğu Suriyeli mültecinin çalışma izninin olmaması, durumlarını kırılgan yapıyorken; sektörde Suriyeli çocukların çalıştırıldığını tespit etmişti.[141]

Mesela ‘The New York Times’ gazetesindeki, Türkiye’nin fındık hasadını yapan Suriyeli mültecilerin yasal standartlardan çok çalıştırıldığı ama buna rağmen çok daha az maaş ödendiğini yazan David Segal imzalı haberde, işçilerin haftada yedi gün, 12 saatlik vardiyalarda fındık topladıklarını ve ağır çalışma koşullarında çalıştıkları hatırlatıldı.[142]

Milletvekili Veli Ağbaba’nın, “Kayıt dışı istihdamın yüzde 34’lere ulaştığı ülkemizde göçmen işçiler ucuz iş gücü olarak kullanılmaktadır. Bu durum AKP iktidarının işine gelmekte, çalışma yaşamındaki maliyetlerin alabildiğince düşürülmesi için kullanılmaktadır. Türkiye’de 1 milyona yakın Suriyeli’nin kayıt dışı ve düşük ücretlerle istihdam ediliyor,”[143] notunu düştüğü tabloda tüm bunların uzantısı olarak Suriyeli sığınmacıların Adana şartlarındaki ortalama yevmiyeleri erkekler için 43 TL, kadınlar için 36 TL civarındadır. Aylık değil yevmiye aldıklarından ortalama bir asgari ücretliye göre hem ayda 8 gün, hem de günde 2 saat fazladan çalışmaktadırlar. Yani haftalık 40 saatlik mesaiyi 10’ar saatten 4 günde tamamlamaktadırlar ve erkekler için 43 TL ortalama ücret aldıklarına göre haftalıkları 215 TL’ye gelmektedir (Aylıkları 860 TL olmaktadır). Yıllık izinleri de bulunmamaktadır. Hasta olduklarında da yevmiye işlememektedir. Kabaca haftada 40 saat üzerinden yıllık 20 gün ücretli izin de eklenirse bir erkek sığınmacının 800, bir kadın sığınmacının 700 TL’ye çalıştırıldığı söylenebilir.

Kayıtlı asgari ücretli bir çalışanın işletmeye maliyetinin 1988 TL, Hazine desteği 100 TL olup toplam maliyetinin 2 bin 88 TL olduğu düşünülürse, sığınmacılar 2.5-3 kat daha ucuza çalıştırılmakta, bir başka deyişle 2.5-3 kat daha fazla sömürü konusu olmaktadırlar (Hazine bile 100 TL kazançlı durumdadır).

Yaptıkları işler de sığındıkları ülkelerin en kirli, örgütsüz, güvencesiz, marjinal işlerinden oluşmaktayken;[144] Suriyeli mültecilerin yaşadıklarına ayna tutan gazeteci yazar Ercüment Akdeniz, Suriyeli işçilerin ucuz iş gücü olarak kullanıldığına dikkat çekerek, çalıştırılanların çoğunluğunun çocuk ve kadın olduğunun altını çizdiği tabloda;[145] 2019’da 49, 7 yılda ise en az 485 mülteci işçi cinayetlerinde yaşamını yitirdi.[146]

Şüphe yok ki, “tespit edilemeyen işçi ölümleri”nde en yüksek oran onlara ait. Mesela Adana’da, cesedi bir battaniyeye sarılarak yol kenarına atılan Suriyeli işçi Mustafa el Recep örneğinden biliyoruz bunu![147]

yazının devamı

 

 



Bu yazı 3691 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI