Bugun...


Temel Demirer

facebook-paylas
ANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN
Tarih: 15-07-2019 19:41:00 Güncelleme: 15-07-2019 19:41:00


SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN[1]

 

“Yalnızlıktır denizin tek yasası,
âşkın altın yasasıdır o.”[2]

 

“Uyuyamayacaksın/Memleketin hâli/ Seni seslerle uyandıracak/ Oturup yazacaksın/ Çünkü sen artık o eski sen değilsin/ Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin/ Durmadan sesler alarak/ Sesler vereceksin/ Uyuyamayacaksın/ Düzelmeden dünyanın hali/ Gözüne uyku giremez ki... Uyuyamayacaksın/ Bir sis çanı gibi gecenin içinde/ Ta gün ışıyıncaya kadar/ Vakur, metin, sade çalacaksın.”

Melih Cevdet Anday, bu dizeleri, Telgrafhane şiirini, 1952 de yazmıştı…

Aradan onca zaman geçmesine karşın tazeliğini hâlâ koruyan dizeler ile onları kaleme alan Melih Cevdet Anday’ın, -kendine dair- “Onun bunun adamı oldu desinler istemem,”[3] deyişi arasında doğrudan bir koşutluk vardır. Yani bireysel mütevazılık ile toplumsal iddia ve ısrar…

Bireysel mütevazılığını, toplumsal iddia ve ısrarıyla taçlandıran Melih Cevdet Anday’ı 2002 yılının 28 Kasım’da yitirmiştik; O, 1915’te başlayan 87 yıllık ömrünü, sanata ve düşünceye adamıştı.

Melih Cevdet Anday’ın, gerilimli bir kenti, güvensiz insanları, tekinsiz saatleri, belirsiz ilişkileri anlattığı ‘Gizli Emir’[4] romanındaki tuhaf günlerden geçerken; yine Onun gibi, “Uyutmuyor işte memleketin hali,” dememek ve Onu anımsamak mümkün mü?

* * * * *

13 Mart 1915’te İstanbul’da doğup; ortaokula kadar aynı kentte eğitim gördü. Liseyi Ankara’da tamamladı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları’nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kurum tarafından sosyoloji öğrenimi görmek üzere Belçika’ya gönderildi.

1953-1954 yılları arasında ‘Akşam’ gazetesinin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Düşünceleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları’na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı.

1958’den itibaren; ‘Tercüman’, ‘Büyük Gazete’, ‘Yeni Tanin’ ve ‘İkdam’da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı. Tefrika romanlar yayımladı. 1960’ta ‘Cumhuriyet’te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997’ye kadar sürdürdü.

1956’da yayımladığı ‘Yanyana’ başlıklı şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964’te yasaklandı.

İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT’de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris’te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu. 28 Kasım 2002’de 87 yaşında öldü.

* * * * *

Ozan, roman-tiyatro-deneme yazarı Anday, yapıtları yabancı dillere çevrilmiş, oyunları sahnelenmiş, ödül üstüne ödül almış, tiyatro sahnelerine adı vermiş bir düşün ve sanat insanıydı.

Tıpkı “Estetik ve toplumcu bakış” açısıyla “Melih Cevdet Anday, iyi bir yazar ama iyi de okur. Düşüncesini kısa ve öz bir şekilde, merakla okunacak bir üslupla ifade etmeyi biliyor,”[5] deyişindeki üzere.

“… ‘Komedya’ için ‘güldürü’ karşılığını ortaya atanlar, ‘tragedya’yı da (...) ‘ağlatı’ yapıp çıktılar. (...) Hiç gördünüz mü (...) ‘Kral Oidipus’u seyrederken ağlayanı? (...) Tragedya bir yücelik yaratır içimizde, bu da sessizlik ve ağırbaşlılık içinde doğar, derin düşünmenin yüze vurmasıdır sanki. Ağlatan oyunlar ise melodramlardır, bundan ötürü değersiz sayılırlar. Tragedyada, başına gelen korkunç olaya kahramanın nasıl vakarla dayandığını görür, bunu aklımla değerlendiririm, ama ağlamam,”[6] diyen O, yalnız şiirleri, denemeleri, romanları ile değil, sahne yapıtlarıyla da belleklere kazınmış bir dünya yazarıdır.

Çünkü “… ‘Toplumsal’ olan ile ‘evrensel’ olan Anday’ın tüm oyunlarında iç içe yer alır. Çünkü sanatı, toplumumuzun ‘şimdi’sinde yaşananlar ile ‘geniş zaman’da (dünyanın ve Anadolu’nun binlerce yıllık serüveninde) var olanı aynı anda duyumsayabilen bir bilincin ürünüdür. Bilginin duyarlıkla sarmaş dolaş olduğu noktada ulaşılan bilgelik yansır tüm yapıtlarında.

Anday’ın oyunlarında somut (güncel, göreneksel, tanıdık) olan ile soyut (genel, düşünsel, yadırgatıcı) olan öğeler öylesine iç içedir ki, bir yandan sahnede ülkemizde yaşananları (siyasi tutukluların sorgulanma süreçlerini, kadını ve erkeği ezen yargı ve önyargıları, baskı dönemlerinin yarattığı kuşku ve dehşet ortamını, aynı dönemlerdeki ‘her kafadan başka sesin çıktığı’ toplumsal görüntüyü) izlerken, öte yandan da insanın varoluş sancılarının, yalnızlığının, iletişimsizliğinin, yaşamın gizini çözememişliğinin ‘gülünesi/acınası’ manzarasına tanık olursunuz.

Ancak Anday, ‘pathetic’ (buruk) olana abanmayan bir ‘pathos’ (buruk etki) ustası olarak çıkar karşımıza. Oyunların dokusuna incecik işlenmiş bir burukluktur söz konusu olan. Kimi zaman bir sözcükte, yalın bir eylemde, öylesine anlatılmış bir öyküde, bir el hareketinde yakalanıveren.

Anday, ‘kahraman olmayan kahramanlar’ın yazarıdır. Dahası, sahne metinlerini çekici bir olaylar dizisi çerçevesi içinde biçimlendirmektense, yalın bir melodiyi, zengin bir armoni oluşumuyla yoğunlaştırmayı yeğlemiştir.

İki başyapıtı ‘Mikado’nun Çöpleri’ ve ‘İçerdekiler’, iç içe dokunmuş toplumsal/evrensel düzlemdeki anlam katmanlarından zorlu kulaçlar atarak geçmeyi gerektirir…

Anday’ın oyunlarının ‘düşsel (fantezi) boyutu’ hiçbir zaman ‘gerçeği’ dışlamaz. Anday, aklın, sağduyunun, arı düşüncenin tanrısı Apollon’u, coşkunluğun tanrısı Diyonizos’un karşısına çıkartmış, tüm yapıtlarında olduğu gibi ‘duygu’yu ‘akıl’ ile dengelemiştir.”[7]

* * * * *

Orhan Veli ve Oktay Rifat ile başlattıkları ‘Garip Akımı’ ile şiiri yüklerinden arındırıp halkın günlük hayatına sokmayı başaran O; 1960’lardan başlayarak şiirini, mitolojik temalar çevresinde insanlığın varoluş sorunlarına yoğunlaştırdı.

Orhan Veli 13 Nisan 1914, Oktay Rifat 10 Haziran 1914, Melih Cevdet 13 Mart 1915 doğumlu. Üç arkadaş şiire Ankara Gazi Lisesi’nde okurken başlamışlar. Okulun ‘Sesimiz’ başlıklı dergisinde şiirleri birlikte çıkmış. Melih Cevdet’in dergilerdeki ilk şiiri 21 yaşındayken 1936’da ‘Varlık’da yayımlanmış; ‘Ukde’...

1938’de yine Varlık’ta Orhan Veli, Oktay Rifat, Melih Cevdet imzalı ‘Ağaç’ yayımlanıyor. Yeni, değişik bir şiir. Üç arkadaşın “özgür koşuk”la yazdıkları şiirlerinden oluşan kitapları ‘Garip’ 1941’de yayımlanıyor. Önsözde şiirin “insanın beş duyusuna değil, kafasına hitap eden bir sanat” olduğu söyleniyor. Şairanelik reddediliyor. Geleneksel şiir anlayışına, ölçüye, uyağa karşı çıkılıyor.

Orhan Veli 1950’de genç yaşta ölmeseydi Garip Şiiri devam ederdi diye düşünen çoktur. Ama henüz Orhan Veli yaşarken Melih Cevdet farklı sulara doğru akıtmış şiirini.

Melih Cevdet, geleneksel şiir anlayışına tamamen sırt çevirmediği gibi tüm olanaklarından da yararlanıyor. ‘Garip’le getirdikleri yenilikleri geleneksel şiirle karıp kendi şiirini kurmaya başlıyor. 1940’ların toplumcu yönelimlerine de uzak durmamış.

‘Garip Şiiri’nin büyük ve çarpıcı etkisi ile yetinmemiş, şiirde her zaman yeniyi, farklıyı aramış bir şair Melih Cevdet.

1962’de yayımladığı ‘Kolları Bağlı Odysseus’la okurunu bir daha şaşırtmış. Mitolojiden kaynaklanan, ilk okunduğunda kendini ele vermeyen, çağrışıma açık şiirler bunlar. Sonraki şiirlerinde mitoloji hep olacak ama ona felsefi bakışı da ekleyecek. Hümanizmi... Dünya şiirindeki yenilikleri izleyip şiirine katkılar sağlayacak. Yaşamın anlamını, insanın varlığını sorgulayacak. Troya’dan Gılgamış’a uzanacak. Tam mitolojiye fazla kapıldı diye düşünülürken “Karacaoğlan’ın Bir Şiiri Üzerine Çeşitlemeler” ile gelecekti.

Şiir belli yaşlarda yazılır diyenleri haksız çıkaracak şekilde 80 yaşında, 1994’de yayımladığı “Yağmur Altında”ki şiirleri “bilge bir lirizm” diye nitelenecekti; gerçekten de “bir yapı ve ses ustası”ydı Melih Cevdet.[8]

Ozanlığı önde gelse de, o bütün ömrünü sanatın her alanıyla ilgilenen bir kültür insanı olarak geçiren Melih Cevdet Anday; ‘Rahatı Kaçan Ağaç’, ‘Göçebe Denizin Üstünde’, ‘Teknenin Ölümü’, ‘Ölümsüzlük Ardında Gılgamış’ken; kaleme aldığı tiyatro oyunları tiyatro tarihinin önde gelen metinleri arasındadır.

“Melih Cevdet’in sıcak bir şiirinin olduğu aslında pek de söylenemez. Dahası soğuk bir şairdir,”[9] türünden tespitleri ciddiye alınmamalı; O anlam derinliği ve düşünce gücüyle okurlarına büyüleyici şiirler yazdı.

Yaşar Kemal, ‘Binboğalar Efsanesi’ni yazdığı zaman, kitabının başına Melih Cevdet Anday’ın bir dörtlüğünü koymak ister. Bu isteğini Melih Cevdet’e ilettiğinde şu yanıtı alır: “Olur, ama ben de bir şiirimin başına senin bir romanını koyarım.”

Şiiri konusunda Abidin Dino’ya, “Leonardo, ‘Doğadan öğrenin,’ demiş. Ne güzel söz! Ben de bir şiirimi ‘İnsan öğrenmek için yaşar’ diye bitirdim. Sonu yok bunun. Ne dersin? Bu yaşta hâlâ yabancı dil çalıştığım hâlde, doğaya da baştan başlayamaz mıyım? Hiçbir malım yok, öyle memnunum ki!” diyen Melih Cevdet Anday, 20 Ekim 1989’da şu satırları kaleme almıştı:

“İnsanlığın büyüklüğü yalnız düşünmesinde değil, çıkarsız düşünmesindedir. Ölümlü olduğunun bilincindedir. Buna karşın felsefeyi, bilimleri, sanatları yarattı; doğruyu, güzeli bulmak için çırpındı durdu, yılmadı.

Bir tür ölümsüzlüğü arayış, ölümsüzlüğe inanıştır bu. Ortak aklımızdır bizi bu inanışa bağlayan, ölmeyecek olan birey değildir, insanlıktır. Bunca sanat yapıtı onun yüceliğini kanıtlamak için yaratıldı. Sanat uzun, yaşam kısa…”

 

4 Haziran 2018 14:32:44, İstanbul.

 

N O T L A R 

[1] Ümüş Hapishane Dergisi, No:29, Ekim-Kasım-Aralık 2018…

[2] Melih Cevdet Anday.

[3] Ali Sirmen, “Melih Cevdet Anday Yüz Yaşında”, Cumhuriyet, 1 Eylül 2015, s.4.

[4] Melih Cevdet Anday, Gizli Emir, Everest Yay., 2011.

[5] Metin Celal, “Melih Cevdet Anday’ın Edebiyat Yazıları”, Cumhuriyet Kitap, No:1440, 21 Eylül 2018, s.10.

[6] Melih Cevdet Anday, Yiten Söz, Adam Yay., 1992.

[7] Ayşegül Yüksel, “Nice Yüzyıllara...”, Cumhuriyet, 13 Mart 2015, s.18.

[8] Metin Celal, “Çok Yaşa Büyük Usta!”, Cumhuriyet, 12 Mart 2014, s.15.

[9] Yücel Kayıran, “… ‘Yaşlı’ Bir Şair!”, Radikal Kitap, Yıl:13, No:720, 2 Ocak 2014, s.13.

 



Bu yazı 2964 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI