Bugun...


Temel Demirer


Facebookta Paylaş









KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ-dip notlar
Tarih: 09-12-2017 09:48:00 Güncelleme: 09-12-2017 10:05:00


N O T L A R

[1] 26 Kasım 2017 tarihinde Antalya’da Dev-Lis’in örgütlediği etkinlikte yapılan konuşma… Newroz, Aralık 2017…

[2] “Hayat için değil, okul için öğreniyoruz.”

[3] Andrew Heywood, Siyaset, Çev: Kolektif, Adres Yay., 16. Baskı, 2015

[4] “Yönetmek için gereken vasıflarla iktidara gelmek için gerekenlerin aynı olmadıklarını söyle ona. İşlerin iyi idaresi insanın kendini unutup sadece başkalarıyla, özellikle de en muhtaç durumdakilerle ilgilenmesini gerektirir. Oysa iktidara gelmek için insanların en açgözlüsü olup kendinden başka hiçbir şeyi düşünmemek, en yakın dostlarını bile ezmeye bile hazır olmak lazım.” (Amin Maalouf, Semerkant, Çev: Esin Talu Çelikkan, Yapı Kredi Yay., 2001.)

[5] Hannah Arendt, Şiddet Üzerine, Çev. Bülent Peker, İletişim Yay., 1997, s.57.

[6] Bertrand Russell, İktidar, Çev: Mete Ergin, Cem Yayınevi, 4. Baskı, 2014.

[7] “İktidardan söz edildiği zaman, insanların aklına hemen bir siyasi yapı, bir hükümet, hâkim bir toplumsal sınıf, kölenin karşısındaki efendi, vb. gelir. ‘İktidar ilişkileri’ terimini kullandığımda düşündüğüm şey bu değil. Demek istiyorum ki, ne olursa olsun bütün insan ilişkilerinde -ister şu anda yaptığımız gibi sözlü iletişim sağlama, ister bir aşk ilişkisi ya da kurumsal veya ekonomik bir ilişki söz konusu olsun- iktidar hep vardır: bir kişinin başkasının davranışlarını yönlendirdiği ilişkiyi kastediyorum. Bunlar, dolayısıyla farklı biçimler altında farklı düzeylerde rastlanabilecek olan ilişkilerdir: bu iktidar ilişkileri hareketli ilişkilerdir, yani değişikliğe uğrayabilirler, kesin ve değişmez biçimde verili değillerdir. Söz gelimi, benim daha yaşlı olmam ve sizin ilk başta bu yüzden çekingen olmanız durumu konuşma içerisinde tersine dönebilir ve tam da daha genç olduğu için birinin önünde çekingen durumuna düşen ben olabilirim. Demek ki iktidar ilişkileri değişebilir, tersine dönebilir ve kalıcı olmayan şeylerdir. Ayrıca, özneler özgür olmayınca iktidar ilişkilerinden söz edilemeyeceği de belirtilmelidir. Eğer iki kişiden biri tamamen ötekinin yönetiminde olur ve onun şeyi, üzerinde sınırsız ve sonsuz bir şiddet uygulayabileceği nesnesi hâline gelirse, burada iktidar ilişkileri olmaz. Bir iktidar ilişkisinin uygulanabilmesi için her iki tarafta da en azından belli bir özgürlük olmalıdır. İktidar ilişkisi tamamen dengesiz olduğu zaman, birinin diğeri üzerinde tüm iktidara sahip olduğu söylenebildiği zaman bile, bir iktidar başkası üzerinde yalnızca o başkası için kendini öldürme, pencereden atlama ya da ötekini öldürme imkânnı açık olduğunda uygulanabilir. Bu demektir ki, iktidar ilişkilerinde mutlaka direniş imkânnı vardır, zira hiç bir direniş imkânnı (şiddetli direniş gösterme, kaçıp kurtulma, hileye başvurma, durumu tam tersine çeviren stratejiler) olmasaydı iktidar ilişkisi de olmazdı. Genel biçim böyle olunca bana sık sık yöneltilen ‘ama iktidar her yerdeyse, o zaman özgürlük yoktur’ sorusunu cevaplamayı reddediyorum. Şöyle cevaplarım: her toplumsal alanda iktidar ilişkilerine rastlanıyorsa, bunun nedeni her yerde özgürlüğün de olmasıdır. Şimdi fiilen tahakküm durumları da vardır. Pek çok örnekte iktidar ilişkileri öyle bir şekilde sabitlenmiştir ki hep asimetrik durumdadırlar ve bu yüzden özgürlüğe düşen pay son derece sınırlı kalır. Kuşkusuz çok şematik olan bir örnek seçersek: on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılların toplumundaki geleneksel karı koca ilişkisinde, yalnızca erkek iktidarının bulunduğunu söyleyemeyiz. Kadın da bir sürü şey yapabilecek güçtedir: kocasını aldatabilir, ondan para koparabilir, onunla cinsel ilişkiye girmeyi reddedebilir. Ama gene de kadın, bütün bunlar eninde sonunda bir takım hilelerden başka bir şey olmaması ve durumun asla tersine dönmemesi ölçüsünde bir tahakküm ilişkisine tabiydi. Ekonomik, toplumsal, kurumsal ya da cinsel nitelikli bu tahakküm örneklerinde, asıl sorun direnişin nerede örgütleneceğini öğrenmekte yatar. Örneğin, direnişi siyasi tahakküme -sendikayla, partiyle- karşı koyacak bir işçi sınıfında mı olacak ve hangi biçimi -grev, genel grev, devrim ya da parlamenter mücadele- alacaktır? Böyle bir tahakküm durumunda, bütün bu sorular çok özgül bir yaklaşımla, tahakkümün işlevine ve kesin biçimine bakarak cevaplanmalıdır. Kaldı ki ‘iktidar her yerde olduğu için özgürlüğe yer yok’ şeklindeki açıklama da bana hiç uygun gözükmüyor. İktidarın her şeyi denetleyen ve özgürlüğe hiçbir şekilde yer bırakmayan tahakküm sistemi olduğu fikri bana atfedilemez.” (Michel Foucault, Özne ve İktidar, Çev: Osman Akınhay-Işık Ergüden, Ayrıntı Yay., 2000.)

[8] 23 Ekim 1977 - El Pais Fernando Savater, Cioran’a sorar: - “İktidar nedir Cioran?”

Cioran yanıtlar: - “İktidarın kötü, çok kötü olduğuna inanıyorum. Onun varlığı karşısında mütevekkil ve kaderciyim, ama bir musibet olduğunu düşünüyorum. Bakın, iktidara ulaşmış kimseler tanıdım ve bu korkunç bir şey. Ünlü olmayı başaran bir yazar kadar korkunç bir şey. Üniformalı olmak gibi bir şey bu; üzerinizde bir üniforma varsa, artık aynı insan olamazsınız: işte iktidara ulaşmak da, daima aynı olan görünmez bir üniforma giymektir. Kendime soruyorum: normal olan, ya da normal gibi görünen bir insan, iktidarı neden kabul eder? Sabahtan akşama meşgul yaşamayı neden kabul eder? Muhtemelen hükmetmek bir zevk, bir zaaf olduğu içindir bu. Bunun içindir ki kendi isteğiyle iktidardan feragat eden hiçbir diktatör ya da mutlak şef örneği yoktur: sulla vakası hatırladığım tek örnek. İktidar şeytanidir: şeytan, iktidar hırsı olan bir melekti sadece. İktidarı arzulamak insanlığın uğradığı en büyük lanettir.” (https://calledelorco.com/2015/07/20/el-pensamiento-fragmentario-permanece-libre-emil-cioran/)

[9] “Nasıl oluyor da iktidar sahibi insanlar, hangi alanda olursa olsunlar, bizi kederli bir tarzda duygulandırmaya, etkilemeye ihtiyaç duyuyorlar? Neden kederli tutkular gereksiniyorlar? Evet, kederli tutkular tattırmak iktidarın işleyişi için zorunludur.”

“Eyleme geçme gücünüzü azaltan kederde hiçbir şey üzüntünüz içinde sizi kederle etkileyen bedenlerle sizin aranızda ortak olan herhangi bir şeyin ortak mefhumunu oluşturmanıza el vermeyecektir. Çok basit bir nedenle, çünkü sizi kederle duygulandıran beden sizinkine uygun olmayan bir ilişki çerçevesinde duygulandırdığı ölçüde kederle duygulandırmaktadır. Spinoza çok çok basit bir şey söylemek istemektedir: keder insanı zeki kılmaz. Kederlenince hapı yutmuşsunuz demektir. İşte bu yüzdendir ki iktidarların yönetilenlerin üzüntülerine ihtiyaçları vardır. Endişe hiçbir zaman zekânın ya da bir hayatın kültürel oyunu hâline gelememiştir. Ne zaman ne sürece kederli bir duygunuz varsa, bunun nedeni sizin bedeniniz üzerinde bir bedenin, sizin ruhunuz üzerinde bir ruhun, sizinkine uygun olmayan bir ilişkiler ve koşullar çerçevesinde sizi etkilemesidir. O andan itibaren kederde hiçbir şey sizi ortak bir mefhuma götürmeyecektir. Yani, iki beden ve ruh arasında ortak olan herhangi bir şeyin fikrini oluşturamayacaksınız.” (Gilles Deleuze, Spinoza Üzerine On Bir Ders, Çev: Ulus Baker, Kabalcı Yay., 2008.)

[10] “İktidar; ne bunu yapacak hakka, ne bilgeliğe, ne de erdeme sahip yaratıklar tarafından gözaltında tutulmak, casus gibi izlenmek, idare edilmek, yasalara bağımlı kılınmak, sayılmak, kaydedilmek, fikir aşılanmak, vaaz verilmek, denetlenmek, hesaplanmak, değer biçilmek, sansür edilmek ve emredilmektir. İktidar her türlü işlemle, her türlü hareketle not edilmek, kayda geçirilmek, sıraya alınmak, değeri belirlenmek, lisans verilmek, yetki verilmek, nasihat edilmek, yasak koyulmak, reformdan geçirilmek, düzeltilmek ve cezalandırılmaktır. İktidar kamu yararı gerekçesiyle ve genel çıkarlar adına yükümlülüğe bağlanmak, yetiştirilmek, soyulmak, sömürülmek, tekellere bağımlı kalmak, zorbalığa maruz kalmak, köşeye sıkıştırılmak, gizemlerle büyülenmek ve yağmalanmaktır; en ufak bir direnişte, ya da yakınma sözcüğü karşısında baskıya uğramak, ceza görmek, azarlanmak, taciz edilmek, takip edilmek, istismara uğramak, sopayla dövülmek, silahsız bırakılmak, hapse atılmak, yargılanmak, mahkûm edilmek, kurşuna dizilmek, sürgüne gönderilmek, feda edilmek, satılmak, ihanete uğramaktır; alay edilmek, gülünç duruma düşürülmek, öfkelendirilmek, onursuz bırakılmaktır. İktidar budur, onun adaleti budur, onun ahlâki budur...” (Pierre-Joseph Proudhon.)

[11] Nuray Mert, “İktidar”, Milliyet, 14 Nisan 2011.

[12] Jan Assmann, Kültürel Bellek, Çev: Ayşe Tekin, Ayrıntı Yay., 2001, s.80.

[13] Bertrand Russel, İktidar, çev: Mete Ergin, Cem Yayınevi, 2014.

[14] Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, çev: Yusuf Alp-Mahmut Özışık, Birikim Yay., 1978.

[15] ABD’den günde 160 bin çocuk zorbalığa uğrama korkusuyla okula gitmiyor… ABD’deki öğrencilerin yüzde 28’i 6-12. sınıflarda zorbalığa maruz kalıyor… Öğrencilerin yüzde 20’si 9-12. sınıflarda zorbalıkla karşılaşıyor… Gençlerin yüzde 70.6’sı okullarında zorbalığa tanık olduklarını söylüyor… (“Okulda Güvende Değilim”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2017, s.3.)

[16] Ancak “Şu kesin bir şekilde açıkça ortaya konulmalıdır: Bir çocuk, eşit nitelikte okul eğitimi hakkına sahip olmakla zengin bir çocuğun konumunu nadiren elde edebilir. Aynı okula, aynı yaşta başlasalar bile fakir çocuklar, orta sınıf çocuklar için pekâlâ mümkün olan eğitim olanaklarının çoğundan mahrumdurlar. Bu avantajlar evdeki sohbetlerden ve kitaplardan, çocuğun hoşlanacağı tatil gezilerine ve hem okulda hem de okul dışında yer alabileceği farklı ilgi alanlarına dek uzanmaktadır. Daha fakir çocuklar, gelişim ve eğitim amacıyla okula bağımlı kaldıkları sürece, genellikle diğerlerinden geri kalacaktır. Fakirlerin, iddia edilen dengesizlikleri gidermek için sertifika almaya değil, öğrenme edimlerini gerçekleştirmelerini mümkün kılacak yardımlara ihtiyaçları vardır.” (Ivan Illich, Okulsuz Toplum, Çev: Mehmet Öza, Şule Yay., 2005.)

[17] Catherine Baker, Zorunlu Eğitime Hayır, çev: Ayşegül Sönmezay, Ayrıntı Yay., 1991.

[18] Michel Foucault, Hapishanenin Doğuşu, çev: Mehmet Ali Kılıçbay, İmge Kitabevi, 2000.

[19] “Sınav insanları gözetim altında tutmayı sağlayan ve hiyerarşiyle onları standartlaştıran ceza tekniklerini bir araya getirir. Sınav nesne olanı köleleştirir; köle olanı nesneleştirir. Kendi değerini sınavla belirlemek ‘derebeyine teslim olmak’tan öte bir anlam taşımaz.” (Michel Foucault.)

[20] Mine Söğüt, “Okuldaki Bilgiler Gerçek Hayatımızda Neye Yarar?”, Cumhuriyet, 21 Temmuz 2017, s.11

[21] Öğretim ile eğitim,çoğu zaman karıştırılan, birbirinin yerine kullanılan bir kelimedir. Oysa ki eğitim, öğretimi kapsar, daha geneldir. Eğitim her an ve her yerdedir; öğretim ise yalnızca okulda olur, planlı ve programlıdır, belirli yaş gruplarına hitap eder.

[22] “İnsanlar aptal doğmaz, cahil doğarlar. Eğitim onları aptallaştırır.”

[23] “OECD Raporu: Türkiye, 38 Ülke Arasında Eğitimde Sondan Dördüncü”, 27 Ekim 2016… http://www.diken.com.tr/oecd-raporu-turkiye-38-ulke-arasinda-egitimde-sondan-dorduncu/

[24] “… ‘Otur, Sıfır’: Türkiye Eğitimde Refah Sıralamasında Son Sırada”, 17 Ağustos 2017… http://www.diken.com.tr/otur-sifir-turkiye-egitimde-refah-siralamasinda-son-sirada/

[25] “Utandıran Rapor: UNICEF’e Göre Türkiye ‘Eğitim Kalitesi’nde Sonuncu”, 15 Haziran 2017… http://www.diken.com.tr/utandiran-rapor-unicefe-gore-turkiye-egitim-kalitesinde-sonuncu/

[26] Figen Atalay, “Sisteme Güven Yok”, Cumhuriyet, 27 Ekim 2017, s.2.

[27] “264 Milyon Çocuk Okul Görmüyor!”… http://www.halkinbirligi1.net/264-milyon-cocuk-okul-gormuyor/

[28] Taha Akyol, “YÖK ve Bilim”, Hürriyet, 25 Eylül 2017, s.16.

[29] Erdal Atabek, “PISA Neyi Ölçüyor?”, Cumhuriyet, 12 Aralık 2016, s.4.

[30] Taha Akyol, “Eğitim Sorunu”, Hürriyet, 7 Aralık 2016, s.18.

[31] Uğur Gürses, “Pastayı Büyütecek PISA’da Ağır Seyir”, Hürriyet, 7 Aralık 2016, s.13.

[32] Taha Akyol, “Çağın Neresindeyiz?”, Hürriyet, 8 Aralık 2016, s.18.

[33] MEB yetkililerinden alınan bilgiye göre PISA ile TIMSS’e rakip olarak ölçmek ve eğitimi etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak için “ölçme değerlendirme merkezleri” kurulacak. 2016’da ilk kez uygulanmaya başlayan ABİDE çalışması, kurulacak merkezler ile tüm öğrencilere uygulanacak. (“PISA Ölçümlerinden Mutsuz Olan MEB, Başarıyı ABİDE ile Ölçecek”, Cumhuriyet, 12 Ağustos 2017, s.2.)

[34] “Türkiye Eğitimde Cinsiyet Eşitsizliğinin En Çok Görüldüğü OECD Ülkesi Oldu”, Cumhuriyet, 5 Ekim 2017, s.2.

[35] Özlem Yüzak, “Çöküş Toplumu!”, Cumhuriyet, 2 Aralık 2016, s.9.

[36] “MEB Yoksulu Gözden Çıkardı”, Cumhuriyet, 22 Ekim 2017, s.2.

[37] Deniz Ülkütekin, “Eğitim Özelleşiyor”, Cumhuriyet, 18 Kasım 2016, s.2.

[38] Çağlar Ballıktaş, “İki Milyon Çocuk Okula Gitmiyor”, Birgün, 14 Eylül 2017, s.2.

[39] Figen Atalay, “Eğitim Çıkmazda”, Cumhuriyet, 6 Ekim 2017, s.3.

[40] Dersi kırma alanında Türkiye yüzde 15, OECD ortalaması yüzde 6.6 olurken, derse geç kalmada Türkiyeli öğrenciler yüzde 16.6 OECD ülkelerindeki yaşıtları ise yüzde 15.4 oranını tutturdu. Toplamda bu üç tür devamsızlık konusunda 15 yaş üzeri öğrencilerde Türkiyeli öğrencilerin devamsızlık oranı yüzde 48.8, OECD ortalaması yüzde 27 oldu. (Deniz Ülkütekin, “Mutsuz Öğrenci Okulu Kırıyor”, Cumhuriyet, 22 Mart 2017, s.3.)

[41] Eyüp Serbest, “Eğitimin Mantalitesinden Memnun Değilim”, Hürriyet, 3 Aralık 2016… http://www.hurriyet.com.tr/egitimin-mantalitesinden-memnun-degilim-40296106

[42] Hüseyin Şimşek, “İstikrar Yok Kaos Var”, Birgün, 19 Eylül 2017, s.7.

[43] Turan Eser, “Vahiylerin Eğitimine #HAYIR 2”, Birgün, 31 Ocak 2017, s.7.

[44] “İşte AKP Hükümetinin 15 Yıllık Eğitim Karnesi”, Cumhuriyet, 9 Eylül 2017, s.2.

[45] Mustafa Mert Bildircin, “2.5 Milyon Öğrenci Kur’an Kurslarında”, Birgün, 14 Temmuz 2017, s.3.

[46] Ozan Çepni, “Medreseler Diriliyor”, Cumhuriyet, 14 Ekim 2017, s.6.

[47] Çağlar Ballıktaş, “İmam Hatiplilere Sınavsız Proje Okul”, Birgün, 11 Ağustos 2017, s.6.

[48] Ozan Çepni, “Eğitimde İflas İtirafı”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2017, s.7.

[49] “Çocukları Cuma Namazı ile Fişliyorlar”, Cumhuriyet, 30 Eylül 2017, s.2.

[50] “Otoriter rejimlerin belirleyici özelliklerinden biri de toplumu liyakat açısından özürlü hâle getirmeleridir. ‘Fareler’i cesaretlendiren, işini iyi yapmanın değil merkeze yakın durmanın yeterli olabileceğini fark etmeleridir. O zaman yakınlıklar kurmak bir sızma aracı hâline gelir. Kayırmacılık ve himaye ilişkileri, lobiler böyle şekillenir. Bir ‘hami’nin çevresinde öbeklenenler sadece biat ederek hayatlarını sürdürme olanağını bulurken ‘hami’ler de etraflarına topladıkları kalabalıkla ana güç merkezine, iktidara yaklaşmaya, yer kapmaya uğraşırlar. Ortaya, üretim ve yeniden üretimin değil, ilişkiler üzerinden yer kapmanın kural olduğu, parçalanmış bir toplum manzarası çıkar.

Pre-modern toplumlar, diktatörlükler, otoriter rejimlerde ortak olarak gözlemlenebilen bu olguya, siyasal ve entelektüel yaşamda yer edinebilmiş ‘-izm’ler çevresinde de rastlanır. Her ‘-izm’in bir ‘mukaddime’ dönemi olur. Fikirler canlıdır, içleri henüz boşaltılmamış, yaşamdan kopuk boş hamaset malzemesi hâline getirilmemişlerdir. Sofokles’in ‘Antigone’sini eleştiren Hölderlin’in altını çizdiği gibi, sözler ifade ettikleri kavramlara çok daha yakındır, onların ateşini yansıtmaktadırlar. Sonra sel gider, kum kalır. ‘Devrim’ ateşi küllenir, fikirler ‘meta’, kahramanlar ‘ikon’ olur, her ‘-izm’in tüccarları türer, ‘hamaset’ satıp yer kapmaya bakarlar. Sattıkları fikir iktidardaysa ‘statükocu’, değilse ‘protest’ takılırlar, ama işin özü değişmez; onların ‘evinde’ de liyakat geçmez; önemli olan kurulu düzenin sürmesi, dükkânın açık kalmasıdır. Fareler sadece iktidar çevresinde değil, bu zihniyetin geçerli olduğu her yerde cirit atar. Ne yazık ki ‘her yer’ memleketimizde çok geniş bir yüzölçümüne sahiptir.” (Ayşe Emel Mesci, Diktatörler ve Fareler” Cumhuriyet, 25 Eylül 2017, s.15.)

[51] Zeynep Oral, “15 Yıldır Ne İstedi de Alamadı?”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2017, s.15.

[52] Atilla Özsever, “… ‘Proje Okul’un Diğer Bir Adı Özelleştirme”, Birgün, 18 Ekim 2016, s.3.

[53] Mehmet Beşer, KHK ile mesleğinden ihraç edilen binlerce öğretmenden biri. Ş. Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 11 yıl 10 ay boyunca beden eğitimi öğretmenliği ve idarecilik yaptı. Çocukların okuması, spora yönelmesi için mücadele etti. Meslek yaşamı boyunca 7 teşekkür, 2 takdir, 2 başarı belgesi ve 1 aylıkla ödüllendirildi. Öğrencileriyle katıldığı turnuvalardan 11 teşekkür belgesiyle döndü. Voleybol alanında başarılı öğrencilerin yetişmesi için kurduğu kulüp, geçen hafta yıldızlar kategorisinde Ş. Urfa il şampiyonu oldu.

2004’ten bu yana ilçede, ilde ve bölgede dereceler elde etti. Mehmet Beşer, 7 Şubat’ta hiçbir gerekçe gösterilmeden ihraç edildi. İhraç edildiğini arkadaşlarından öğrendiğini belirten Beşer, “Çok büyük şaşkınlık hissettim. O gece sabaha kadar yatamadım. Dik durdum, kimseye yaşadıklarımı hissettirmemeye çalışıyorum. O kadar emek, o kadar çaba o kadar eziyetten, o kadar başarıdan sonra ihraç edilmek insanın onurunu kırıyor. Yaptıklarımdan da daha yapacaklarım da asla taviz vermem” dedi. Eşinin ev hanımı olduğunu ve çalışmadığını, 3 ve 5 yaşındaki iki çocuğu olduğunu söyleyen Beşer, “Çocuklarım ihraç edildiğimi bilmiyor. ‘Baba nereye gidiyorsun?’ dediklerinde ‘işe gidiyorum’ diyorum. Eşim çok kötü etkilendi. ‘Önce sen güçlü ol ki ben senden güç alayım’ dedim. O zor süreci atlattık, şimdi ihraç edilen arkadaşlarıma güç veriyorum” dedi. (Selin Görgüner, “Bir Gün Mutlaka Döneceğiz”, Cumhuriyet, 26 Mart 2017, s.11.)

[54] Emre Kongar, “Öğretim Üyeleri Tasfiye Edilirken Erdal İnönü’yü Anmak”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2017, s.2.

[55] Ozan Çepni, “Protokol İmzalandı... Anaokulları Müftülüğe Emanet”, Cumhuriyet, 6 Ekim 2017, s.3.

[56] Serbay Mansuroğlu, “141 İmam Hatibe ‘Ayrıcalık’…”, Birgün, 22 Ekim 2016, s.3.

[57] “… ‘Hayvanlar ve Ölülerle Cinsel İlişkiye Girilebilir’ Yazan Kitabı Dağıtan Müdüre Ödül Gibi Ceza”, Cumhuriyet, 10 Şubat 2017, s.2.

[58] Ozan Çepni, “Okul Kamerasına Polis Erişimi”, Cumhuriyet, 8 Şubat 2017, s.3.

[59] Ne var ki, Ensar bu önemli mali ve ekonomik ayrıcalıklarına rağmen vergilerimizden pay alacak gibi görünüyor. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün Ensar Vakfı ile imzaladığı protokole göre, Vakıf’tan gelen öğretmen, eğiticilerin ücreti bakanlıkça ödenecek. 

Yani Milli Eğitim bütçesinden. Hepimizden toplanan vergilerle hazırlanan bütçeden sicilinde -bizim bildiğimiz- üç şubesinde gerçekleşip mahkûmiyetle sonuçlanan çocuk tacizi bulunan bir vakfa kaynak aktarılacak yani.

Karaman’daki, Rize’deki, Çorum’daki şubelerinde görevli pedofil öğretmenlerin çocukların hayatını karartmasının hesabını verememiş Ensar’ın, başka çocukların geleceğini karartmayacağının nasıl bir garantisi var? (Çiğdem Toker, “Eğitimdeki Yakın Tehlike”, Cumhuriyet, 1 Ağustos 2017, s.8.)

[60] Kemal Göktaş, “Zorunlu Din Dersine Havuz Savunması”, Cumhuriyet, 5 Nisan 2017, s.3.

[61] “Ağırlaştırılmış Din Dersi ‘Zamanın Ruhu’ymuş!”, Özgürlükçü Demokrasi, 9 Şubat 2017, s.2.

[62] Ozan Çepni, “MEB’in Yeni ‘Değer’i Cihat”, Cumhuriyet, 15 Ocak 2017, s.3.

[63] Gamze Kolcu-Esra Ülkar- Gülseven Özkan, “Zorunlu Derste de Cihat”, Hürriyet, 21 Temmuz 2017… http://www.hurriyet.com.tr/zorunlu-derste-de-cihat-2162017-40527625

[64] Burcu Cansu, “FETÖ, PKK, IŞİD ve Cihat Yeni Müfredatta: ‘15 Temmuz Cihattır’…”, Birgün, 19 Temmuz 2017, s.13.

[65] Selda Güneysu, “Gerçek Cihat Bu Değil”, Cumhuriyet, 2 Kasım 2017, s.7.

[66] “Üniversite Giriş Sınavı Dün Gece Yine Değişti”, Hürriyet, 9 Kasım 2017… http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-ygs-gorunumlu-tyt-yok-yksyi-degistirdi-40640047

[67] Mahmut Oral, “Güneydoğu’da Sürgün Sayısı 1000’e Çıktı”, Cumhuriyet, 30 Ağustos 2017, s.2.

[68] Ozan Çepni, “Öğretmenlikten Köleliğe Geçiş”, Cumhuriyet, 10 Haziran 2017, s.2.

[69] İklim Öngel, “70 Ton Kitaba İmha!”, Cumhuriyet, 7 Şubat 2017, s.3.

[70] İlk ve ortaöğretimde amaç, “Matematiği, feni, yabancı dili nasıl daha iyi öğretiriz” sorusunun cevabını aramak yerine din temelli bir sistemi oturtmak olunca sadece imam hatiplerde değil, tüm lise türlerinde başarı oranı giderek düşüyor. Eğitimci Alaattin Dinçer, yerleştirme sonuçlarına göre lise türlerindeki geriye gidişi şöyle değerlendirdi: “Liselerin bütün programlara yerleşme oranlarına bakıldığında özel liseler hariç olmak üzere 2013 yılına göre 2017 yılında düşüş yaşandığı görülmektedir. Örneğin, genel liselerden başvuranların yüzde 40.37’si 2013 yılında yerleşme olanağı bulurken bu oran 2017 yılında yüzde 33.13’e gerilemiştir. Özel liselerde 2013’te oran yüzde 46.48 2017’de yüzde 54.49, Anadolu liselerinde 2013’te yüzde 59.63, 2017’de yüzde 46.03, yabancı dil ağırlıklı eğitim yapan özel liselerde 2013 yılında ortalama yüzde 61.85, 2017’de yüzde 55.50 olduğu görülmektedir. Örneklem alınan diğer liselerde de benzer sonuçlar görülmektedir. Fen lisesi 2013’te yüzde 62.09, 2017’de yüzde 54.86, özel fen lisesi 2013’te yüzde 65.34 2017’de yüzde 60.95, öğretmen lisesi 2013’te yüzde 61.05, 2017’de yüzde 50.84, imam hatip lisesi 2013’te yüzde 46.99, 2017’de yüzde 39.53’tür. (Figen Atalay, “Eğitimde Sorun İHL’den Büyük”, Cumhuriyet, 11 Ağustos 2017, s.2.)

[71] Türkiye’nin 5’te 1’i İmam Hatiplere Mahkûm”, Cumhuriyet, 14 Eylül 2017, s.3.

[72] Ozan Çepni, “İmam Hatibe Sınır Yok”, Cumhuriyet, 16 Eylül 2017, s.11.

[73] Serbay Mansuroğlu, “Kartal’da Bir Ortaokul Daha İmam Hatibe Dönüştürülüyor”, Birgün, 19 Nisan 2017, s.3.

[74] Ozan Çepni, “Aslan Payı İmam Hatibe”, Cumhuriyet, 8 Kasım 2017, s.6.

[75] Ozan Çepni, “YSK’ye İmam Hatip Düzenlemesi”, Cumhuriyet, 11 Kasım 2017, s.3.

[76] “İHL Dayatması Tutmadı”, Cumhuriyet, 12 Kasım 2017, s.3.

[77] Figen Atalay, “EN Zekiler İHL’ye!”, Cumhuriyet, 13 Kasım 2017, s.2.

[78] Mustafa Mert Bildircin, “5’inci Sınıfların Yüzde 35’ini İmam Hatibe Kazandırın”, Birgün, 24 Ağustos 2017, s.3.

[79] Orhan Bursalı, “Yeni Müfredat Önerilerinde Büyük Yanlışlıklar: Osmanlı’ya Eleştirel Bakmazsan...”, Cumhuriyet, 19 Ocak 2017, s.6.

[80] Ozan Çepni, “MEB’in Sorunu Bilimle”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2017, s.3.

[81] Sinan Tartanoğlu, “Üniversitelere Kur’an Kursu”, Cumhuriyet, 15 Kasım 2016, s.3.

[82] Deniz Ülkütekin, “1.5 Milyon Öğrenci ‘Açık’ta”, Cumhuriyet, 10 Haziran 2017, s.2.

[83] Malatya Gazi Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcılığı yapan resim-iş öğretmeni N.T., sosyal medya hesabı üzerinden halkoyunu oynayan öğrencilerin fotoğraflarını paylaşıp, resmin üzerine şunları yazmıştı: “Allah aşkına şu güzelim memleketimizin hangi yöresinde böyle kızlı erkekli bir halkoyunu, maalesef gençlerimize çocuklarımıza Halkoyunları adı altında halt oyunları oynatılıyor. Hangi baba 16 - 17 yaşındaki kızının elini bir erkeğin tutmasını, diz dize, göz göze, kol kola sarmaş dolaş halt oyunu oynamasını ister. Namusu için cinayet işleyen adam buna izin verir mi? Bence de vermez. Bu şekilde bir halkoyununun neresi İslâma uygun. Geleneksel kıyafetler giyince bu durum helal mi oluyor? İslâmdaki zina mevzusunu okumalı ey analar, babalar.” (“Halk Oyunları da Yasak”, Cumhuriyet, 22 Ağustos 2017, s.2.)

[84] Şeyma Paşayiğit, “Giderek ayak ‘Şuurlu Olun’ Uyarısı”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 2017, s.2.

[85] “Cihat öğrenimi ‘Diriliş Muştusu’nun bir unsuru ve tanımına göre, ‘Cihad, Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır. Hakkı üstün ve hâkim kılmak için gayret sarf etmektir. Başka bir ifadeyle cihad, İslâmın aksiyon yönüdür, onun hamle gücüdür.’ Şüphesiz ki ‘savaş’da bunların içindedir. Nitekim kavram açıklanırken deniyor ki: ‘Allah yolunda olma şartı; Kur’an namına ve İslâm uğrunda olma şartı. ‘Savaş ve cidal’ ancak bu şartın gerçekleşmesi hâlinde ‘cihad’ olurlar.” (Orhan Bursalı, “Cihat Eğitimi ve Karanlık Niyetler Üzerine, Mesela...”, Cumhuriyet, 14 Ağustos 2017, s.6.)

[86] Mustafa Kömüş, “Kürtaj da Yasak”, Birgün, 20 Eylül 2017, s.7.

[87] Ozan Çepni, “Skandal Müfredata Garip Savunma... Ne Talim Var ne de Terbiye”, Cumhuriyet, 10 Eylül 2017, s.6.

[88] İdris Emen, “O Kitabın Dağıtımını Durdurun”, Hürriyet, 3 Kasım 2017… http://www.hurriyet.com.tr/o-kitabin-dagitimini-durdurun-40633418

[89] Hakan Dirik, “Medrese Gibi İmam Hatip Lisesi”, Cumhuriyet, 8 Ekim 2017, s.2.

[90] Sinan Tartanoğlu, “Eğitimde ‘Kitap’ Kaosu”, Cumhuriyet, 24 Ekim 2017, s.7.

[91] Rabia Yılmaz, “Zorunlu Din Dersi Muafiyeti Talebine Mahkemeden İlginç Ret: Din Dersi Nesnel ve Rasyonelmiş!”, Birgün, 7 Mart 2017, s.3.

[92] Figen Atalay, “Öğretmenler İşsiz, Derslere İmamlar Giriyor”, Cumhuriyet, 10 Ekim 2017, s.2.

[93] Serbay Mansuroğlu, “Okul Müdürlerine Whatsapp’tan Yılbaşı Uyarısı: Yılbaşına Tedbir Alınsın”, Birgün, 25 Aralık 2016, s.3.

[94] Deniz Ülkütekin, “İstanbul Erkek’te Alman Öğretmenler Hedefte”, Cumhuriyet, 20 Aralık 2016, s.3.

[95] Mustafa Mert Bildirinci, “Bediüzzaman’ın Adı Devlet Yurduna Verildi”, Birgün, 19 Eylül 2017, s.6.

[96] Ozan Çepni, “Devlet Tarikatları Doyuracak”, Cumhuriyet, 9 Kasım 2017, s.2.

[97] “Paralel MEB’e Servet: 241 Milyon TL”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 2017, s.2.

[98] Mustafa Mert Bildircin, “Bizim Akademiye Gelin Liseyi Dışarıdan Bitirin”, Birgün, 15 Ağustos 2017, s.7.

[99] Alican Uludağ, “Üniversiteliler Tarikatlara Emanet!”, Cumhuriyet, 23 Ekim 2017, s.6.

[100] Çağlar Ballıktaş, “Dini Etkinlikler Daha da Artacak”, Birgün, 29 Mayıs 2017, s.3.

[101] “Öğrencilere Umre Turu”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2017, s.7.

[102] “Anaokulunda Kur’an Kurs”, Cumhuriyet, 8 Ekim 2017, s.2.

[103] İklim Öngel, “Cami İçinde Anaokulu”, Cumhuriyet, 2 Kasım 2017, s.7.

[104] Âmin Alayları nedir? Osmanlı Devleti’nde 4 yıl 4 ay 4 günlük çocuklar Sıbyan Mektepleri’ne başlatılırdı. Çocukların eğitime başlama törenleri olarak ifade edilen Âmin Alayları kapsamında çocuklar sabah namazı ardından mücevher ya da parıltılı taşlarla süslü elbiseler giydirilerek faytonlarla camiye götürülür, burada dua etmeleri sağlanırdı. (Mustafa Mert Bildircin, “Okulun İlk Günü İçin Belediye’den ‘Âmin Alayları’…”, Birgün, 11 Eylül 2017, s.3.)

[105] Ozan Çepni, “Müftülükten Kur’an Kursu Öğreticilerine Skandal Tavsiye: Çocuğa Dokunun, Öpün”, Cumhuriyet, 16 Temmuz 2017, s.3.

[106] Abidin Yağmur, “Çocuklar ‘Darbe’ Anketinde Denek”, Cumhuriyet, 24 Aralık 2016, s.2.

[107] Uğur Şahin, “Kadın Din Öğretmeninden Kız Öğrenciye Cinsel Aşağılama”, 14 Kasım 2017… https://www.birgun.net/haber-detay/kadin-din-ogretmeninden-kiz-ogrenciye-cinsel-asagilama-190312.html

[108] Eylem Nazlıer-Meryem Koçer, “İmam Hatipte Öğretmenin Dövdüğü Öğrenci Büfeye Sığındı: Artık Dayanamıyorum”, 14 Kasım 2017… http://www.diken.com.tr/imam-hatipte-ogretmenin-dovdugu-ogrenci-bufeye-sigindi-artik-dayanamiyorum/

[109] Taylan Yıldırım, “… ‘Tacizci Müdür Çıkar’ Korkusu”, Milliyet, 29 Aralık 2016, s.12.

[110] Dilek Şen, “İstismar Sanığı Özdemir’in Amcası İlçe Milli Eğitim Müdürü Çıktı”, Cumhuriyet, 9 Mart 2017, s.3.

[111] Meryem Koray, “Kişisel Deneyimden Akademi Kıyıma...”, Birgün, 17 Şubat 2017, s.8.

[112] İlker Birbil, “Üniversite de Bir Yere Kadar”, Birgün Pazar, Yıl:14, No:541, 23 Temmuz 2017, s.6.

[113] Tayfun Atay, “Saraylı Üniversiteler”, Cumhuriyet, 23 Kasım 2016, s.6.

[114] Aydın Engin, “AK-ademisyenler...”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2017, s.10.

[115] Figen Atalay, “Akademi Kan Kaybediyor”, Cumhuriyet, 6 Eylül 2017, s.7.

[116] “Şeytanla Savaşacak Doçent Aranıyor”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2017, s.7.

[117] Serbay Mansuroğlu, “Fransız Bilim İnsanları: TÜBİTAK ile İlişkilerini Oybirliğiyle Dondurdular”, Birgün, 1 Mayıs 2017, s.3.

[118] “Rektörler OHAL’i Fırsata Çevirdi... İşte İhraç Tablosu”, Cumhuriyet, 11 Ocak 2017, s.6.

[119] “Akademide OHAL Konuşana Ceza”, Cumhuriyet, 9 Ağustos 2017, s.10.

[120] “Elazığ’da ‘Erdoğan’a Hakaret’ten Uzaklaştırma Alan Akademisyene Gözaltı”, 29 Aralık 2016… http://www.diken.com.tr/erdogana-hakarette-bugun-akademisyen-sinav-sorusu-nedeniyle-aciga-alindi/

[121] Hüseyin Şimşek, “Mahkemeden Önce Üniversite Ceza Verdi”, Birgün, 18 Ekim 2016, s.6.

[122] Ozan Çepni, “YÖK’ün Yeni Üyesi Televizyon Yıldızı”, Cumhuriyet, 12 Mart 2017, s.10.

[123] “… ‘Evet’çi Rektör: Ben Genel Başkanımızın Temsilcisiyim!”, Birgün, 11 Ağustos 2017, s.8.

[124] Deniz Ayhan, “Prof. Deniz Ülke Arıboğan: Evet Diyen Rektörler Disiplin Suçu İşliyor”, Sözcü, 31 Ocak 2017, s.4.

[125] Aydın Engin, “Rektörüne Bak YÖK’ünü Al, YÖK’üne Bak...”, Cumhuriyet, 18 Ekim 2017, s.10.

[126] “Pamukkale Üniversitesi Rektörü Bağ, Görevden Almayı Belgeyle Savundu”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2017, s.5.

[127] “… ‘Kadınla Tokalaşmak, Ateş Tutmaktan Daha Korkunç’ Diyen Rektör’den Açıklama”, Hürriyet, 17 Ekim 2017… http://www.hurriyet.com.tr/kadinla-tokalasmak-ates-tutmaktan-daha-korkunc-diyen-rektorden-aciklama-40613070

[128] Erk Acarer, “Marmara Üniversitesi’nde İki Ayrı Taciz Skandalı”, Birgün, 26 Mayıs 2017, s.3.

[129] Tayfun Atay, “Üniversite Fiyaskosu”, Cumhuriyet, 11 Ağustos 2017, s.6.

[130] Rektör İbiş, ihraç edilen akademisyene açtığı tazminat davasında “İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız” sözünü de şikâyet konusu yaptı. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, KHK ile ihraç edilen Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Cenk Yiğiter hakkında 1000 TL manevi tazminat talepli dava açtı. İbiş, Yiğiter’in sosyal medya hesaplarından kendisi için kullandığı “üniversite katili, sarayın ibişi, AKP Siyaset Akademisi Hocası, Ak Rektör” gibi ifadelerin yanı sıra İbiş hakkında ByLock iddialarına ilişkin haberleri paylaşmasının da kişilik haklarını ihlâl ettiğini ileri sürdü. İbiş’in hakaret olarak gördüğü bir diğer ifade ise Yiğit’in kendisine yönelik yaptığı “İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız” esprisi oldu. (Kemal Göktaş, “Rektörden ‘İkimiz Bir Fidanın Güller Açan Dalıyız’ Şarkı Sözüne Dava”, Cumhuriyet, 4 Mayıs 2017, s.2.)

[131] “İhraç Edilen Akademisyen Aynı Üniversiteyi Yine Kazanınca Okul Yönetmeliği Değiştirdi”, Cumhuriyet, 11 Ağustos 2017, s.6.

[132] Burcu Cansu, “İnek Bayramı Resmen Yasaklandı”, Birgün, 4 Mayıs 2017, s.3.

[133] “ODTÜ’de Sıkıyönetim”, Cumhuriyet, 12 Kasım 2016, s.11.

[134] Ozan Çepni, “Bir Garip Üniversite! YÖK’ten Bağımsız, Sayıştay Denetiminden Muaf”, Cumhuriyet, 20 Haziran 2017, s.4.

[135] Burcu Cansu, “Sülük Hastanesi Kuruluyor”, Birgün, 19 Eylül 2017, s.2.

[136] Fikret Şenses, “Üniversiteme Dokunma”, Cumhuriyet, 24 Mart 2017, s.14.

[137] Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için sözleşmesi yenilenmeyerek ilişiği kesilen Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Abdullah Deveci’nin açtığı davada bildiriye imza atmanın başlı başına ihraca bir gerekçe olamayacağına karar verdi. Mahkemenin öğretim üyelerinin bir ülkenin gelişmişlik düzeyini sağlayan önemli unsurlardan biri olduğu belirtilerek “doğrudan kamu düzenini bozucu bir faaliyeti saptanmadan” yapılan ilişik kesme işleminin hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Mahkemenin kararı son KHK ile imzacı akademisyenlerin ihracının da hukuka aykırı olduğu yönünde önemli bir tespit oldu. Açtığı ilişik kesme davasını kazanarak haklılığını tescil ettiren Deveci ise son KHK ile ihraç edildiği için görevine dönemeyecek. (Kemal Göktaş, “Mahkemenin Haklı Bulduğu Akademisyen KHK İle İhraç Edildi”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2017, s.6.)

[138] “Akademi Çölleşti”, Cumhuriyet, 26 Mart 2017, s.11.

[139] Barış Bildirisi imzacılarından olduğu için sözleşmesi yenilenmeyen ve intihar eden Akademisyen Mehmet Fatih Traş için Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği açıklamasında, “Traş’ın yaşamına son verme nedeninin; yaşadığı linç, inkâr, tehdit gibi çeşitli olumsuzluklar olduğu” belirtildi. (“Mehmet Fatih Traş, Siyasi Bir Linç Kampanyasının Kurbanı”, Evrensel, 28 Şubat 2017, s.2.)

[140] “Nefretiniz Can Aldı”, Cumhuriyet, 26 Şubat 2017, s.11.

[141] Zehra Özdilek, “KHK ile İhraç Edilen Akademisyen: Sivil Ölüme Mahkûm Edildik”, Cumhuriyet, 4 Haziran 2017, s.10.

[142] Sinan Tartanoğlu, “Sıkıyönetim Tasfiyesi Gibi”, Cumhuriyet, 17 Şubat 2017, s.10.

[143] Mahmut Oral, “KHK ile İhraç Edilen Selim Temo: Derste İhvan Metinleri Okutuluyor”, Cumhuriyet, 23 Şubat 2017, s.10.

[144] “Harran Rektörü Tek Tek Fişlemiş”, Cumhuriyet, 4 Temmuz 2017, s.12.

[145] Abidin Yağmur, “Yrd. Doç. Dr. Şener: Hukuk Devleti Kesinlikle Bitti”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2017, s.6.

[146] “İhraç Edilen Akademisyenleri Uğurlayanlara Soruşturma”, Cumhuriyet, 16 Nisan 2017, s.6.

[147] Hüseyin Şimşek, “Eğitim Emekçileri 100 Gündür Kendi Hikâyelerini Yazıyor”, Birgün, 17 Şubat 2017, s.10.

[148] Hilal Köse, “KHK ile İhraç Edilen Kaboğlu: Kurşunlayıp Öldürseler Daha Az Etkilerdi”, Cumhuriyet, 11 Şubat 2017, s.11.

[149] Hayri Kozanoğlu, “Kadınlar ve Gençler İş Aramasalar, İşsizlik Sıfır Olacaktı”, 7 Kasım 2017… http://www.diken.com.tr/hayri-kozanoglu-kadinlar-ve-gencler-aramasalar-issizlik-sifir-olacakti/

[150] Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO’nun) verilerine göre, 2016 itibarıyla genç nüfus (15- 24 yaş grubu) arasında işsizlik dünya ölçeğinde 71 milyona ulaştı. Söz konusu 71 milyon genç işsizin 53.5 milyonunu aralarında Türkiye’nin de bulunduğu “yükselen piyasa ekonomilerine” ait olduğu vurgulanmakta. Yükselen piyasa ekonomilerinde işsizlik oranı yüzde 13.6 olarak tahmin edilmekte. Aynı oran gelişmiş ekonomilerde yüzde 14.5; dünya ortalaması ise yüzde 13.1.

Genç emekçilerin sorunları sadece işsiz kalma tehdidiyle sınırlı değil. ILO’nun değerlendirmelerine göre, çalışma olanağı bulan gençler arasında “yoksulluk” çok önemli bir diğer sosyal sorun olarak izleniyor. ILO’nun bulgularına göre günümüzde dünya ölçeğinde 156 milyon genç emekçi “mutlak yoksulluk” sınırının altında yaşıyor. Mutlak yoksulluk sınırını günde 3.10 dolar olarak belirleyen ILO uzmanlarına göre, yoksul genç işçiler toplam genç istihdamın yüzde 37.7’si; yani her üç genç çalışandan birisi mutlak yoksulluk sınırının altında gelir elde edebiliyor. (Erinç Yeldan, “Küresel Kapitalizmin Yanıtlayamadığı Sorunlar”, Cumhuriyet, 28 Haziran 2017, s.9.)

[151] “Utandıran Rapor: Türkiye ‘İşsizlik ve Eğitimsizlikte’ Zirvede”, 13 Eylül 2017… http://www.diken.com.tr/utandiran-rapor-turkiye-issizlik-ve-egitimsizlikte-zirvede/

[152] Deniz Ülkütekin, “Eğitim Kalitesi Yetersiz Temel Beceriler Eksik”, Cumhuriyet, 4 Ocak 2017, s.2.

[153] “Toplam İşsiz Sayısı 3.5 Milyon: Genç İşsizliği Yüzde 21’e Yükseldi”, 16 Ekim 2017… http://www.diken.com.tr/toplam-issiz-sayisi-3-5-milyon-genc-issizligi-yuzde-21e-yukseldi/

[154] Hatice Karahan, “Gençliğimiz-II”, Yeni Şafak, 23 Aralık 2016, s.4.

[155] Uğur Şahin, “Yüzbinlerce Genç, İcra Tehlikesiyle Karşı Karşıya”, Birgün, 24 Ağustos 2017, s.6.

[156] “20-29 Yaş Arası Gençlerin Üçte Biri Hiçbir Şey Yapmıyor”, 9 Kasım 2017… http://www.diken.com.tr/20-29-yas-arasi-genclerin-ucte-biri-hicbir-sey-yapmiyor/

[157] “İşsizlik Başvuruları Yüzde 42 Arttı: Doktoralılar da İŞKUR Kapısında”, 8 Kasım 2017… http://www.diken.com.tr/issizlik-basvurulari-yuzde-42-artti-doktoralilar-da-iskur-kapisinda/

[158] “Adalet Bakanlığı Mahpus Öğrenci Sayısını Neden Farklı Açıklıyor?”, 2 Kasım 2017… http://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/191176-adalet-bakanligi-mahpus-ogrenci-sayisini-neden-farkli-acikliyor

[159] Hüseyin Şimşek, “Cezaevlerindeki Öğrenci Sayısı Açıklandı: Tarihin En Yüksek Mahkûm Sayısı”, Birgün, 11 Eylül 2017, s.7.

[160] Figen Atalay, “70 Bin Öğrenci Hapiste”, Cumhuriyet, 31 Ekim 2017, s.6.

[161] Suna Akaltan, “Eğitim de Tutsak: Cezaevinde 69 Bin Öğrenci!”, 4 Ekim 2017… http://marksist.net/suna-akaltan/egitim-de-tutsak-cezaevinde-69-bin-ogrenci.htm

[162] BM Uyuşturucu ve Suç İle Mücadele Dairesi’nin (UNODC) raporuna göre dünya üzerinde 29.5 milyon kişi uyuşturucu bağımlısı. (Seyhan Avşar, “Madde Kullanımı Ülkenin Hâli ile İlgili”, Cumhuriyet, 7 Eylül 2017, s.2.)

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2016 yılı ‘Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre, dünya genelinde uyuşturucu bağımlılarının 29 milyona, en az bir kez uyuşturucu madde kullanan 15-64 yaş arası insan sayısının da 250 milyona dayandığı belirtiliyor. Madde bağımlılarının son 6 yılda 27 milyondan 29 milyona çıktığı, bunların içinden ancak 6 kişiden birinin tedavi gördüğü belirtiliyorken; 2016 yılında 207 bin kişinin uyuşturucudan öldüğü de tespit ediliyor. (“Kapitalizm Çürüyor, Madde Bağımlılığı Artıyor!”, 31 Ekim 2017… http://marksist.net/okurlarimizdan/kapitalizm-curuyor-madde-bagimliligi-artiyor.htm)

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi Direktörü Yury Fedotov, dünya genelinde her gün 600 kişinin uyuşturucu kullanımına bağlı hayatını kaybettiğini bildirdi. (“Dünyada Her Gün 600 Kişi Uyuşturucudan Ölüyor”, Radikal, 26 Haziran 2015… http://www.radikal.com.tr/dunya/dunyada_her_gun_600_kisi_uyusturucudan_oluyor-1386561)

2015 Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Raporu açıklandı: Dünyada 20 kişiden biri uyuşturucu kullanıyor.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi 2015 Dünya Uyuşturucu Raporu’nda, dünyada her 20 kişiden birinin esrar, kokain ve eroin gibi yasadışı uyuşturucu madde kullandığı açıklandı. Raporda, yaklaşık 27 milyon insanın uyuşturucu bağımlısı ve yarısının da uyuşturucu maddeyi kana enjekte ederek kullandığı kaydedildi. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her türlü önlemin alınmasına karşın ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşı 10’a indiğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Sevil Atasoy, dünyada 246 milyon insan yani 15-64 yaş arasındaki dünya nüfusunun, yüzde 5’inden fazlasının 2013 yılında yasadışı uyuşturucu madde kullandığı söyledi. (“Uyuşturucu Yaşı 10’a İndi”, Cumhuriyet, 27 Haziran 2015, s.24.)

[163] “Profesör’den Korkunç Sözler: 9 Yaşında Ölümlerle Karşılaşıyoruz”, Cumhuriyet, 2 Şubat 2017, s.3.

[164] Dünya genelinde 15-64 yaş arasında 250 milyon kişi en az bir kere uyuşturucu madde denedi.

-2016 yılında dünyada 207 bin kişi uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybetti.

-10 madde kullanıcısından biri maddeye bağlı hastalıklara maruz kalıyor.

-Uyuşturucu maddeyi ilk kullanma yaşı ortalaması 13.8 olarak tespit edildi.

-Yatarak tedavi gören bağımlıların yaklaşık üçte biri 15-24 yaş grubunda.

-Gençler arasında doğrudan kana karışan uyuşturucu madde kullanımı daha yaygın.

-Sentetik uyuşturucu kullanımı sonucunda yaşanan ölümlerde Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı. 2015 yılı verilerine göre 580 kişi yüksek dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle yaşamını yitirdi. (Seyhan Avşar, “Madde Kullanımı Ülkenin Hâli ile İlgili”, Cumhuriyet, 7 Eylül 2017, s.2.)

[165] “Aylin Nazlıkaya: Uyuşturucu Kullanımı Yüzde 17 Arttı”, Birgün, 7 Eylül 2015, s.3.

[166] Melis Alphan, “Yara Bere İçinde Çocuklar mı Ülkenin Geleceğine Sahip Çıkacak?”, Hürriyet, 3 Aralık 2016, s.6.

[167] “31 Bin Çocuk Gelin 1 Milyon Çocuk İşçi Var”, Milliyet, 24 Nisan 2016, s.20.

[168] “Uyuşturucu 648 Can Aldı”, Cumhuriyet, 23 Mart 2015, s.3.

[169] Meltem Yılmaz, “Uyuşturucu Ağında Büyük Tehlike”, Cumhuriyet, 6 Ocak 2014, s.9.

[170] Hazal Ocak, “Ürküten Tablo”, Cumhuriyet, 19 Ekim 2013, s.20.

[171] Güler Yılmaz, “CHP’li Vekil Çıray: AKP Döneminde Uyuşturucu Patladı”, Taraf, 24 Şubat 2015, s.2.

[172] Olcay Büyüktaş, “11 Yaşında Bağımlı Tedaviye Gelen Var”, Cumhuriyet, 13 Eylül 2014, s.3.

[173] Meltem Yılmaz, “Bölge Alarm Veriyor: 9 Yaşında Uyuşturucu Bağımlısı”, Cumhuriyet, 23 Haziran 2014, s.3.

[174] Nurcan Gökdemir, “Baluken: Uyuşturucuyu Devlet Teşvik Ediyor”, Birgün, 1 Haziran 2014, s.9.

[175] İstanbul’da farklı yaş gruplarından oluşan 400 kişiyi kapsayan araştırmaya göre, özellikle Z kuşağı olarak kabul edilen 14-17 yaş arasındaki gençler geleneksel medya araçlarını terk etme eğiliminde. Cep telefonları ile yaşayan genç kuşak artık TV’ye de ilgi göstermiyor. (Figen Atalay, “Cep Onlara Yetiyor”, Cumhuriyet, 24 Ağustos 2017, s.2.)

[176] Figen Atalay, “Gençler Kaçıyor”, Cumhuriyet, 22 Ağustos 2017, s.2.

[177] “Her şeyi bildiğini sanma, çok bilgili olsan da ‘ben cahilim’ diyebilecek cesaretin daima olsun.”

[178] Meltem Yılmaz, “Prof. Dr. Selçuk Şirin: İtiraz Etmeden İlerleme Olmaz”, Birgün, 11 Eylül 2017, s.13.

[179] “Sadece eğitilmiş olanlar özgürdür.”

[180] Güven Gürkan Öztan, “Laiklik Demekten Korkmayın”, Birgün, 11 Eylül 2017, s.3.

[181] aktaran: Hikmet Çetinkaya, “Laik Eğitim...”, Cumhuriyet, 2 Nisan 2017, s.5.

[182] Cumhuriyet, 31 Temmuz 2012.

[183] Pınar Öğünç “Prof. Dr. Melek Göregenli ve Prof. Dr. Nilgün Toker Hâlâ Ders Veriyor”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2017, s.7.

[184] Pınar Öğünç “Prof. Dr. Melek Göregenli ve Prof. Dr. Nilgün Toker Hâlâ Ders Veriyor”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2017, s.7.

[185] Ozan Çepni, “Gerici Müfredata Karşı İsyan Korkusu”, Cumhuriyet, 27 Ekim 2017, s.2.

[186] Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası-Celâli İsyanları, Yapı Kredi Yay., 2009.

[187] İlter Turan, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Öğrenci Siyasal Faaliyeti”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, No:29, 1970, s.171-190.

[188] Mustafa K. Erdemol, “Suhte İsyanlarından Aydınlanma Mücadelesine Liseliler”, Birgün, 14 Haziran 2017, s.5.

[189] Selahattin Demirtaş, “Halkız Biz”, Birgün, 13 Ekim 2017, s.13.

[190] Nazan Özcan, “Selahattin Demirtaş: Biz Zindanı Özgürleştirdik Siz de Dışarıyı Zindan Etmeyin”, Cumhuriyet, 9 Ekim 2017, s.11

 



Bu yazı 421 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
    2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  • İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
    İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  • İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
    İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  • Güncel
    Güncel
  • Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
    Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
  1. 2016 tarihi Diyarbakır Newroz'undan
  2. İstanbul'dan Şırnak'a '#Akşam7deBarışaSesVer' eylemleri büyüyor
  3. İstanbul’da binlerin çığlığ;‘Saray savaş, halklar barış istiyor’
  4. Güncel
  5. Yitirdiğimiz,Dostlar,yoldaşlar...
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
    Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  • İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
    İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  • 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
    'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  • Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
    Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  • Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
    Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  • SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
    SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
  1. Kardeş Türküler - Dom Dom Kurşunu / Mahzuniye Saygı
  2. İşçi Sınıfının Anası: Jones Ana
  3. 'Hesabı halk soracak' diyen HAZİRAN'cılara müdahale: Gözaltılar var
  4. Nazım Hikmet İşçilerimizin 1 Mayıs'ını Kutluyor!
  5. Kemal Sunal'ın sansürlenen 1 Mayıs sahnesi
  6. SSCB'de İlk 1 Mayıs Askeri Töreni
VİDEO GALERİ
YUKARI