Bugun...


Sibel Özbudun -Temel Demirer

facebook-paylas
Öncesi Ve Sonrasıyla Süreklilik İçinde Kopuş: 2015’in “Bugün”ü-3
Tarih: 15-02-2022 13:11:00 Güncelleme: 15-02-2022 13:11:00


III.3.3) BORÇ(LANMA)

 

“Özgürlük çok pahalı bir maldır, paradan
daha değerlidir.”[158]

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’nin 450 milyar dolar olarak hesaplanan brüt dış borç stokunun milli gelire oranı yüzde 62.8 düzeyine çıktı ve Cumhuriyet tarihindeki en yüksek noktaya ulaşıldı.[159]

Kamu ve özel sektörün toplam 435 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Söz konusu tutar ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 59’una denk geliyor. Dış borcun 190.3 milyar dolarının 1 yıl içinde döndürülmesi gerekiyor. Bu hâliyle vadesine 1 yıldan az kalan dış borçlar tarihi rekorunu kırdı.[160]

İlhan Kesici, “Cumhuriyet’in kurulduğu 1923’ten 2002’ye oluşan borcun 3 katı son 18 yılda yapıldı. Borca karşılık 602 milyar dolar faiz ödendi. Kim faizci? AKP mi yoksa CHP’mi? Ekonomiyi boğan rakam da bu!” derken; “Dış ticaret açığı 1.1 trilyon dolar… Faize ödenen para 602 milyar dolar… Vatandaşın kişisel borcu 26 kat arttı.”[161]

Ayrıca 2017 sonu itibarıyla yalnızca 103 milyon dolar büyüklüğünde döviz cinsinden iç borç; 2020  sonu itibarıyla 36 milyar 161 milyon dolara çıkmış durumda. Dolayısıyla döviz cinsinden iç borç tutarının söz konusu dönemde tam 351 kat artırıldığı görülüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dönemi boyunca yürütülen borçlanma, aynı AKP iktidarının ilk yıllarında (2003 - 2006) olduğu gibi, baş döndürücü bir tempoda gerçekleşti. Kamu sektörünün iç borç stoku 2018’de 665 milyar TL’den 2020 sonunda yüzde 75 oranında artırılarak, 1 trilyon 196 milyar TL’ye çıkarıldı; dış borç stoku ise 139 milyar dolardan 166 milyara yükseltildi.[162]

Bunların yanında ekonomideki sıkıntılar ile pandemi, kredi ve kredi kartı borçlusu sayısının 2 milyon 107 bin kişi artarak 34 milyon 4 bin kişiye yükselmesine yol açtı.  Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, 12 Şubat 2021 itibarıyla toplam kredi kartı borç tutarının 147.9 milyar TL, toplam tüketici kredi borcunun ise 679.9 milyar TL olduğunu açıkladı. Borç ortalaması 25 bin lirayı aştı.[163] Yani iki yetişkinden birinin bankalara borcu var.[164]

‘Türkiye Bankalar Birliği’ne göre, 2020 Nisan’ı da 920 bin kişi ilk kez ihtiyaç kredisine başvurdu ve ihtiyaç kredisi kullananların kişi başına borcu 1 yılda 8.8 bin liradan 11.8 bin liraya yükseldi![165]

Ayrıca TBB Risk Merkezi verilere göre, 2021’in Ocak’ında ilk kez kredi kartı kullananların sayısı, 2020’nin Aralık’ına göre yüzde 234 oranında artarak 351 bine yükseldi. Kredili mevduat kullananların sayısındaki artış yüzde 442’yi buldu, sayı 380 bine ulaştı.[166]

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın ekonomideki gelişmeler ve genel görünüme yer verdiği raporunda yer alan “bankacılık sektörü tüketici kredileri ve kredi kartlarının gelişimi” verilerine göre tüketici kredilerinde toplam bakiye 691.8 milyar liraya ulaştı. Bireysel kredi kartlarındaki toplam bakiye tutarı da 154.7 milyar lira oldu. Bankacılık sektörü tüketici kredileri türlerinin gelişimine bakıldığında ise faizlerdeki artışa rağmen konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerine talep sürdü. 26 Mart 2021’de 276.8 milyar lira olan konut kredileri toplam bakiyesi 277 milyar liraya, 13.3 milyar lira olan taşıt kredileri 13.6 milyar liraya, 399.9 milyar lira olan ihtiyaç kredileri de 401.2 milyar liraya çıktı. İhtiyaç kredileri, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den beri ilk kez bu seviyeye ulaştı.[167]

Ve nihayet ‘REM Esnaf Barometresi’nin 2021 Şubat verilerine göre, borcu olan esnaf oranı yüzde 65’e çıktı. Bu oran Aralık 2020’de yüzde 45, Ocak 2021’de yüzde 51’di![168]

 

III.3.4) İŞSİZLİK

 

“İnsanlığın büyük bölümü,

sessiz bir çaresizlik içinde yaşar.”[169]

 

DİSK-AR’ın ‘2021 İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunda geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 28.3 iken, kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 35.6, erkeklerde ise yüzde 24.4 olduğu vurgulandı.[170]

Gerçek işsizlik 7 milyon ve Türkiye işsizlikte OECD üçüncüsü.[171]

İş bulma ümidi olmayanlar yüzde 137 artış ile 1.3 milyon kişi.[172]

Genç işsizlik oranı ise yüzde 25’e vardı.[173]

 

III.3.5) VE İSRAF İLE TALAN

 

“Her hükümet hırsızlardan

bir araya gelmiştir.”[174]

 

Yorumsuz; olduğu gibi aktarıyoruz!

i) AKP iktidarının kamu kaynaklarının uzun yıllara yayılacak şekilde belli şirketlerin kasasına aktarılmasına yol açan pahalı, verimsiz, halktan gizlenen sözleşmelerle hayata geçirdiği kamu özel işbirliği projelerinin büyüklüğü 150 milyar doları aştı. Sayıştay’ın denetim raporlarına yansıyan saptamalar, dümenin şirketlerde olduğu bu sistemde kamunun nasıl zarara uğratıldığını gözler önüne serdi![175]

ii) Kütahya’daki Zafer Havalimanını, 2020 için 1 milyon 279 bin 352 yolcu garantisine karşılık sadece 7 bin 429 yolcu kullanmış. İşletmeciye aradaki fark için devlet kasasından 6 milyon 738 bin avro ödenecek![176]

iii) 2020’de sadece Osmangazi Köprüsü’ne 3.4 milyar TL garanti ödemesi yapıldı.[177] Ödeme tutarı 3 yıl öncesine göre yüzde 161 oranında arttı![178]

iv) Avrasya Tüneli için 2020’de verilen araç garantisinin yarısına bile ulaşılamadı; geçmeyen 12 milyon 697 bin araç için Hazine’den 54 milyon 851 bin dolar daha çıkacak. 2017’de tünelden geçmeyen araçlar için 38 milyon 804 bin dolar ödendi. 2018’de 31 milyon 412 bin dolar daha gitti. 2019’da ise 30 milyon 219 dolar ödendi. 2020 faturası da 54 milyon 851 bin dolar oldu. Böylelikle 4 yılın bilançosu 155 milyon 286 bin dolara yükseldi. Tünel geçiş ücretine de 2021 yılı başında 10 lira zam yapıldı ve 36 liradan 46 liraya çıktı![179]

v) Sağlık Bakanlığı, şehir hastaneleri için 2020’de müteahhitlik şirketlerine 8.7 milyar TL kira ve hizmet bedeli ödedi. Müteahhitlik şirketlerine bir yılda ödenen tutar ile bin yataklı 8 şehir hastanesi yapılabilir![180]

vi) AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çevresindeki koruma kalkanı yani Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı için 2020’de 263 milyon 627 bin TL harcandı. TBMM korumaları için harcanan tutar ise 100 milyon TL oldu![181]

vii) Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki ve nereye harcandığı açıklanmayan “örtülü ödenekten” Mart’ta 371.5 milyon TL harcama yapıldı. Nereye harcandığı açıklanmayan ve bütçe giderleri içerisinde “gizli hizmet giderleri” olarak gösterilen “örtülü ödenekten” 2021’in Mart’ında rekor harcama gerçekleşti. Şubat’ta 89.3 milyon TL olan “örtülü ödenek” harcaması Mart’ta 4 katın üzerindeki artışla 371.5 milyon TL’ye çıktı. 2020’nin Mart’ında söz konusu ödenekten yapılan harcama 222.7 milyon TL’ydi![182]

viii) 2021’in ilk iki ayında bütçe gideri yüzde 8.2 artışla 210 milyar lira, gelir yüzde 0.4 artışla 209 milyar lira ve açık 1 milyar lira oldu. Bütçenin detaylarına göre, örtülü ödenekten Şubat’ta 89.3 milyon, ilk iki ayda 357.1 milyon TL harcama yapıldı. Şubat’ta, kiralanan taşıtlara 23.7 milyon TL, binalara 26.8 milyon TL ödendi. Faaliyetlerin yeniden başlamasıyla temsil ve tanıtma giderleri Şubat’ta 6.2 milyon TL’ye çıktı. Sosyal güvenlik kurumlarına da 4.6 milyar TL cari transfer yapıldı. 2021 için verilen ödeneklerden Cumhurbaşkanlığı’nın 4 milyar lira olan başlangıç ödeneği 4 milyar 267 milyon TL’ye yükseltildi. İlk iki aylık harcaması da 430.4 milyon TL oldu.[183]

ix) Yurttaşa ucuz alışveriş için ‘akşam pazarı’ tavsiyesinde bulunan Diyanet, 10.9 milyar TL’sini harcadığı 2020 bütçesinden yakındı. Vakıf ve derneklere milyonlarca lira aktaran idare, “Yatırım ödeneğimiz artırılsın” talebinde bulundu. 2020 için ayrılan 11.5 milyar TL’lik ödenek ile yatırımcı bankaların da aralarında olduğu çok sayıda kamu kurumunun bütçesini geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyet raporu, yüksek harcamaları bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre idare, dev bütçesinin 8.8 milyar TL’sini personeli için harcadı. 2020 yılında toplam 10.9 milyar TL harcayan Diyanet, isimleri açıklanmayan birçok dernek ve vakfa, “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler” kaleminden 78.4 milyon TL aktardı. 2020’de 11 milyar TL’ye yakın para harcayan idare, 297 milyon TL’lik mal ve hizmet alımı yaptı![184]

Hâl(imiz) böyle; yoruma gerek var mı? Görüyorsunuz!

 

IV. AYRIM: “NE”Yİ, “NASIL” YAPMALI?

 

“No queremos sobrevivir,

queremos vivir.”[185]

 

Öncelikle; “Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir.”[186]

Bununla beraber; “Önemli olan şu ya da bu kişinin görüşü değildir; kolektif hâle gelen, toplumsal bir öğe, toplumsal bir güç olan görüşler bütünüdür.”[187]

Ayrıca “Her şey politikadır, felsefe ya da felsefeler bile. Felsefe de hareket hâlindeki tarihtir, yani yaşamın kendisidir.”[188]

Böyle düşünüp/ davranmaya gayret ederken; Thales’in, “Zor olan kendini bilmek. Kolay olan başkalarına öğüt vermek,” uyarısını “es” geçmeden; birilerine bir şeyler “öğretme iddiası”ndan[189] uzak durma gayretiyle aktarıyoruz:

“Tarihten ve siyasetten ayrılınca felsefe metafizikten başka bir şey olmaz. Oysa praxis felsefesinin temsil ettiği çağdaş düşünüşün büyük başarısı, felsefenin somut olarak tarihselleştirilmesi ve tarihle özdeşleştirilmesidir.”[190]

“Praxis felsefesi, bütün bu kültür geçmişinin, Rönesans’ın, Reform’un, Alman felsefesinin ve Fransız Devrimi’nin, Kalvenizm’in, klasik İngiliz ekonomisinin, tüm çağdaş dünya görüşünün temelinde bulunan liberalizmin ve tarihsellik anlayışının açtığı yolda bir aşamadır. Praxis felsefesi halk kültürü ile yüksek kültür arasındaki karşıtlıkta diyalektikleşen bütün bu fikir ve ahlâk reformunun en yüce doruğudur. Bir sentez demektir.”[191]

“Marx, fikir planında, belki yüzyıllarca sürecek, yani devletin ortadan kalkacağı ve ‘sınıfsız’ toplumun kurulacağı zamana kadar gidecek olan bir çağı başlattı.”[192]

“Bir derecelendirme yapmak (hiyerarşi kurmak) üzere Marx’la İliç arasında bir paralellik kurmaya çalışmak budalaca, yararsız bir iştir: İkisi de iki aşamayı ifade ederler; aynı zamanda türdeşten heterojene bilim-eylem evresidir.”[193]

O hâlde Marksizm-Leninizmin dünyayı değiştiren bir eylem bilgisi (devrimci praksis) olduğunu asla unutmadan: “Bu halk cahil, bu halk bilinçsiz, bu halktan bir halt olmaz,” demenin doğru olmadığının altını ısrarla çiziyoruz.

Hayır! Onları, “Üç beş kelimeyle kandırılıyorlar,” diye küçümsemeye kalkışmak umudunu yitirmiş bir aymazlıktır.

1789 Fransa’sında Bastille’i, Versailles Sarayı’nı basanları; 1917’de Kışlık Saray’ın önündeki “Ekmek ve adalet istiyoruz,” haykırışlarını anımsamak yeter de artar bile!

Şimdi mesele “Artık savunma dönemi bitti, hücuma geçme zamanı,”[194] söyleminin de ötesine geçen eylemde!

Devrimcileri boy hedefine dönüştüren şiddet dalgası yükselirken; “Gelecek seçimlerin hangi koşullarda yapılacağı, yapılıp yapılmayacağı dahi belli değildir ama karanlık bir resmin şekillenmekte olduğu kesindir.”[195]

Bu tabloda “Rasyonel (neo-liberal) ekonomi yönetimine uygun, demokratik hakları ve özgürlükleri genişletecek reform beklentileri içinde olanlar, şimdi şok yaşıyor olmalılar. Seçimlere umut bağlayanların da kaderi farklı olmayacak!”[196]

Özetle “Muhafazakâr demokrat inkılâp”çıların,[197] “Yetmez Ama Evet”in kifayetsiz muhterislerinin[198] de görmesi gerektiği üzere, olağanüstü olağanlaştırılırken; totaliter rejim ancak kriz yönetimini sürekli kılarak istikrar kazanabilir. Bu nedenle “yumuşama”, “geri adım”, “seçim”, “yüklerinden kurtulmak” beklentileri ham hayallerdir.

Çünkü, “Rejim yolun sonundadır. Buradan gidecek başka bir yeri olmadığı, ülke siyasetinin de bir “kötü sonsuz” içine girdiği söylenebilir!  Ekonomi (cari açık, negatif rezervler, rekor düzeyde kısa dönemli dış borç, yoksulluk, işsizlik) ve pandemi birlikte kontrolden çıktılar; insanların yaşamlarını altüst etmeye devam ediyorlar. 

AKP rejimi, hem Rusya hem ABD iskemlelerine oturarak iş yapmaya çalışıyordu. Şimdi bu iki iskemle hızla birbirinden uzaklaşıyor, AKP rejiminin bu ülkelerle ilişkileri bozuluyor. Kanal İstanbul projesinin yanında Montrö Anlaşması’nı aniden gündeme getirdikten sonra AKP rejimi, bu iki iskemleye birden oturmaya daha ne kadar devam edebilir?

Peki, rejim bu noktadan nereye gidebilir? Her madde bağımlısı gibi dozu daha da artırmaya çabalamasını, artan dozun maliyeti karşısında daha da hırçınlaşmasını, içeride ve dışarıda daha büyük riskleri göze almasını bekleyebiliriz. ‘Kötü sonsuz’ derken bunu kastediyordum: Değişemeden, baskı ve şiddeti artırmaya, bir çıkış noktası sunamadan krizi derinleştirmeye devam eden bir süreç.”[199]

Evet, “Yeni bir normal(leşme)” beklentisi, karanlıkta ıslık çalmaktır. Soru(n)ları büyütüp, çoğaltarak bastırmaya gayret eden totalitarizm daha yıkıcı krizlerin yolunu açarak, bugünü kurtardığını zannediyor!

İktidarda kalma rejimlerinin öyküsü buyken; “İlk seçimde gidiyorlar” siyasi miyopluğuna hayır; “Açarsızlar”, “Zayıflar” türünden ucuzluklara son!

Amaçları devletin monolitik, toplumun korporatif örgütlenmesini sağlamakken; bu felaket gidişatını ancak emekçiler durdurabilir. Çözüm insanın insana kulluğuna “Hayır” diyen birleşik emek cephesindedir.

“Birlik” deyince; “omnis avis volat ad genus suum/ her kuş kendi cinsiyle uçar,” uyarısı göz ardı edilebilir mi?[200]

“Birlik, insanla madde (doğa-maddi üretim güçleri) arasındaki çelişkilerin diyalektik gelişmesinden doğar”ken;[201] “Her kapitalist ülke temel bir problemle karşı karşıyadır: Genel bir birleşik cephe taktiğinden ulusal hayatın somut problemlerini tarihsel olarak belirlenmiş hâlleriyle halk güçleri zemininde ele alan kendine özgü bir taktiğe geçiş problemi.”[202]

Söz konusu soru(n) ancak karakteristik çizgileri anti-emperyalist,[203] anti-faşist, anti-sömürgeci, anti-cinsiyetçi, ekolojik, politik özgürlüğün kazanılmasını hedefleyen eşitlikçi-özgürlük hattıyla aşılabilir.

Hiç birisisi, diğerine feda edilmesinin mümkün olmadığı ve edilemeyeceği anti-faşist, anti-sömürgeci, anti-cinsiyetçi, ekolojik özellikleri bağrında taşıyan politik özgürlük mücadelesi “demokrasi adına” ya da “günümüzün değişen koşulları”[204] söylenceleriyle emek/ eşitlik talebine sırt dönen soyut genellemelere kurban edilemez, edilmemelidir de!

Bunun için de anti-faşist, anti-sömürgeci, anti-cinsiyetçi, ekolojik özellikleri bağrında taşıyan politik özgürlük mücadelesi emek/ eşitlik talebine asla sırt dönmeden yüzünü başkaldıran insan(lık)ın tarihsel eylemliliğine, devrimci praksise çevirmelidir.[205] Malum insan(lık)ın en eski, en soylu niteliklerindendir başkaldırı.

Albert Camus’nün, “Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur,” notunu düştüğü ve Jürgen Habermas’ın da, “Zulüm gören bir halkın vahşi bir rejimden kurtarılması yüce bir eylemdir, siyasi hedeflerin en yücesidir,” diye tarif ettiği özgürlükçü başkaldırı; nedeni ve hatta sonucu ne olursa olsun büyük insan(lık) tarihinin aslî değerdir.

Bilindiği gibi, “Hayır demesini öğrenen biri” diye tanımlar[206] başkaldıran insan(lık)ı Albert Camus. 

Kolay mı? “Hayır” ya da başkaldırı öncelikle katlanılmaz bir haksızlığın yadsınmasına, sonra da bir hak inancına dayanır.

Haklı olduğumuz duygusu uyanmadıkça başkaldırı olmaz. Bundan ötürü başkaldıran insan(lık), her adımında benzersiz bilinç patlamalarının tarihini yazar. Bunun için de, “Bilinç, başkaldırıyla doğar.”

Her türlü “biat güzellemesi”ne karşı çıkışla müsemma başkaldırı için özgürlük vazgeçilmezken; özgürlük, ortadan kaldırılsa dahi başkaldırıyla, düşüncesiyle var olmaya devam eder.

“Olağanüstü karmaşık durumlar olmasaydı, devrimler hiçbir zaman patlak vermezdi,” diyen V. İ. Lenin’in, “Doğru olanı dürtü olmaksızın, hareket olmaksızın, ölüm sükûneti içinde, bir yalın imaj biçiminde hayal etmek olanaksızdır,”[207] vurgusunun altını çizerek dediklerimizi toparlarsak…

“Panta rei, oudei menei/ Her şey akar, hiçbir şey durmaz”ken; Server Tanilli’nin, “Tarih fotoğrafınızı bir kere çeker, dikkat edin gözleriniz kapalı çıkmasın,” uyarısını kulaklara küpe etmek gerek.

Düşünceler dünyayı davranışları etkileyebildiği ölçüde değiştirebilir. Davranış(lar)ımızla birlikte dünyayı değiştirmeyen bilgilerden de devrimci bir sonuç çıkmaz.

Max Frisch’in ifadesindeki üzere, “İnsan ancak kaybetme cesareti gösterdiğinde, her günü son günüymüş gibi yaşadığında gerçekten yaşar”ken; hiçbir başarısızlık, kararlılıkla başa çıkamaz!

Özetin özeti mi?

Kimileri Anton Çehov’un, ‘Altıncı Koğuş’undaki Doktor Andrey Yefimıç gibi, bizleri İvan Dmitriç’in “deliliği”yle mahkûm etmeye kalkışsa da tekrarlayalım:

“Belki doğru sözleri yerinde kullanarak konuşamıyorum, bana gülebilirsiniz ama yeni bir yaşamın ışıkları parlayacak, gerçekler, doğrular kötülüğü yenecek, bir gün bizim sokağa da bayram gelecek.”[208]

 

21 Nisan 2021 19:25:5, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Newroz, Şubat 2022…

[1] Ahmet Telli.

[2] Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev: Ergin Altay, Can Yay., 2019.

[3] Samed Behrengi, Küçük Kara Balık, çev: Haşim Hüsrevşahi, Can Çocuk Yay., 1999.

[4] George Orwell, 1984, çev: Celâl Üster, Can Yay., 1984, s.235.

[5] Jack London.

[6] Jean Baudrillard.

[7] Fikret Başkaya, “Asıl Terör Devlet Terörüdür”, Kaldıraç, No:185, Aralık 2016, s.120-121.

[8] Murat Çakır, “Terör: Emperyalizmin Meşru Egemenlik Aracı”, Politika, Yıl:2, No:30, 11 Nisan 2016, s.16-17.

[9]  “Diyanet: Dünyanın Paris İçin Ayağa Kalkmasını İbretle İzledik”, Cumhuriyet, 14 Ocak 2015, s.9.

[10] Nuray Mert, “Fukara Tesellisi: ‘Gerçek İslâm Bu Değil’...”, 8 Ocak 2015... http://www.duyarsiz.org/makale/fukara-tesellisi-gercek-İslâm-bu-degil_m73.htm

[11] Turan Eser, “Görelim Kaç ’Gerçek İslâm’ Varmış!: Baga’nın Siyah Cesetleri ve Paris’in Charlie Hebdo’su”, http://www.birgun.net/news/view/baganin-siyah-cesetleri-ve-parisin-charlie-hebdosu/11932

[12] Ender İmrek, “Je suis Charlie ya da Müslüman Mahallesindeki Yas!”, Evrensel, 10 Ocak 2015... http://www.evrensel.net/yazi/73146/je-suis-charlie-ya-da-musluman-mahallesindeki-yas

[13] Orhan Kemal Cengiz, “Gerçek İslâm Hangisi?”, Bugün, 10 Ocak 2015… http://www.bugun.com.tr/gercek-İslam-hangisi-yazisi-1432147

[14] Murat Sevinç, “Hiçbiri Gerçek Müslüman Değilse, Gerçeği Nerede?”, 9 Ocak 2015… http://alternatifsiyaset.net/2015/01/09/murat-sevinc-hicbiri-gercek-musluman-degilse-gercegi-nerede/

[15] Murat Paker’in, “Bir Fanatik Fantezi Olarak ‘Gerçek İslâm Bu Değil’…”, T24, 12 Ocak 2015... http://t24.com.tr/yazarlar/murat-paker/bir-fanatik-fantezi-olarak-gercek-İslâm-bu-degil,11020

[16] Mehveş Evin, “Sorun ne Charlie ile Başlıyor, ne de Bitiyor”, 14 Ocak 2015… http://haber.sol.org.tr/medya/milliyetten-charlie-hebdo-sansuru-mehves-evinin-yazisi-internetten-de-kaldirildi-105236

[17] Oral Çalışlar, “İyi Müslüman, Kötü Müslüman”, Radikal, 12 Ocak 2015… http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/iyi_musluman_kotu_musluman-1270238

[18] Murat Aksoy, “Müslümanların Temel Açmazı”, Millet, 12 Ocak 2015… http://www.millet.com.tr/muslumanlarin-temel-acmazi-yazisi-1265481

[19] Edmund Burke.

[20] Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Ecinniler, çev: Mazlum Beyhan, Türkiye İş Bankası Yay., 2012.

[21] “Türkiye’deki Yolsuzluk Dünyanın Dilinde”, Cumhuriyet, 5 Aralık 2014, s.4.

[22] “Yolsuzluk, Krizle İkiye Katlandı”, Radikal, 9 Haziran 2010, s.4.

[23] “Yolsuzluğun Dünya Haritası”, Gelecek, No:131, 26 Aralık 2014, s.16-17.

[24] İlker Demir, “Haksız Kazanç Kapitalizmin Mayasıdır”, Taraf, 1 Ocak 2014, s.12.

[25] Halil Cibran.

[26] “Göçmen Trajedisi Her Geçen Yıl Katlanıyor”, Birgün, 18 Aralık 2020, s.4.

[27] Senem Görür, “Suç Örgütleri Giderek Göçmen Çocukları Hedef Alıyor”, 21 Nisan 2021… https://medyascope.tv/2021/04/21/suc-orgutleri-giderek-gocmen-cocuklari-hedef-aliyor-the-guardian-ve-lost-in-europeun-hazirladigi-calismaya-gore-avrupada-2018den-bu-yana-gunde-17-cocuk-gocmen-kayboluyor/

[28] “Meksika’dan ABD’ye Geçmeye Çalışan Çocuk Sayısı 2021’de 9 Kat Arttı”, 20 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/meksikadan-abdye-gecmeye-calisan-cocuk-sayisi-2021de-9-kat-artti/

[29] Fyodor Mihayloviç Dostoyevski.

[30] İsmail Beşikçi, “TC, Kürtlerin Yokluğu Üzerine Kurulmuştur”, Sosyalist Mezopotamya, No:1, Mart 2018, s.7-9.

[31] “Güzel Kürtçemizi Öğrenmek İstiyorum”, Vatan, 26 Ocak 2015, s.15.

[32]  “Hakan Fidan’ın Akrabaları Artık BDP’li”, Cumhuriyet, 12 Mart 2014, s.5.

[33] Aslı Aydıntaşbaş, “Kandil Görüşmelerinin Perde Arkası”, Milliyet, 23 Mayıs 2011, s.17.

[34] “Hükümet Yetkilileri de Görüşmedeydi”, Cumhuriyet, 27 Ekim 2011, s.4.

[35] “MİT’le Değil, Devletle Görüştük”, Cumhuriyet, 15 Şubat 2012, s.7.

[36] “Aydar: Olay, PKK-Devlet Görüşmesidir”, Cumhuriyet, 28 Ekim 2011, s.4.

[37] Ayşe Sayın, “Demirtaş: Devlet KCK İle Görüştü”, Cumhuriyet, 14 Eylül 2011, s.4.

[38] “İmralı’da Hava Yumuşak”, Radikal, 9 Temmuz 2011, s.14-15.

[39] Deniz Zeyrek, “… ‘Yeni Anayasa’ Vaadiyle İkna Edildi”, Radikal, 9 Temmuz 2011, s.14-15.

[40] TESEV’in Demokratikleşme Programı kapsamında gazeteci Cengiz Çandar’ın hazırladığı “Dağdan İniş-PKK nasıl silah bırakır?” başlıklı rapor 24 Haziran 2011’de düzenlenen toplantıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Rapora göre Türkiye’nin Abdullah Öcalan ile doğrudan ve dolaylı görüşmelerinin 20 yıllık bir tarihi var. Raporda Öcalan’la ilk temasın Şam’da yaşadığı 1992-1993 döneminde, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yakın ilişki içerisinde olduğu Celal Talabani aracılığıyla kuruldu. Talabani, Özal ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in bilgisi dahilinde PKK’nın silah bırakması için girişimlerde bulundu.

- Abdullah Öcalan ile ikinci temas Başbakan Necmettin Erbakan tarafından 1996 yılında kuruldu. Erbakan resmi sıfat taşımayan aracılar vasıtasıyla Öcalan’la çatışmaların durdurulması ve çözüm aranması amacıyla sözlü ve yazılı mesajlar gönderdi. Fakat 28 Şubat süreciyle birlikte Başbakanlığı bırakmak zorunda kalınca bu süreç de bitmiş oldu.

- Üçüncü temas ise Erbakan’ın Başbakanlık’tan uzaklaştırılmasında başrolü oynayan askerler aracılığıyla gerçekleştirildi. Genelkurmay’ın üst rütbeli subayları tarafından “dolaylı olarak” yürütülen görüşmeler, 1997’de Bursa Cezaevi’nde yatmakta olan PKK’nın lider kadrolarından Sabri Ok ve Muzaffer Ayata üzerinden yapıldı. Telefonla, Şam’daki Öcalan’la görüşen Ok ve Ayata, Öcalan’ı askerlerin yaklaşımının ciddiyetine ikna etti. Öcalan avukatlarıyla yaptığı görüşmede bu girişimi şöyle anlatıyor:

“Karadayı ve Kıvrıkoğlu, her ikisi de savaşı sınırlandırmak istiyorlardı. Onlar da silahların susmasını, çatışmaların bitmesini, silahlı güçlerin bir yere toplanmasını, ondan sonra çözüme dair her şeyin konuşulabileceğini söylüyorlardı. Bize de haber gönderdiler.”

- Öcalan’la görüşmelerin dördüncü dönemi ise Öcalan yakalandıktan sonra cezaevinde başladı. Burada yüzyüze görüşmeler yapıldı. İlk görüşmeler 1999-2001 yılları arasında askerler tarafından gerçekleştirildi.

- Rapora göre, “beşinci dönem” olarak nitelendirilen 2002-2005 arasındaki dönemde Öcalan’la “daha öncekilerden farklı” askeri kadrolar görüştü.

- 2005 yılından itibaren “Devlet-Öcalan” görüşmeleri, “Asker-Öcalan” görüşmeleri olmaktan çıkmaya başladı. Hükümetin desteğiyle MİT de Öcalan’la görüşmeye başladı. Dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Emre Taner, İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüştü. Ayrıca, hükümetin talebi üzerine Celal Talabani de devreye girdi.

- Hakan Fidan’ın 2010 yılında MİT Müsteşarı olmasıyla birlikte, Devlet-Öcalan görüşmelerinde “7. Dönem” başladı. Bu dönemde “devlet heyeti” şeklinde yapılan görüşmelere Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nden bürokratlar da katıldı. (“İşte Devlet-Öcalan Görüşmelerinin Tarihi”, Milliyet, 25 Haziran 2011, s.20.)

[41] “KCK’nin Ne Olduğunu Bilmiyorum”, Cumhuriyet, 9 Mart 2012, s.5.

[42] William Shakespeare.

[43] Kanat Atkaya, “Bu mudur Adalet?”, Hürriyet, 11 Temmuz 2017, s.6.

[44] Oğuz Yıldız, “Soma Faciasından Kurtulan Madenci: Müfettiş Gelmeden Önce Hazırlık Yapıyorduk”, Cumhuriyet, 28 Ağustos 2015, s.3.

[45] Taylan Yıldırım, “Baca Skandalı”, Hürriyet, 22 Şubat 2016, s.11.

[46] Emre Döker, “Katliamın Tanıkları Konuşuyor: Köpek Gibi Azarlanıyorduk”, Cumhuriyet, 15 Ekim 2015, s.15.

[47] Yavuz Özden-Meriç Tafolar, “Yeni Denetimsiz Madenler Açılıyor”, Milliyet, 15 Mayıs 2015, s.22.

[48] “AYM’den Soma Kararı: Yeniden Yargılama Yapılmalı”, Yeni Yaşam, 5 Ağustos 2020, s.4.

[49] Émile Zola, Germinal, çev: Volkan Yalçıntoklu, Can Yay., 2011.

[50] Jack London, Demir Ökçe, çev: Levent Cinemre, İş Bankası Kültür Yay., İş Bankası Kültür Yay., 2013.

[51] Vergilius (Publius Vergilius Maro), Çiftçilik Sanatı-Yunan ve Latin Klasikleri, çev: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yay., 2015.

[52] Jean Paul Sartre.

[53] Augustinus.

[54] “Bizler çoğu kez, insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız! Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye, neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye, neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda? Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye, neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum!” (Fidel Castro.)

[55] Yalçın Doğan, “Darbe Liderine ‘Hayır’ Dedi”, Hürriyet, 11 Temmuz 2015, s.22.

[56] Napoleon Hill.

[57] Örsan K. Öymen, “Din ve Ahlâk”, Cumhuriyet, 23 Kasım 2020, s.12.

[58] ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, ilk kez düzenli ibadet edenlerin oranı yüzde 50’nin altına düştü. Ülkedeki kilise üyeliği oranın 1937’de yüzde 70’in üzerinde olduğunu belirten Gallup, bugünlerde bu oranın yüzde 47’lere gerilediğini aktardı. (“ABD’de Düzenli İbadet Edenlerin Oranı İlk Kez Yüzde 50’nin Altına Düştü”, 5 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/abdde-duzenli-ibadet-edenlerin-orani-ilk-kez-yuzde-50nin-altina-dustu/)

[59] “Erdoğan’dan Tehdit: 400 Vekili Verin, Bu İş Huzur İçinde Çözülsün”, Evrensel, 2015… https://www.evrensel.net/haber/107046/erdogandan-tehdit-400-vekili-verin-bu-is-huzur-icinde-cozulsun

[60] William James.

[61] Metin Yeğin, “Parlamento Eşeğin Olsun!”, Gündem, 12 Mart 2015, s.13.

[62] Haluk Yurtsever, Tarihten Güncelliğe Sınıf Savaşları ve Devlet, Yordam Kitap, 2006, s.198.

[63] Jean Paul Sartre.

[64] Yadigar Aygün, “Düşleri Miras Kaldı…”, Yeni Yaşam, 20 Temmuz 2020, s.9.

[65] Napoleon Hill.

[66] Begüm Dönmez Ersöz, “Demokrasi Kuşatma Altında”, Cumhuriyet, 4 Mart 2021, s.9.

[67] Örsan K. Öymen, “Halkçılık ve Popülizm”, Cumhuriyet, 3 Aralık 2018, s.9.

[68] Bernard Shaw, İnsan/Üstüninsan, çev: Halikarnas Balıkçısı, Bilgi Yayınevi, 2017.

[69] “Devlet daima bir tür seyirlik gösteri olmuştur. Ancak dünün tiyatro-devleti bugünün TV-devletinden çok farklıydı.” (Eric J. Hobsbawm, Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı, çev: Yavuz Aloğan, Everest Yay., 2006.)

“Belirtmek gerekir ki, etkili ölçüdeki bir basın özgürlüğünü, yurttaş haklarını ve bağımsız yargıyı teminat altına alan şey seçim demokrasisi değildir.” (Eric J. Hobsbawm, Küreselleşme, Demokrasi ve Terörizm, çev: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, 2008.)

[70] Andery Tarkovski.

[71] Alvin Toffler, Üçüncü Dalga- Bir Fütürist Ekonomi Analizi Klasiği, çev: Selim Yeniçeri, Koridor Yay., 2018.

[72] Hallac-ı Mansur.

[73] Yusuf Gürsucu, “Davos’un Fotoğrafı: Kapitalizm Çaresiz”, Yeni Yaşam, 4 Mart 2021, s.8.

[74] Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün 2019 raporuna göre, yıllık küresel askeri harcama 1 trilyon 900 milyarı bulmuştu. (“Milyonlarca İnsan Açlıktan Ölme Tehlikesiyle Karşı Karşıya”, 20 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/milyonlarca-insan-acliktan-olme-tehlikesiyle-karsi-karsiya/)

[75] www.oxfam.org

[76] Mustafa Kumanova, “Zenginler ve Yoksullar”, 8 Şubat 2021… https://www.avrupademokrat.com/zenginler-ve-yoksullar-mustafa-kumanova/

[77] “Küresel Gıda Fiyatları Bir Ayda Yüzde 4.3 Arttı: Kıtlık Kapıyı Çaldı”, Birgün, 5 Mart 2021, s.13.

[78] “Yeni Yılda Daha Fazla Açlık Riski”, Birgün, 1 Mart 2021, s.4.

[79] Arundhati Roy.

[80] Tuğçe Tatari, “Eşitsizlik Politik Bir Tercihtir”, 27 Ocak 2021… https://t24.com.tr/yazarlar/tugce-tatari/esitsizlik-politik-bir-tercihtir,29626

[81] “Covid-19 Döneminde Türkiye’de Dolar Milyarderlerinin Serveti 15 Milyar Dolar Arttı!”, 7 Nisan 2021… http://arastirma.disk.org.tr/?p=5496

[82] “Dünyanın En Zenginleri Listesi Açıklandı”, 6 Nisan 2021... https://m.nerinaazad.cc/tr/news/life/people/dunyanin-en-zenginleri-listesi-aciklandi

[83] Hayri Kozanoğlu, “Servet Vergisi Hemen Şimdi: Yüzde 98.5’e Karşı Yüzde 1.5”, Birgün, 15 Aralık 2020, s.13.

[84] “BM Uyardı: 20’den Fazla Ülkede Akut Açlık Artacak”, 24 Mart 2021… https://www.avrupademokrat.com/bm-uyardi-20den-fazla-ulkede-akut-aclik-artacak/

[85] “Yoksullar Salgın ve Gıda Kriziyle Boğuşuyor”, Birgün, 9 Şubat 2021, s.4.

[86] Ignazio Silone.

[87] “BM: ‘Modern Köle’ Sayısı Arttı”, Yeni Yaşam, 11 Eylül 2019, s.9.

[88] “Dünyada 40 Milyon ‘Modern Köle’ Var”, Birgün, 11 Eylül 2019, s.2.

[89] “Körfez Ülkelerinde Binlerce Yabancı Köle Olarak İnternette Satılıyor”, 31 Ekim 2019… http://direnisteyiz27.org/korfez-ulkelerinde-binlerce-yabanci-kole-olarak-internette-satiliyor/

[90] Leonardo Sakomoto, “Modern Köleciliğin İzinde”, Birgün, 3 Şubat 2020, s.5.

[91] “72 Milyon Çocuk Cinsel Şiddet Riski Altında”, 18 Şubat 2021… https://www.avrupademokrat.com/72-milyon-cocuk-cinsel-siddet-riski-altinda/

[92] “Avrupa’da En Az 18 Bin Sığınmacı Çocuk Kayıp”, 18 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/avrupada-en-az-18-bin-siginmaci-cocuk-kayip/

[93] “Almanya’da 1579 Sığınmacı Çocuk Kayıp”, 24 Ocak 2021… https://www.avrupademokrat.com/almanyada-1579-siginmaci-cocuk-kayip/

[94] “Verem, Hâlâ Dünyadaki İlk 10 Ölüm Sebebinden Biri”, Birgün, 9 Ocak 2019, s.2.

[95] Andery Tarkovski.

[96] “OHAL Darbesi Kalıcılaştı”, Yeni Yaşam, 19 Temmuz 2020, s.8.

[97] “AKP Kendi Kontrgerillasını İnşa Ediyor”, Kızıl Bayrak, No: 2018/1, 5 Ocak 2018, s.3.

[98] “Mafyanın Devletleşmesi, Devletin Mafyalaşması”, Devrimci Duruş, No:93, Ocak 2021, s.5.

[99] Cihan Gün, “Sarayın İdeolojik Mühendislik Aygıtı Olarak Diyanet”, Atılım, Yıl:5, No:310, 19 Ocak 2018, s.16.

[100] Örsan K. Öymen, “Türkiye İslâm ‘Cumhuriyeti’!”, Cumhuriyet, 23 Aralık 2019, s.12.

[101] Aydın Engin, “Niye Yeni Bir Devlet Kursunlar ki?”, Cumhuriyet, 7 Ağustos 2017, s.10.

[102] Ergin Yıldızoğlu, “Siyasal İslâmda Arzu ve Korku”, Cumhuriyet, 28 Aralık 2020, s.12.

[103] Aydın Engin, “İslâmo-Faşizan Bir İktidarın Eşiğinde”, 22 Mart 2021… https://t24.com.tr/yazarlar/aydin-engin/İslâmo-fasizan-bir-iktidarin-esiginde,30318

[104] Ergin Yıldızoğlu, “Totaliter Rejim Burada, Muhalefet Nerede?”, Cumhuriyet, 8 Şubat 2021, s.11.

[105] Carl Gustav Jung, Keşfedilmemiş Benlik, çev: Canan Ener, Barış İlhan Yayınevi, 2013.

[106] Francis Bacon, Antik Bilgelik, çev: Murat Can Mutlu, 1984 Yayınevi, 2020, s.18.

[107] Sinan Tartanoğlu, “İki Yıllık OHAL’in Bilançosu: Demokrasi Ayaklar Altında”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 2018, s.10.

[108] Nurcan Gökdemir, “Erdoğan Evren’i Tam 70’e Katladı”, Birgün, 22 Mart 2021, s.8.

[109] Işık Kansu, “SADAT’tan Gladyo Eğitimi”, Cumhuriyet, 10 Ocak 2021, s.4.

[110] “İktidarın SADAT Sessizliği”, Cumhuriyet, 12 Ocak 2021, s.6.

[111] Nurcan Gökdemir, “Diyanet’ten Derneklere Vakıflara Milyarlık Destek”, Birgün, 12 Mart 2019, s.6.

[112] “Diyanet, 5 Bin Personel İçin İlan Açtı”, Birgün, 26 Eylül 2020, s.8.

[113] Sefa Uyar, “Yasadışı Olarak Varlığını Sürdüren Medreselerde Ortaçağ Düzeni”, Cumhuriyet, 12 Nisan 2021, s.4.

[114] “Bekçi Sayısı 30 Bine Dayandı”, Birgün, 27 Kasım 2020, s.8.

[115] “10 Yılda Yapılan Kütüphane Sayısı Kaç?”, 15 Ekim2017… https://gunlukbakis.com/2017/10/15/10-yilda-yapilan-kutuphane-sayisi-kac/

[116] Mustafa M. Bildircin, “Cezaevlerine 10, Öğrenci Yurtlarına 1 Yatak Eklendi”, Birgün, 27 Mart 2021, s.7.

[117] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 1. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[118] Abdülhak Şinasi Hisar, Çamlıca’daki Eniştemiz, Yapı Kredi Yay., 2005.

[119] Üstün Dökmen, “Pis Hurma Sendromu”, Cumhuriyet, 14 Nisan 2021, s.2.

[120] “Suçlar Arttı”, Sözcü, 13 Şubat 2021, s.3.

[121] İpek Özbey, “Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu: İYİ Parti MHP ile Birleşsin İsteniyor”, Cumhuriyet, 19 Ekim 2020, s.9.

[122] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, çev: Adnan Cemgil, Belge Yay., 2011.

[123] Bertolt Brecht.

[124]  “Türkiye Son 10 Yılda Özgürlüklerin En Çok Gerilediği Ülkelerden”, 3 Mart 2021… https://www.avrupademokrat.com/turkiye-son-10-yilda-ozgurluklerin-en-cok-geriledigi-ulkelerden/

[125] “İşte ‘AKP İktidarının Hak İhlâlleri Karnesi’…”, Cumhuriyet, 10 Aralık 2018, s.5.

[126] Hüseyin Şimşek, “875’i Çocuk 41 Bin Kişi Öldürüldü”, Birgün, 17 Ocak 2020, s.7.

[127] Çağrı Sarı, “Bir Yılda 2 Bin 634 Kişi İşkence Başvurusu Yaptı”, Evrensel, 20 Ocak 2020, s.3.

[128]  “3 Yılda 332 Kez Sokağa Çıkma Yasağı”, Cumhuriyet, 4 Ocak 2019, s.6.

[129] “157. Sıraya Demir Attık”, Cumhuriyet, 19 Nisan 2019, s.9.

[130] “Türkiye Basın Özgürlüğünde 153’üncü Sırada”, 20 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/turkiye-basin-ozgurlugunde-153uncu-sirada/

[131]  “Cezaevlerinde Hak İhlâlleri Artıyor”, Yeni Yaşam, 13 Ekim 2020, s.5.

[132] “743 Çocuk İşlemediği Suçlardan Dolayı Cezaevinde”, Evrensel, 23 Kasım 2018, s.4.

[133] Gülcan Dereli, “Maltepe Sübyan’da Pozantı Yaşanıyor”, Yeni Yaşam, 18 Eylül 2020, s.9.

[134] Jack London.

[135] José Saramago, Defterler, çev: Nesrin Akyüz, Kırmızı Kedi Yay., s.233.

[136] Thomas More, Ütopya, çev: Vedat Günyol-Mina Urgan-Sabahattin Eyüboğlu, İş Bankası Kültür Yay., 2006.

[137] Jorge Luis Borges.

[138] Reyhan Hacığlu, “Ekonomik Harakiri Yapıldı”, Yeni Yaşam, 28 Mart 2021, s.8.

[139] Özlem Ermiş Beyhan, “Türkiye Borçlanmada Şampiyon Olacak!”, Sözcü, 4 Nisan 2021, s.6.

[140] Ozan Gündoğdu, “Krizin Fitili Pandemiden Önce Ateşlenmişti”, Birgün, 25 Şubat 2021, s.13.

[141] Özgen Acar, “Kalkınıyormuşuz!”, Cumhuriyet, 5 Mart 2021, s.12.

[142] Erdem Sevgi1, “Her Alanda Gerileme”, Cumhuriyet, 11 Mart 2021, s.4.

[143] “Günde 273 Esnaf Battı”, Cumhuriyet, 26 Ocak 2021, s.11.

[144] “Esnafın Yüzde 86’sı Borçlarını Ödeyemedi”, Birgün, 2 Mart 2021, s.13.

[145] Özlem Ermiş Beyhan, “Milli Gelire Göre 8 Kat Fazla Ödüyoruz”, Sözcü, 3 Ocak 2021, s.7.

[146] “Cezalar Rekora Koşuyor”, Cumhuriyet, 20 Aralık 2020, s.11.

[147] Fyodor Mihalyoviç Dostoyevski, Ölü Bir Evden Hatıralar, çev: Ergin Altay, İletişim Yay., 2017.

[148] Hüseyin Şimşek, “Bakan Selçuk’a Görünmüyor: Yoksulluk Sorunu Yokmuş!”, Birgün, 12 Aralık 2020, s.7.

[149]  “Esnaf Nuri Çengeloğlu, Maddi Sıkıntılardan Ötürü Yaşamına Son Verdi”, Cumhuriyet, 26 Mart 2021, s.12.

[150] Özge Güneş, “Yeterli Beslenmek Haktır”, Birgün, 2 Mart 2021, s.2.

[151] Şehriban Kıraç, “Hande Tibuk: Ekmeğe Muhtaçlar”, Cumhuriyet, 17 Mart 2021, s.11.

[152] “BİSAM: Martta Açlık Sınırı 2 Bin 716 TL, Yoksulluk Sınırı 9 Bin 395 TL Oldu”, 15 Nisan 2021… https://direnisteyiz28.org/bisam-martta-aclik-siniri-2-bin-716-tl-yoksulluk-siniri-9-bin-395-tl-oldu

[153] Olcay Büyüktaş, “Sevindirmeyen Zam!”, Cumhuriyet, 15 Nisan 2021, s.10.

[154] “Türk-İş: Yeni Açlık Sınırı 2 Bin 736 TL”, Cumhuriyet, 27 Mart 2021, s.11.

[155] Nuray Tarhan, “Yoksullar Ligine Doğru İlerliyoruz”, Sözcü, 3 Mart 2021, s.7.

[156] “BM Dünya Mutluluk Raporu Yayımlandı: Türkiye 104. Sıraya Geriledi”, Birgün, 20 Mart 2021, s.10.

[157] “Milletvekili Ömer Fethi Gürer: Faturasını Ödemeyen Aboneliği İptal Etti”, Karar, 26 Mart 2021, s.5.

[158] Jean Jacques Rousseau.

[159] Havva Gümüşkaya, “Dış Borç Cumhuriyet Tarihinin Rekorunu Kırdı!”, Birgün, 1 Nisan 2021, s.11.

[160] “Dış Borçta Rekor Kırıldı”, Birgün, 18 Mart 2021, s.11.

[161] Aytunç Erkin, “80 Yılda 131 Milyar Borç Yaptık 18 Yılda ise 304 Milyar Dolar!”, Sözcü, 2 Mart 2021, s.14.

[162] Erinç Yeldan, “Bitmeyen Masal: Yapısal Reform”, Cumhuriyet, 17 Mart 2021, s.11.

[163] Deniz Ayhan, “34 Milyon Kişinin Banka Borcu Var”, Sözcü, 7 Mart 2021, s.6.

[164] “İki Yetişkinden Birinin Bankalara Borcu Var”, Birgün, 26 Şubat 2021, s.11.

[165] “İhtiyaç Aynı Ama Kredisi Patladı”, Birgün, 12 Haziran 2020, s.13.

[166] “Yaşamak İçin Borçlanıyoruz”, Birgün, 19 Mart 2021, s.13.

[167] Mustafa Çakır, “İhtiyaç Kredileri Rekor Kırdı”, Cumhuriyet, 12 Nisan 2021, s.11.

[168] “Zirveye Çıkan Borç Düzeyi Korkuttu”, Cumhuriyet, 28 Mart 2021, s.11.

[169] Henry David Thoreau.

[170] “DİSK-AR: İşsizlik Oranı Yüzde 28.3”, 13 Nisan 2021… https://direnisteyiz28.org/disk-ar-issizlik-orani-yuzde-283

[171] Bülent Falakaoğlu, “… ‘Ekonomi İyiye Gidiyor’ Tezini İşsizlik Doğrulamıyor, İyileşmiyoruz Eriyoruz”, Evrensel, 11 Şubat 2020, s.6.

[172] “İş Umudu Tükendi”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2020, s.9.

[173] Alev Coşkun, “Faiz İnadının Ağır Bedeli”, Cumhuriyet, 27 Kasım 2020, s.9.

[174] Ignazio Silone.

[175] Nurcan Gökdemir, “Kamuya Zarar Şirketlere Hep Kâr”, Birgün, 7 Mart 2021, s.9.

[176] Ayşen Şahin, “Yatacak Yeri Olmayanlar”, Evrensel, 4 Nisan 2021, s.8.

[177] “Yap-İşlet-Devret modeli ile hayata geçirilen ödeme garantili projeler, Hazine’nin sırtında yük olmaya devam ediyor. Açıklanan rakamlara göre geçmeyen her araca 37.8 dolar garanti verilen Osmangazi Köprüsü için Hazine ilk 2021’in 6 ay için, 1 milyar 750 milyon liralık ödeme yapacak. Bu para vatandaştan toplanan vergilerden ödenecek. Kars’ta yaşayıp köprünün sadece fotoğrafını gören bir kişi bile Osmangazi Köprüsü’nün parasını ödüyor. Bu rakam 83 milyona bölündüğünde yılın ilk 6 ayında yeni doğan bebekler bile köprüye verilen garanti ücretten dolayı 21 TL ödemiş oluyor.” (Uğur Enç, “Osmangazi’ye 6 Ay İçin 1.75 Milyar TL Ödenecek”, Sözcü, 12 Mart 2021, s.7.)

[178] Ozan Gündoğdu, “Halkı Köprü’ye Hapsettiler”, Birgün, 12 Mart 2021, s.13.

[179] Başak Kaya, “Tünel 54.8 Milyon Dolar Daha Yuttu”, Sözcü, 7 Mart 2021, s.7.

[180] Ergün Demir-Güray Kılıç, “Şirketlere Milyar Liralar Ödendi”, Birgün, 22 Mart 2021, s.2.

[181] İsmail Arı, “Koruma Kalkanına Yılda 263 Milyon TL”, Birgün, 2 Mart 2021, s.9.

[182] Mustafa Çakır, “Mart’ta Bir Önceki Aya Göre 4 Kat Harcama Yapıldı”, Cumhuriyet, 15 Nisan 2021, s.12.

[183] Mustafa Çakır, “Saray’ın Ödeneği Arttı”, Cumhuriyet, 16 Mart 2021, s.9.

[184] Mustafa M. Bildircin, “Yıllık 11 Milyar TL Bile Dayanmıyor”, Birgün, 7 Mart 2021, s.8.

[185] “Hayatta kalmayı değil, yaşamayı istiyoruz.”

[186] Paulo Coelho, Simyacı, çev: Özdemir İnce, Can Yay., 2010.

[187] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, çev: Adnan Cemgil, Belge Yay., 2011, s.136.

[188] yage, s.40.

[189] “Size öğretecek hiçbir şeyim olmadığını öğretmek zorundayım; ben dinleyicilerim için buna bir şey daha ekliyorum: Ne istediklerini ve neticede benim sözlerimin kendileri için hangi anlama bürünebileceğini bilmek onlara düşüyor.” (Jacques Ranciere, Cahil Hoca-Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders, çev: Savaş Kılıç, Metis Yay., 2020.)

[190] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, çev: Adnan Cemgil, Belge Yay., 2011, s.131.

[191] yage, s.75.

[192] yage, s.62.

[193] yage, s.62.

[194] İlayda Kaya, “Alper Taş: Acilen ‘Sol’a İhtiyaç Var”, Cumhuriyet, 30 Aralık 2019, s.2.

[195] Ergin Yıldızoğlu, “Safları Sıklaştırma Zamanı”, Cumhuriyet, 28 Ocak 2021, s.11.

[196] Ergin Yıldızoğlu, “Bu Gidiş Nereye?”, Cumhuriyet, 22 Mart 2021, s.11.

[197] “Muhafazakâr Demokrat İnkilâp 1946-1983 ve Sonunda 3 Kasım”, Birikim Dergisi, No:163-164, Kasım Aralık 2002.

[198] Unutanlar için “Yetmez Ama Evet”çi Ahmet Altan’ın ‘Taraf’ta attığı manşetlerden bazılarını hatırlatayım: “Fatih Camii Bombalanacaktı”… “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı”… “Teşekkürler Zekeriya Öz”! (Aktaran: Zülal Kardelen, “Ahmet Altan ne Demokrasi Kahramanıdır ne de Gazeteci”, 20 Nisan 2021, s.8.)

[199] Ergin Yıldızoğlu, “AKP: Yolun Sonundan Nereye Doğru?”, Cumhuriyet, 19 Nisan 2021, s.11.

[200] “Küçük ve orta burjuvazi aslında kapitalizmin kendi ekonomik ve politik erkini korumak için kullandığı; çürümüş, aşağılık ve yozlaşmış insanlar güruhudur.” (Antonio Gramsci, Komünist Partiye Doğru, çev: Celal A. Kanat, Belge Yay., 1998, s.32.)

[201] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, çev: Adnan Cemgil, Belge Yay., 2011, s.83.

[202] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 4. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[203] PKK liderlerinden Murat Karayılan, İsrail’in sağ eğilimli ‘Jerusalem Post’ gazetesinde Hadeel Oueis ve Jonathan Spyer imzasıyla yayımlanan söyleşisinde, PKK’nin ABD’nin “terör örgütleri listesi”nde yer alması ve kendi başına ödül koymasıyla ilgili soruya, ABD’nin kendileri hakkında yanlış bilgilendirildiğini savunarak yanıt verip; Washington’a PKK’yi bu listeden çıkarma çağrısında bulunarak; ABD’yi asla hedef almadıklarını vurguladı.

“Sovyetler Birliği artık yok. Sizinle aynı ideolojiyi paylaşan Suriyeli Kürtler Amerika’nın bu ülkedeki tek müttefiki. Amerika’yı hâlâ sizin arzularınıza karşı savaşan emperyalist bir devlet olarak görüyor musunuz?” sorusu üzerine Karayılan, ABD ile ilişki kurulmasına karşı olmadıklarını, hatta “ABD ile tüm Kürtler arasındaki muazzam ilişkileri tamamen desteklediklerini” söyledi.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, “Sovyetler Birliği demokrasiye sahip olmadığı için yıkıldı, ABD ise demokrasiye sahip olduğu için ayakta” dediğini aktaran Karayılan, “Rojavalı ve Rojhılatlı Kürtleri, ABD ile ilişki kurmaları için teşvik ediyoruz,” dedi.

SSCB’nin dağılmasıyla ilgili olarak da, Sovyet ideolojisini eleştirdiklerini kaydederek, “PKK’yi kurduğumuzda Marksist-Leninizm bir akımdı ve biz de bu fikirlerden etkilendik. Ancak biz Sovyet ideolojisini eleştirdik. Bu yüzden Sovyetler Birliği çöktüğünde olumsuz etkilenmedik, çünkü onlardan her zaman uzak durduk” yorumunu yaptı. (“Sovyetler’e Uzak Durduk, ABD’ye Düşman Olmadık”, Birgün, 28 Kasım 2020, s.9.)

[204] “Demokrasi ile sosyalizm el ele yürürler. Günümüzün koşullarında demokrasi ile sosyalizm birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarını dönüşmüştür. Günümüzdeki eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak için getirilen çözümler 19’uncu yüzyıldakinden farklıdır. Örneğin, 19’uncu yüzyıldaki üretimin kamusallaştırılması görüşü, sermayenin sınır tanımadığı günümüzde çözüm olamaz. Demokrasinin, ekonomik altyapıya bağlı bir üstyapı olduğu görüşü de günümüz için geçerli değildir.

Günümüzün değişen koşulları karşısında solun görevi, liberal demokratik ideolojiyi terk etmek değil, tersine liberal demokrasiyi benimseyerek onu katılımcı, çoğulcu bir yapıya dönüştürmek, başka bir deyişle demokrasiyi demokratikleştirmektir.

Bu amaçla solun yapması gereken, baskıya, tahakküme karşı mücadele veren bütün grupları birleştirici bir rol oynamak, bütün bu mücadeleleri bir siyasal proje çevresinde birleştirmek, tahakkümsüz, özgürlük ve eşitliğe dayanan yeni bir toplum inşa etmek olmalı.” (Gamze Akdemir, “Rıza Türmen: Otoriter İktidar Çürüyor!”, Cumhuriyet Kitap, No:1626, 15 Nisan 2021, s.8.)

[205] “Düşünce’ye ve Eylem kapasitesine sahip çok az insan vardır. Düşünce genişler ama eksilir: Eylem canlanır ama daralır.” (Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 2. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.)

[206] Albert Camus, Başkaldıran İnsan, çev: Tahsin Yücel, Can Yay., 2009.

[207] V. İ. Lenin, “Hegel’in Mantık Bilimi Kitabı üzerine Taslak”, Toplu Yapıtlar, Cilt:38, s.194-195.

[208] Anton Çehov, Altıncı Koğuş, çev: Yulva Muhurcişi, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2017.

 



Bu yazı 77 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI