Bugun...


Temel Demirer

facebook-paylas
Kriz, Saldırı (lar) Ve Sınıf Savaşımı - makalenin devamı
Tarih: 14-03-2022 13:26:00 Güncelleme: 14-03-2022 13:41:00


III.1) VERİLİ DURUM(UMUZ)

Sömürü yoğunlaşırken yoksulluğun yaygınlaştığı coğrafyamızda asgari ücretle çalışan yaklaşık 7 milyon işçi açlık sınırının altında hayat mücadelesi veriyorken;[152] 2016-2020 kesitinde ortalama işçi ücretleri yüzde 30.4 artarken, TÜFE yüzde 72.6, gıda enflasyonu ise yüzde 90.4 arttı.[153]

1 Ocak 2021 günü ekmek 1.5 TL’ydi. 2 bin 825 TL olan asgari ücretle 1883 tane ekmek alınabiliyordu. Ekmek artık 2.5 TL. Ki kısa bir zamanda 3 TL olacağı belirtiliyor. 1 Ocak 2022’de 4 bin 250 TL ile, 2.5 TL’den sadece 1700 tane ekmek alınabiliyor![154]

Açlık sınırı 2022’nin ilk ayında asgari ücreti yakalayarak 4 bin 250 lira oldu.[155] Bekâr çalışanın yaşam maliyeti yeni asgari ücretin 1338 TL üzerinde. Yoksulluk sınırı ise 3 asgari ücretin üzerine çıkarak 13 bin 843 liraya yükseldi.[156]

Türkiye, asgari ücrette emek sömürüsünün en yoğun yaşandığı ülkelerin de gerisine düştü. Asgari ücret Filipinler’de 328, Çin’de 400 dolar. Türkiye’de ise 220 dolara kadar geriledi. Ucuz işgücünde en kötü lige girdik.[157]

Bu da yetmezmiş gibi 250 dolara düşen asgari ücret, dolar bazında 18 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti[158] ve dolar kuru rekor düzeyde yükseldiği 8 günde asgari ücret 14 dolar eridi.[159]

2021 başında brüt asgari ücret’in 329 euroya kadar gerilediği Türkiye, AB’nin dibindeki 332 euroluk Bulgaristan’ı da geride bıraktı.[160]

Asgari ücrette fakirleşme 110 dolar oldu![161]

Nihayet 20 yılda kişi başına milli gelir artışı ile karşılaştırıldığında işçi emeklisi yüzde 22, memur yüzde 28, memur emeklisi yüzde 41 ve kamu işçisi yüzde 42 daha düşük gelir elde etti.[162]

Bunların yanında ‘Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) 2020’ye ilişkin ‘Küresel Haklar Endeksi’ raporuna göre, Türkiye çalışanlar için en kötü ilk 10 ülke arasında yer aldı. Çalışanlar için en kötü ülkeler ligi Bangladeş, Brezilya, Kolombiya, Mısır, Honduras, Hindistan, Kazakistan, Filipinler, Türkiye, ve Zimbabwe olarak listelendi.[163]

AB resmi istatistik ofisi ‘Eurostat’ ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre Türkiye iş kazalarında en fazla insanın hayatını kaybettiği ülkeler sıralamasında birinciyken;[164] İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi raporuna göre, 2021’de her 4 saatte 1 emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.[165]

Yine İSİG Meclisi raporuna göre 8 yılda en az 502 emekçi yaşamına son verdi. İşçi intiharlarının yüzde 51’inin nedeni bilinmezken, işçilerin yüzde 25’i borçlar, yüzde 13’ü işsizlik ve yüzde 11’i ise mobbing nedeniyle yaşamına son verdi.[166]

Ve bunlar böyle (ve daha da fazlası)yken; FORD Otosan 2021’in ilk 9 ayında kârını yüzde 108 artırdı. Neredeyse dörde katlayan büyümeyle, işçi başına kâr bir yılda 142 bin lira arttı.[167]

2020’de KOBİ niteliğindeki sanayi kuruluşlarının vergisiz kârı yüzde 90.2 arttı. Ücretler de kişi başına sadece yüzde 5.5 arttı.[168]

MESS sözleşmesi kapsamında bulunan Sarkuysan’ın 2019’da 88.8 milyon lira olan kâr, pandemi yılında 248 milyon lirayı aştı. İşçi başına kâr bir yılda 13.3 bin liradan 366 bin liraya çıktı. Yine 2019’da 421 bin lira olan şirket üst yöneticisi ortalama maaşı 2020’de 758 bin liraya çıktı. Şirket yönetiminde ortalama maaş böylece 1.8 kat (yüzde 80) artmış oldu.[169]

Patronlar yasak kapsamı dışında bırakılan Kod-29’la sadece 2020’de 177 bin işçiyi işten çıkardı.[170] İşçilerin çoğunluğunun ortak noktası ise sendikalı olmalarıydı![171]

Özetle otoriter bir emek rejiminin inşa edildiği coğrafyamızda “Sermaye örgütsüz işçilere 19. yüzyıl kapitalizmi dayatıyor”ken;[172] işçiler ayağa kalktı, sokak eylemlilikleri yayılıyor, lokal gibi gözükse de ekonomik zorluklara karşı ek zam, ücretlerin arttırılması için öne çıktılar

Lojistik ve taşıma işkollarındaki kurye işçilerin dayatılan düşük zamma karşı iş bırakması, çeşitli tekstil işletmelerinde iş durduran işçilerin ücret zammı talepleri ile kazanım elde etmesi, şantiyelerde madenlerde zorlu koşullara karşı gelişen protestolar, depo işçilerinin iş bırakma eylemleri, bazı metal fabrikalarında hak temelli eylemler öne çıktı ve ses getirdi.

2022 başında Ferplas, Yemeksepeti, Yurtiçi Kargo, Çimsataş, Oppo, BBC, Türk Metal, Kayı İnşaat işçileri, Uğur Tekstil, Özak Tekstil, Mitsuba, Carrefour, A101, Şok, Alpin Çorap, Polibak, Hepsijet, Scotty, Kızılay Maden Suyu, Banabi, Divriği Maden, Trendyol, Uzel, Tüvtürk, Çınartaş, Şişli Belediyesi İGA, İstanbul Finans Merkezi, Bakırköy Belediyesi, Emekliler Flomak, Sinbo, Akkuyu Nükleer Santrali, Aras Kargo, Sürat Kargo, Aksa Jenaratör, Şimşek Çorap, Erdal Çorap, Digitürk, Farplas, Migros Depo, Lila Kağıt, NBG Çorap, Azim Çorap, Beks Çorap, vd’leriyle birlikte işçi sınıfının dipten gelen dalgasının iyice yüzeye çıkmaya başladığına tanık oluyoruz.

Özgür Müftüoğlu’nun, “Sendikalar maalesef işçi mücadelesini örgütleyen, mücadeleyi sürdüren yapılar olmak yerine uzun zamandır işçilerin tepkilerini etkisizleştiren, yatıştıran yapılar hâline geldi. Türk-İş’ten tutun Hak-İş’e kadar. Hatta DİSK’in kimi sendikalarında dahi bu böyle,”[173] notunu düştüğü tabloda grevlerle, direnişlerle yakılan çoban ateşi büyüyor. İşçiler yaygınlaşan derin yoksulluğa, iktidarın sistematik yoksullaştırma politikalarına can havliyle itiraz ediyor. AKP’nin politikalarına yanıt veriyor.

İşçi sınıfında heyecanlı bir hareketlilik var. Direniş çoğumuzun önceden kestiremediği yeni bir dalganın birbirine eklenen halkaları gibi yayılıyor.

Ne, nasıl olursa olsun! Hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi, yüksek enflasyon, ücret kesintileri, faturalara gelen zamlar, ücretsiz izinler, esnek çalışma gibi sorunlarla boğuşan milyonlarca işçi ve emekçinin çözüm arayışına yönelmesi kaçınılmazdı.

Sendikasız işçilerin kendiliğinden eylemleri ya da sendikalar eliyle yapılan ama kimi sonuca vardırılmayan eylemler bu mücadelenin devam edeceğini gösteriyor.

 

III.2) SINIF SAVAŞIMI

 

Jean Paul Sartre’ın, 1945’de ‘Les Temps Modernes’in ilk sayısı için kaleme aldığı ‘Sunu’da, “İnsan bir durumdan (konumdan) başka bir şey değildir: Bir işçi, bir burjuva gibi düşünmek ya da hissetmek özgürlüğüne sahip değildir,” saptaması bir an dahi unutulmamalıdır.

Sahip değildir çünkü bir insanın düşünce ve duygularını içinde yaşadığı hayat ve çalışma koşulları belirler. Bu nedenle bir işçi ile bir burjuvanın nesnel dünya karşısında duygu ve düşünceleri aynı olamaz.

Burada soru(n), işçi sınıfının devrimci farklılığını örgütleyip, örgütleyememek ikilemine düğümlenmiştir.

Bu noktada ihtiyaç; 1848 devrim dinamikleri, Paris Komünü ve 1917 Ekim Devrimi ile 1968 devrimci dalgasının başkaldırısını sentezleyip, bir üst düzeye sıçratacak proleter enternasyonalist bir devrimci işçi hareketini ve insanlığın eşitlikçi özgürlüğünü, kurtuluşunu formüle etmektir.

“Eşitlik ve özgürlüğün bir arada ve iç içe gerçekleşmesinde çıkarı olan biricik sınıf, işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı, hem kapitalist toplumsal ilişkiler içindeki nesnel konumu hem de toplam nüfus içindeki büyüklüğü itibarıyla kendi sınıf çıkarını toplumun/insanlığın ortak çıkarı mertebesine yükselterek örgütleyebilecek yegâne sınıftır.”[174]

Çünkü sömürü ile yoksulluk çok arttığı için değil, derinleşen toplumsal eşitsizlikleri meşrulaştıran mekanizmalar etkisizleştiği için ayağa kalkan ve büyük bir toplumsal meşruiyete sahip bulunan işçiler, devrimci değişim için büyük imkânların önünü açıyorlar.

Türkiye’de istihdam edilenlerin yüzde 71’i ücretli; toplamı yüzde 25’i bulan esnaf ve ücretsiz aile işçilerinin önemli bir bölümü de sermayenin doğrudan nüfuzu ve gerçek denetimi altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Sadece 12 yıl önce, 2010’da istihdam edilenlerin yüzde 60’ının ücretli, kendi hesabına çalışan (yüzde 21) ve ücretsiz aile işçisi (yüzde 13) toplamının da yüzde 34 olduğu düşünüldüğünde, ücret rejimine tabi olarak yaşayanların sayısının Türkiye toplumundaki payı ve gelişmenin yönü daha iyi anlaşılabilir.

XXI. yüzyıldaki büyük proleterleşme dalgası, XIX. yüzyıldakinden farklı olarak yeni istihdam alanları yaratılarak gerçekleşmiyor; kendine yeter geçim koşullarından kopartılan ve işgücü piyasasına fırlatılan milyonlar kısa süreli güvencesiz istihdam ve işsizlik sarmalından mütevellit bir hayatı deneyimlemeye başlıyorlar. Üstelik bu deneyim, para ile erişilebilir olmayan ya da meta olmayan yaşam alan ve olanaklarının da tümüyle tasfiye edildiği bir zamanda gerçekleşiyor. Bu koşullarda ücret, yaşamı sürdürebilmenin yegâne aracı konumuna yerleşiyor.

XX. yüzyıl boyunca ücret mücadelesi daha iyi koşullarda yaşama arzusunun ifadesi idi, şimdi ise yaşamı sürdürebilme güdüsünün bir ifadesi hâline gelmiş bulunuyor.[175]

Şimdilerde işçi sınıfı mücadelesi süreklilikler ve kopuşlar diyalektiğinde biçimlenme sürecindedir.

Bu noktada işçi sınıfı, kurucu irade olarak kendisini örgütlemek durumundadır.

 

IV) NİHAYET!

 

Maksim Gorki’nin, “Size kölelik koşullarını dayatan sermaye sahibi egemen sınıftır. Bu acımasız oyun, siz izin verdiğiniz sürece devam edecektir”; Louis Althusser’in, “İşçi sınıfı uğruna çalışmak tutkusu. Bütüncül, ödünsüz ve elbette kısmen mitsel tam bir tutkudur,” uyarılarının altını çizerek tamamlıyorum diyeceklerimi…

Şimdi -sınıf çizgisinden sapmadan- umudu yaratma zamanıdır.

Hayır; “İnsanlığın önündeki sorunlar karşısında, devlet ekonomiye giderek daha sık müdahale ediyor. Vatandaşlar, ‘bireysel çıkara’, ‘serbest piyasaya’ öncelik veren ‘serbest piyasanın’ aslında bir düzenleyici değil, istikrarsızlık kaynağı olduğunu giderek daha iyi görüyorlar. Uygarlık karşısında, şimdi yalnızca üç seçenek var: 1) Totaliter/yeni-faşist rejimler. 2) Emekçi sınıfların, tüm ezilenlerin çıkarlarını temsil etmeye kararlı, ‘kapitalizmi aşan’ bir yönde evrilmeye açık bir klasik/ gerçek ‘sosyal demokrasi’. 3) Bu iki seçenekten birine tutunamayan uygarlığın, ‘karanlık çağlara’ benzer biçimler sergilemeye başlaması,”[176] türünden bir kategorizasyonun umutsuzluğu bize ait değildir.

Çünkü devrimciler için “Affı olmayan yegâne günah umuda karşı işlenen”ken;[177] ekler Antonio Gramsci:

“Kayıtsızlardan nefret ederim. Yaşamanın taraf tutmak olduğuna inanıyorum. Gerçekten yaşayanlar, vatandaş olmaktan ve partizan olmaktan kendilerini alamazlar. Kayıtsızlık ve ilgisizlik asalaklıktır, sapıklıktır, yaşam değil. Bu yüzden kayıtsızlardan nefret ediyorum.

Kayıtsızlık tarihin ölü ağırlığıdır. Kayıtsızlık tarihin akışında büyük güce sahiptir. Kayıtsızlık pasif olarak çalışır ama etkilidir.

Kaderdir, güvenilemeyecek olandır. Programları çarpıtır ve en iyi tasarlanmış planları mahveder. Aklı bozan hammaddedir.

Olanlar, herkesin üzerine çöken kötülük, insan kitlesinin boyun eğmesi nedeniyle meydana gelir; kayıtsızlık, yalnızca isyanın geçersiz kılabileceği yasaların çıkarılmasına izin verir ve iktidarı, yalnızca bir isyanın devirebileceği insanlara bırakır.

Kitle umursamaz olduğu için olanları görmezden geliyor ve sanki her şeye ve herkese hükmeden kaderin ürünü gibi görüyor: rıza gösteren de, muhalefet eden de; hem bilen hem bilmeyen; hem aktif hem de kayıtsız. Bazıları dindarca inliyor, diğerleri müstehcen küfürler ediyor, ama hiç kimse veya çok azı kendisine şunu soruyor:

Eğer irademi açıkça ortaya koysaydım, tüm bunlar yaşanır mıydı?”[178]

“Mülk sahibi sınıf, doğrudan doğruya, bütün yurttaşlara tanınan genel oy hakkı aracıyla hüküm sürer,”[179] saptamasının altını çizerek son söz(ümüz)de “Üretici kuvvetlerin içinde devamlı bir gelişip büyüme hareketi, sosyal ilişkilerde devamlı bir yıkılıp yok olma hareketi, düşüncelerde devamlı bir doğuş ve teşekkül hareketi var; değişmeyen tek şey, hareketin soyutluğudur.”[180]

“İktisatçılar nasıl burjuva sınıfının bilimsel temsilcileriyseler, sosyalistler ve komünistler de proleter sınıfın teorisyenleridirler. Proletarya bir sınıf olarak kendini oluşturacak ölçüde henüz yeterince gelişmediği sürece ve bunun sonucu proletaryanın burjuvaziyle olan savaşımı henüz politik bir nitelik almadığı sürece ve üretici güçler, proletaryanın kurtuluşu ve yeni bir toplumun kurulması için gerekli maddi koşulları bir an için görmemizi sağlayacak ölçüde burjuvazinin bağrında henüz yeterince gelişmediği sürece, bu teorisyenler, ezilen sınıfların isteklerini karşılamak üzere sistemler uyduran ve canlandırıcı bir bilim bulmaya çalışan ütopyacılardır ancak. Ama tarih ilerledikçe ve onunla birlikte proletarya savaşımının çizgileri daha da belirginleştikçe, bunların kafalarının içinde bilim aramalarına artık gerek kalmaz; gözlerinin önünde olup biteni saptamaları ve bunun sözcüsü durumuna gelmeleri yeterlidir. Bilim aradıkları ve sistemler kurmakla kaldıkları sürece sefaletin içinde sefaletten başka bir şey bulamazlar; sefaletin içinde eski toplumu alaşağı edecek devrimci, yıkıcı yönü göremezler. Tarihsel hareketin bir ürünü olan bilim, bir andan sonra kendisini bilinçli olarak tarihsel hareketle birleştirmiş, doktriner olmaktan çıkmış ve artık devrimci olmuştur,”[181] vurgusuyla şunların altını çizen Karl Marx’tır:

“Dönüşüm sürecinin bütün avantajlarını sömüren ve tekellerine alan büyük sermaye sahiplerinin sayılarındaki sürekli azalmayla birlikte, sefalet, baskı, kölelik, soysuzlaşma, sömürü de alabildiğine artar; ama gene bununla birlikte, sayıları sürekli artan, kapitalist üretim sürecinin kendi mekanizması ile eğitilen, birleştirilen ve örgütlenen işçi sınıfının başkaldırmaları da genişler, yaygınlaşır. Sermaye tekeli, kendisiyle birlikte ve kendi egemenliği altında fışkırıp boy atan üretim tarzının ayak bağı olur. Üretim araçlarının merkezileşmesi ve emeğin toplumsallaşması, en sonunda, bunların kapitalist kabuklarıyla bağdaşamadıkları bir noktaya ulaşır. Böylece kabuk parçalanır. Kapitalist özel mülkiyetin çanı çalmıştır. Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilirler”…[182]

 

4 Şubat 2022, 22:23:51, İstanbul.

 

N O T L A R

[1] 6 Şubat 2022’de Ege İşçi Birliği’nin Aliağa İBB Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Ekonomik Kriz, Saldırılar ve Mücadele Aşılması Gereken Eşik” başlıklı etkinlikte yapılan konuşma… Newroz, Mart 2022…

[2] Alan Badiou.

[3] Nesli Zağlı, “Che’nin Halası, Yukarı Bakanlar ve Biz”, Birgün Pazar, Yıl:18, No:774, 9 Ocak 2022, s.4.

[4] Uluslararası yardım kuruluşu ‘Save the Children’, Dünyada yaklaşık 200 milyon çocuğun, en ölümcül savaş bölgelerinde çocuk asker olma riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtti. ‘Birleşmiş Milletler’ de Şubat 2021’de Yemen’de 5 yaşın altındaki yaklaşık 500 bin çocuğun açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu, ayrıca aynı yaş grubundaki çocukların yüzde 50’sinin akut yetersiz beslenme riski altında olduğu uyarısı yapmıştı. (“200 Milyon Çocuk Ölümcül Bölgede”, Birgün, 1 Aralık 2021, s.13.)

UNICEF Irak Temsilciliği ise, savaş kalıntısı mühimmatların çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin bir açıklamada, 2021 yılında savaş kalıntısı patlayıcılar nedeniyle 52 çocuğun yaşamını yitirdiği, 73 çocuğun da sakat kaldığını ifade etti. Savaş kalıntılarının artan etkisini azaltmak için daha güçlü çabalara ihtiyaç olduğu belirtilen açıklamada, Irak’ta savaş kalıntısı mühimmatlar nedeniyle çocuklar arasındaki ölüm ve sakat kalma oranının 2020’ye göre yüzde 67 artış gösterdiğine dikkati çekildi. (“UNICEF: Irak’ta Savaş Kalıntısı Mühimmatlar Nedeniyle 2021’de 52 Çocuk Öldü”, 3 Şubat 2022… https://www.avrupademokrat.com/unicef-irakta-savas-kalintisi-muhimmatlar-nedeniyle-2021de-52-cocuk-oldu/)

[5] “Savaştan sonra binalar kolayca yeniden inşa edildi. Ama aynı şey insan hayatı için geçerli değildi.” (Eric J. Hobsbawm, Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı, çev: Yavuz Aloğan, Everest Yay., 2006, s.57.)

[6] “NATO 2022’de Silahlanmaya 1.56 Milyar Avro Daha Harcayacak”, 17 Aralık 2021… https://haber.sol.org.tr/haber/nato-2022de-silahlanmaya-156-milyar-avro-daha-harcayacak-320949

[7] “Silah Tacirlerine Virüs İşlemedi”, Birgün, 7 Aralık 2021, s.11.

[8] Jorge Luis Borges, Sonsuzluğun Tarihi, çev: Ayşe Atalay, Düzlem Yay., 1990, s.16.

[9] Dünya Bankası: 2.6 Milyar İnsan ‘Yemek Pişirme Yoksulluğu’ Yaşıyor”, 22 Ocak 2022… https://www.avrupademokrat.com/dunya-bankasi-2-6-milyar-insan-yemek-pisirme-yoksullugu-yasiyor/

[10] Hacer Foggo, “Açlığa Son Vermek, İfade Özgürlüğü Kadar Temel Bir Haktır”, Birgün Pazar, Yıl:18, No:774, 26 Aralık 2022, s.6.

[11] “Bir ülkede fakirlerin, bebeklerin içeceği sütü, zenginlerin köpekleri içiyorsa o ülkede kapitalizm hâkimdir.” (Paul Samuelson.)

[12] “Milyonlarca Çocuk, Beslenme, Barınma ve Eğitimden Mahrum”, Cumhuriyet, 10 Aralık 2021, s.7.

[13] “Zenginlerinin Serveti İki Katına Çıktı”, Cumhuriyet, 18 Ocak 2022, s.7.

[14] “BM: 2050’de Dünya Nüfusunun 4’te Biri Afrika’da Yaşayacak Ancak Yeterli Gıda Yok”, 17 Şubat 2022… https://www.avrupademokrat.com/bm-2050de-dunya-nufusunun-4te-biri-afrikada-yasayacak-ancak-yeterli-gida-yok/

[15] “BM Uyardı: Afrika’da 13 Milyon Kişi Açlıkla Karşı Karşıya”, 8 Şubat 2022… https://www.avrupademokrat.com/bm-uyardi-afrikada-13-milyon-kisi-aclikla-karsi-karsiya/

[16] “Afrika’da Açlık Tehdidi Büyüyor”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2022, s.7.

[17] Hayri Kozanoğlu, “Zenginler Salgında Servetlerini Artırdı”, Birgün, 14 Aralık 2021, s.5.

[18] “Bütün olarak bakıldığında, paranın sadece konuşmadığı, aynı zamanda yönettiği de kabul edilmişti. Toplumun yöneticileri arasında sayılmak için bütün sanayicilerin yapması gereken şey, yeterince para sahibi olmaktı.” (Eric J. Hobsbawm, Devrim Çağı 1789-1848, çev: Bahadır Sina Şener, Dost Kitabevi, 2000, s.41.)

[19] Anıl Baba, “Küresel Finansın Karanlık Yüzü: Vergi Cennetleri”, Birgün Pazar, Yıl:16, No:675, 16 Şubat 2020, s.4.

[20] “Eşitsizliğin Nedenlerine Vergiyle Örtbas Girişimi”, Birgün, 21 Ocak 2022, s.13.

[21] Hasan Böğün, “Asalak Sınıfın ‘Küçük Amerika’sı”, Cumhuriyet, 29 Temmuz 2021, s.2.

[22] “Küresel Eşitsizlik”, 29 Kasım 2021… https://gorus21.com/kuresel-esitsizlik/

[23] Hayri Kozanoğlu, “Davos Yine Suskun, Birgün, 25 Ocak 2022, s.5.

[24] “Uçurum Derinleşti”, Birgün, 1 Ocak 2022, s.11.

[25] Küresel kapitalizm 1970’lerin sonunda içine sürüklenmiş olduğu krizi aşmak için en başta hegemonik merkezi olan ABD ve İngiltere’den başlayarak emekçilerin ücret ve sosyal kazanımlarını geriletecek ve sermayenin kârlarını koruyacak bir dizi önlemi uygulamaya koymayı amaçlamaktaydı. Bu dönüşüm, ABD’de Ronald Reagan, İngiltere’de de Margaret Thatcher’in siyasi önderliğinde “başka alternatifimiz yok” sloganıyla baskı ve antidemokratik yöntemlerle dayatılan özelleştirme, esnekleştirme ve kuralsızlaştırmaya yönelik muhafazakâr politikalar sonucunda gerçekleştirilmişti.

1970’lere gelindiğinde sermayenin birikim olanakları tükenmiş, kârları gerilemiş ve küresel kapitalizm derin bir krize sürüklenmiş durumda idi. Bu krizi ertelemek ve aşabilmek için kârların korunması ve sürdürülebilmesi önemliydi. Söz konusu neo-liberal politikalar, ücretlerin geriletilmesi ve finansal rant oyunlarının serbestleştirilmesi aracılığıyla gerçekleştirilebildi. Dolayısıyla, küresel çapta 1980 sonrasında uygulamaya konulmuş olan emek aleyhtarı neo-liberal küreselleşme süreci, kapitalizmin kaçınılmaz krizlerini 1980 sonrasına öteleme telaşının ürünü olarak değerlendirilmelidir.

1980’in neo-liberal muhafazakâr dönüşümü Türkiye’de de 12 Eylül faşizminin antidemokratik uygulamaları aracılığıyla sürdürülmekteydi. 12 Eylül darbesini izleyen günlerde, bir yandan emeğin politik ve sendikal örgütleri yasaklanır ve on binlerce yurtsever, demokrat, aydın ve işçi lideri cezaevlerinde işkence görürken, bir yandan da ulusal ekonomimiz yapısal uyum programları uyarınca, serbestleştirme, özelleştirme ve kuralsızlaştırma yoluyla küresel kapitalizmin yasalarına tabi kılınmaktaydı. (Erinç Yeldan, “Kapitalizmin 1980 Dönemeci ve 24 Ocak’lar”, Cumhuriyet, 27 Ocak 2021, s.11.)

[26] Jale Özgentürk, “Çelebi: Türkiye’nin Krizi Derinleşebilir”, Cumhuriyet, 14 Şubat 2022, s.9.

[27] Mehtap Özcan Ertürk, “Ekonomi Vatandaşı Yoksullaştırarak Büyüyor”, Sözcü, 11 Haziran 2021, s.6.

[28] “Yolsuzlukta Avrupa Sonuncusu Olduk”, Sözcü, 26 Ocak 2022, s.8.

[29] Özlem Ermiş Beyhan, “Türkiye İlk 10 Global Risk Arasında Gösterildi”, Sözcü, 6 Ocak 2022, s.9.

[30] “Fitch: Not Düştükçe Düşüyor”, Cumhuriyet, 13 Şubat 2022, s.9.

[31] Özlem Ermiş Beyhan, “Türklerin Korkusu Enflasyon ve Yoksulluk”, Sözcü, 29 Aralık 2021, s.9.

[32] Hayri Kozanoğlu, “Kâr Özel, Zarar Kamusal”, Birgün, 26 Aralık 2022, s.5.

[33] Şehriban Kıraç, “Levent, Türkiye’deki Ekonomik Krizin Derinleşeceğini Vurguladı”, Cumhuriyet, 17 Kasım 2021, s.10.

[34] Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, 2001 krizinde Türk varlıklarının çok değer kaybettiğini, bunun da yabancılar için alım fırsatı olduğunu anımsattı. O dönemde özelleştirme de dâhil olmak üzere Türk varlıklarının yabancılara satıldığına işaret eden Durmuş, özellikle, bankacılık sektörünün yüzde 40’ına yakınının yabancıların eline geçtiğini söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti: “Bugün geldiğimiz noktada, üç günde TL’nin değer kaybı yüzde 3’e yakın. Dolayısıyla Türk varlıkları kelepir hâle geldi.” (Mustafa Çakır, “Durmuş Yılmaz: 190 Milyar Doları Olan Şirketleri Alır”, Cumhuriyet, 19 Kasım 2021, s.11.)

2002’den beri 273 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış- devir işlemleri yapıldı. Bu kuruluşlardan 268’inde kamu payı kalmadı. 1986’dan AKP’nin iktidara geldiği 2002’ye kadar 16 yıllık kesitte 8.2 milyar dolarlık özelleştirme yapılırken, 2002’den 2021’e 18 yılda, 70 milyar doları aşan satış gerçekleştirildi… AKP döneminde 125 büyük özelleştirme yapıldı. Diğer küçük özelleştirmelerle birlikte toplam 70 milyar dolara yakın gelir elde edildi. (Alev Coşkun, “Politika, Ekonomi ve Duvara Toslama”, Cumhuriyet, 26 Kasım 2020, s.9.)

[35] “Ekonomisi En Kırılgan Ülkeler Açıklandı”, Sözcü, 26 Temmuz 2021, s.6.

[36] Murat Muratoğlu, “Ekonomide Arjantin Türkiye El Ele!”, Sözcü, 23 Haziran 2021, s.7.

[37] Mehtap Ö. Ertürk, “Sefalette Arjantin’i Geride Bıraktık”, Sözcü, 4 Şubat 2022, s.9.

[38] Başak Kaya, “Sefalette En Yüksek Noktaya Çıktık”, Sözcü, 9 Ağustos 2021, s.9.

[39] Mehtap Özcan Ertürk, “Dar Gelirli Geçimini Kredi ile Döndürdü”, Sözcü, 23 Eylül 2021, s.6.

[40] Havva Gümüşkaya, “En Çok Krediyi Ücretliler Çekti”, Birgün, 23 Eylül 2021, s.11.

[41] Hüseyin Şimşek, “143 Bin Abone Elektriksiz”, Birgün, 24 Eylül 2021, s.11.

[42] Başak Kaya, “Vatandaş Borca Battı”, Sözcü, 29 Aralık 2021, s.7.

[43] Erdem Sevgi, “En Az 61 Bin 736 Esnaf Kepenk Kapattı”, Cumhuriyet, 12 Eylül 2021, s.9.

[44] Şehriban Kıraç, “Bingöl: Her Dakika Fakirleşiyoruz”, Cumhuriyet, 22 Eylül 2021, s.10.

[45] Özdemir İnce, “Ekonomide Derin Göçük”, Cumhuriyet, 9 Temmuz 2021, s.3.

[46] Esfender Korkmaz, Ekonomide Derin Göçük, Asya Şafak Yay., 2021, s.11-12.

[47] Jale Özgentürk, “Umut Tüketen Model”, Cumhuriyet, 4 Şubat 2022, s.10.

[48] Yalçın Karatepe, “Her Gün Daha Çok Yoksullaşıyoruz”, Birgün, 4 Şubat 2022, s.4.

[49] Şehriban Kıraç, “Prof. Dr. Seyfettin Gürsel: Yokuş Aşağı Gidiyoruz”, Cumhuriyet, 22 Aralık 2021, s.10.

[50] ‘Uluslararası Şeffaflık Örgütü/ Transparency International’ın, ‘2021 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, demokrasiyle tanışmamış ülkelerin dahi gerisinde kalarak, 10 yılın en düşük puanını aldı. (“Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Dibe Vurdu”, 25 Ocak 2022… https://www.avrupademokrat.com/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-dibe-vurdu/)

[51] Şehriban Kıraç, “Şişman: Riskler Büyük, Bıçak Sırtında İlerliyoruz”, Cumhuriyet, 12 Ocak 2022, s.10.

[52] Ergin Yıldızoğlu, “Sakal, Bıyık ve 3. Seçenek”, Cumhuriyet, 22 Kasım 2021, s.11.

[53] Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi, çev: Meram Arvas, Can Yay., 2018, s.15.

[54] “Avrupa’da 1’inci, Dünyada 11’inci”, Sözcü, 7 Aralık 2021, s.7.

[55] Erdoğan Süzer, “Büyüdük Ama İş Yok, Aş Yok, Para Yok”, Sözcü, 1 Haziran 2021, s.7.

[56] “Gıda Zammı Açlık Sınırını Artırıyor”, Birgün, 29 Haziran 2021, s.13.

[57] “Açlık ‘Asgari’yi Geçti”, Cumhuriyet, 28 Mayıs 2021, s.15.

[58] Başak Kaya, “Bangladeş ve Gine Halkı Bile Bizden Daha Mutlu”, Sözcü, 17 Mayıs 2021, s.7.

[59] “Geçim Sıkıntısı Stresi Artırdı”, Birgün, 5 Ocak 2022, s.4.

[60] Ali Can Polat, “Yoksulluk Kara Yazgımız”, Cumhuriyet, 19 Ocak 2022, s.11.

[61] Taylan Büyükşahin, “Elektrik Fiyatları Yılda Yüzde 774 Arttı”, Sözcü, 21 Ocak 2022, s.8.

[62] Alev Coşkun, “2022’ye Girerken Siyasal Bilanço - 2”, Cumhuriyet, 3 Ocak 2022, s.2.

[63] İsmail Akın, “Gıda Fiyatları Bir Yılda Yüzde 32.5 Oranında Arttı”, Sözcü, 23 Mayıs 2021, s.7.

[64] Figen Atalay, “Gıdaya da Eğitime de Para Yok!”, Cumhuriyet, 24 Kasım 2021, s.15.

[65] Emre Deveci, “Türkiye Asgari Ücrette Avrupa Sonuncusu”, Sözcü, 21 Ekim 2021, s.9.

[66] Jale Özgentürk, “Onca Yoksulluğa Değdi mi?”, Cumhuriyet, 21 Ocak 2022, s.10.

[67] “3.8 Milyon Aile Karanlıkta Kaldı”, Birgün, 4 Nisan 2021, s.13.

[68] Deniz Ayhan, “120 Bin Abone Elektriksiz Kaldı”, Sözcü, 29 Mart 2021, s.7.

[69] “Gaza 4 Ayda 4 Zam”, Birgün, 2 Nisan 2021, s.13.

[70] Başak Kaya, “Faturalara 140 TL Zam Geldi”, Sözcü, 8 Temmuz 2021, s.7.

[71] “2020 Yılında 900 Bin Abone Faturasını Ödeyemedi”, Sözcü, 2 Eylül 2021, s.6.

[72] Hüseyin Şimşek, “5 Milyon Kişinin Doğalgazı Kesildi”, Birgün, 7 Kasım 2021, s.9.

[73] Jale Özgentürk, “Yoksulun Ocağı Söndü!”, Cumhuriyet, 26 Kasım 2021, s.10.

[74] Mustafa Çakır, “Vergi Gelirleri ve Cezalar İktidarın Hedeflerini Aştı”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2021, s.11.

[75] Eren Aysan, “Açlık Ordusu Yürüyor”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2022, s.14.

[76] Sarp Sağkal, “Psikolojimiz Bozuldu”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2022, s.3.

[77] Nedim Türkmen, “İşsizlik, Suç Göç ve İntihar”, Sözcü, 13 Eylül 2021, s.6.

[78] “10 Ayda 76 Kişi Ekonomik Nedenlerle İntihar Etti”, Birgün, 7 Kasım 2021, s.11.

[79] Mustafa M. Bildircin, “Yoksulluk Ailelerden Kopartıyor”, Birgün, 14 Nisan 2021, s.11.

[80] Mustafa M. Bildircin, “Memleketin Geleceği Sokağa Mahkûm Oldu”, Birgün, 6 Nisan 2021, s.10.

[81] Fyodor Mihalyoviç Dostoyevski, İnsancıklar, çev: Nihat Yunuseli, Oda Yay., 1988.

[82] “İnsanın bütün çabalarının, hayata karşı tüm güdülerinin tek amacı özgürlüğü artırmaktır. Zenginlik ve yoksulluk, şan şöhret ve tanınmazlık, iktidar ve boyun eğme, güç ve zayıflık, sağlık ve hastalık, bilgi ve cehalet, çalışma ve aylaklık, tokluk ve açlık, erdem ve kusur sadece özgürlüğün az ya da çok derecesidir.” (Lev Nikolayeviç Tolstoy, Savaş ve Barış, çev: Ulaş Candaş-Murat Yurdakul, NTV Yay., 2009., s.870.)

[83] Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) paylaştığı ve 117 ülkeden 600’den fazla gazetecinin incelediği yaklaşık 12 milyon belgenin vergi cennetleri listesinde Türkiye’den 220’den fazla isim yer alıyor. (“Vergi Cennetleri İfşa Edildi: Türkiye’den 220’den Fazla İsim Yer Alıyor”, 3 Ekim 2021… https://www.demokrathaber.org/vergi-cennetleri-ifsa-edildi-turkiyeden-220den-fazla-isim-yer-aliyor)

[84] Şehriban Kıraç, “Milyoner Patlaması”, Cumhuriyet, 1 Ocak 2022, s.10.

[85] Erdem Sevgi, “Veli Ağbaba: Milyoner Sayısı Katlandı”, Cumhuriyet, 19 Kasım 2021, s.11.

[86] “Döviz krizi Türkiye’de Milyoner Sayısını 500 Bin Kişiye Yaklaştırdı”, 2 Şubat 2022… https://kronos35.news/tr/doviz-krizi-turkiyede-milyoner-sayisini-500-bin-kisiye-yaklastirdi/

[87] Hasan Böğün, “Asalak Sınıfın ‘Küçük Amerika’sı”, Cumhuriyet, 29 Temmuz 2021, s.2.

[88] “İkinci 500 Kâra Koştu”, Cumhuriyet, 7 Temmuz 2021, s.10.

[89] “Salgında BİM’in Kârı Yüzde 25, Şok’un Kârı Yüzde 71 Arttı”, 3 Ekim 2021… https://www.dokuz8haber.net/salginda-bimin-kari-yuzde-25-sokun-kari-yuzde-71-artti

[90] Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev: Nihal Yalaza Taluy, İş Bankası Kültür Yay., 2015.

[91] “Yoksulluğa yol açmak suç değil, yazılıp okunursa suç oluyor.” (Cevdet Kudret, Havada Bulut Yok, Evrensel Basım Yay., s.236.)

[92] Serhat Aligil-Ali Can Polat-Esra Alus, “Milyonlarca Kişinin Ana Gündem Maddesi Geçim Sıkıntısı”, Cumhuriyet, 29 Eylül 2021, s.9.

[93] Serhat Aligil-Ali Can Polat-Esra Alus, “Yoksulluk Biriktiriyoruz”, Cumhuriyet, 28 Eylül 2021, s.9.

[94] Meral Danyıldız, “Halk 67 Ayın 59’unu Aç Geçirdi”, Birgün, 29 Temmuz 2021, s.13.

[95] Havva Gümüşkaya, “Bu Balkondan Halkı Duymuyor”, Birgün, 10 Haziran 2021, s.13.

[96] Hayri Kozanoğlu, “Yoksulların Enflasyonu Varsılların Enflasyonu”, Birgün, 4 Mayıs 2021, s.13.

[97] Hüseyin Şimşek, “7’den 70’e Her Gün Yoksullaşıyoruz”, Birgün, 17 Ekim 2021, s.6.

[98] “Açlık Sınırı Asgari Ücreti Yakaladı”, Birgün, 18 Mayıs 2021, s.11.

[99] Sayime Başçı, “İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti Yüzde 50 Arttı”, Sözcü, 3 Ocak 2022, s.9.

[100] “Dolarda Yaşanan Artış Yurttaşı Vurdu”, Cumhuriyet, 27 Kasım 2021, s.11.

[101] Mustafa Çakır, “Ünal Demirtaş Yoksulluğun Ulaştığı Boyutu Ortaya Koydu”, Cumhuriyet, 29 Kasım 2021, s.9.

[102] “Türkiye’de Her 4 Kişiden 1’i Ciddi Yoksunluk ile Mücadele Ediyor”, 15 Ocak 2022… https://www.nupel.tv/turkiyede-her-4-kisiden-1i-ciddi-yoksunluk-ile-mucadele-ediyor-214331.html

[103] Şehriban Kıraç, “Emekli İşe ve Aşa Muhtaç”, Cumhuriyet, 20Aralık 2021, s.11.

[104] Sayime Başçı, “Yoksulun Enflasyonu 18 Yılda Yüzde 600’ü Aştı”, Sözcü, 13 Eylül 2021, s.6.

[105] “Memur Maaşının Yüzde 65’i Gıda ve Kira Harcamalarına Gidiyor”, Sözcü, 10 Eylül 2021, s.9.

[106] “Bir Ailenin Haberleşme Masrafı 63.27 TL”, Cumhuriyet, 13 Ocak 2021, s.10.

[107] “Gençlerin Yüzde 81’i Yoksulluk Sınırının Altındaki Hanelerde Yaşıyor”, 20 Şubat 2022… https://www.gazeteduvar.com.tr/genclerin-yuzde-81i-yoksulluk-sinirinin-altindaki-hanelerde-yasiyor-galeri-1553836

[108] Hacer Foggo, “Açlığa Son Vermek, İfade Özgürlüğü Kadar Temel Bir Haktır”, Birgün Pazar, Yıl:18, No:774, 26 Aralık 2022, s.6.

[109] Kemal Yılmaz, “Yoksulluk Hâlleri”, Birgün Kitap, Yıl:18, No:238, 19 Kasım 2021, s.14.

[110] John Steinbeck, Gazap Üzümleri, çev: Ergun İlgin, Halk Yay., 1974.

[111] Mustafa “Borç 1 Trilyon TL’ye Yaklaştı”, Cumhuriyet, 13 Aralık 2021, s.9.

[112] “Borç Batağına Gömülmek Üzere”, Birgün, 27 Ağustos 2021, s.13.

[113] Zekeriya Albayrak, “Vatandaşın Bankalara Borcu 951 Milyar TL”, Sözcü, 21 Haziran 2021, s.7.

[114] “Kiminin Borçları Kiminin Maaşları”, Birgün, 25 Nisan 2021, s.8.

[115] “Her İki Kişiden Birinin Borcu Var, İcra Kapıda”, Birgün, 21 Haziran 2021, s.10.

[116] Nurcan Gökdemir, “Batık Krediler 12.4 Milyar TL”, Birgün, 21 Ocak 2022, s.8.

[117] Mustafa Çakır, “Türkiye İcralık Oldu”, Cumhuriyet, 6 Şubat 2022, s.9.

[118] “Kredi Borçluları Memleketi”, Birgün, 22 Eylül 2021, s.13.

[119] “35 Milyon Kişi Bankalara Borçlu!”, Yeni Yaşam, 9 Ağustos 2021, s.13.

[120] “… ‘Bireysel Kredi’de Kriz”, Cumhuriyet, 20 Şubat 2022, s.9.

[121] Mustafa Çakır, “Faizde Dünya Lideri”, Cumhuriyet, 10 Mayıs 2021, s.11.

[122] Mehtap Özcan Ertürk, “Kredi Çekilerek Çevrilen Borcun Tutarını Bilen Yok”, Sözcü, 14 Eylül 2021, s.6.

[123] Şehriban Kıraç, “Binlerce Gayrimenkule El Koydu”, Cumhuriyet, 23 Kasım 2021, s.11.

[124] Erdoğan Süzer, “Borçlu Esnaf Sayısı 3’e Katlandı”, Sözcü, 29 Haziran 2021, s.6.

[125] “Kredi Kartı Borcunu Ödeyemeyenler Hızla Çoğalıyor”, Cumhuriyet, 24 Eylül 2021, s.11.

[126] Hüseyin Şimşek, “Ülke Sosyal Felaketi Yaşıyor”, Birgün, 9 Haziran 2021, s.13.

[127] Havva Gümüşkaya, “Dış Borç Stokunun Milli Gelire Oranı Rekor Kırdı!”, Birgün, 1 Nisan 2021, s.11

[128] Hayri Kozanoğlu, “Türkiye’de Tiksindirici Borç”, Birgün, 3 Ağustos 2021, s.11.

[129] Alev Coşkun, “2022’ye Girerken Siyasal Bilanço - 2”, Cumhuriyet, 3 Ocak 2022, s.2.

[130] Şehriban Kıraç, “Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz: Her 5 Liralık Vergi Gelirinin 1 Lirası Faiz Giderlerine Gidiyor”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 2021, s.10.

[131] Emre Deveci, “Döviz Cinsi Borç Yeniden Zirvede”, Sözcü, 28 Temmuz 2021, s.6.

[132] 2000’li yılların başlarındaki dış borç stokunun 450 milyar USD yükselmesi, kredi değerliliğinin yatırım yapılamaz düzeyine değin gerilemesi, kredi risk priminin yükselmesi, dış finansal pazarlarda da ekonomik ve politik nedenlerle borç verme hoşgörüsünün azalması, dış kaynak sağlanmasını pahalı hâle getirdiği gibi, zorlaştırmıştır. (Öztin Akgüç, “Süreğenleşen, Derinleşen Ekonomik Bunalım”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2021, s.11.)

[133] Özlem Ermiş Beyhan, “Dünyada Ekonomisi En Kırılgan 5. Ülkeyiz”, Sözcü, 10 Kasım 2021, s.9.

[134] Özlem Ermiş Beyhan, “Türkiye Borçlanmada Şampiyon Olacak!”, Sözcü, 4 Nisan 2021, s.6.

[135] 24 Haziran 2018’de geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde vatandaşlar işsizliğe ve borca sürüklenirken, net döviz rezervleri milli güvenlik açığı yaratabilecek düzeyde eritilerek -37.3 milyar dolara indi. (Nuray Tarhan-Deniz Ayhan, “Halk Yoksullaştı Rezervler Eridi”, Sözcü, 1 Ekim 2021, s.9.)

[136] “Dünya Bankası’ndan Dış Borç Uyarısı: Türkiye İlk 10’da”, 12 Ekim 2021… https://abcgazetesi.com/dunya-bankasindan-dis-borc-uyarisi-turkiye-ilk-10da-406275

[137] “8.4 Milyon İşsiz Var”, Cumhuriyet, 11 Şubat 2022, s.11.

[138] Ağustos 2021’de kayıtlı işsiz sayısı İŞKUR’a göre 200 bin kişi artarken, TÜİK’e göre 11 bin arttı. DİSK-AR, yayınladığı raporunda bu kadar farkın ciddi bir güvenilirlik sorunu yarattığına işaret etti. Diğer yandan veriler, neredeyse her 3 genç kadından birinin işsiz olduğunu ortaya koydu. (“DİSK-AR: TÜİK ve İŞKUR’un İşsiz Sayıları Arasında Uçurum Var!”, Sözcü, 12 Ekim 2021, s.7.)

[139] Murat Muratoğlu, “Ülkede Üçün Biri Çalışıyor!”, Sözcü, 12 Ekim 2021, s.7.

[140] Özlem Ermiş Beyhan, “Türkiye İşi Gücü Olmayan Nüfusta Avrupa Birincisi!”, Sözcü, 28 Haziran 2021, s.8.

[141] Özlem Ermiş Beyhan, “Boşta Gezen Genç Oranında Birinciyiz”, Sözcü, 20 Mayıs 2021, s.7.

[142] Havva Gümüşkaya, “Diplomalar Sadece Duvarda Süs Oldu”, Birgün, 4 Nisan 2021, s.13.

[143] Özlem Ermiş Beyhan, “Türkiye İşi Gücü Olmayan Nüfusta Avrupa Birincisi!”, Sözcü, 24 Haziran 2021, s.8.

[144] Hicri İzgören, “Yıllar Geçiyor Acılarla”, Yeni Yaşam, 30 Aralık 2021, s.15.

[145] Mustafa Çakır, “Ünal Demirtaş Yoksulluğun Ulaştığı Boyutu Ortaya Koydu”, Cumhuriyet, 29 Kasım 2021, s.9.

[146] Mustafa Kömüş, “… ‘Sınıfsal’ Farklılık Giderek Büyüyor”, Birgün, 24 Haziran 2021, s.6.

[147] Fikret Başkaya, “Asgari Ücret - Azami Hırsızlık…”, Yeni Yaşam, 28 Aralık 2021, s.14.

[148] Leo Huberman, Sosyalizmin Alfabesi, çev: Alaattin Bilgi, Sol Yay., 1966.

[149] “Fakat en kötü durumlarda bile her işçi hayatta kalabilmek için küçük bir lüksünden vazgeçmeyi tercih eder; barınaksız kalacağına bir domuz ahırında yaşamayı, çıplak dolaşmaktansa paçavralar içinde gezmeyi, açlıktan ölmektense patates perhizini uygulamayı tercih edecektir. Hiçbir işi olmayan birçokları gibi sokağa düşüp dünyanın gözleri önünde ölmektense, yarım bir ücret ve iyi günlerin umuduyla yetinecektir. Hiçbir şeyin biraz fazlası demek olan bu küçük şey asgari ücrettir.” (Friedrich Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, çev: Oktay Emre, Sosyalist Yay., 1994.)

[150] Dani Rodrik, “Küresel Emeğin Belirsiz Geleceği”, Birgün, 13 Aralık 2021, s.11.

[151] Fikri Sağlar, “Prekarya!”, Birgün, 9 Aralık 2022, s.10

[152] Mustafa Çakır, “İşçiler Adalet İstiyor”, Cumhuriyet, 14 Temmuz 2021, s.11.

[153] Aziz Çelik, “İşçi Enflasyonun Altında Ezildi”, Birgün, 3 Ocak 2022, s.5.

[154] Mehmet Ali Güller, “Yedinci Sıfır”, Cumhuriyet, 18 Aralık 2021, s.12.

[155] Yaklaşık 7 milyon işçi, bir ay boyunca asgari ücretle geçinmeye çalışırken Cumhurbaşkanlığı ödeneğinde aylık 4.5 asgari ücrete denk gelen artış yapıldı. 2022 yılında 25’i binek otomobil olmak üzere 29 araç daha alacak olan Cumhurbaşkanlığı’nda zaten 415 taşıt bulunuyor. (Mustafa Çakır, “Cumhurbaşkanı Maaşına Yüzde 14 Zam”, Cumhuriyet, 20 Ekim 2021, s.4.)

[156] “Cebe Girmeden Açlık Sınırında”, Birgün, 1 Şubat 2022, s.4.

[157] “Ucuz İşgücünde En Kötü Lige Girdik”, Birgün, 25 Kasım 2021, s.11.

[158] “Asgari Ücretli Her Ay Fakirleşiyor”, Cumhuriyet, 20 Kasım 2021, s.11.

[159] “Ülke Yanıyor Saray Seyrediyor”, Birgün, 20 Ekim 2021, s.10.

[160] Emre Deveci, “Türkiye Asgari Ücrette Avrupa’nın Dibinde”, Sözcü, 21 Ekim 2021, s.9.

[161] Murat Muratoğlu, “Asgari Ücrette Fakirleşme 110 Dolar!”, Sözcü, 17 Aralık 2021, s.7.

[162] “AKP’nin 20 Yılında Böyle Yoksullaştık”, Birgün, 12 Ağustos 2021, s.14.

[163] “Türkiye İşçiye Cehennem”, Birgün, 11 Mayıs 2021, s.10.

[164] “Türkiye, Avrupa’da En Fazla İşçi Ölümlerinin Yaşandığı Ülke”, 29 Nisan 2021… https://www.avrupademokrat.com/turkiye-avrupada-en-fazla-isci-olumlerinin-yasandigi-ulke/

[165] “Her 4 Saatte 1 İşçi Yaşamını Yitirdi”, Birgün, 11 Ocak 2022, s.5.

[166] “Yoksulluk ve İşsizlik Emekçilerin Canını Aldı”, Birgün, 4 Nisan 2021, s.11.

[167] Uğur Zengin, “Ford Kârını Yüzde 108 Artırdı, İşçi Başı Kârı 466 Bin TL Oldu”, 29 Ekim 2021… https://www.evrensel.net/haber/446387/ford-k-rini-yuzde-108-artirdi-isci-basi-k-ri-466-bin-tl-oldu

[168] “Çarkı Döndürene Düşük Ücret”, Birgün, 7 Temmuz 2021, s.13.

[169] Uğur Zengin, “Sarkuysan’ın İşçi Başına Kârı Yüzde 2 Bin 651 Arttı!”, Evrensel, 19 Haziran 2021, s.6.

[170] Milletvekili Mehmet Güzelmansur 1 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında 12 bin 985, 2020 yılında 176 bin 662 işçinin Kod-29’la işten çıkarıldığını açıkladı. (“200 Bin İşçi Kod-29 Mağduru”, Birgün, 6 Nisan 2021, s.11.)

[171] “Her Gün 500 İşçi Kod-29 Mağduru”, Birgün, 7 Nisan 2021, s.11.

[172] Esra Çiftçi, “Doç. Dr. Aziz Çelik: Muhalefet İşçi Eylemlerini Seyrediyor”, 9 Şubat 2022… https://artigercek.com/haberler/dipten-gelen-dalga-buyuyor-3

[173] Esra Çiftçi, “… ‘İşçiler AKP’nin Politikalarına Yanıt Veriyor”, 7 Şubat 2022… https://artigercek.com/haberler/dipten-gelen-dalga-buyuyor-1-isciler-akp-nin-politikalarina-yanit-veriyor

[174] Metin Özuğurlu, “Safları Sıklaştırmayalım”, Birgün, 29 Ocak 2022, s.11.

[175] Metin Özuğurlu, “Mücadelede Sınıflaşanlar…”, Birgün, 6 Şubat 2022, s.11.

[176] Ergin Yıldızoğlu, “Liberal Demokrasiden Sonra...”, Cumhuriyet, 13 Ocak 2022, s.11.

[177] Eduardo Galeano, Hikâye Avcısı, çev: Süleyman Doğru, Sel Yay., 2017, s.78.

[178] Antonio Gramsci, “Kayıtsızlardan Nefret Ediyorum”… https://haber.sol.org.tr/sol-ceviri/gramsci-kayitsizlardan-nefret-ediyorum-183432

[179] Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, çev: Kenan Somer, Sol Yay., 1967.

[180] Karl Marx, Felsefenin Sefaleti, çev: Ahmet Kardam, Sol Yay., 7. Baskı, 2011, s.49.

[181] Karl Marx, Felsefenin Sefaleti, çev: Ahmet Kardam, Sol Yay., 7. Baskı, 2011, s.124.

[182] Karl Marx, Kapital, Sermayenin Üretim Süreci, Cilt: I, çev: Alaattin Bilgi, Sol Yay., 1965, s.727.



Bu yazı 90 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI