İnsanlığın Umudu, Onun Mutlu Geleceği Sosyalizm’dir

Arama

Suriye’de süreç: Bundan sonra ne olacak?

Şam’da yapılan anlaşma belli bir takvim doğrultusunda atılacak adımlarla ilerleyecek. Bazı konularda henüz tartışmalar sürerken, sürecin çatışmadan anlaşmaya evirilmesi olumlu bir adım olarak tanımlanırken, yandaş medya da yazarlarından "Her durumda, PKK/YPG Suriye’de yenildi ve teslim olmak dışında bir seçeneği yok. Sadece bundan sonraki süreç kanlı mı olacak kansız mı, çabuk mu olacak yoksa zamana mı yayılacak göreceğiz." diyor

02/02/2026 14:21 | Son Güncelleme : 05/02/2026 01:32 | Okunma Sayısı : 45 | Super Admin


Suriye’de süreç: Bundan sonra ne olacak?
“Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz” ad image

Suriye’de süreç: Bundan sonra ne olacak?

Terörsüz Türkiye Projesi’nde ikinci faza geçiliyor

Yeni Şafak-i6980bdf1548f1.png

Yeni şafak Gazetesi/Aydın Ünal

2/02/2026, Pazartesi

Suriye’de Şam Yönetimi SDG ile masaya oturarak 2025 yılında 10 Mart Mutabakatı’nı imzaladı. Süre dolmasına rağmen SDG yükümlülüklerini yerine getirmedi. Suriye Ordusu önce Halep’te, sonra Fırat’ın batısı ve doğusunda SDG’ye karşı operasyon başlattı. Arap bileşenlerin ayrılmasıyla SDG tamamen dağıldı, geriye kalan PKK/YPG ise Ayn el Arab ve Heseke-Kamışlı’daki dar alana sıkıştı.

Şam yönetimi, PKK/YPG ile bu kez 18 Ocak Mutabakatı’nı imzaladı. Ne var ki Mazlum Abdi, altına imza attığı Mutabakat’a yine uymadı. Geçtiğimiz cuma günü, 30 Ocak’ta tekrar bir anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Şam yönetimi; Mazlum Abdi, Türkiye, Barzani ve DEM bu son anlaşmayı olumlu bulduklarını ifade ettiler.

Bugün gözler bölgede. Şam İç Güvenlik Birimleri cuma günü YPG/PKK işgali altındaki bölgelere gireceklerdi ama PKK’nın çekilmesini bekledikleri için bugüne ertelediler. Bugün, Ayn el Arab, Haseke ve Kamışlı teslim alınacak mı yoksa çatışma mı çıkacak izleyeceğiz.

Her durumda, PKK/YPG Suriye’de yenildi ve teslim olmak dışında bir seçeneği yok. Sadece bundan sonraki süreç kanlı mı olacak kansız mı, çabuk mu olacak yoksa zamana mı yayılacak göreceğiz.

Terörsüz Türkiye Projesi başladığı günden bu yana altını ısrarla çizdiğim bir husus var: Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanması Türkiye için kilit bir meseledir. Orada bir terör yapılanması resmiyet kazanırsa, Türkiye içine yansımaları olur, hatta iktidarı bile düşürebilir, daha öteye gidip iç çatışmalara yol açabilir. Dolayısıyla Türkiye için o yapılanmayı ya engellemek ya da engellemek gerekir. Bunun dışında bir seçenek yoktur.

Terörsüz Türkiye Projesi en başından itibaren bu denklem üzerine kuruldu. Öcalan’ın devreye alınmasıyla bir “umut” ortamı oluşturuldu. PKK, kendini feshederken ve Türkiye’den tamamen çekilirken, artık Suriye kuzeyine yerleşip devletleşmeyi planlıyordu. Olmadı. PKK Türkiye için silahlı tehdit olmaktan çıktı, Suriye’de de kazanım elde edemedi.

Şimdi artık silahların sustuğu, terör örgütünün tamamen sınırın ötesinde, eylem kabiliyetini büyük oranda yitirmiş halde, sadece Irak ve İran’ın sorunu olarak kaldığı yeni bir sürece giriyoruz.

Artık Terörsüz Türkiye Projesi’nin ikinci fazına geçilebilir. Silahsız bir ortamda, tamamen siyaset zemininde, sorunları özgürce konuşmanın, tartışmanın, çözüm üretmenin kapıları ardına kadar açılabilir.

Muhabbetle kucaklaşmanın önündeki en büyük engel Türk ve Kürt ırkçı hareketleri.

Kürt kanaat önderleri daha fazla inisiyatif alarak, daha cesur ve atak davranarak, öncelikle PKK’nın Kürtler üzerindeki yıkıcı etkisini tartışmaya açabilirler. Ortada gerçek bir fiyasko var. Kayıp milyar dolarlar, hiç direnmeden geri çekilme, teslim olma, tacizler, tecavüzler, iç infazlar, çocuk savaşçılar ve hiç uğruna ölmüş Kürt çocukları sorgulanabilir, sorgulanmalıdır.

PKK’nın hezimeti sorgulanabilirse eğer, Kürt siyasi hareketleri de canlanabilir. DEM Parti politikalarını ve söylemini değiştirebilir. HÜDAPAR daha geniş kitleleri kucaklayabilir. PKK’sız özgür bir ortamda yeni Kürt siyasi hareketleri doğabilir.

Türk tarafında MHP zaten sürecin başından itibaren inisiyatif ve risk aldı. MHP’nin kucaklayıcı yeni Türk milliyetçiliği politikası karşısında Türk ırkçılığı ayrıştı ve marjinalleşti. Türkçülük maskesi altında Türkiye’ye savaş açan ırkçı hareketlerin Türkiye düşmanları tarafından beslendiği, fonlandığı da ortaya dökülüyor.

Türkiye’yi bu zafer noktasına taşıyan, Esed’i deviren, İran’ı bölgeden uzaklaştıran, Suriye’de halk devrimini gerçekleştirip ülkenin üniter yapısını koruyan, üzerine bir de PKK’yı bitiren ise AK Parti ve onun lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Şimdi, Türkiye’yi, yeni bir aşamaya taşıyacak olan da yine AK Parti ve Erdoğan olacak. Bütün renkleriyle, ülkedeki herkesin kendisini eşit, birinci sınıf vatandaş hissedeceği, vatanı herkesin sahipleneceği, devleti herkesin kendi devleti olarak benimseyeceği bir atmosferi, iklimi, özellikle de söylemi oluşturmak da AK Parti ve Erdoğan’ın elinde.

Henüz kamuoyu meselenin idrakine varmamış olsa da Türkiye yarım asırlık terör belasından kurtuldu, sınırlarını ve ötesini güvenlik altına aldı, bölgedeki ve dünyadaki konumunu sağlamlaştırdı, bir üst kulvara yükseldi. Şimdi eğer içerde de kucaklaşmayı sağlarsa, Türkiye Yüzyılı esas o zaman başlayacak.

 

 Şam’da yapılan anlaşma belli bir takvim doğrultusunda atılacak adımlarla ilerleyecek. Bazı konularda henüz tartışmalar sürerken, sürecin çatışmadan anlaşmaya evirilmesinde Abdullah Öcalan’ın rolü ve çabası büyük 

Şam güvenlik güçleri, SDF anlaşması gereği bugün Rojava'da

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Suriye geçici hükümeti arasında 27 Ocak’ta gerçekleştirilen geniş toplantıda üzerine mutabık kalınan anlaşma 30 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşıldı. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı ile Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da katıldığı toplantıda çıkan anlaşmada birçok başlık yer aldı.

DSG tarafından yapılan açıklamada, “Bu anlaşma; askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Hesekê ve Qamişlo kent merkezlerine konuşlandırılmasını, bölgede güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını ve Halep Valiliği’nin yetkisi altında kurulacak bir tümen bünyesinde, DSG’ye bağlı 3 tugay ile Kobanê’den 1 tugayın yer aldığı bir askeri tümenin oluşturulmasını hükme bağlamaktadır denildi.

Ayrıca Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devleti kurumlarıyla entegre edilmesinin sağlanacağı, Kürtlerin haklarının güvence altına alınacağı, göç eden yurttaşların evlerine geri dönüşünün sağlanacağı vurgulandı.

Peki anlaşmada hangi başlıklar yer aldı, takvim nasıl işleyecek?

Anlaşmada neler var

Kademeli bir entegrasyonun öngörüldüğü anlaşmanın ilk aşamasında şunlar öne çıktı:

 🔹 Tüm cephelerde kalıcı ve kapsamlı ateşkes, gözaltı ve baskınların durdurulması

 🔹 🔹 DSG güçlerinin Hesekê ve Qamişlo’da mutabık kalınan askeri kışlalara çekilmesi

 🔹 Suriye geniş hükümetine bağlı güçlerin Hesekê’nin güneyindeki Şeddadê kasabasına çekilmesi

🔹 Hesekê’de askeri tümen kurulması, DSG’nin 2 tugay halinde bu yapıya entegresi

🔹 Kobanê’deki askeri gücün, Halep ilindeki bir askeri tümene entegre edilmesi

Anlaşmanın bir diğer aşamalarında ise şu başlıklar öne çıkıyor:

 

🔹 Hesekê ve Qamişlo şehirlerinin her birine  İçişleri Bakanlığı’na bağlı birimlerin gelerek entegrasyon çalışmalarını başlatması

 🔹 Yerel yöneticilerin atanması

 🔹 Rimêlan ve Siweyde petrol sahalarının Enerji Bakanlığı’na devri ve çalışanların entegrasyonu.

🔹 Qamişlo Havalimanı’nın Sivil Havacılık Kurumu’na devri

🔹 Sınır Kapıları’nda çalışma başlatılması: oluşturulacak ekibin Sêmalka ve Nisêbîn (Nusaybin) sınır kapılarına gönderilmesi, sivil personelin resmi olarak görevlendirilmesi, kapıların derhal faaliyete geçirilmesi

 🔹 Hesekê’deki sivil kurumların entegrasyonu, sivil çalışanların kadroya görevlerinin güvenceye alınması

🔹 Tüm bu süreçte tüm tarafları bağlayan kimi hükümler üzerine de uzlaşıldı. Buna göre:

 🔹 Şam’a bağlı güçlerin hiçbiri özellikle Kürt bölgelerine girmeyecek.

 🔹 Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından okullarda verilen diplomalar kabul edilecek.

🔹 Kültürel ve sivil toplum kuruluşlarının da ilgili mevzuata uygun bir şekilde entegrasyonu sağlanacak.

🔹 Kürtlerin bölgesinde eğitsel özgünlükler gözetilecek.

 🔹 Tüm yerinden edilmiş kişiler (Efrîn, Şêxmeqsûd, Serêkaniyê) şehir ve köylerine dönüşü sağlanacak. Bu bölgelerdeki sivil yönetimler de yerelden belirlenecek.

Takvim nasıl işleyecek

Anlaşmanın takvimi işlemeye başladı. Tüm cephelerde şuanlık bir sessizlik hakim. Halep İç Güvenlik Başkanı Muhammed Abdulğani, dün Kobanê’de İç Güvenlik Güçleri ile görüştü. Ancak Kobanê’ye yönelik kuşatma devam ediyor.

Belirlenen takvime göre;

Bugün, en fazla 15 araçtan oluşacak bir heyet, Hesekê’ye gelecek. Heyetin yarın da Qamişlo’ya geçmesi bekleniyor. Bu heyetin amacı, idari ve entegrasyon çalışmalarını başlatmak. Söz konusu çalışmaların sonlanması üzerine heyet de bölgeden ayrılacak.

Sonrasında petrol sahaları ile çalışma başlatılacak. Qamişlo’da bulunan havalimanı ise Sivil Havacılık Müdürlüğü’ne devredilecek, Qamişlo-Nisêbîn ile Semêlka sınır kapılarına ekipler gönderilecek.

🔹 Özgünlük korunacak

Tüm bunlar için en fazla 10 günlük bir süre öngörülüyor. Her bir çalışma Özerk Yönetim’in koordinasyonuyla birlikte yürütülecek.

Öte yandan Özerk Yönetim kurumlarının entegrasyonu başlatılacak. Bu kurumlarda çalışanlar kadroya alınacak. Mevcut kurumların yapısı ve kadrosu korunacak. Sadece bu kurumlar resmi hizmet kurumlarına dönüştürülecek.

🔹 YPJ’nin durumu

🔹 DSG güçleri, Hesekê’de 3 tugayla bir tümen oluşturacak. Bu tümen Hesekê Valiliği’ne bağlı olacak. Kobanê’de oluşturulacak tugay ise, Halep’te bir tümene bağlı olacak.

🔹 Bu süreçte durumu en çok merak edilen yapıların başında Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) geliyor. YPJ’nin de tugay düzeyinde mevcut yapısını koruyarak enteg 🔹 rasyonun sağlanacağı belirtiliyor.

🔹 Tüm kent merkezlerinin güvenliği İç Güvenlik Güçleri’nde (Asayiş) olacak. Asayiş güçleri de mevcut yapılardan oluşacak.

🔹 Şam, anlaşma gereği Hesekê Adli Güvenlik Müdürü’nü belirledi. Mervan el-Ali, Hesekê Güvenik Müdürü oldu.

🔹 Özerk Yönetimin de kısa bir sürede Hesekê Valisi ile Savunma Bakan Yardımcısı’nı belirlemesi bekleniyor. Yine Hasekê Güvenlik Müdür Yardımcısı da DSG’nin atayacağı isim olacak.

🔹 Askeri entegrasyon noktasında daha önce de kimi tartışmalar yürütülmüştü. Şam, bireysel entegrasyonu dayatmıştı. Ancak son varılan anlaşmayla toplu bir entegrasyonda karar kılındı.

Geri dönüşler

🔹 Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların kontrolünde bulunan Serêkaniyê ile Efrîn’in durumu da merak ediliyor. Buna dair net bir takvim bulunmuyor. Ancak anlaşmaya göre buralarda göçe zorlanmış tüm ailelerin geri dönüşü sağlanacak.

Efrîn’de Türkiye askerlerinin çekildiğine dair kimi bilgiler basına yansımıştı. Ancak bu geri çekilmenin ne kadar gerçekleştiği bilinmiyor.

🔹 Yine Serêkaniyê için de benzer bir durum söz konusu. Ancak bu durum da teyide muhtaç.

🔹 Geri dönüşler noktasında da görüşmelerin devam ettiği, ilerleyen süreçte buna dönük adımların atılması bekleniyor.

Anadilde eğitim

🔹 Şara, bu noktada geçtiğimiz günlerde bir “kararname” yayınlamıştı. Kararnamede Kürtçenin tanınması da yer almıştı.

🔹 Anlaşmada da bu duruma vurgu yapılıyor. Ancak anadilde eğitim gibi konularda ne gibi adımların atılacağına dair netlik bulunmuyor.

🔹 Îlham Ehmed, geçtiğimiz günlerde, “Eğitim olarak anadilinde eğitim resmi bir şekilde kabul edilecek. Eğitimin anadilde olması üzerinde uzlaştık. Resmi yazılı hale getirilecek. Lise ve üniversiteler resmi olarak tanınacak. Buna ilişkin bir kararname çıkacak. Eğitim ile ilgili ayrıntılar diyaloglarla sürecek” açıklaması yaptı.

🔹 Bu durum, diğer kültürel haklar için de geçerli. İdari, güvenlik ve askeri entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından tarafların hem eğitim hem de diğer hakların güvenceye alınması noktasında bir takvim çıkaracağı belirtiliyor.

Şam adım atacak mı?

🔹 Anlaşmanın hayata geçirilip geçirilmeyeceği yönünde tartışmalar sürüyor. Bu tartışmaların kaynağı ise, geçmiş dönemlerde imzalanan anlaşmaların Şam tarafından her seferinde uygulamaya konulmaması.

🔹 30 Ocak’ta açıklanan anlaşma öncesi de benzer süreçler yaşanmıştı. Bunun ilk adımı 10 Mart 2025’te Ebdî ve Şara arasında imzalanan mutabakattı.

🔹 Bu süreçte Şam’ın üzerinde durduğu tek nokta askeri dosya oldu. Bu nedenle bir ilerleme sağlanmadı.

🔹 18 Ocak’ta da bir anlaşmaya varıldı ancak bunda da sonuç alınamadı. Ateşkes kararına rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar sürdü.

Kürtler temkinli yaklaşıyor

Tüm bu nedenlerden kaynaklı Kürdistan’ın dört parçası başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi günlerdir ayakta. Anlaşma kararına rağmen sokaklar terk edilmiyor, kitlesel protesto eylemleri düzenleniyor. Kürtler, son anlaşmaya da temkinli yaklaşıyor.

Anlaşmayı “Şam’ın tuzağı” olarak yorumlayanlar da var, Şam’ın “zaman kazanmaya dönük” attığı bir adım olarak gören de var.

Çözümü dayatan aktör Abdullah Öcalan

Ancak kalıcı bir ateşkes kararı ve çatışmaların sonlanması genel olarak olumlu görülüyor. Özerk Yönetim yapıları ve partilerinin yanı sıra ABD, Avrupa ülkeleri, Federe Kürdistan Bölgesi Yönetimi ve Kürt kamuoyunda anlaşmaya destek verildi. Bu yaklaşım, yapılan tüm açıklamalara da yansıdı.

Özerk Yönetim’den bazı yetkililer ABD ve Fransa’dan heyetlerin son görüşmede yer aldığını ve bu sürecin garantörleri olduğunu açıkladı.

Anlaşmanın sağlanmasında farklı aktörlerin de yoğun bir çaba içerisinde olduğu bu süreçte gündeme geldi. Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani’nin süreç kapsamında hem Şara hem de Özerk Yönetim ile temasta olduğu biliniyor.

En son Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nde yer alan Mithat Sancar’dan da konuya dair açıklama geldi.

Mithat Sancar, Şam’daki uzlaşmada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolüne özel vurgu yaptı.

Sancar, “Suriye’de gelinen noktada çatışmanın derinleşmesini önleyen bir uzlaşma var ve bu süreçte Abdullah Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu. Diyalog ve müzakereyle bir yol bulunması için büyük çaba harcadı” dedi. Sancar, “Bu süreçte Öcalan çok önemli, hatta temel aktörlerden biridir. Suriye’deki çözümde katkısı da son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

DEM Parti İmralı Heyeti de çatışmaların sürdüğü süreçte, 17 Ocak’ta Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmede bu duruma vurgu yapmıştı.

Abdullah Öcalan, yaklaşık iki buçuk saat süren görüşmede sadece Suriye üzerinde durmuş, bu durumun “Barış ve Demokratik Toplum Sürecini baltalama girişimi” olarak değerlendirmişti. Ayrıca “Suriye’deki tüm sorunların ancak diyalog, müzakere ve ortak akılla çözülebileceğine” vurgu yapmıştı.

Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başladığı günden bu yana yapılan tüm görüşmelerde Suriye’nin durumuna özel vurgu yaptığı biliniyor. Özellikle Özerk Yönetim bölgesinde güvenliğin yerelden doğru (Asayiş) yapılmasının altını çiziyor.

Ocak’ta yaşanan gelişmelerde de Abdullah Öcalan’ın çatışmaların sonlanması, sorunların diyalogla çözülmesi ve sürecin demokratik bir geçişe evrilmesi için çaba harcadığı kamuoyuna yansıdı.

Özerk Yönetim’den bazı isimlerin de kalıcı ateşkes ve diyalog noktasında Abdullah Öcalan’ın bu süreçte rol oynadığını açıkladı.

Kaynak: MA

 

Etiketler : sürecin çatışmada anlaşmaya evirilmesi olumlu Bundan sonrası yeniden ATILIM Terörsüz Türkiye Terörsüz Suriye çatışmadan diyalog DSG
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

“Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz”

Bunlar da ilginizi çekebilir

Suriye’de süreç: Bundan sonra ne olacak?

Suriye’de süreç: Bundan sonra ne olacak?

Şam’da yapılan anlaşma belli bir takvim doğrultusunda atılacak adımlarla ilerleyecek. Bazı konularda henüz tartışmalar sürerken, sürecin çatışmadan anlaşmaya evirilmesi olumlu bir adım olarak tanımlanırken, yandaş medya da yazarlarından "Her durumda, PKK/YPG Suriye’de yenildi ve teslim olmak dışında bir seçeneği yok. Sadece bundan sonraki süreç kanlı mı olacak kansız mı, çabuk mu olacak yoksa zamana mı yayılacak göreceğiz." diyor

2 gün önce
Migros direnişi için Efes ürünleri ne boykot!

Migros direnişi için Efes ürünleri ne boykot!

Tekel bayileri duyurdu: Migros direnişi bitene kadar Efes ürünleri satılmayacak Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, Migros işçilerinin gasp edilen hakları iade edilene kadar Efes markalı hiçbir ürünün bayilerde satılmayacağını duyurdu. Aybaş, boykotun ülke genelinde kesintisiz ve kararlı biçimde sürdürüleceğini vurgulayarak, “Bir işçiye yapılan saldırı tüm işçi sınıfınadır” dedi.

3 gün önce
Dünya Rojava ile Dayanışma Günü Yürüyüşündeyiz

Dünya Rojava ile Dayanışma Günü Yürüyüşündeyiz

Kuzey ve Doğu Suriye ile dayanışmak için Türkiye başta olmak üzere bir çok ülkede yürüyüşler ve açıklamalar yapıldı. Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok kentinde de yapılan yürüyüşlerde, Kürt halkının haklarının Suriye Anayasası’nda güvence altına alınması talep edildi.

3 gün önce
Yorumlar

İnsanlığın Umudu, Onun Mutlu Geleceği Sosyalizm’dir