Bugun...



ABD Ukrayna’yı Rusya’nın önüne niçin attı?

"...Rusya’nın Ukrayna’ya karşı giriştiği işgal savaşı, dünya siyasetinin psikolojik ortamını temelden değiştirdi ve sanki dünya emperyalist siyasetinin yeni bir boyuta geçtiği hissiyatını oluşturdu. Peki bu duruma nasıl gelindi? Bu saldırı Batı tarafından bir sürpriz miydi yoksa beklenen bir durumuydu ve hatta bu durumun oluşmasında başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin belirli bir planı söz konusu mudur? Bu soruların cevaplanması için olaylara çok daha geniş bir ..."

facebook-paylas
Güncelleme: 06-03-2022 18:42:17 Tarih: 04-03-2022 18:29

ABD Ukrayna’yı Rusya’nın önüne niçin attı?

ABD Ukrayna’yı Rusya’nın önüne niçin attı?

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önce 22 Şubat’ta Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki Donets ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini tanıdı ve iki gün sonra da “Özel Askeri Hareket” söylemi altında Ukrayna’ya savaş ilan etti. Ukrayna ile ilgili asıl hedefini gizleyen ve sanki Donbass ile sınırlı kalacağı izlenimini veren Putin, bütün Ukrayna’yı işgale yönelen bir askeri harekât başlattı.

 

Aslında Putin bir saatlik olan ilk konuşmasının satır aralarında asıl niyetinin ne olduğunu, kendisine göre oluşturmuş olduğu ideolojik ve tarihsel arka plan sunumu ile ortaya koymuştu. Lenin’in Ukrayna ulusuna “eşit” yaklaşımını eleştiren, Stalin’in Ukrayna’nın pratikte bağımsızlığını ortadan kaldıran yaklaşımını olumlayan, Ukrayna ulusunun varlığını yok sayan ve onun “yapay” bir ulus olduğunu ve de Çarlık Rusya’sının eski sınırlarının asıl Rus sınırları olduğunu ileri süren konuşması, Putin’in askeri harekatının bütün Ukrayna’yı hedef alacağının bir göstergesiydi. Yine Putin’in Ukrayna’da Nazilerin ve Rus düşmanlarının temizleneceği söylemi de mevcut Ukrayna hükümetinin yıkılacağı ve yerine Rusya yanlısı bir hükümetin kurulmak istendiğinin ve de bundan dolayı da askeri harekatın bütün Ukrayna’yı hedefleyeceğinin açık bir göstergesiydi.

 

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı giriştiği işgal savaşı, dünya siyasetinin psikolojik ortamını temelden değiştirdi ve sanki dünya emperyalist siyasetinin yeni bir boyuta geçtiği hissiyatını oluşturdu. Peki bu duruma nasıl gelindi? Bu saldırı Batı tarafından bir sürpriz miydi yoksa beklenen bir durumuydu ve hatta bu durumun oluşmasında başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin belirli bir planı söz konusu mudur? Bu soruların cevaplanması için olaylara çok daha geniş bir perspektiften bakmak gerekmektedir?

 

Demokrat Parti’nin önceliği

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim ve sonra da bu söylemin altını doldurmaya çalışalım: ABD ve bazı müttefikleri (örneğin İngiltere), uzun zamandan beri üzerinde çalıştıkları bir strateji temelinde, Ukrayna üzerinden Rusya’yı provoke eden ve onun Ukrayna’da bir tür batağa saplanmasını isteyen bir politika gütmektedirler. Ama bu politika belirli bir küresel stratejiden de beslenmektedir. Bu küresel strateji de ABD’de Demokrat Parti (DP) ya da Cumhuriyetçi Parti’nin (CP) iktidarda olmasına göre de değişiklik gösteren bir yapıya sahiptir.

 

ABD’de hem DP hem de CP’nin uzun dönemli stratejik hedefi, Rusya ve Çin’deki otoriter rejimlerin yıkılarak, bu devletlerin emperyalist niteliklerinin ortadan kaldırılmasıdır. Her iki parti bu hedeflerine farklı metot ve taktik yaklaşımlarla yürümek istemektedirler. DP önce Rusya’da rejimin yıkılarak ve yerine Batı ile uyumlu bir rejimin kurularak Çin’in tecridine ve sonra da yıkımına yönelen bir dış politika izlerken, CP ise bunun tersi olan yani önce Çin’deki rejimin yıkımına ve Rusya’nın tecridine ve de sonra da yıkımına yönelen bir dış politikayı benimsemektedir. Bu durum dışarıdan kaba bir göz ile de görülebilir. ABD’de bir Cumhuriyetçi Başkan yönetime geldiği zaman Çin ile gerilim artar, bir Demokrat Başkan geldiği zaman ise Rusya ile gerilim artar.

 

İşte Joe Biden (DP) ABD Başkanı seçildiği zaman, Trump döneminde öne çıkarılan Çin rejimini önce devirme stratejisini geri çekerek, önce Rusya’daki otoriter Putin rejiminin devrilmesini ön plana aldı. Ukrayna ise Putin rejiminin yıkımına bir giriş oluşturan nokta olarak düşünülmüştür. Bu olaylar daha Obama döneminde (özellikle 2013-2014 dönemlerinde) hazırlanmış ancak Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi bir kesintiye neden olduğu için, Biden yönetiminin seçilmesiyle tekrar bu strateji dirilmiştir.

 

Plan, provokasyon, tuzak…

ABD’nin Ukrayna özelindeki yoğunlaşması ya da Ukrayna’nın Rusya’ya karşı bir “sivri uç”a dönüştürülmesi politikası, Uzakdoğu Asya’da AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD) paktının oluşturulması, QUAD (ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya arasındaki Dörtlü Güvenlik Diyaloğu), Afganistan’ın Taliban’a bırakılması, IŞİD’in Biden yönetiminde tekrar diriltilmesi ve IŞİD’cilerin Rojava’nın Haseki kentindeki cezaevinden kaçırılma girişimi ve Ortadoğu’da cihatçıların bir araya toplanması ve de İran’a yaklaştırılması genel politikasından ayrı düşünülmemelidir. Biden’ın ABD yönetimine gelmesinden kısa bir süre sonra, NATO’nun Doğu Avrupa’ya yaptığı askeri yığınak da bu son olaylara girişten başka bir şey değildi. Ama bugün çok açık olarak Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımların hızla devreye konulmasından, Ukrayna Savaşı’ndan önce bu yaptırımların planlandığını da tasavvur edebiliriz.

 

Bugün ABD ve Rusya arasındaki Ukrayna eksenli emperyalist paylaşım mücadelesi, her iki tarafın iki farklı yaklaşımı ya da metodu temelinde ilerleyen bir durum oluşturmaktadır. ABD ile müttefikleri “içeriden işgal” yöntemleriyle ilerlerken, Rusya “dışarıdan işgal” yöntemiyle ilerlemektedir. Yöntemlerdeki farklılık tarafların ekonomik, politik, askeri, ideolojik ve kültürel güçleri ve kapasiteleriyle ilişkilidir. Önemli bir tespit yapmak gerekirse, bugün Rusya’nın dışarıdan işgal yöntemi aslında 2013-2014 yıllarında Ukrayna iç politikasında Rusya yanlısı politik güçlerin Batı yanlısı güçler tarafından iktidardan indirilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Ukrayna iç politikasındaki dayanaklarını kaybeden Rusya, Ukrayna içindeki Batı işbirlikçilerinin sürekli olarak provokatif eylemleri sonucunda dış işgal seçeneğine sürüklenmiş, ki bu seçeceğin üzerine de ABD ile müttefikleri Putin’e karşı kendi politik tuzaklarını oturtmuştur.

 

ABD ve müttefiklerinin amacı, Rusya’yı Ukrayna’daki Batı işbirlikçileri aracılıyla sürekli provoke ederek Ukrayna’ya girmesini ve orada batağa saplanıp kalmasını sağlayarak yıpratmaya çalışmaktır. Burada Ukrayna ABD ve müttefikleri tarafından bir araç olarak kullanılmış ve Rusya’nın önüne atılmıştır. Ukrayna savaşında hem Batı yanlısı Ukraynalı işbirlikçi siyasetçiler hem de Putin rejimi Batı tarafından tuzağa düşürülmüş ve Ukraynalı işbirlikçiler ABD ile müttefiklerinin Rusya’ya karşı geliştirilen küresel stratejisinin Doğu Avrupa’daki piyonları haline getirilerek genel küresel stratejiye bağlanmışlardır. Artık isteseler de bu genel stratejiden çıkamazlar ve kaderleri küresel düzeydeki genel güç dengesinin yapısına bağlanmıştır.

 

Rusya’nın hesap hatası

ABD ile müttefiklerinin bundan sonraki adımlarını, Rus çıkarlarının tehdit altındaki bölgelerdeki sorunların kaşınması ve hatta bu bölgelerdeki savaşların piminin çekilmesi olacaktır, ki bu yerler başta İran ve Suriye olmak üzere, Kafkasya ve Orta Asya’daki bölgeler olacaktır. Amaç Rusya’nın askeri güçlerini muazzam derecede küresel ölçekte yaymak ve askeri harcamaların düzeyinin artmasını sağlayarak orta dönemde Putin rejiminin Rusya’da altını oymaya çalışmak ve Rus halkının geneliyle derin bir çelişkiye düşmesini sağlamaktır. Bir yandan Rusya’ya çok ağır ekonomik yaptırımları devreye sokmak ama öte yandan dünyanın başka bölgelerinde savaşları kışkırtarak Rusya’yı büyük bir tarihsel ve toplumsal açmazın ya da kapanın içine sokulmasını sağlamaya çalışmaktır. Bütün bunların yeni bir emperyalist savaşa giriş olduğundan kuşku yoktur. Üstelik bu savaşı Batılı emperyalist güçler, “savunma görünümü” altında bir “saldırı savaşı” örgütleyerek ve Rusya’nın politik hatalarını da kendilerine müttefik yaparak gerçekleştirmektedirler.

 

Putin’in Donbass ile sınırlı kalacak bir askeri harekât yerine, bütün Ukrayna’yı hedefleyen bir askeri harekat gerçekleştirmesi, Batı’nın politik tuzağına düşmesine neden olmuştur. Batılı güçler uzun zamandan beri Ukrayna’daki askeri güçleri şehir gerillası temelinde bir savaşa göre hazırlamaktadırlar. Bu hazırlık uzun zamandan beri yapılmaktadır. Rusya’nın yüksek ateş gücü Rusya’yı cepheden karşılamaya izin vermediği için, Ukrayna askeri kuvvetlerinin vereceği en iyi askeri karşılık Rus askeri güçlerini şehirlerde karşılamak ve bir şehir gerilla savaşı vermektedir. Bu noktada Putin Ukrayna askeri güçlerini ve direnişini çok hafife almış ve hızlı bir zaferin her şeyi halledeceğini inanmıştır. Rusya’nın hesap hatasına bizzat Putin rejiminin otoriter yönetiminin dar bakış açısı neden olmuştur.

 

Savaşın olası sonuçları

Bu savaşta ABD ile müttefiklerinin temel hedefi Rus iç politikasının köklü bir sarsılmasına yol açmaktır. Rusya’ya gidecek olan asker cenazeleri ve ağır ekonomik yaptırımlar, savaşın uzamasıyla Rus iç politikasında huzursuzluğu geliştirecek ve Putin rejimine karşı muhalefeti güçlendirerek rejimin sosyal temellerini darlaştıracaktır. Dünyanın başka bölgelerinde Rus çıkarlarının savaşlar yoluyla tehlikeye atılması ve Rusya’nın askeri güçlerini daha da yaymasına neden olması, Rus iç politikasındaki bu kaymayı zamanla daha da geliştirecektir. Batı tarafından Rusya’nın etki bölgelerindeki bölgesel savaşlar, Rus iç politikasının dönüştürülmesi için bir kaldıraç olarak düşünülmüştür. Aynı yöntemi Vietnamlılar Vietnam savaşında ABD’ye uyguladılar ve ABD’yi Vietnam’da çekilmeye iten şey Vietnam’daki askeri operasyonlar değildi ama ABD’li asker cenazelerinin ABD’ye gidişi ve ABD kamuoyunun bütün ABD’de ayağa kalkışıydı. ABD Vietnam’daki askeri operasyonların ezici kısmını kazanmasına rağmen politik olarak kaybetti. Aynı durum Cezayir’de Fransa’nın başına geldi.

 

Rusya’yı Ukrayna üzerinden kışkırtarak Ukrayna’ya müdahale etmesini sağlayan ABD ile İngiltere, bu dolaylı hamleleriyle:

 

Putin rejiminin uluslararası hukuku açıktan çiğnemesini sağlayarak, onun saldırgan ve Rus milliyetçi yüzünü başta Avrupa ve dünyaya göstererek, bu rejimin dünya için bir tehlike kaynağı olduğu ve durdurulması gerektiği imajı oluşturdular. Putin yirmi yıldan fazla bir zaman boyunca oluşturduğu politik imajını üç günde yerle bir etti.

NATO’nun Sovyet Bloku’nun çökmesiyle gereksiz hale geldiğini ileri sürenlere, Rus tehlikesinin varlığını ve Batı dünyasına karşı yönelmiş olduğunu göstererek, tartışılmaz olarak NATO’nun gerekliliğini ve yeni düşmanını herkesin gözünün içine soktular.

Trump döneminde zedelenen Atlantik ittifakını, sıkı bir şekilde ABD liderliği etrafında bir araya getirdiler.

Rusya’ya karşı devreye sokulmak istenen ama Avrupa’da başta Fransa ve Almanya olmak üzere bazı devletlerin çekimser kaldığı ekonomik yaptırımları hem devreye soktular hem de bunu çok yüksek bir düzeyde yaptılar.

Bugüne kadar Batı ile Rusya arasında tarafsız olan İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerin güvenlik kaygılarını kamçılayarak, bu tarafsızlıklarını bırakmaları yönünde bir eğilimin oluşmasına neden oldular. Elbette Batı lehine.

Rusya’yı ekonomik ve politik olarak uluslararası düzeyde tamamen tecrit ettiler.

Fransa’nın NATO’dan ayrı bir Avrupa Ordusu kurma projesini baltaladılar ve yine Fransa’nın önderlik ettiği “Avrupa’nın Stratejik Özerkliği” politikasına Almanya’nın yaklaşmasını tamamen yok ettiler ve Fransa’yı politik olarak tecrit ettiler.

Rusya’da Putin rejiminin yıkılışının başlangıcını oluşturdular. Ukrayna savaşı aynı zamanda Putin rejiminin yıkılışına bir giriştir. Elbette bu hemen olacak bir şey değil ama uzun yıllara yayılacak bir durum olacaktır.

Uzun yıllardır silahlanma harcamaları için ayak direyen Almanya’nın 100 milyar dolarlık bir silahlanma bütçesini devreye sokmalarına neden olarak Batı Emperyalist İttifakı’nın askeri gücünün daha da gelişmesini sağladılar.

Erdoğan memnun ama…

Ukrayna-Rusya savaşı sırasında, Erdoğan’ın tutumu ve söylemi de çok eleştirildi. Bir yandan Erdoğan NATO’ya Ukrayna için daha fazla şey yapması için eleştiride bulunurken, öte yandan da Türkiye’nin Rusya’nın Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması oylamasında çekimser kalan tutumuna kimse pek bir anlam veremedi. Aslında Erdoğan’ın tutumu ve yapmak istediği şey çok nettir. Bu savaş patlak verdiği zaman Erdoğan’ın memnun olduğundan şüphe yoktur. Çünkü o uzun zamandır beklediği fırsatın geldiğini düşündü. 2015’in Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesi ve yine Ankara’da Rus büyükelçisi Karlov’un öldürülmesinden sonra Türkiye’nin beklentisi neydiyse, şimdi de odur. Erdoğan Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonucunda bir NATO-Rusya savaşının çıkacağı beklentisine sahiptir ve hatta bunun için NATO’yu arkadan itmek de istemektedir. NATO ile Rusya’nın geniş çaplı bir savaşa sürüklenmesi sonucunda Erdoğan NATO üyesi olmasına rağmen kenara geçip, her iki tarafı yalnız bırakan ve kendisine daha fazla taviz vermelerini sağlayan bir politikanın peşindedir. Ama bu savaşı kışkırtan ABD ile İngiltere, Rusya’yı cepheden karşıya almayan bir politikayı baştan itibaren varsaymışlardı. ABD ile İngiltere’nin Rusya’ya karşı temel politikası, Rusya’yı ön cephedeki devletler ile savaştırarak yormak ve yıpratmaktır. Hatta bunun için Türkiye’yi dahi Rusya’nın üzerine Suriye’de salmak isteyen bir politikaları mevcuttur. Türkiye, NATO ile Rusya’yı birbirine salmak isteyen bir politika yürütürken, kendisini NATO olmadan Rusya ile savaş içerisinde bulabilir.

 

Ukrayna-Rusya savaşının Türk iç politikası üzerinde çok büyük etkileri olacaktır ve belki de Erdoğan rejiminin sonunu getirecektir. ABD liderliğinde Batı ittifakı Rusya’nın tecridini bu dereceye kadar geliştirmişken geri adım atmak yerine Rusya’nın kuşatılmasını daha da geliştirmeye çalışarak, onu başka güçlerle daha fazla karşı karşıya getirmek isteyeceklerdir, ki Türkiye bu noktada stratejik bir konumda bulunmaktadır. Erdoğan, ABD ile İngiltere’nin Ukrayna üzerinden Rusya’ya karşı geliştirdikleri bu son hamleden korksa daha iyi eder. Çünkü bu marifetli politikanın kendisine karşı da aynı şekilde yönelen bir versiyonu olabilir. Bu son savaş Erdoğan’ı Batı ile Rusya arasında kesin bir seçime sürükleme ama ayak sürdüğü taktirde de bir tasfiye operasyonunun hedefi haline getirme potansiyeli taşımaktadır. Ukrayna savaşı Devlet Bahçeli ve MHP ile devlet içerisindeki diğer milliyetçi-Ergenekoncu yapının ABD nezdinde önemini de giderek arttırmıştır. Bu faşist Türk milliyetçilerinin öteden beri Rus düşmanı olmaları ve Pantürkizm hedefi ile hareket etmeleri onları ABD nezdinde giderek kıymetli hale getirmekte ve Batı’nın desteğini arkalarına almalarına neden olmaktadır. Bu kesim iktidara gelmeleri karşılığında Rusya ile Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya’da savaşmayı kabul edecek bir anlayışa sürüklenebilir ve bu durum konjonktürün şu anki ihtiyacı ile de giderek çakışan bir durum oluşturmaktadır. Bundan dolayı Ukrayna savaşı, Türkiye’de iktidar bloku içerisinde büyük bir politik stresin birikmesine de yol açacaktır.

 

Ukrayna’daki Batı işbirlikçisi siyasiler, kendi ülkelerini Batı Emperyalistlerinin Rusya ile olan nüfuz mücadelesinde bir araç haline getirerek bir tür “kullanışlı aptallar” rolünü oynamışlardır. Bu kesim Batı’dan kendilerine akan sermaye ve para karşılığında kendi ülkelerini saplantılı bir Batılı olma fikrine kaptırarak ülkelerini yıkıma sürüklemişlerdir. Halbuki stratejik olarak tarafsız kalarak hem Batı ile hem de Rusya ile barışçıl bir politika izleyerek kendi refah düzeylerini ve güvenliklerini daha da geliştirebilirlerdi. Ama bir avuç işbirlikçi, Batı’dan elde ettikleri imkanları bütün ulusu manipüle etmek için kullanmayı başararak ülkelerini büyük bir yıkıma sürüklediler.

 

Bu emperyalist savaşta devrimci ve demokratik hareketin tutumuna gelince, savaş karşıtıyız ve her iki tarafın emperyalist siyasetinin dışındayız. Ama bu durum, devrimci ve demokratik hareketin ayağa kalkması için bu her iki tarafın zaaflarının kullanılmayacağı anlamına da gelmez. Her iki kampın ortasında bulunarak ve bu kampların genel stratejik yönelimlerine bağlanmadan Dolaylı Stratejik tutum temelinde her yönlü taktik ilişkiler esnekliğine sahip olmak zorundayız. Bu noktanın geliştirilmesi de başka makalelerin konusudur.




Kaynak: sendika org

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 185 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Dünya Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI