Bugun...



Yaşamını Mücadeleye Adamış Kadın Önderlerinden:Clara Zetkin

Clara Zetkin, Kadın hareketinin,sınıf mücadelesiyle diyalektik birliğinin kurulmasında,dünya emekçi kadınlar gününün kazandırılmasında önemli bir rol oynamış komünist kadınlardan biridir. Clara Zetkin, SPD'den yakın arkadaşı Rosa Luxemburg ile birlikte devrimci mücadelede her türlü Marksist öğretiden sapmalara karşı karalı mücadele sürdürmüş, bir kadın önder kadınlardandır. “Yaşamın olduğu yerde savaşmak istiyorum.” Bu sözler, sosyalizm ve kadın özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğunu söyleyen Clara Zetkin’e aittir. Onun yaşamından bir kesit;

facebook-paylas
Güncelleme: 18-05-2020 03:03:30 Tarih: 17-05-2020 18:59

Yaşamını Mücadeleye Adamış Kadın Önderlerinden:Clara Zetkin

Yaşamını Mücadeleye Adamış Kadın Önderlerinden:Clara Zetkin  

Clara Zetkin, Kadın hareketinin,sınıf mücadelesiyle diyalektik birliğinin kurulmasında,dünya emekçi kadınlar gününün kazandırılmasında önemli bir rol oynamış  komünist kadınlardan biridir.

Clara Zetkin, SPD'den yakın arkadaşı Rosa Luxemburg ile birlikte devrimci mücadelede her türlü Marksist öğretiden sapmalara karşı karalı mücadele sürdürmüş, bir kadın önder kadınlardandır. “Yaşamın olduğu yerde savaşmak istiyorum.” Bu sözler, sosyalizm ve kadın özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğunu söyleyen Clara Zetkin’e aittir. Onun yaşamından bir kesit;

 

 

İşçilerin ve kadınların kurtuluş mücadelesinde bir öncü Clara Zetkin

Marksizm’i benimsemiş, sosyalist bir kadın hareketinin dünya çapında inşası için yoğun çalışmalar yürütmüş ve bugüne büyük bir miras devretmiştir Clara Zetkin.

 

Sema Aydın

 

Tarihte bazı isimler vardır ki yaşamları, mücadeleleri, düşünceleri ve üretimleri ile insanlığa yön vermiş, tarihi yapan isimlerdir. Clara Zetkin tartışmasız bu isimlerden biridir. Zetkin’in özellikle kadın hareketinde açtığı yol bugün de güncelliğini korumaya ve milyonlarca emekçi kadına umut olmaya devam ediyor. Clara Zetkin içine doğduğu toplumun politik atmosferi içerisinde yoğrulmuş, yükselen sınıf mücadelesinin içerisinde, işçi sınıfının safında yerini almıştır. İşçi sınıfı ayaktadır ve Avrupa’da bir hayalet dolaşmaktadır; komünizm hayaleti.

 

1789 Fransız ihtilali ile başlayan devrimler çağı, 1848 devrimleri, I. Enternasyonalin kurulması ve Paris Komünü ile yükselmiş, 1917 Bolşevik Devrimi ile taçlanmıştır. Bu dönem aynı zamanda burjuvazinin karşı devrimlerine, sosyal demokrasinin ihanetine ve akabinde kıta Avrupası’nda faşizmin tırmanışına sahne olmuştur.

 

Marksist öğreti ile tanışma

 

Toplumsal dönüşümlerin ve devrimlerin yükseldiği böylesi bir dönemde 1857 yılında Almanya’da doğmuştur Clara. Evlenmeden önceki soy ismi Eissner’dir. Babası cumhuriyetçi fikirlere sahip bir öğretmendi. Annesinin, dönemin burjuva kadın hareketinin başlıca temsilcilerinden Louise Otto-Peters ve Auguste Schmidt ile ilişkileri, Clara’nın 1874-1878 yıllarında Auguste Schmidt’in yönetimindeki özel bir kız öğretmen okuluna gidebilmesini olanaklı kıldı. Burada öğretmeni Auguste Schmidt’in temsilciliğini yaptığı burjuva kadın hareketi ile tanıştı. Ancak Clara işçi sınıfı mücadelesinin keskinleştiği ve bu açıdan hareketli bir yer olan Leipzig’de kız öğretmen okulunda Marksist fikirleri benimsedi ve sonradan Almanya Sosyal Demokrat Partisine dönüşecek olan Almanya Sosyalist İşçi Partisi’ne üye oldu.

 

Baskı dönemi ve sürgün yılları

 

Almanya’da yükselen işçi eylemleri egemenleri harekete geçirdi, işçi örgütleri dağıtıldı, işçi gazeteleri yasaklandı, işçi önderleri zindana atıldı. 1878 yılında sosyalistlerin faaliyetlerini yasaklayan ”Sosyalistler Yasası”ve uygulanan baskı nedeniyle başta Rus göçmeni Ossip Zetkin olmak üzere pek çok yoldaşı ile birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 12 yıl boyunca önce Zürih daha sonra Paris’te göçmen olarak yaşadı. Bu dönemde Ossip Zetkin ile evlendi, iki çocuk dünyaya getirdi. Polis tarafından takip edilen, ödenmemiş kira borçları yüzünden sokağa atılan, çeviri işleri ile elde edilen cüzi kazançla geçinmeye çalışan iki çocuklu çift, çoğu zaman gerçek bir yokluk ile karşı karşıya idi. Bir süre sonra eşini kaybeden Clara Zetkin göçmen olmanın bütün zorluklarını yaşadı. Ancak bu dönem aynı zamanda fikirlerinin olgunlaşma dönemidir. Paris’te kaldığı dönemde Marks’ın kızı Laura ve onun eşi Paul Lafarque ile tanıştı ve dostluk kurdu.

 

1889 yılında Paris’te 2. Enternasyonal’in kuruluş sürecinde yer aldı ve örgütlenmesine katkıda bulundu. Anadili olan Almanca dışında, İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da iyi kullanan Zetkin kongre çalışmalarına tercüman olarak ta büyük katkı sağladı. İlk kez burada büyük bir kalabalık karşısında kapitalizmde işçi kadınların durumu hakkında bir konuşma yaptı. Burada Frederich Engels ile tanıştı. Birinci Dünya Savaşı’na kadar 2. Enternasyonal’in bütün kongrelerine katıldı, ilk Uluslararası kadın sekretaryasının kurulmasına öncülük etti ve yöneticiliğini yaptı.

 

Emekçi kadınların örgütlenmesi ve 8 Mart’ın ortaya çıkışına giden yol

1890 yılında ”Sosyalistler Yasası” kaldırılınca Clara Zetkin iki çocuğu ile birlikte yeniden Almanya’ya döndü ve Stuttgard’a yerleşti. 1903 yılında ikinci evliliğini ressam Friedrich Zundel ile yaptı.

 

Bu dönemde partinin kadın yayın organı ‘Die Gleichheit/ Eşitlik’ dergisinin çıkarılmasını ve yönetimini üstlendi. Dergiyi yirmi beş yıl boyunca yönetti, derginin tirajı yüzbinlere ulaştı. Dergi emekçi kadın hareketinin örgütlenmesinde önemli rol oynarken, burjuva kadın hareketi ile ayrımlarını da net bir şekilde ortaya koydu. Clara Zetkin ise uluslararası sosyalist kadın hareketinin önderi haline geldi.

 

Clara Zetkin emekçi kadınların örgütlenmesi ve sosyalist bir kadın hareketinin önemini genç yaşlardan itibaren vurguladı ve yaşamı boyunca bu mücadelenin merkezinde oldu. Mücadele arkadaşı Engels’in kadın sorunu üzerine geliştirdiği yaklaşımı benimseyerek, kadının kurtuluşunun işçi sınıfının kurtuluşundan bağımsız olmadığını savundu, burjuva kadın hareketine sert eleştiriler getirdi.

 

Clara Zetkin Eşitlik’te yer alan “Kadınların Karl Marx’a Borçlu Oldukları Şey” adlı makalesinde kadın sorununa yaklaşımını şöyle ortaya koyuyor:

 

“Materyalist tarih anlayışı ile”, diye yazıyor Clara Zetkin, “gerçi o bize kadınlar sorununda hazır reçeteler bırakmadı, ama daha iyisini, onu araştırmak ve kavramak için doğru ve isabetli yöntemi verdi. İlk kez materyalist tarih anlayışı bize, kadın sorununu genel tarihi gelişmenin akışı içinde, genel sosyal bağıntılar ışığında, onun tarihi olarak koşullanmışlığı ve meşruluğu içinde açık bir şekilde anlamamızı, onun itici ve taşıyıcı güçlerini, bunların erişmek istedikleri amaçları, ortaya atılan sorunların ancak hangi koşullar altında çözülebileceğini anlamamızı sağladı.”

 

Ve devamla:

 

“Burjuva hanımlarıyla proleter kadınları sözüm ona birleştiren “yüce kız kardeşlik” üzerine sevgi gevezelikleri, materyalist tarih anlayışının havasında, renk renk parlayan sabun köpükleri gibi patladılar. Marx proleter ve burjuva kadın hareketini birbirinden ayıran kılıcı döktü ve nasıl kullanılacağını öğretti; ama o aynı zamanda, birincisini sosyalist işçi hareketiyle kopmaz şekilde birleştiren, proletaryanın sınıf mücadelesine bağlayan anlayışlar zincirini de oluşturdu. Böylelikle o, mücadelemize berraklığı ve ululuğu, hedefimizin yüceliğini verdi. “Kapital”de, kadınların çalışması, işçi kadınların durumu ve işçileri koruma yasalarının gerekçeleri üzerine paha biçilmez bir olgu, anlayış ve ilham zenginliği vardır. Bu, güncel taleplerimiz uğruna mücadelemiz için olduğu kadar, gelecekteki sosyalist hedef için de tükenmeyecek bir zihinsel cephaneliktir. Marx bize, proleter kadınların savaşma yeteneklerinin artmasında acil bir gereklilik olan küçük güncel çalışmalara gereken değeri vermemizi öğretiyor. Ama o bizi aynı zamanda proletaryanın iktidarı ele geçirme büyük devrimci mücadelesini sağlam ve uzak görüşlü bir şekilde değerlendirme bilincine çıkartıyor. Bu olmaksızın, sosyalist toplum ve kadın cinsinin kurtuluşu parlak bir rüya olarak kalacaktır.”

Yine ”Günümüzde Kadın İşçiler Sorunu ve Kadın Sorunu” başlığıyla kaleme aldığı broşürde kadın sorununu Marksist açıdan ele aldı ve sosyalist kadın hareketinin örgütlenmesinin yolunu ortaya koydu.

 

1907 yılında Stuttgart’ta düzenlenen I. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda uluslararası kadın sekreteryası kuruldu, Clara Zetkin burada yönetime seçildi.

 

İkinci Enternasyonal’de Seçim Hakkı Komisyonu’nda kadınların seçim hakkı mücadelesinin hararetli savunuculuğunu yaptı, tüm partileri bu konuda seferber olmaya çağırdı, pasif tutum sergilenmesine şiddetle karşı çıktı. Kadınların oy hakkı mücadelesinin önemini şu sözlerle anlatıyordu:

 

”Bayraklarına insan cinsinin kurtuluşunu yazanlar, insan cinsinin yarısını iktisadi bağımlılık yoluyla köleliğe mahkum edemezler.

 

Yüzbinlerce kafanın kökten değiştirilmesi! Kafaların kökten değiştirilmesi yalnızca kadınların oy hakkı lehine değildir; aksine, tüm sosyalist kavrayışın lehinedir. Kadınların oy hakkı mücadelesine de Komünist Manifesto’nun şu cümlesinin ışığında bakmaktayız: ‘Proleter mücadelelerinin asıl sonucu, dolaysız başarı değil, işçilerin sürekli olarak genişleyen birleşmesidir.’ Çünkü bizler, kadınlara oy hakkı mücadelesini yalnızca cinsiyetler arasındaki bir mücadele olarak değil; aksine, sömürücüler ile sömürülenler arasındaki sınıf mücadelesi olarak yürütüyoruz. Bizler, burjuva kadınlarla birlikte, sınıf ayrımı gözetmeksizin erkeğin egemen konumuna karşı mücadele yürütmüyoruz, tersine bizler, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm sömürülenler ve haklardan mahrum olanlarla birlikte, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm sömürenlere ve egemenlere karşı mücadele yürütüyoruz.”

 

İkinci Enternasyonal’in 1910 yılında yapılan toplantısında II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı gerçekleştirildi. Burada Clara Zetkin’in önerisiyle eşitlik, barış ve sosyalizm için her yıl uluslararası kadınlar günü kutlanması karar altına alındı. Bunun içinde ilk kutlamanın bir sonraki yıl Mart ayında yapılması kararlaştırıldı. Böylece 1911 yılında ilk 8 Mart kadınların oy hakkı talebi ile kutlandı.

 

Parti içerisinde revizyonist eğilimlere karşı mücadele

 

Clara Zetkin, parti içerisinde Marksist düşünceyi revize etme ve partiyi düzen içi muhalif bir konuma çekme girişimlerine karşı, Rosa Luxemburg, Karl Liebknceht ve Franz Mehring ile birlikte hareket ederek, Marksist öğretiyi sonuna kadar savundu. Parti içerisinde Eduard Bernstein’in revizyonist görüşlerine karşı çıkarken, Birinci Dünya Savaşı’nda savaş kredilerinin desteklenmesi görüşüne karşı da mücadele etti.

 

Emperyalist savaşa karşı mücadele

 

Savaşın patlak vermesinden bir kaç gün önce Württemberg eyalet parti kongresine Clara Zetkin’in sunduğu ”kitleleri, tüm iktisadi ve politik gücünü, barışın korunması uğrunda özveriyle ortaya koymaya hazır olacak şekilde devrimci sınıf mücadelesi üzerinde toparlamak ve eğitmek” önergesi kabul edildi. Ancak bir kaç gün sonra savaş patlak verdi ve parti içerisindeki sağ kanat mecliste savaş kredilerini destekleyince partinin içerisinde azınlıkta kalan sol kanat ile yoluna devam etti.

 

Tarihe Spartakistler olarak geçen ve 1918 yılında Almanya Komünist Partisi (KPD)’ne dönüşecek olan bu hareket açıkça savaş karşıtı faaliyet yürütüyor, grevler örgütlüyor, sokak gösterileri düzenliyordu. Clara Zetkin, Eşitlik dergisini bu faaliyetin karargahı haline getirdi. Bu tutumundan dolayı partide egemen olan sağ kanat tarafından daha sonra dergideki görevine son verildi.

 

Savaş ile birlikte artan baskılar ve yasaklamalara rağmen 1915 yılının Mart ayında İsviçre’nin Bern kentinde Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı düzenlenerek, savaşa karşı kadınları mücadeleye çağıran ve tek gerçek kurtuluşun sosyalizm olduğunu ilan eden bir manifesto yayınlandı. Manifesto daha sonra Almanya’da ve savaşan diğer ülkelerde illegal olarak yaygın şekilde dağıtıldı ve güçlü bir etki yarattı. Ancak Alman hükümeti Rosa Luxemburg ve Karl Liebkncekth gibi Clara Zetkin’ide ilerleyen yaşına rağmen zindana attı. Serbest kaldıktan sonra illegal olarak faaliyetlerine devam etti. Yoldaşları Rosa Luxemburg ve Karl Libneckt’in katledilmesi onu derinden etkiledi. Ancak her şeye rağmen partinin yeniden inşası için mücadeleye dört elle sarıldı. KPD’nin kuruluşu ile birlikte Komünist Kadın adıyla bir dergi kurdu.

 

Savaş karşısında ki tutum İkinci Enternasyonal’i de dağıttı, Avrupa sosyalist partilerinin büyük bir kısmı savaş yanlısı bir tutum alarak, işçi sınıfının çıkarlarını rafa kaldırdı. Bu süreçte öteden beri Rus devrimcilerle yakın ilişkiler kuran Zetkin, Lenin’in emperyalist savaşa karşı, sınıf savaşını yükseltmek şeklinde özetlenebilecek tutumunu destekledi.

 

Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği ile dayanışma

 

Clara Zetkin özellikle 1905 yılında gerçekleşen büyük kalkışma ve izleyen yıllarda Rusya’yı yakından takip etti. Devrimin genel beklentinin aksine batıda değil de doğuda patlak vermesi şaşkınlık yaratmıştı. Zetkin, Ekim Devrimini büyük bir heyecan ile karşılamış heyecanını şu sözlerle paylaşmıştı: ”Ben kararlılıkla Bolşeviklerin yanındayım. Görüşüme göre tarih, iktidarın Rus işçileri ve köylüleri tarafından ele geçirilmesinin doğru olup olmadığına ilişkin teorik soru-cevap oyununu çözüme bağlamıştır. Ekim Devriminin dev cüssesi önümüzde duruyor, ateşli soluğu uluslararası proletaryaya haykırıyor: Varım, var olacağım! Beni izleyin”

 

Lenin ile devrimden çok önce başlayan tanışıklığı sıkı bir dostluğa dönüştü, ilerleyen süreçte Zetkin Sovyetler Birliği’ne sık sık ziyaretlerde bulundu. İlerleyen yıllarda özellikle doğu halkalarının ve özellikle kadınların özgürlüğü ve sosyalizme örgütlenmesi için çalışmalarda bulundu. Buralara ziyaretler gerçekleştirdi, toplantılar yaptı. Uluslararası Kızıl Yardım’ın başkanlığını üstlendi, gericiliğe ve faşizme karşı mücadelenin ve dayanışmanın öncülüğünü yaptı.

 

Faşizme karşı mücadele

 

Savaşın sona ermesi ve Almanya’da devrimin yenilgiye uğramasının ardından Avrupa ülkeleri faşizmin yükselişine tanıklık etti. İtalya’da Mussolini’nin iktidara gelmesinin ardından Almanya’da Nazilerin iktidarı kuruldu. İşçi sınıfının üzerinde ki baskı arttı.

 

Clara Zetkin 1921 yılından itibaren Komünist Enternasyonal yürütme komitesinde görev aldı ve faşizme karşı mücadelenin öncülerinden oldu.

 

Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesinin ardından yayınladığı bir çağrıda yine kadınlara şöyle sesleniyordu: ”Emekçi kadınlar, sizlerin zorlu mücadeleler ile elde ettiğiniz hakları faşizmin elinizden alması, sizin bağımsızlık ve çalışma hakkınızı reddetmesi üzerine kafa yorunuz. Üçüncü Reich’ın sizi erkeğin hizmetçisi ve doğurma makinası derekesine indirmek istemesine kafa yorunuz. Faşizmin işkence ile öldürdüğü ya da zindanlarda tutsak ettiği cesur kadınları unutmayınız.”

 

1932 yılında yapılan seçimlerde faşist milletvekillerinin sayısında çok büyük bir artış yaşandı. Bunun karşısında ise komünist fraksiyon yer alıyordu. Parlamento kuralları gereği meclisin açılışını Reichstag’ın en yaşlı üyesi olarak Clara Zetkin yaptı. Sağlığının çok elverişli olmamasına rağmen açılış konuşmasını yapan Zetkin faşizmi teşhir ederek, faşizme karşı, barış ve sosyalizm için mücadele çağrısı yaptı. Konuşmasını Almanya’da faşizmin yenilgiye uğratılmasından sonra işçilerin, köylülerin ve tüm emekçilerin temsilci kurumunu en yaşlı kişi olmak sıfatıyla başkan olarak açabilmeyi dileyerek bitirdi. Ne yazık ki bu dileği için ömrü yetmedi. Clara Zetkin 20 Haziran 1933 yılında hayata gözlerini yumdu.

 

Clara Zetkin yaşamı boyunca mücadeleyi tek bir gün ertelememiş, pek çok ilke imza atmış, üretkenliği ve çalışkanlığı ile öne çıkmış bir devrimcidir. Marksizm’i benimsemiş, sosyalist bir kadın hareketinin dünya çapında inşası için yoğun çalışmalar yürütmüş ve bugüne büyük bir miras devretmiştir. Clara Zetkin’in yoldaşları bu mirasın izini sürmeye devam ediyor. Saygıyla…




Kaynak: Manifesto-pusula

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 69 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kadın Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI