Bugun...



M. Suphi, yoldaşlarımızın katledilişinin 98. Yılını geride bırakırken, Kazımasına kazıdık da…

Mustafa Suphi yoldaşlarımızın katledilişinin 98. Yılını geride bırakırken, hâlâ tüm içeriğiyle aydınlamamış olmanın verdiği buruklukla saygıyla anıyor. Onların onurlu mücadelesin hâlâ bize yol göstericiliğinde insanlığın umudu, onun mutlu geleceği olan Sosyalizm sevdamızı tüm diriliğiyle devam ettiriyoruz.

facebook-paylas
Güncelleme: 31-01-2019 11:52:41 Tarih: 28-01-2019 23:32

M. Suphi, yoldaşlarımızın katledilişinin 98. Yılını geride bırakırken, Kazımasına kazıdık da…

M. Suphi, yoldaşlarımızın katledilişinin 98. Yılını geride bırakırken, Kazımasına kazıdık da…

Mustafa Suphi yoldaşlarımızın katledilişinin 98. Yılını geride bırakırken, hâlâ tüm içeriğiyle aydınlamamış olmanın verdiği buruklukla saygıyla anıyor. Onların onurlu mücadelesin hâlâ bize yol göstericiliğinde insanlığın umudu, onun mutlu geleceği olan Sosyalizm sevdamızı tüm diriliğiyle devam ettiriyoruz.

Ancak dünya ne 1921 dünyası, nede Türkiye’de kapitaliz o yıların kapitaliz mi, Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu yüzden de aynı ırmağa iki kez giremeyiz. Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş olurum, ırmak da.” / Herakleitos 

Sosyalizm sevdasını tüm diriliğiyle devam ettirenlerin  önünde en temel sorunların ekseninde; 21 yüz  Sosyalizm için üretmek, üretmek  Marksist kültürün mirasına katkı  koyarak geleceği aydınlatacak ışık yakmaktır.

“Kazıdık Onbeş’lerin Adını Kanlı Kızıl Bir Mermere,Bir Aynadır Gözlerimiz, Onbeşlerin Resmini Görmek İsteyenlere!”

Kazımasına kazıdık da…. Karanlıkta kalan ilk siyasi cinayetlerden yoldaşların katledilmesi üzerindeki örtüyü kaldırıp ifşa edememenin burukluğuyla saygıyla anıyoruz.

Mustafa Suphi’nin öldürülmesi konusunda şimdiye kadar hep birbirinden farklı öyküler anlatıldı durdu. Bu konuda mübalağa laflar edildi, nice dayanaksız söylentiler, tevatürler üretildi,  nice kanıtlar kuşkuya karşılandı . Sonuçta herkes yine kendi tarih bilincinde oluşturduğu doğruya inandı. Mustafa Suphi’yi kim öldürdü sorusunun yanıtı belli.

 

Mustafa Suphi’yi kim öldürdü sorusunun yanıtı belli.

Ama kim öldürttü sorusunun çengeli hep yerinde asılı kaldı. Belki de Mustafa Suphi’nin öldürülmesi emrini kimin verdiği sorusu hiçbir zaman bir “belge” ile kanıtlanamayacaktır. Ortada bir belge olmayınca da Mustafa Suphi olayı bilinmezliğini  ve sır perdesini her zaman koruyacak. Ama yine de eldeki verilerden hareketle bir tahmin yürütülebilir. Bunun içinde Mustafa Suphi olayının tarihsel arka planını bilmek gerekir.

 

 

15'ler ve Maria'nın Trajedisi

"İnsan dediğin ne ki, devlete kurban olsun! Varsa tarihin bir kanalizasyonu, işte orada akan bu anlayıştır. Demeyin bana taktikti, stratejiydi falan. İnsan dediğin ne ki..."

Hüseyin Şengül

04 Şubat 2012

Niğde, 1979 yılı.

Niğde Cezaevi'nde bana bir mahkûmu gösterdiler. "Bak, işte bu adam Yahya Kâhya'nın adamıdır. Mustafa Suphi'yi katledenlerden biri de, bu gördüğün adamdır".

Yazının devamı için

 

 

Mustafa Suphi’yle Yoldaşlarını Kim Öldürdü?

 Emrah Cilasun

Mustafa Suphi ve yoldaşları, “15’ler’ diye anılan Türkiye’nin ilk komünistleri, Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşundan kısa bir süre sonra Türkiye’ye girmeye ve mücadelelerini ülke içinde sürdürmeye karar verirler. Fakat dönem, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyanın emperyalistlerce yeniden paylaşıldığı ve o arada yeryüzünün en büyük ülkelerinden birinde, Rusya’da, Lenin’in Bolşeviklerinin gerçekleştirdiği Ekim Devrimi’yle sosyalizmin fiilen hayata geçirilmeye başlandığı bir dönemdir. Türkiye ve Rusya üzerinde büyük hesapları olan İngiltere, kendi gücünü tartarak ağırlığını nereye vereceğini kararlaştırırken, devasa Osmanlı İmparatorluğu’nun dağıldığı koşullarda Türkiye’de kendine yeni bir yol arayışındadır ve savaş mağlubu olarak, kendine yardım eli uzatan Sovyet hükümetinin desteğini görmektedir. Mustafa Suphi ve yoldaşları Türkiye’ye işte böyle bir dönemde; Kazım Karabekir’le yaptıkları görüşmeler doğrultusunda, Mustafa Kemal’in de yakın ilgisi ve bilgisi kapsamında girerler. Hemen sonrası, Erzurum’da başlayıp Karadeniz sularında tamamlanan bir trajedidir…

Yazının devamı için

 Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katli (ve Suphi'nin eşi Maria'nın hazin sonu) henüz devleti / iktidarı devralmakta olan yeni rejimin ilk "faili devlet" cinayetidir. Gelecekteki tutumunun da işaretidir.

- Genç SSCB'nin güneyinde kurulmakta olan bu yeni rejimin açık cinayetine sessiz kalması ise, tek ülkede sosyalizm ütopyası çaresizliğinin ve 'ikinci paylaşım savaşı' sonrası iyice açığa çıkacak olan; bugün daha net değerlendirebildiğimiz (sandığımızın aksine) "milli devlet" olmasının belirtisidir.Y.E(*)

"Suphi’yi benim için öldürdüler!"

 

Ancak, gazeteci-tarihçi Murat Bardakçı’nın İş Bankası Yayınları tarafından Kasım 2015’te satışa sunulan ‘Enver’ isimli 780 sayfalık dev belgesel-kitabında ilk kez yayınlanan bazı mektuplara göre, Enver Paşa, Mustafa Suphi cinayetini kendi taraftarlarının, kendisi adına işlediğini öne sürmektedir…

Bu yazıda, daha önce çeşitli yazarlar tarafından benzer iddialar öne sürülmüş olsa da, Türkiye kamuoyunun gündemine ilk kez bu mektuplarla eşliğinde, belgesiyle gelen bu ‘Suphi’yi Enverciler öldürdü’ iddiasını, mercek altına almaya çalışacağız… 

Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürten Trabzon’daki Kayıkçılar Kahyası (Reisi) Yahya Kahya’dır. Yahya Kahya o dönemde Enver’in adamı olarak bilinir. Hatta 1921’de bir süre Trabzon’a gelerek kalan (Enver’in amcası) Halil Paşa’nın Yahya Kahya’nın adamları ile Enver’i Anadolu’ya geçirmek istediği söylentisi yayılır. Halil Paşa Ankara’nın baskısı ile 1921 yazında iki ay kadar kaldığı Trabzon’u terk eder, Batum’a gider ve orada Enver Paşa ile buluşur. Enverci Yahya Kahya aynı dönemde, Ankara’nın (Mustafa Kemal’in) yolladığı istihbarat müdürü Feridun Kandemir’i de tehdit ve zorbalıkla Trabzon’dan uzaklaştırmaya çalışır… Yani Yahya Kahya, Ankara’dan çok Enver’e bağlıdır…

Yazının devamı için

 

 

Mustafa Suphi’lerden Bu Yana ‘Devlette Süreklilik…’

Gülşen İşeri

HES’lerle mücadeleden Terzi Fikri’nin hikayesine kadar uzanan, iç içe geçmiş bir sarmaldan söz edebiliriz. Karadeniz hırçındır, derindir, yaralıdır, inatçıdır! Bir de ‘komünist’ düşmanıdır!

80 sonrası yaşanılan ‘temizleme’ politikası Fatsa’nın sembol belediye başkanı olan Terzi Fikri’nin (Fikri Sönmez)getirdiği yenilikleri de alıp götürmüştü. 80 sonrası Fatsa’ya yapılan operasyonda Terzi Fikri tutuklandı. 5 yıl kaldığı hapishanede kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Aslında Karadeniz, 1921 yılında 15’leri derin sularına aldığında Türkiye’nin bir utancı olarak kalmıştı.

Yazının devamı için

(*)Yalçın Ergündoğan - Home | Facebook




Kaynak: yeniden ATILIM

Editör: yeniden ATILIM

Bu haber 287 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Unutamadıklarımız Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI