Bugun...


Sibel Özbudun -Temel Demirer

facebook-paylas
2022 1 Mayıs’ı İçin (2021) Dersler(i)
Tarih: 16-04-2022 12:54:00 Güncelleme: 16-04-2022 12:54:00


2022 1 Mayıs’ı İçin (2021) Dersler(i)[*]

“İnandığımız tek kutsallıkemeğin gücüdür.”[1]

 

“Haydi 1 Mayıs’a!” diyen EMEP, EHP, HALKEVİ, HDP, SMF, TİP, TÖP, “1 Mayıs’ın tüm ülke çapında yaygın ve kitlesel kutlanması için sendika konfederasyonlarına, emek ve meslek örgütlerine çağrıda bulunuyoruz,” vurgusuyla ekliyorlar:

“Bizler 7 parti ve örgüt olarak halkımızı ekmek, demokrasi ve özgürlük için 1 Mayıs alanlarını doldurmaya çağırıyoruz. Sermayenin iktidarını değil; halkın iktidarını sağlamanın güvencesi sokaktır, meydanlardır, dayanışmadır, mücadeledir.”[2]

Öznesi belirsiz, genel(lemeci) bir çağrı bu…

Bir de “Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye Diş Hekimleri Birliği (TDB), 1 Mayıs’ta herkesi alanlara çağırdı, ‘Bu düzeni değiştireceğiz,’ mesajını verirken; DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da ‘Türkiye’nin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında omuz omuza olacağımızı ilan ediyor, emekten, barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana olan herkesi 1 Mayıs meydanlarında buluşmaya çağırıyoruz,’ dedi”ği[3] (7’linin talep ettiği) çağrı var.

İnşaat-İş Sendikası’nın, “#1Mayıs: Bir Toplantının Gösterdikleri: Sendika ve meslek odalarının çağrısıyla 7 Nisan’da gerçekleştirilen 1 Mayıs toplantısı, dünkü basın açıklamasında görünümü kurtarmak için telaffuz edilen ‘Taksim ısrarı’nın fersah fersah uzağında bir toplantı oldu,”[4] diye yorumladığı bu da öznesi belirsiz, genel(lemeci) tutum(suzluk)…

Bunların “Her yerde 1 Mayıs” talebinin merkezinde “1 Mayıs’ta Taksim’e” tavrı yok.

Bu böyle olmayınca da öznesi belirsiz, genel(lemeci) tutum(suzluk)un:

V. İ. Lenin’in Nisan 1904’deki, “1 Mayıs geliyor. İki dünya, bu büyük mücadelede karşı karşıya duruyor: sermaye dünyası ile emek dünyası, sömürü ve kölelik dünyası ile kardeşlik ve özgürlük dünyası. (…) 1 Mayıs’ın kutlanışı, davamıza binlerce yeni savaşçı kazandırsın ve bütün halkın özgürlüğü, sermayenin boyunduruğunda çalışan herkesin kurtuluşu için büyük mücadelemizde güçlerimiz artsın!”

Rosa Luxemburg’un da, Şubat 1894’de, “1 Mayıs, işçi sınıfının bu taleplerinin her yıl dile getirildiği gün olacaktır. Ve daha iyi günler doğduğunda, dünya işçi sınıfı kurtulduğunda, büyük bir olasılıkla insanlık o zaman da 1 Mayıs’ı, geçmişte verilen zorlu mücadelelerin ve çekilen acıların anısına yine kutlayacaktır!” diye formüle ettikleri devrimci duruş ile hiçbir alâkâsı kalmıyor. Tıpkı “orta sınıf” zırvalarına sarılanların tutumu gibi![5]

XIX. yüzyıldan XX. yüzyıla evrilen dünya için Charles Tilly’nin, “İşçileşmiş bir dünyada yaşıyoruz,” tespitini unutmazken; XXI. yüzyıl dünyasını daha da fazla işçileştiği bir an dahi göz ardı edilmeden; merkezinde işçi sınıfı mücadelesinin olmadığı 1 Mayıs’ların 1 Mayıs olmayacağının altı ısrarla çizilmelidir.

Evet 2021’e kadar engellemeler,[6] ölümler, yaralanmalar, gözaltılar, hapislerin 1 Mayıs’lara eşlik ettiği coğrafyamızda ilk Mayıs 1909’da (bir diğer kaynağa göre de Osmanlı döneminde 1905’de İzmir’de) yapıldı.

Kitlesel 1 Mayıs’ların kutlanabilmesinde çok gecikme yaşandı; bu yoldaki girişimler “1 Mayıs, Cumhuriyet ile emek davasını birleştirmenin kaçınılmazlığını berraklaştırıyor,”[7] palavralarına karşın egemenlerin terörüne maruz kaldı.

Örneğin yasaklanan 20212 1 Mayıs’ı için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in, “1 Mayısların Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle 2009 yılında ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olarak tanınması ve resmi tatil yapılması, özgürlük ve demokrasi yolunda attığımız çok önemli bir adımdır,”[8] diye övdüğü AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Hamdolsun aldığım bilgilere göre Türkiye genelinde herhangi ağır sayılabilecek, yaralama vesaire gibi bir olay cereyan etmedi,” dese de çok sayıda yurttaşın yaralandığı eylemler sırasında Trabzon’da polis Halkevleri GYK üyesi Berna Demirtaş’ı aracın altına iterken gözünden yaralandı; Şişli’de 1 Mayıs eyleminde gözaltına alınan Ömer Akgün’ün kolu polis tarafından kırıldığı”[9] 2021 1 Mayıs’ında işçiler, salgın koşullarında, yasaklarla girerlerken; salgında fabrikalar tıkır tıkır çalıştı. Emekçilere aşıda öncelik düşünülmedi. En fazla zarar gören işçiler oldu. Sendikalar ise sürece damga vuracak bir çıkış ortaya koyamamaları yanında; yasaklara boyun eğerek, onu meşrulaştırdılar.

Geldik 2022 1 Mayıs’ı eşiğine…

Emek hareketi sermaye saldırıları karşısında güçlü bir direniş sergileyemiyor, toplumsal muhalefet parçalı ve dağınık olsa da; işçi ve emekçilerin taleplerini ortaya koyacağı bir zemin yaratılmalı. Sadece 1 Mayıs’ta değil önümüzdeki dönemi kapsayacak bir birlikteliğe ihtiyaç var.

Yasak(lar) 1 Mayıs’a ve işçilere uygulanırken; halkın geniş kesimlerinde işsizliğin, yoksulluğun, güvencesizliğin, geleceksizliğin biriktirdiği büyük bir öfke var. Baskılanmış, örgütsüzleştirilmiş bir öfke söz konusuyken; radikal sosyalistlere düşen görev, 1 Mayıs’ta halkın öfkesinin üzerindeki örtüyü kaldırıp atmaktır.

Evet her şeyin yasak olduğu bir baskı örgütleniyorken; son yıllardaki 1 Mayıs süreçleri de sönük geçiyor. Bu durumda ortak devrimci bir mücadele hattı kurma görevi önümüzde duruyor

“Her yer direniş her yer 1 Mayıs” derken; merkezi “Taksim’de 1 Mayıs” talebinden geri adım atılmadan; sokak ile direnişin, devrimcileri çağırdığı göz ardı edilmemelidir.

Her yeri 1 Mayıs alanına, her yeri direniş meydanına çevirmek “Taksim’de 1 Mayıs” yönelişinin kendisidir.

Sendikalar içe kapanarak hareketsizleşip, CHP’lileşirken; 1 Mayıs’a toplumsal direnişin boyutlandığı bir iklimde gidilirken; işçi sınıfını ve toplumsal muhalefeti hedef alan yasaklara karşı 1 Mayıs’ta Taksim’de olunmalı…

Dünya denkleminde kapitalizmin yaldızlarının dökülmeye başladığı, neo-liberalizmin kendi sınırlarına gelip dayandığı, ekonomik krizin derinleştiği yapısal kriz tablosunda yeni bir dönemin yeni 1 Mayıs’larını inşa etmemiz gerekiyorken; kapitalizm çürümüş bir cesedi andırdığı gerçeği de “es” geçilmemeli…

Emperyalist kapitalist sistemin miadını çoktan doldurduğunun her açıdan netleştiği bir eşikte karşılıyoruz 1 Mayıs’ı.

1 Mayıs, malum bahanelerle uygulanmak istenen yasaklara rağmen örgütlenmeye devam ediyor.

1 Mayıs gününde yasakları tanımayarak sokaklarda olacağız. Çünkü radikal sosyalistler emekçilerin isyanını görünür kılmalı

1 Mayıs’ı direnişler zincirine bir halka olarak eklemek için çalışmalıyız.

Emek ve meslek örgütleri beklentilere yanıt vermese de devrimci 1 Mayıs’ı önemli bir eşiktir.

Sosyalist hareketteki irade kırılması aşılmalı ve yasaklarla sınırlanmayı kabul etmemeliyiz; güncel slogan direniştir…

Tam da bu noktada sendikalardan, kitle örgütlenmelerine ve aslında sol-sosyalist güçlerin kendilerine kadar her alanda mevcut nesnelliğin kavranması ve ona teslim olunmadan dünyayı değiştirme iradesinin yeni biçim ve araçlarla yeniden inşa edilmesi, ruh ve nefes kazanması gerekli diyoruz.

“Başta Taksim olmak üzere her yerde 1 Mayıs, her yerde direniş!” vurgusunu öne çıkar(t)arak; 1 Mayıs’ta Taksim’de görüşmek, buluşmak için sokaklarda, meydanlarda ve Taksim’de olacağız.

Bunun böyle olmasının nedeni “1 Mayıs” gerçeğine mündemiçtir…

 

1 MAYIS NEDİR?

 

Eduardo Galeano’nun ifadesiyle, “Mayıs’ın 1’i herkes için en evrensel gündür. Bütün dünya, sekiz saatten fazla çalışmayı reddetme suçundan Chicago’da asılan işçilere saygı sunmak için paralize olur. Affı olmayan yegâne günah umuda karşı işlenen”ken;[10] Mayıs’ın ilk günü hakların verilmeyip alındığını, kazanılan hakların ne pahasına kazanıldığını ve kazanılacakların nasıl kazanılacağını hatırlatan mücadele günüdür!

1856 yılında Avustralyalı taş ve inşaat işçilerinin Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento binasına gerçekleştirdikleri yürüyüş, 1 Mayıs’ın miladı olarak gösterilip; kapitalizmin dayattığı vahşi yaşam koşullarına karşı insanca bir çalışma ve yaşam talebini bağrında taşır ve böylelikle yalnızca gündelik bir takım kazanımların ötesinde bir anlama kavuşurken; gelecek tahayyüllerinin simgeleştiği bir tarihtir.

Bu bağlamda denilebilir ki 1 Mayıs sınıf mücadelesinin ortaya çıkardığı ilk ürünlerden biridir.

İşçiler vahşi kapitalizm koşullarına karşı mücadeleye girişirken, insani çalışma talebinin en önemli unsuru, 8 saatlik işgünüydü. 1850’li yıllarda İngiltere ve ABD’de 10 saate indirilen çalışma süresinin 8 saate indirilmesi talebiyle işçiler hareketlendiler. I. Enternasyonal’in 1866 Kongresi’nde 8 saatlik iş günü için mücadele kararı alınmasıyla bu talep uluslararası bir boyut kazandı. ABD, Rusya, Fransa ve Japonya’da 8 saatlik iş günü için grevler, gösteriler, kampanyalar örgütlendi.

Paris’te toplanan II. Enternasyonal 1889 Kongresi, 1 Mayıs 1890’da 8 saatlik işgünü için uluslararası gösteriler düzenleme kararı aldı. II. Enternasyonal’in çağrısıyla 1890’dan itibaren işçiler 8 saatlik işgünü talebi ile meydanları, sokakları doldurdular.

Kalıcılaşıp yaygınlaşmasıyla gelenekselleşen 1 Mayıs ile işçilerin kendilerinden çalınanların peşine düşmeleri, haklarından vazgeçmemeleri büyük önem taşırken; 1 Mayıs işçi sınıfının başka bir dünya talebini de içinde barındırır.

Yani kapitalizm karşısında insanca yaşam, hak ve adalet için mücadele eden sınıfın bu mücadelesi, kapitalizmi aşabilecek potansiyelin varlığına da işaret eder. Bu nedenle kapitalizmi aşma perspektifi içinde mücadele eden politik dinamikler,1 Mayıs’a ayrı bir önem yükler.

Öyle olduğu için dünyada ve coğrafyamızda 1 Mayıs’ın yaygınlaşmasında ve kitleselleşmesinde sol/sosyalist kadroların belirgin roller üstlenmesi tesadüf değildir. 1900’lü yılların başından itibaren Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te 1 Mayıs sosyalist dünya görüşüne sahip partilerde örgütlenen işçiler tarafından kutlandı. 1 Mayıs’ın yasak altına alındığı dönemlerde komünist işçilerin 1 Mayıs ısrarı, açık ve kitlesel eylemlere giden yolun mütevazı kilometre taşlarıydı.

Yeri gelmişken altını çizmekte yarar var: 1 Mayıs egemenlerin bir “lütuf” gibi bahşettiği bir “tatil”, bir “bayram” falan değil! Üretenlerin, zaferlerini kutladıkları, yitirdiklerini onurlandırdığı, kurmak istedikleri dünyaya attıkları ilk adım, o zaferin ilk perdesi.

4 Mayıs 1890’de Londra’da Hyde Park’taki miting için hazırlanan çağrı şöyle haykırıyordu: “Gün içinde sekiz saatlik çalışma hakkının kazanılmasının, sermaye ile emek arasındaki muazzam sorunu çözeceğine inanıyor muyuz? Hiçbir şekilde hayır. Ancak bunun atılması gereken en acil adım olduğuna inanıyoruz. Bizler şunu biliyoruz: Sekiz saatten fazla çalışmayan erkek ve kadınlar, patronların konumunu düşünmek, anlamını sorgulamak ve bunun adına mantık yürütmek için daha fazla boş zamana sahip olacaklar.”

Yine o gün, yüz binlerce kişinin toplandığı Hyde Park’ta Eleanor Marx da kürsüden, “Bugün burada sadece bir sendikacı olarak değil, bir sosyalist olarak söz alıyorum. Sosyalistler, sekiz saatlik çalışma hakkının ilk ve en acil adım olduğuna inanıyorlar. Bu mücadelenin sonu değil, sadece başlangıcı; Buraya gelip sekiz saatlik iş günü talebini dillendirmemiz yetmez. Altı gün boyunca günah işleyip sonra yedinci gün kiliseye giden Hıristiyanlar gibi olmamalıyız. Amaçlarımız için her gün ama her gün konuşmalıyız, herkesi bu mücadeleye katkı sunmaya çağırmalı ve erkekleri, özellikle tanıştığımız kadınları bu saflara katmalıyız,” diyordu![11]

Faşizme karşı mücadeleden Varşova gettosundaki isyana dek her yerde, her zaman militanca yaşatılan 1 Mayıs yeni bir dünya için başkaldırı günüdür ve hep öyle kalacaktır da![12]

 

TARİH(İMİZ)

 

Sınıfsal birliğimizin ve mücadelemizin en görkemli somut göstergelerinden birisi 1 Mayıs’tır.

ABD’nin Chicago kentinde 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem devlet tarafından kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik işgünü için greve çıkan 1400 işçi işten atıldı. Aynı tarihlerde greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi öldürüldü.

Saldırılar, mücadele ateşini söndürmedi, aksine körükledi. ABD ve Kanada’da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886’da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı. Tarih işçi sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oluyordu. Tüm ülkede yaşam durdu. İşçiler üretimden gelen güçlerini kullanıyordu.

İşçilerin bu topyekûn isyanı, sermaye sınıfının tepkisini çekti. Chicago’da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. Patronlar grev kırmak için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor, bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

Hükümet ve patronlar, işçi eylemini içlerine sindiremiyordu. 1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi hakkında idam istemiyle dava açıldı. İşçiler idam cezasına çarptırıldı.

Dört işçi önderi Albert Persons, Adolph Fischer, George Engel ve August Spies, 1 Mayıs 1886’da 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi.

Albert Persons isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım,” dedi.

İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD’de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. II. Enternasyonal, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. II. Enternasyonal, 1889’da Paris’te düzenlediği kongrede 1890’dan başlamak üzere 1 Mayıs’ı, ‘Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak kabul etti.[13]

Ancak bunların da bir öncesi var ki, o da şu: Avustralya’nın Melbourne kentinde, 1856’da, işçiler tam bir gün iş bırakma kararı almıştır. Öylesine bir birlik duygusu uyandırmıştır ki eylem, her yıl aynı gün iş bırakıp, dayanışma amaçlı bir sosyal beraberlik günü olarak düzenleme kararı verilmesine yol açmıştı.

Elbette, 1 Mayıs’ı dünya proletaryası ile tüm emek güçlerine kazandırmanın onuru Amerikan Haymarket direnişçilerine ait. Lakin o büyük işçi katliamından doğmuş bir gün olsa da aslında işçilerin bir günü olması gerektiği fikri Amerikan işçi sınıfına ait değil.

Bilindiği gibi konuya ilişkin en açıklayıcı yazıyı 1894’de Rosa Luxemburg kaleme almıştı: Sekiz saatlik iş gücü mücadelesinin kıyasıya sürdürüldüğü Avustralya’nın Melbourne kentinde, 1856’da, işçiler “tam bir gün” iş bırakma kararı almıştır. 21 Nisan’da bu kararlarını yaşama geçirince ülke işçi sınıfı pek mutlu olmuştu diye yazar yoldaş. Öylesine bir birlik duygusu uyandırmıştır ki eylem, her yıl aynı gün iş bırakıp, dayanışma amaçlı bir sosyal beraberlik günü olarak düzenleme kararı verilmesine yol açmıştır. Şimdi nasıl basit geliyor ama bu sekiz saatlik iş gücü mücadelesi çok ama çok önemliydi. Karl Marx Kapital’in I. cildinde “Köleliğin yenilgisinin ön koşulu” olarak değerlendirir bu uğurdaki kavgayı.

Avustralya’da bu tür bir mücadelenin başlaması rastlantı değildi tabii. Öncesi de var elbette. İngiliz devleti, on sekizinci yüzyıldan itibaren suçluları (çoğu emekçiydi bunların) Avustralya’daki cezaevlerine naklediyordu bilindiği gibi. Bu suçlular mahkûmiyetlerini ağır çalışma koşulları içinde çekiyordu. O koşullarda bile, hükümlü işçiler örgütlenmekten geri durmadılar. 1791’de Avustralya’da ilk grevin hükümlüler tarafından, tayınların günlük verilmesi amacıyla yapıldığı arşivlerde var. 1822’de yine daha iyi tayın almak için sendikalaşma mücadelesi veren bir hükümlü bir ayı hücrede, beş yıllık hapisle cezalandırılmıştı. Yüz de kırbaç cezası almıştı tabii. Yani Avustralya mahkûm emekçilerin direnişleriyle başlayan zengin emekçi mücadelesine sahip bir ülkeydi o tarihte bile.

İşçileri suçlu kabul edip, adi suçlularla da birlikte tabii, Avustralya’ya süren İngiltere’de egemenleri çok uğraştırmıştır İngiliz emekçileri. Bu ülkede ilk genel grevi düzenleyen Çartist hareket mensuplarıdır. Grevi bastırmak için her yolu kullanan İngiliz egemenleri bazı Çartist liderleri asmıştır da. Ama kolay değildir bastırmak emekçi hareketini. 1839’da bazıları silahlı 10 bin Çartist tutuklu yoldaşlarını kurtarmak için hapishaneleri basmıştır, örneğin. Buna Newport Kalkışması denir. Kalkışmanın önderlerini katletmiştir İngiliz Krallığı.

İşte Avustralya’ya “mahkûm” olarak gönderilenler arasında bu Çartist eylemciler de var. Onlardan ne görmüşse Avustralya emekçisi, uygulamıştır. İş bırakma düşüncesinin özendiricisi de Çartist hareket mensuplarıdır bir anlamda. Kolay gibi gelebilir ama o dönemler Avustralya’da iş bırakma, işi yavaşlatma gibi eylemler bedeli çok ağır ödetilen mücadele türleriydi. İşveren, başta polis örgütü olmak üzere ne kadar tetikçisi varsa, işçi önderlerini, aktif işçileri kolayca katlettirmiştir onlara. O nedenle Avustralyalı işçilerin bir gün bile olsa iş bırakma kararı almaları büyük cesaretti. O kararların alınması da devrim niteliğindeydi. Avustralyalı emekçilerin bu eylemi elbette hızla başka ülke emekçileri için de örnek oldu.

Onları ilk izleyenler de Amerikalı işçilerdir. 1886’da 1 Mayıs’ın evrensel çapta iş bırakma günü olması gerektiğine karar verdi Amerikan emekçileri. Avrupa’daki işçi hareketi de güçlenmektedir bu arada. Müthiş bir canlılık vardır proletaryada. Bunun en güçlü göstergesi 1889’da yapılan Uluslararası İşçi Kongresi’dir, malum. Kongreye katılan dört yüz delege sekiz saatlik işgününü ilk talep olarak duyurdular tüm dünyaya.[14]

 

COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS(’LAR)

 

Coğrafyamızda 1 Mayıs, Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir’de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbul’da ise ilk 1 Mayıs kutlaması 1909’da yapıldı.

1921’de işgal altında gerçekleştirilen 1 Mayıs, coğrafyamızda 1922’de işçi bayramı olarak kabul edilmişti. İlk kitlesel kutlamalar da 1925’de çıkartılan “Takrir-i Sükûn Kanunu”na kadar sürmüştü.

1 Mayıs’ın yasaklı olduğu bu yıllarda 1 Mayıs kitlesel olarak kutlanamamıştır; ta ki on binlerce işçi ve emekçinin Taksim 1 Mayıs Meydanı’nda “Yaşasın 1 Mayıs, Bütün Dünyanın İşçileri Birleşin” diye haykırdığı 1976’ya dek…

Devlet, geniş kitleleri saran sınıfsal uyanış emarelerine karşı örgütsel yapısı, sınıfsal çıkarları ve iktidarının devamlılığı nedeniyle tahammülsüzdür. Bu tahammülsüzlüğünü 1977 1 Mayıs’ını katlettiği sınıf kardeşlerimizin kanına bulayarak göstermişti. Taksim Meydanı o andan itibaren artık herhangi bir gösteri alanı olmaktan çıkmış, hem uluslararası arenada hem de coğrafya özelinde sınıfsal tarihsel köklerimize sarıldığımız, birliğimizi, mücadelemizi, enternasyonal dayanışmamızı büyüttüğümüz ve sermaye devletine karşı tarihimize ve katledilen sınıf kardeşlerimize sahip çıktığımızı gösterme aracına dönüşmüştü.

Kolay mı? 1 Mayıs 1977’de burjuvazi İstanbul’da Taksim Meydanı’nı kana bulayacaktı. 1977 1 Mayıs’ında yüz binlerce işçi ve emekçi, yine geniş katılımla sokaklara ve alanlara sahip çıkmıştı. Fakat saldırı sonucunda 34 ölü ve yüzlerce yaralı bedel vermiştir işçi sınıfı.

Nasıl ki 1880’li yıllar, işçi sınıfının gelişmesini, güçlenmesi ve mücadelesini engelleyemediyse 1977’deki katliam da Türkiye işçi sınıfını yıldıramamıştı.

 

1909’DAN 2021’E 1 MAYIS’LAR[15]

1909

İstanbul, Üsküp ve Selanik’te kutlandı. Selanik’te Rum, Türk. Yahudi, Bulgar işçiler kol kola yürüdüler Dört dilde yayınlanan ortak 1 Mayıs bildirisinde, herkese seçme ve seçilme hakkı ve emeği koruyacak yasaların çıkarılması istendi. 1910 ve 1911’de Selanikli işçiler 1 Mayıs’ta yine meydanlardaydı.

1912

İstanbul’daki 1 Mayıs kutlaması Pangaltı’da gerçekleştirildi. 1913’te 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı.

1921

Tersane İşçileri işgal altındaki İstanbul’da 1 Mayıs’ı kutladı. İştirakçi Hilmi önderliğinde Halk İştirakiyyun Fırkası’nın düzenlediği 1 Mayıs’a işçiler kızıl bayraklarla katıldı ve Kasımpaşa’dan Şişli Hürriyet i Ebediye Tepesi ne kadar yürüdüler.

1923

İstanbul’da tütün işçileri, askeri fabrika ve demiryolu işçileri, fırıncılar, İstanbul tramvay, telefon, tünel, gazhane işçileri 1 Mayıs’ı sokakta kutladılar “Yabancı şirketlere el konsun’, “Sekiz saatlik iş günü”, “Hafta tatili”, “Serbest Sendika ve Grev Hakkı” pankartlarını taşıdılar 1924’te 1 Mayıs, Amele Bayramı olarak kutlandı.

1925

Takrir-i Sükûn Kanunu ile her türlü gösteri ve yürüyüş yasaklandı. 1 Mayıslar kitlesel olarak kutlanamaz hâle geldi.

1935

“Bahar ve Çiçek Bayramı” adı altında işçilere ücretsiz izin verildiği genel tatil günü ilan edildi.

1951

İşçilere tatilde yarım yevmiye ödenmesi kabul edildi.

1956

İşçilere tam yevmiye ödenmesine karar verildi.

1976

50 yıllık aradan sonra işçiler tekrar sokağa çıkarak 1 Mayıs’ı özgürleştirdi ve Taksim Meydanı’nda büyük bir miting yapılarak kutlandı DİSK’in düzenlediği miting Türkiye’de kitlesel işçi bayramlarının başlangıcı oldu.

1977

DİSK’in Taksim Meydanı’nda düzenlediği 1 Mayıs mitingine 500 bine yakın işçi ve emekçi katılmıştı. Alana giriş sürerken ateş açıldı. Çok sayıda emekçi ve sosyalist yaralandı. 1977 kayıpları kayıtlı 34 kişi, kayıtlarda geçmeyen sadece isimleri bilinenlerle 41 kişi hayatını kaybetti.

1978

Bir yıl önceki katliama ve provokasyona rağmen 1 Mayıs’ta yüz binler yine Taksim Meydanı’ndaydı; işçi örgütleri ve siyasi partiler alanın güvenliğini kendi sağlamış ve bir başka provokasyona izin vermemişti.[16]

1979

İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sokağa çıkan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Behice Boran ve bine yakın kişi gözaltına alındı. Behice Boran ve 330 Türkiye işçi Partili 6 Mayısta tutuklandı. DİSK’e bağlı bir grup sendika ise İzmir’de “izinli” 1 Mayıs kutlaması yaptı.

Bu uzun bir yasak döneminin son kutlamasıydı, 12 Eylülle birlikte 1 Mayıs polisiye bir vaka hâline geldi.

1980

12 Eylül darbesinden önce son “yasal” 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Sıkıyönetim altındaki İstanbul, Ankara ve İzmir’de gösteriler yasaklandı. DİSK, Mersin’de “izinli’1 Mayıs kutlaması yaptı.

1981

Askeri darbe yönetimi o zamana kadar “Bahar Bayramı” adıyla resmi tatil günü olan 1 Mayıs’ı çalışma günleri arasına dâhil etti.

1987

Genel Hizmet İş ve Last Petkim-İş’in bildirimiyle, 1980 sonrası ilk resmi bildirimli kitlesel 1 Mayıs kutlaması kapalı salonda, İstanbul Emek Sineması’nda gerçekleştirildi.

1988

“1 Mayıs salonlarda değil, alanlarda kutlanmalıdır” sloganıyla, 1 Mayıs’ı alanlarda kutlama düşüncesi çeşitli sosyalist dergilerden oluşan Dergiler Platformu’na önerildi ve kabul edildi. 1 Mayısla binlerce kişi “10 yıl sonra 1 Mayıs’ı 1 Mayıs Alanı’nda” kutlamak için Taksim’e yürüdü. Polis kuşatmasına rağmen Taksim’e girdiler, yüzlerce kişi gözaltına alındı.

1989

İstanbul’da 1 Mayıs’ı kutlamak İçin İstiklal Caddesi’nden Taksim’e yürümek isteyen 2 bin kişilik grup polis tarafından dağıtıldı. İşçi Mehmet Akif Dalcı polis kurşunuyla katledildi. 400’ü aşkın gösterici gözaltına alındı.

1990

İstanbul’un çeşitli semtlerinde yapılan 1 Mayıs eylemlerinde 40 kişi yaralandı, 2 bin kişi gözaltına alındı Yaralılardan Gülay Beceren felç oldu.

1994

İstanbul ve Ankara’da 1 Mayıs’ı kutladıktan sonra dağılan gruplar polis tarafından coplandı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Milletvekili Salman Kaya da polisten şiddet gördü. İki gün sonra Kaya’yı döven üç polis ve Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar görevden alındı

1995

İstanbul’da Kadıköy’de kutlandı, diğer şehirlerde de çeşitli kutlamalar yapıldı.

1996

İstanbul Kadıköy’de yapılan 1 Mayıs kutlamasına 150 bin kişi katıldı. Açılan ateş sonucu Hasan Albayrak, Yalçın Levent ve Dursun Odabaş katledildi. 67 kişi yaralandı. Gözaltına alınanlardan Akın Reçber gördüğü işkence sonucunda 20 Mayıs 1996’da öldü.

1997

DİSK, Türk-İş ve KESK düzenlediği miting Çağlayan Meydanı’nda yapıldı.

1998

Yaygın biçimde kutlandı. Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK’in düzenlemeleriyle İstanbul, Ankara. İzmir, Mersin, Adana, Çanakkale, Diyarbakır, Malatya, G. Antep ve Samsun başta olmak üzere pek çok ilde ve ilçede 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. İstanbul’daki bayram Şişli, Abide-i Hürriyet meydanındaydı.

1999

İşçi konfederasyonlarıyla 15 örgütün bir oraya gelmesiyle oluşturulan Emek Platformu düzenledi İstanbul, Ankara İzmir, Mersin, Adana Kocaeli Lüleburgaz, Gebze. Eskişehir, İskenderun. Kayseri Trabzon, Silifke ve Divriği’deki mitingleri. İstanbul’da DİSK ve KESK Şişli Abide i Hürriyet meydanında, Türk-İş ve Hak-İş salonlarda kutladı.

2000

“Küresel saldırıya karşı gücümüz birliğimiz” sloganıyla tüm Türkiye’de kutlandı. Türk-İş, DİSK. KESK ve Hak-lş’in ortaklaşa düzenledikleri mitingde Şişli Abide-i Hürriyet meydanında birlikteydiler.

2001

DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve KESK ortaklaşa düzenledikleri bayramda Çağlayan’da idiler.

2002/3

İstanbul Çağlayan meydanında işçi bayramı kutlandı.

2004

DİSK ve KESK 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararını açıkladı. Ancak yapılan görüşmeler sonucunda Türk- iş, 1 Mayıs’ı Abide-i Hürriyet Meydanı’nda kutlarken, DİSK ve KESK Fatih, Saraçhane’deydi.

2005

Kadıköy iskele Meydanı tekrar 1 Mayıs kutlamalarına açıldı.

2006

1 Mayıs kutlamaları geniş katılımla Kadıköy’de yapıldı.

2007

1977 Katliamı’nın 30 yıldönümünde DİSK ve KESK Taksim de olacaklarını ilan ettiler. İstanbul Valisi Taksim Meydanına çıkılmaması için geniş güvenlik önlemleri alınca İstanbul’da trafik tıkandı. Aşırı kullanılan gaz bombalarından dolayı 75 yaşındaki İbrahim Sevindik hayatını kaybetti.

2008

“Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması yasal olarak kabul edildi. Fakat resmi tatil olarak ilan edilmedi. DİSK, KESK ve Türk-lş, 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını duyurdular. Sabah erken saatlerde polis DİSK binasına saldırdı.

Türk-iş Taksim’e çıkmayacağını açıkladı. Polis şiddetinin düzeyini gören DİSK ve KESK başkanları, Vali ve Başbakan ile yapılan uzun müzakerelerin ardından, Taksim’e yapılacak yürüyüşün ağır kayıplara sebep olabileceği öngörerek Taksim’e çıkılmayacağını beyan etti.

2009

1 Mayıs, 1981’de yasaklanmasının ardından ilk kez resmi bayram olarak kabul edildi. Taksim’e grup girdi.

2010

1 Mayıs, uzun mücadelenin sonunda kazanılan, yıllarca süren mücadeleler sonunda onlarca kişinin hayatı pahasına söke söke alınan bu hakkın hakkını verecek bir kitlesellikle ve bayram coşkusuyla Taksim’de kutlandı.

2011

DİSK, “1 Milyon Kişi Taksim’e” çağrısı yaptı. Dört ayrı kortejle Taksim’e yüründü. Taksim’de, 1977 1 Mayıs’ına damgasını vuran “ellerinden zincirlenmiş işçi” pankartı yeniden yerine asıldı.

2012

1 Mayıs kutlamaları genel olarak bayram havasında kutlandı. Meydan’da halaylar çekildi, şarkılar söylendi.

2013

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu inşaat gerekçesiyle Taksim’in kutlamalara kapalı olduğunu açıkladı. Beşiktaş’taki göstericilere yedi saat boyunca gaz ve suyla saldırıldı. CHP otobüsünden 5 kişi için ambulans talebi anons edildi, polis yaralı 5 kişinin olduğu noktaya gaz bombası attı. Şişli’nin neredeyse her bölgesinde polis ve göstericiler arasında çatışma yaşandı. Polis gaz bombası ve tazyikli su ile kitlelere saldırdı.

DİSK binasına sığınan 4 yaralı vardı, yaralılar Şişli Etfal Hastanesi’ne kaldırıldı. Polis, Şişli Etfal Hastanesi bahçesine TOMA ile girerek, gaz bombası atılarak ve tazyikli su sıkıldı. DİSK binasında bulunan 12 yaralı, polisin yoğun müdahalesi yüzünden çıkarılamadı. Daha sonra ambulans ile hastaneye götürüldüler. Galata Köprüsü, 1970’de yapılan bakım çalışması dışında ilk kez bugün kaldırıldı. İstanbul’da metro, metrobüs, vapur, motor, tramvay seferleri iptal edildi; birçok yol ulaşıma kapatıldı.

2014

AKP Hükümeti resmi bayram ilân edilen 1 Mayıs için, Gezi Direnişi’nden sonraki yılda, Taksim Meydanı dışındaki bir meydanda kutlama yapılmasını şart koştu. İstanbul Valiliği “provokasyon istihbaratı” var dedi. Bu karara rağmen DİSK’in Taksim’e doğru yürüyüşü başladığında ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko ile polisin müzakeresi hâlâ daha devam ederken polis kitleye saldırdı.

2015

İstanbul Valiliği 16 Nisan 2015’te gösteri yürüyüşü için kullanılacak alanlar arasında Taksim Meydanı’nı göstermedi. Taksim Meydanı’na giriş ve çıkışlar kapatıldı. Sarı basın kartı olmayan gazetecilerin ve polislerin dışında kimsenin giriş ve çıkışına izin verilmedi. İzin verilen sendikalar Birleşik Kamu İş, Aksiyon İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Cihan Sen, Yol İş, Hak-İş ve Türk-İş Taksim Anıtı’na çelenk bıraktı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin 1 Mayıs’ta 203 gözaltı yaşandığını, altı polis ve 18 göstericinin yaralandığını söyledi. Taksim Meydanı’nda pankart açan iki kişi gözaltına alındı. Okmeydanı’nda çantasında gaz maskesi olduğu gerekçesiyle dokuz kişi gözaltına alındı. Şişli ve Beşiktaş’ta sabah saatlerinde başlayan plastik mermi, tazyikli su ve biber gazıyla başlayan polis saldırısı akşam saatlerine kadar sürdü.

Cumhurbaşkanlığı konutunda işçilerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’u felç etmemek için Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarını yasakladıklarını söyledi, “Taksim bir ya da birkaç sendikanın değil ki. Kendinize güveniyorsanız, gidin o (izinli) meydanlarda miting yapın,” dedi.

2016

İstanbul Valiliği Taksim Meydanı’na çıkan tüm yolları yaya ve araç trafiğine kapattı. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, DİSK Genel Merkezi’nde 1 Mayıs kutlamalarını Bakırköy Halk Pazarı Meydanı’nda gerçekleştirmeye karar verdiklerini açıkladı. SODAP, Kaldıraç, Halkevleri Devrimci Anarşist Faaliyet, Alınteri, İnşaat İşçileri Sendikası, Halkın Kurtuluşu Partisi gibi gruplar ise 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını açıkladı.

Bakırköy’deki miting az sayıda gözaltı ve engelleme ile sona erdi. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenlere ise Beşiktaş, Şişli ve Beyoğlu civarında polis saldırdı. Mecidiyeköy Köprüsü’nün altında da polis gaz bombası, plastik mermi ve tazyikli su kullandı. Bir eylemci gaz kapsülüyle gözünden yaralandı. Tarlabaşı’nda dolaşan TOMA, karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir kişiye çarptı. Şişli Etfal Hastanesi’nde tedavi altına alınan Nail Mavuş öldü.

1 Mayıs göz altılarına ilişkin kurulan 1 Mayıs Hukuk tarafından açıklanan verilere göre, Taksim’e çıkmak isteyen 52 kişi gözaltına alındı.

2017

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanmayacağını açıkladı. DİSK, KESK, TTB ve TMMOB 1 Mayıs’ı İstanbul’da yine Bakırköy Halk Pazarı’nda kutlayacaklarını söyledi. Taksim Meydanı’na çağrı yapan örgütler ise Zincirlikuyu’da toplanarak, Taksim’e yürüyeceklerini ifade etti.

Taksim Meydanı’na çıkmak isteyen 165 kişi İstiklal Caddesi, Beşiktaş, Talimhane, Gayrettepe, Zincirlikuyu, Okmeydanı’nda gözaltına alındı. Gözaltına alınanların serbest bırakılması için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimi ile görüşmek isteyen avukatlar adliyede görevli nöbetçi hâkim ve kalem memuru olmadığını belirterek tutanak tuttu. Gözaltına alınan kişilerden bir kısmı polisin biber gazlı ve plastik mermili saldırısı sırasında yaralandı. Gözaltına alınan kişilerden bir kısmı polisin biber gazlı ve plastik mermili saldırısı sırasında yaralandı.

2018

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB 10 Nisan 2018’de yaptıkları açıklamada İstanbul’da 1 Mayıs’ı Maltepe’deki miting alanında kutlayacaklarını açıkladı. Çünkü, Taksim’de yapılması için İstanbul Valiliğine başvuru reddedilmişti. Bazı örgütler ise 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını söyledi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü kentte 1 Mayıs İşçi Bayramı’yla ilgili toplam 84 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. 60 kişi Beşiktaş, altı kişi Maltepe, 16 kişi Beyoğlu, iki kişi de Şişli’de gözaltına alındı. Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi dört kişi, “Taksim yasağını tanımıyoruz” yazılı pankartla Sıraselviler’den Taksim Meydanı’na giriş yapmak istedi. Dört kişi polislerce darp edilerek gözaltına alındı.

Miting alanı olan Maltepe’de gözaltına alınan altı kişiye “Görevli memura mukavemet” suçundan işlem yapıldı. Beşiktaş’tan Taksim’e yürümek isteyenlere polis müdahale etti. Burada da gözaltılar oldu. Taksim Meydanı sabahın erken saatlerinden itibaren bariyerlerle çevrildi. Meydan gazeteciler de dahil kimse alınmadı. Meydan çevresinde oluşturulan alanlarda kimlik kontrolü yapıldı.

2019

İstanbul Valiliği Taksim’i 1 Mayıs İşçi Bayramı’na kapattı. Emek ve meslek örgütleri miting için Bakırköy Pazar Alanı’nı adres gösterdi. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim meydanında kutlamak üzere çağrı yapan gruplar ile sendikalar ise sabah 09:30 civarında Şişli’deki Cevahir Alışveriş Merkezi önünde toplanmaya başladı.

Meydan’a çıkmayı başaran Devrimci Gençlik Birliği üyesi yaklaşık 20 kişilik polis saldırısına uğradı. “Meydanlar halka kapatılamaz” sloganı atan gruptan 14 kişi gözaltına alındı. Polis darp ederek gözaltına aldığı kişilere ters kelepçe yaptı, slogan atmalarını engellemek için ağızlarını kapattı.

2020

Covid-19 pandemisi “gerekçesi”yle sokağa çıkma yasağı ilân edildi. Tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı. DİSK Taksim’e yürüme talebini İstanbul Valiliği yürüyüşün sosyal mesafenin korunmasıyla ilgili kurallara uygun olmadığı bir gerekçesiyle reddetti. Taksim’e DİSK üyesi 25 kişi gözaltına alındı. 1 Mayıs kutlamak üzere sokağa çıkan 48 kişi, gün içerisinde Beşiktaş, Taksim Meydanı, Elmadağ, Şişli, Kadıköy Rıhtım ve Okmeydanı’nda gözaltına alındı.

Gözaltılar çeşitli karakollara ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Güvenlik Şube’ye götürüldü ve 1 Mayıs 2020 Cuma günü akşam saatleri itibariyle tüm gözaltılar ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Sadece iki kişi Çağlayan Adliyesindeki ifadesinin ardından serbest kaldı. Gözaltına alınanlara adli işlemin yanında “sokağa çıkma yasağını ihlâl” ve bir kısmına da ek olarak “emre itaatsizlik” gerekçeleriyle Kabahatler Kanunu hükümlerine göre idari para cezası kesildi.

2021

DİSK “temsili”, devrimciler fiili kutlamalar yaptılar.

 

İşçi sınıfının alanlara çıkamadığı 1 Mayıs’larda bile devrimci işçiler ve radikal sosyalistler her koşulda geleneğini yaşattılar. Fabrikalarda, atölyelerde, okullarda, cezaevlerinde, kısaca mücadelenin olduğu her yerde 1 Mayıs’ı kutladılar.

Egemen sınıflar coğrafyamızda işçi sınıfının 1909’dan beri -çeşitli biçimlerde- kutladığı 1 Mayıs’lardan hep korktu…

 

2021’İN 1 MAYIS’INDA YERKÜRE

 

2021’in 1 Mayıs’ında uluslararası proletarya pandemi sürecinde işsiz kalan, çalışma koşulları kötüleşen, ücretleri artmayan milyonlar uluslararası ölçekte kölelik koşullarına isyan ederek insanca yaşam talebiyle 1 Mayıs’a girdi.

XIX. yüzyıldaki gibi sekiz saatlik çalışma hakkı için grevler düzenleniyorken, karın tokluğuna çalıştırılma yaygınlaşıyordu.

Dünyanın en zengin şirketi Amazon, gelirinin 100 milyar doları aştığını açıklarken New York’ta mola hakkı tanımadığı çalışanlarına saatte 17.25 dolar ödüyor, sendikal örgütlenmeleri engelliyordu.

Hemen her ülkede sınıflar arası uçurumda makas giderek açılıyor, sokaklara çıkan işçilerin, yoksulların hükümetlere ve şirketlere yönelik öfkesiyle dipten gelen dalga yaygınlaşırken; Kolombiya, İtalya, Hollanda, Kanada başta olmak üzere birçok ülke 1 Mayıs’a grevlerle girdi.

Kanada’da ise binlerce liman işçisinin grevi ülkenin en büyük ikinci limanında faaliyetleri durma noktasına getirdi. Montreal kentinde düzenlenen süresiz grevde işçilerin talebi ücret artışı olarak öne çıkarken Hollanda’da da demiryolu işçileri 1 Mayıs’a grevle girdi. Ülkede grev nedeniyle Utrecht, Amersfoort, Amsterdam ve Alkmaar kentlerinde tren seferleri iptal edildi.

İtalya’da ise tekstil işçileri sekiz saatlik çalışma hakkı için grevdeydi. Prato kentinde tekstil şirketi Texprint’in yüzlerce çalışanı, haftada tek izin günü ve günde 12 saatlik çalışma koşullarına karşı sekiz saatlik çalışma hakkı elde edene dek grev düzenleme kararı aldı.

Pandeminin en ağır yükünü çeken sağlık çalışanları da 2021’in 1 Mayıs’ında iş bırakanlar arasındaydı. Arjantin’de hükümetin maaş zammını yetersiz bulan sağlık çalışanları günler boyu eylemlerini sürdürürken Sudan’da da doktorlar tıpkı dünyanın diğer ülkelerindeki meslektaşları gibi pandemi dönemi ağırlaşan çalışma koşullarına isyandaydı. Hartum ve Güney Darfur bölgesindeki hastanelerdeki grev beşinci gününe girerken ABD’de ise sağlık sektörü işçileri 10 günlük bir greve gidiyordu.

Asya ve Afrika ülkelerinden göçmen işçiler, ev sahibi ülkelerde Covid-19 koşulları nedeniyle planlanan tarihten daha erken evlerine dönmek zorunda kalırken kimileri de insan kaçakçıları tarafından kaçırıldı.[17]

 

2021’DE DÜNYADA 1 MAYIS KUTLAMALARI[18]

ALMANYA

Almanya’nın birçok kentinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerle kutlandı.

HAMBURG: Hamburg’da da 10 farklı noktada 1 Mayıs kutlandı. Fischmarkt, Sternschanze, Altona, Damtor, Hamburg Hauptbahnof başta olmak üzere birçok yerdeki kutlamalarda, zenginlerin servetlerini katladığı, yoksulluğun ise derinleştiği vurgulandı. Alman Sendikalar Birliğinin (DGB) “Dayanışma gelecektir,” parolasıyla düzenlediği Hamburg’taki etkinliğe Covid-19 önlemleri nedeniyle 200 kişinin katılmasına izin verildi.

BERLİN: Devrimci Sınıf Bilinçli Hareketler Platformu-Berlin’in çağrısıyla Hackescher Markt’ta bir araya gelen binlerce kişi, Hermannplatz’a kadar yürüdü. Yürüyüşe Nav-Berlin, Dest-Dan Kadın Meclisi, KKP, Aveg-Kon, ATİF, TCŞ ve daha birçok örgüt ile çevre katıldı.

Berlin’deki Brandeburg Kapısı önünde gerçekleştirilen etkinlikte ise IG Maden, Kimya ve Enerji Sendikası Başkanı Michael Vassiliadis ise Covid-19’dan en çok etkilenenlerin düşük gelirli aileler olduğunu söyledi.

MÜNİH: Emekçiler Münih sokaklarında “Dayanışma Geleceğimizdir” sloganıyla yürüdüler. İşten atmaları, hak gasplarını protesto ettiler.

ULM: DGB tarafından “Dayanışma gelecektir” şiarıyla gerçekleştirilen etkinliğe ADHF, AGEB, AGİF, ATİF, KON-MED, MLPD, AKM, DİDF, Halk Cephesi, HDP, Partizan, SOL Parti (TR), MLKP, Umweltgewerkschaft, SDAJ, DKP, Die Linke, SPD, Yeşiller, Rebell, InterBündnis katıldı.

KASSEL: Kürt ve enternasyonalist gençler, 1 Mayıs’ı yürüyüşle kutladı.

FREIBURG: Kutlama birçok sol Alman ve Türkiyeli gruplar ile DKTM tarafından organize edildi.

STUTTGART: DGB sendikasının çağrı yaptığı 1 Mayıs yürüyüşüne Solidarität Klassenkampf, Aktionsbündnis, Die Linke, MLPD, HBDH ve KBDH bileşenlerinden TKEP-Lenninist, MLKP, KKÖ, PKK, MKP, TIKB ve TKP-ML’nin yanı sıra ADGB, SYKP ve birçok Türkiyeli ve yerli kurum katıldı.

DUSSELDORF: Almanya Düsseldorf kentinde bir araya gelen çok sayıda kişi 1 Mayıs’ı kutladı.

WUPPERTAL: Kitle, 1 Mayıs’ı kutladı. Viyan Kürt Kadın Derneği, Öğrenci Kolektifi, BASO Basissolidarität, XR Extinction Rebellion, Frauenverband Courage de kutlamalara katıldı.

HEILBRONN: Kürt Toplum Merkezi ile Alman ve Türkiyeli devrimci örgütler bir araya gelerek 1 Mayıs’ı kutladı. Emekçiler Klianzplatz’ta bir araya geldi.

DUISBURG: 1 Mayıs yüzlerce kişinin katıldığı bir miting ve yürüyüş ile kutlandı. Kutlama ADGB bileşenleri ve MLPD tarafından düzenlendi. Kitle “Bijî Yek Gulan”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganları attı.

MANNHEIM: DKTM, ADGB, MLPD, Die Linke ve Antifa, alternatif 1 Mayıs kutlaması düzenledi.

NÜRNBERG: Kürt Demokratik Toplum Merkezi, HBDH, MLKP, Partizan, Die Linke gibi sol örgütlerin yer aldığı kutlama çerçevesinde Ausesplatz Meydanı’nda buluşuldu. Ausesplatz önünden başlayan yürüyüş Rosenpark’da yapılan açıklama ile son buldu.

GOTTINGEN: 1 Mayıs kutlandı. Kutlamada sık sık faşizme karşı sloganlar atıldı.

BELÇİKA

Belçika’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Brüksel’de Büyükşehir belediye binası önünde toplananlar geleneksel 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı.

BRÜKSEL: 1 Mayıs kutlandı.

İSPANYA

İspanya’nın 70’den fazla şehrinde binlerce emekçi bayrakları, dövizleri ve pankartlarıyla 1 Mayıs’ta alanlardaydı.

MADRİD: İşçi sendikalarının çağrısı ve sol koalisyon hükümetinden bazı bakanların katılımıyla gösteri düzenlendi.

FRANSA’DA POLİS SALDIRISI

Fransa’da 1 Mayıs kutlamalarına polis saldırdı.

Paris’te Sarı Yelekliler 1 Mayıs kutlamaları kapsamında sokağa çıktı. Polis, yüzlerce Sarı Yelekli’nin bulunduğu kutlamaya biber gazı sıkarak saldırdı.

Fransalı emekçiler 1 Mayıs’ı ülkenin dört bir yanında meydanlara inerek kutladı. Paris başta olmak üzere Lyon, Nantes, Lille, Toulouse, Strasbourg ve daha pek çok kentte hep bir ağızdan talepler haykırıldı. 300’den fazla yürüyüşün örgütlendiği Fransa’da işçiler baskılara, sosyal hakların ve özgürlüklerin gasp edilmesine, reform adı altında yeni saldırılara karşı seslerini yükselttiler.

STRASBOURG: Kürdistanlılar, 1 Mayıs’ı kutladı. Birçok Fransız grubun da bulunduğu yürüyüşte 3 farklı dilde ‘Yaşasın 1 Mayıs’ yazılı pankart taşındı. Yürüyüş Place de la Bourse Meydanı’nda başlayıp yine aynı yerde sonlandırıldı.

ENDONEZYA

Endonezyalı emekçiler başta Cakarta olmak üzere onlarca kentte 1 Mayıs’ta meydanlara çıktı. Yaklaşık 3 bin işyerinden 50 bin işçi ve emekçi taleplerini haykırdı, hükümeti protesto etti.

FİLİPİNLER

1 Mayıs pek çok merkezde kutlandı. İşçi ve emekçiler Duterte rejimi altında artan baskı ve yasaklara, coronavirüs bahanesiyle işçi haklarına yapılan saldırılara, işsizliğin artmasına tepki gösterdiler.

Cebu’da düzenlenmek istenen mitingde maden işçileri ve balıkçılar gözaltına alındı.

MYANMAR

Myanmarlı emekçiler 1 Mayıs’ta da meydanlardaydı. Ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs yürüyüşü gerçekleştirip, askeri diktatörlüğe “Hayır!” dediler.

İTALYA

Torino’daki 1 Mayıs gösterisinde işçi ve emekçi saflarının en önünde gençler vardı. İşçiler hükümet binasına yürümek istedi, polis saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Yaklaşık bin kişinin katıldığı gösteride İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin figürünün olduğu bir giyotin kullanıldı, Draghi temsili olarak giyotinle “idam edildi”.

İRAN

Tahran’da, Tebriz’de, Ahvaz’da ve başka pek çok yerde emekçiler, rejimin saldırılarına rağmen 1 Mayıs’ta meydanlara çıkıp taleplerini haykırdılar!

İNGİLTERE

On binlerce emekçi 1 Mayıs’ta Londra’da bir araya geldiler. Kapitalist sınıfa duydukları öfkeyi ortaya koyan dövizler taşıdılar. Eylemde “Tüm İktidar İşçi Sınıfına, Şimdi!” sloganları da atıldı.

TAYVAN

Taipei’de iletişim, enerji ve daha pek çok sektörden binlerce işçi sendikalarıyla birlikte1 Mayıs’ta caddelerdeydi.

GÜNEY KORE

Kore Sendikalar Konfederasyonu üyesi işçiler Seul’de daha iyi çalışma koşulları ve işçi haklarının genişletilmesini talep ettiler. İşçilerin elinde tuttuğu dövizlerde “Haydi Eşitsizliği Bitirelim” yazıyordu.

BOSNA

Saraybosna’daki 1 Mayıs yürüyüşünde Bosnalı kömür madencisi daha iyi ücret ve çalışma koşulları talep etti.

ABD

Şikago ve New York’ta toplanan binlerce işçi ve emekçi 1 Mayıs’ı şarkılar ve sloganlar eşliğinde kutladılar. İşçiler başta Meksikalı göçmen işçiler olmak üzere tüm göçmen işçilerle dayanışma içinde olduklarını ve göçmen işçilerin haklarının genişletilmesi için de mücadele ettiklerini dile getirdiler.

 

Özetle, dünyanın farklı kıtalarında, birbirinden farklı ülkelerde, birbirlerini hiç tanımayan, daha önce birbirlerini hiç görmemiş işçilerin enternasyonalist bayramı, sermaye sınıfına uluslararası gücünü gösterdikleri gün 1 Mayıs’ta Endonezya’dan İspanya’ya, Türkiye’den Filipinler’e işçiler sokaklara çıktı, kapitalist sömürüye, ağır çalıştırma koşullarına ve pandemi politikasızlığına karşı taleplerini ve tarihsel umutlarını dile getirdiler.

2022 1 Mayıs’ı İçin (2021) Dersler(i)--> devamı



Bu yazı 79 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI