Bugun...



‘Rojava’da ki Özgürlükçü ve Demokrat Ortam Tehdit Altında, Ancak Rojava Kazanacak’

Dünyaca tanınmış düşünürler: ‘Rojava’da ki Özgürlükçü ve Demokrat Ortam Tehdit Altında, Ancak Rojava Kazanacak’ Dünyaca tanınmış, toplumsal olaylar karşında sesiz kalmayan,Türkiye’nin Kuzey-doğu Suriye’ye yönelik “harekatı” karşında “savaşı durdurun” imza kampanyasına katılan Akademisyenlerden Noam Chomsky, Michael Löwy ve Janet Biehl, Yeni Yaşam gazetesinden Yadigar Aygün-Hüseyin Kalkan’ın sorularını yanıtlıyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 05-11-2019 15:44:22 Tarih: 05-11-2019 14:46

‘Rojava’da ki Özgürlükçü ve Demokrat Ortam Tehdit Altında, Ancak Rojava Kazanacak’

Dünyaca tanınmış düşünürler:

‘Rojava’da ki Özgürlükçü ve Demokrat Ortam Tehdit Altında, Ancak Rojava Kazanacak’

 

Dünyaca tanınmış, toplumsal olaylar karşında sesiz kalmayan,Türkiye’nin Kuzey-doğu Suriye’ye yönelik “harekatı” karşında “savaşı durdurun” imza kampanyasına katılan  Akademisyenlerden Noam Chomsky, Michael Löwy ve Janet  Biehl, Yeni Yaşam gazetesinden Yadigar Aygün-Hüseyin Kalkan’ın  sorularını yanıtlıyor.

Noam Chomsky “Türkiye’nin ağırlıklı olarak Kürt bölgelerine harekatı büyük bir savaş suçu. Önceki aşamalarda ciddi vahşet ve etnik temizlik vardı, şimdi de Trump’ın utanç verici ihanetinden sonra ‘uzunca olan bu ihanetler listesine bir yenisini eklercesine’ daha da genişledi. Rojava’daki mükemmel başarılar ciddi anlamda tehdit altında. Türkiye’nin de dahil olduğu, bu suç girişimine karşı güçlü bir uluslararası bir protesto olmalı" diyor.

Yeni Yaşam gazetesinden Yadigar Aygün-Hüseyin Kalkan’ın yazısı şöyle;

 TSK’nin tüm dünya tarafından katliamcı, hırsız ve haydut olarak tanımlanan ÖSO ile birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’ye 9 Ekim’de başlattığı saldırı, farklı kutuplardaki hemen her ülkenin tepkisini çektiği gibi dünyanın dört bir yanında halklar, saldırganlığa son verilmesi için eylemlerini sürdürüyor. Dünya çapındaki düşünür, filozof ve entelektüeller de 2011’den bu yana özgür bir modelin inşa edildiği Kuzey ve Doğu Suriye etrafında kenetlenmiş durumda. Saldırıların başlamasının hemen ardından Meksika’dan Fransa’ya, Hindistan’dan İzlanda’ya 21 ülkeden 200’den fazla akademisyen, yazar, düşünür, onlarca grup, kurum ve kolektif, imza kampanyası başlatmıştı.

Rojava ile dayanışma mesajının da yer aldığı metne aralarında Noam Chomsky, David Harvey, Etienne Balibar, Vittorio Sergi gibi akademisyenler ile Janet Biehl ve Raul Zibechi gibi düşünürler de imza atmıştı. Bu kampanyanın imzacılarından Noam Chomsky, Michael Löwy ile Janet Biehl, gazetemiz Yeni Yaşam’ın sorularını yanıtladı. Amerikalı Janet Biehl, 2006 yılında yaşama veda eden siyasi teorisyen Murray Bookchin’nin son 19 yılını birlikte geçirdiği yol arkadaşı. ‘Ekoloji ya da Felaket: Murray Bookchin’nin Yaşamı’ adlı kitabın yazarı da olan Biehl, Rojava’ya bizzat gitmiş ve üzerinde çalışmalar yapmış bir isim. Birleşik Devletler vatandaşı olarak, hala Trump’ın 9 Ekim’deki ABD güçlerini aniden geri çekme kararının verdiği dehşet ve şok içerisinde olduğunu dile getiren Biehl, Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) bağlı Kürt, Arap ve Süryani savaşçıların 2014’ten bu yana ABD öncülüğündeki koalisyon ile birlikte cesurca ve kahramanca savaşıp IŞİD halifeliğine son verdiğine değindi. “Bu, her iki tarafın da faydalandığı ve kesinlikle bundan gurur duyduğum harikulade bir ittifaktı” ifadelerini kullanan Biehl, Birleşik Devletler’in, Ortadoğu’da bundan daha iyi bir ittifak kuramayacağını kaydetti.

‘Trump diktatörlük istiyor’

Trump’ın geri çekilme kararını değerlendiren Biehl, şöyle dedi: “Ve şimdi onlara ihanet etmek mi? Tamamen mantık, etik ve insanlığı reddediyor. Bu absürt ve bir canavarın barbarca davranışı. Eğer açıklamak gerekirse, gerçek şu ki Trump bir diktatör olmak istiyor, diktatör olmaya hayran ve kendi arzularına teslim olmaktan zevk alıyor. Bunun sonucu olarak hiç zorluk yaşamadan Erdoğan’ın uzun süredir arzuladığı barışçıl ve demokratik Kuzey-Doğu Suriye işgaline izin verdi. Kendi tabiriyle ‘sert aşk’. Bunun birçok sonucu oldu: Barışçıl ve demokratik özerk Kuzey-Doğu Suriye altüst oldu. Kürtler ve Hristiyanlar katledildiler ve soykırıma maruz kaldılar. Yüzbinlercesi kaçtı. Zorbaların egemenliği güçlendi.”

Gözlemlerini anlattı

Bu yılın ilkbaharında bir film yapmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’ye gidip 1 ay zaman geçirdiğini aktaran Biehl, izlenimleri hakkında şöyle dedi: “Orada olağanüstü insanlarla tanıştım. Lütfen bana onlardan birazcık söz etmeme izin verin, hikayeleri onların neler kaybettiğini gösteriyor. Kamışlo’da, Rovaja Üniversitesi’nin yöneticisiyle tanıştım ve kendisi orada 4 yıllık programlar kurmuştu. Türkiye’nin tehditlerine bakmaksızın 4 yıl boyunca gençleri eğitmek için oldukça özgüvenliydi. Yine Kamışlo’da tüm Suriyeliler için hazırlanan yeni anayasa görüşmeleri sürerken, kadın haklarını güvenceye almak için çalışan Kongreya Star üyesi kadınla tanıştım. Tal Tamir’e yakın bir köyde, Afrin’den gelen ve oradan gelmiş mültecilerle tanıştım. Şimdi Hristiyan Süryanilerle yaşıyorlar. Kürtler ve Süryaniler birlikte evlerini ve barışçıl ve sevgi dolu bir ortak yaşam yeni yaşam inşa ediyorlar. Derik’te sıradaki projelerine hazırlanan Rojava Film Komünü üyeleriyle tanıştım. Rakka’da Arap Kadın Akademisi’nin üyeleriyle tanıştım. Orada kadınların erkeklerle aynı olduklarını ve demokratik eş yaşama ortakça katılabileceklerini öğreniyorlardı. Bunu yapmak için oldukça çeviktirler. Şarkı söyleyip dans ediyorlardı.”

‘Ülkemden utanç duyuyorum’

Biehl, bu bölgede kadınların nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve yine halklar arasındaki ilişkinin nasıl olduğunu da değerlendirdi: “Haseke’de Afrin gazisi olan YPJ’li kadınlarla tanıştım. Yakın zamanda savaşmak zorunda kalacaklarını biliyorlardı. Biri ‘Korkmuyoruz, çünkü biz YPJ’yiz’ demişti. Gittiğim her yerde insanlar kadın devrimine desteklerini açıklıyorlardı. Özellikle kadınlar IŞİD’e karşı mücadelelerinde savaşçı yeteneklerini kanıtladıktan sonra. Ayrıca Kobane Üniversitesi’nde Kürtçe dersine katıldım. Eğitimci dil devrimini anlatıyordu. Fırat vadisinde bir köyde Arap vatandaşların demokratik sistemi övdüğü bir köy komünü toplantısına katıldım. Daha sonra bu Arap yurttaşlar bana IŞİD yönetiminin altında yaşamanın korkunçluğunu anlattı. Ve ardından Kürtlerle bir olup köyü IŞİD’den kurtardıklarını anlattılar. Bana söyledikleri: Kürtler ve Araplar arasında fark yoktur. Ein Issa’da insanların refahını ve özgürlüğünü ‘garantilemeye’ adamış özyönetim üyeleriyle tanıştım. Bu planların, duyguların, beklentilerin tamamı olmasa da büyük bir çoğunluğu şimdi tehdit altında. Şimdi Rojava’nın kaderi için gözyaşı döküyorum, özellikle de benimle şahsen deneyimlerini paylaşan o kibar olağanüstü insanlar için ağlıyorum. Zor zamanlar ve zor seçimler onları bekliyor. Ülkemin onlara ihanet etmesinden dolayı utanç duyuyorum. Bu insan hakları ve demokrasi değeri açısında Birleşik Devletler için kalıcı bir leke.”

‘Tiranlara karşı mücadele’

Kuzey Suriye ile dayanışmak için herkesin elinden geleni yapması çağrısında bulunan Biehl, “İnsanlar, hükümetlerine uçuşa yasaklı bölgeyi destekleme çağrısında bulunabilirler. Böylelikle DSG savaşçılarının Türkiye destekli güçlere karşı bir şansları olabilir. Hükümetlere DSG’ye askeri ve insani yardım desteği çağrısında bulunabilirler. İnsanlar, acımasız savaş koşulları altında tıbbi yardım sağlanması için Heyva Sor a Kurdistane bağışta bulunabilirler. İnsanlar Kuzeydoğu Suriye’deki Kürtler, Araplar ve Asurilerle kendi amaçları ve kurumlarını yaşatmaları için dayanışmalarını açıklayabilirler. Demokratik ülkelerde yaşayan tüm insanlar kendi ülkelerinin demokratik özelliklerini güçlendirme zorundalar. Erdoğan, Putin, Esad ve İran ve ‘diğerleri’ne daha ileri bir tahribat yaratmalarına izin verilmemek zorunda. Sözde demokratik ülkelerde yaşayan insanlar bile ülkelerinde hüküm süren tiranlıklara karşı özgürlükçü hareketleri desteklemek zorundalar. Bu noktada, dünya, ‘birçok kez kullanılan ve daha sonra ihanet edilen’ Kürt halkına adalet sağlamak zorunda. Kürt otonomisi, yönetimi, kendi kendini yönetmesi bir gün gerçek olmak zorunda” diye ekledi.

‘Rojava tehdit altında’

Yaşamı boyunca dünyanın dört bir yanındaki mazlum halklara destek sunan Amerikan dilbilimci, filozof, mantıkçı, siyasî eleştirmen, tarihçi ve yazar Noam Chomsky, gazetemize verdiği demeçte TSK-ÖSO saldırganlığının vahametine vurgu yaptı. Chomsky’nin mesajı şöyle: “Türkiye’nin ağırlıklı olarak Kürt bölgelerine saldırısı büyük bir savaş suçu. Önceki aşamalarda ciddi vahşet ve etnik temizlik vardı, şimdi de Trump’ın utanç verici ihanetinden sonra ‘uzunca olan bu ihanetler listesine bir yenisini eklercesine’ daha da genişledi. Rojava’daki mükemmel başarılar ciddi anlamda tehdit altında. Türkiye’nin de dahil olduğu, bu suç girişimine karşı güçlü bir uluslararası bir protesto olmalı.”

‘Rojava’yla dayanışmak zorundayız’

Brezilyalı filozof, Marksist sosyolog Michael Löwy, Rojava’nın tüm ulusların ve dinlerin birlikte yaşayabileceği, demokratik, özgürlükçü, ekolojik ve feminist toplumun eşsiz bir deneyimi olduğunun altını çizdi. Löwy, “Dini politik güçlere ve hoşgörüsüz gerici tiranlıklara taban tabana zıt, insanlığın ve dayanışmanın mükemmel bir örneği. Trump’ın izniyle ve Erdoğan, köktenci çetelerin yardımıyla Rojava’yı yok etmeye çalışıyor. Bu sadece Kürtlere karşı değil demokrasi ve insan haklarına karşı bir suç. Ve bu hepimizi ilgilendiriyor. Kürt güçler ve müttefikleri bizim uluslararası desteğimizi hak ediyorlar. Biz Avrupa’da, ABD’de, Latin Amerika’da, Asya ve Afrika’da her yerde suç teşkil eden Türkiye işgaline karşı Rojava’yla dayanışmak zorundayız. Demokratik Rojava kazanacak” dedi.




Kaynak: yeni yaşam

Editör: Yeniden ATILIM

Bu haber 49 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Akademik-Felsefe Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
GAZETEMİZ

HABER ARA
YUKARI YUKARI